Loader
Küfrün Karanlıklarından, Vahyin Aydınlığına...

1. Ünite: Zaman ve Mekân Açısından Kur'an'ın Nüzulu ile Alakalı Meseleler -2 Enes DOĞAN

2017-08-16

Alemlerin Rabbi olan Allah'a hamd olsun. Salat ve Selam Rasûlullah'a Ehli Beytine, sahabeye ve onlara ihsan üzere tabi olanlara olsun…

Bir önceki yazımızda 1. Ünite'nin birinci ve ikinci konusu olan Mekki ve Medeni ayetler bahsini işlemiştik. 1. Üniteye dahil olan konuları anlatmaya devam ediyoruz. Bu sayımızda işleyeceğimiz konular şunlardır:

• Üçüncü ve dördüncü bölüm: Hadari ve Seferi ayetler

• Beşinci ve altıncı bölüm: Leyli ve Nehari ayetler

• Yedinci ve sekizinci bölüm: Sayfi ve Şitai ayetler

• Dokuzuncu bölüm: Firaşi ayetler

Öncelikle belirtmeliyiz ki, bu konular ekseriyetle üzerine faide bina edilen mühim konular değildir. Nazm'ın tertibine riayet etmek amacı ile bu konuları incelemeye çalışacağız. Allah'tan sevip razı olduğu amellere muvaffak olmayı isteriz. Başarı Allah'tandır. subhanehu ve teâlâ

Üçüncü ve Dördüncü Bölüm: Hadari ve Seferi[1]

Zemzemi rahimehullah dedi ki:

النَّوعُ الثالثُ والرابعُ : الحَضَرِيُّ والسَّفَرِيُّ

والسَّفَرِيْ كَآَيَةِ التَّيَمُّمِ ... مَائِدَةٌ بذَاتِ جَيْشٍ فَاعْلَمِ

أَوْ هِيَ بِالبَيْدَاءِ ، ثُمَّ الفَتْحُ فيْ ...كُراعِ الغَمِيْمِ يا مَنْ يَقْتَفِيْ

وبِمِنَى {اتَّقُوْا} وبعدُ {يَومَاً} ... و{ تُرْجَعونَ } أَوْلِ هذا الخَتْمَا

ويومَ فَتْحٍ{آمَنَ الرَّسُولُ } ... لآخرِ السُّورَةِ يا سَئُولُ

ويومَ بَدْرٍ سُورَةُ الأَنْفَالِ مَعْ ... { هَذَانِ خَصْمَانِ } ومَا بَعْدُ تَبَعْ

إِلى {الحَمِيدِ} ، ثُمَّ { إِنْ عَاقَبْتُمُ ... فَعاقِبُوا بِمِثْلِ مَا عُوْقِبْتُمُ }

بأُحُدٍ ، وعَرَفاتٍ رَسَمُوا ... {اليومَ أَكْمَلْتُ لَكُمْ دِيْنَكُمُ}

وما ذَكَرْنَا هَا هُنَا اليَسِيْرُ ... والحَضَرِيْ وقُوعُهُ كَثِيْرُ

"Üçüncü Dördüncü Bölüm: Hadari (Mukim hâlde) ve Seferi (yolculukta inen) Ayetler

23. Seferi; Teyemmüm Ayeti gibidir.

Maide (suresinde olan) ki (Bu ayet) Zat-u Ceyş'te indi (bunu) bil

24. Ya da Beyda'da.[2] Sonra Fetih Suresi

Kurai'l Gamim'de[3] (inmiştir) Ey (bu ilmin) peşine düşen.

25. Mina'da[4] (şu ayet indi) 'Sakının' (bu kelimeden) sonra 'bir günden'

(Ki o günde) 'Döndürüleceksiniz.' [5] (kelimesini de) kesin bir şekilde ekle.

26. Fetih günü (indi) 'Rasûl iman etti…' (ayeti),

(Bu ayet Bakara) Suresinin en son kısmından olan (bir ayettir) Ey çokça sorgulayan!

27. Bedir[6] günü Enfal suresi ve beraberinde

(Hac Suresi'nde geçen) 'Bu iki hasımdır' (ayeti) ve (bu ayetten) sonra tabi olan

28. 'Hamid' kelimesine kadar (olan ayetler). Sonra 'Şayet cezalandırırsanız

Size yapılanın misli ile cezalandırın.' (ayeti ki;)

29. (Bu ayet) Uhud'da[7] (indirilmiştir). Arafat'ta[8] resmettiler,

'Bugün size dininizi ikmal ettim.' (ayetini)

30. Burada (Seferi olarak) zikrettiklerimiz azdır.

Hadari olarak ayetlerin vuku bulması daha fazladır."

Şerh

Zemzemi'nin rahimehullah Hadari sözünden kastı; Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem herhangi bir seferde değilken yani, mukim iken kendisine inen ayetlerdir. Seferi'den kasıt ise; Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem yolculukta iken kendisine inen ayetlerdir.

Hadari ayetlerin sayısı oldukça fazladır. Bundan dolayı Zemzemi rahimehullah sayıca az olan Seferi ayetleri zikretmekle yetinmiştir. Seferi olanlar anlaşıldığında, bunların dışında kalanlar Hadari'dir diyebiliriz rahatlıkla.

Maide Suresi 6. Ayet

Zemzemi rahimehullah dedi ki;

(والسَّفَرِيْ كَآَيَةِ التَّيَمُّمِ ... مَائِدَةٌ بذَاتِ جَيْشٍ فَاعْلَمِأَوْ هِيَ بِالبَيْدَاء. )

'Seferi ayet, Zat-u Ceyş veya El-Beyda bölgesinde inen Maide Suresindeki teyemmüm ayeti gibidir.'

Kur'an'da teyemmümden bahseden iki ayet vardır;

• Allah subhanehu ve teâlâ Nisa Suresinde şöyle buyurur:

"Ey iman edenler! Sarhoş iken ne söylediğinizi bilinceye kadar, bir de -yolcu olmanız durumu müstesna- cünüp iken yıkanıncaya kadar namaza yaklaşmayın. Eğer hasta olur veya yolculukta bulunursanız, veyahut biriniz abdest bozmaktan gelince ya da eşlerinizle cinsel ilişkide bulunup, su da bulamazsanız o zaman temiz bir toprağa yönelip, (niyet ederek onunla) yüzlerinizi ve ellerinizi mesh edin. Şüphesiz Allah, çok affedicidir, çok bağışlayıcıdır." [9]

• Allah subhanehu ve teâlâ Maide suresinde şöyle buyurur:

"Ey iman edenler! Namaza kalkacağınız zaman yüzlerinizi, dirseklere kadar ellerinizi ve -başlarınıza mesh edip- her iki topuğa kadar da ayaklarınızı yıkayın. Eğer cünüp iseniz, iyice yıkanarak temizlenin. Hasta olursanız veya seferde bulunursanız veya biriniz abdest bozmaktan (def-i hacetten) gelir veya kadınlara dokunur (cinsel ilişkide bulunur) da su bulamazsanız, o zaman temiz bir toprağa yönelin. Onunla yüzlerinizi ve ellerinizi mesh edin (Teyemmüm edin). Allah, size herhangi bir güçlük çıkarmak istemez. Fakat O, sizi tertemiz yapmak ve üzerinizdeki nimetini tamamlamak ister ki şükredesiniz." [10]

Zemzemi rahimehullah Maide Suresinde geçen ayetin seferde indiğini söylemiştir.

Aişe radıyallahu anh anlatıyor:

"Bizler Rasûlullah'ın yaptığı seferlerin birinde[11] O'nunla birlikte yola çıktık. Nihayet ya el-Beyda'ya veya Zatu'l Ceyş'e vardığımızda gerdanlığım kayboldu. Aransın diye Rasûlullah o yerde bekledi. İnsanlar da O'nunla beraber beklediler. Herhangi bir su başında değillerdi, yanlarında da su yoktu. İnsanlar Ebu Bekir'e radıyallahu anh gelip: 'Aişe'nin radıyallahu anh yaptığını görmüyor musun? Rasûlullah'ı da sallallahu aleyhi ve sellem insanları da yollarından alıkoydu. Su başında değiller, beraberlerinde de su yok.' dediler. Bunun üzerine Ebu Bekr radıyallahu anh (benim yanıma) geldi. Rasûlullah da sallallahu aleyhi ve sellem başını benim dizimin üstüne koyup uyumuştu. Ebu Bekir bana: 'Sen Rasûlullah'ı da sallallahu aleyhi ve sellem insanları da yollarından alıkoydun. Su başında değiller, beraberlerinde de su yok.' dedi. Aişe radıyallahu anh dedi ki: Ebu Bekr radıyallahu anh beni azarladı ve Allah'ın subhanehu ve teâlâ söylemesini istediği sözleri söyledi. Eli ile de böğrüme vurmaya başladı. Beni kıpırdamaktan, Rasûlullah'ın sallallahu aleyhi ve sellem dizim üstünde bulunmasından başka hiçbir şey menetmiyordu. Sabah olunca Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem kalktı, hiç su yoktu. Allah subhanehu ve teâlâ teyemmüm ayetini indirdi (herkes teyemmüm etti). Useyd bin Hudayr radıyallahu anh: 'Ey Ebu Bekir ailesi! Bu sizin ilk bereketiniz değildir.' dedi. Aişe radıyallahu anh dedi ki: '(Sonra gideceğimiz sırada) üzerine bindiğim deveyi kaldırdık. Bir de gördük ki, gerdanlık onun altındaymış.' " [12]

Fetih Suresi

Zemzemi rahimehullah der ki,

() "Ey (bu ilmin) peşine düşen! Kurai'l Gamim'de Fetih Suresi inmiştir."

Ömer radıyallahu anh anlatıyor;

"Seferlerinden birinde Rasûlullah ile birlikteydik. Rasûlullah ile konuştum, sustu tekrar konuştum yine sustu sonra tekrar konuştum yine sustu. Ben de devemi hareket ettirdim ve bir kenara çekildim. Kendi kendime: 'Ey Hattab'ın oğlu, anan acına yansın. Rasûlullah'a üç kere ısrar ettin üçünde de seninle konuşmadı. Dolayısıyla hakkında bir Kur'an ayetin inmesine ne kadar da layık hâle geldin.' dedim. Tam bu durumda iken beni çağıran birini duydum ve derhal Rasûlullah'ın yanına geldim. Rasûlullah: 'Ey Hattab'ın oğlu! Allah subhanehu ve teâlâ bu gece bana bir sure indirdi ki bu sure karşılığında güneşin doğduğu her şey benim olsun istemem: 'Şüphesiz biz senin için apaçık bir zaferin önünü açtık.' [13] ' " [14]

Rivayette geçen olay ise, Ömer'in radıyallahu anh belirttiği üzere seferde gerçekleşmiştir. Rasûlullah'a sallallahu aleyhi ve sellem vahiy geldiği için Ömer radıyallahu anh ile konuşmamıştır. Daha sonra Ömer'e radıyallahu anh kırgın olmadığını göstermek için yanına çağırmış ve ona Fetih Suresinin yeni nazil olan ayetlerini okumuştur.

İmam Ebu Davud'un rahimehullah rivayet ettiği hadiste ise, Peygambere sallallahu aleyhi ve sellem vahyin geldiği bölgenin Kurai'l Gamim bölgesi olduğu geçmektedir.

Mücemmi' bin Cariye el-Ensari radıyallahu anh anlatıyor:

"Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ile birlikte Hudeybiye'de bulunduk. Oradan döndüğümüz sırada, insanlar develerini koşturmaya başladı. İnsanların bir kısmı, diğerlerine 'İnsanlara ne oluyor?' diye sormaya başladılar. 'Onlar da Rasûlullah'a vahiy geldi.' diye cevap verdiler. Bunun üzerine koşarak çıktık ve Peygamberi Kurai'l Gamim (denilen yer) de devesi üzerinde dururken bulduk. İnsanlar yanında toplanınca onlara 'Biz sana apaçık bir fetih verdik.' [15] ayetini okudu." [16]

Bakara Suresi 281. Ayet

Zemzemi rahimehullah dedi ki;

() "Mina'da (şu ayet indi) 'Sakının' (bu kelimeden) sonra 'bir günden' (ki o günde) 'Döndürüleceksiniz.' (kelimesini de) kesin bir şekilde ekle."

Zemzemi'nin rahimehullah bu beyitte kastetmiş olduğu, Bakara suresi 281. ayettir. Allah subhanehu ve teâlâ şöyle buyurur:

"Öyle bir günden sakının ki, o gün hepiniz Allah'a döndürülüp götürüleceksiniz. Sonra herkese kazandığı amellerin karşılığı verilecek ve onlara asla haksızlık yapılmayacaktır."

Beyhaki rahimehullah, Delailu'n Nubuvve[17] isimli eserinde bu ayetin Veda Haccı'nda Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Mina'da iken nazil olduğunu söylemiştir. Bu ayetin en son indirilen ayet olması hakkında ihtilaf edilmiştir. Mina'da indirildiğine dair de tefsir kitaplarında herhangi bir bilgi yoktur.

Bakara Suresi 285. Ayet

Zemzemi rahimehullah dedi ki:

() "Fetih günü Bakara Suresinin en sonunda bulunan 'Rasûl iman etti…' ayeti indirildi. Ey çokça sorgulayan!"

Allah subhanehu ve teâlâ şöyle buyurur:

"Peygamber, Rabbinden kendisine indirilene iman etti, mü'minler de (iman ettiler). Her biri; Allah'a, meleklerine, kitaplarına ve Peygamberlerine iman ettiler ve şöyle dediler: 'Onun Peygamberlerinden hiçbirini (diğerinden) ayırt etmeyiz.' Şöyle de dediler: 'İşittik ve itaat ettik. Ey Rabbimiz! Senden bağışlama dileriz. Sonunda dönüş yalnız sanadır.' " [18]

İmam Suyuti rahimehullah, En-Nukaye,[19] Et-Tahbir[20] ve El-İtkan[21] isimli eserlerinde bu ayetin Mekke'nin Fethinde indiğini söyleyenlerin olduğunu ve buna delil olacak bir hadise rastlamadığını söylemiştir.

Enfal Suresi'nin Bazı Ayetleri

Zemzemi rahimehullah dedi ki: () 'Bedir günü Enfal suresi (indirildi.)'

• Enfal Suresi'nin ilk beş ayeti Bedir savaşından sonra sahabenin ganimetler hakkında tartışması üzerine inmiştir ve seferidir.

İbni Abbas radıyallahu anh anlatıyor:

"Rasûlullah: 'Kim (savaşta) şöyle şöyle yaparsa, ona ganimet hissesinden fazla olarak, şu kadar mükafat var.' buyurdu. Bunun üzerine gençler, ileri atıldılar, ihtiyarlar da bayraklara sarılıp onlardan ayrılmadılar. Allah, onlara fethi nasip edince, ihtiyarlar: 'Biz size yardımcı olduk, eğer siz bozguna uğrasaydınız bize dönecektiniz. Binaenaleyh (biz eli boş) kalırken sizler ganimetleri alıp götürmeyin.' dedi. Gençlerse 'Rasûlullah ganimetleri bize vadetti.' diyerek (onların bu teklifini) kabul etmediler. Bunun üzerine Allah, 'Sana savaş ganimetlerinden sorarlar...' ayetinden '... Nitekim hak uğruna (savaşa gitmek için) Rabbin seni evinden çıkardığı zaman, Müminlerden birtakımı bundan hoşlanmıyorlardı...' [22] ayet-i kerimesine kadar indirdi." [23]

• Enfal Suresi'nin 9. Ayeti Bedir savaşında inmiştir ve Seferi'dir. Ömer radıyallahu anh anlatıyor:

"Bedir günü, Peygamber, bir ashabına bir de müşriklere baktı. Üzerinde ridası ve izarı olduğu hâlde kıbleye doğru yönelerek şöyle dedi: 'Allah'ım! Bana vadettiğini gerçekleştir. Allah'ım! Bu İslâm topluluğu helak olursa, yeryüzünde sana asla ibadet olunmaz...' Ömer rivayetine şöyle devam eder: 'Rabbine öyle dua edip yalvardı ki, ridası omuzlarından düştü. Ebu Bekir gelip ridasını alıp omuzlarına attı. Sonra: 'Ey Allah'ın Peygamberi! Rabbine duan yeter. Muhakkak O, sana vadettiğini gerçekleştirecek.' dedi. Bunun üzerine Allah: 'Hani siz Rabbinizden yardım istiyordunuz. O da: 'Muhakkak ben size birbiri ardınca bin melekle yardım edeceğim' diyerek duanızı kabul etmişti' [24] ayetini indirdi. O gün Müslümanlarla müşrikler karşılaştılar. Allah müşrikleri hezimete uğrattı. Müşriklerden yetmiş erkek öldürüldü, yetmiş erkek de esir alındı.' " [25]

Hac Suresi 19-24. Ayetler

Zemzemi rahimehullah dedi ki:

() '(Enfal ile) beraber 'Bu iki hasımdır…' ayeti ve 'Hamid…' kısmına kadar ona tabi olan (ayetler Bedir'de inmiştir.)'

Zemzemi rahimehullah bu beytte Hac Suresinde 19 ile 24. ayetlerin arasının Bedir'de indiğini kastediyor. Allah subhanehu ve teâlâ şöyle buyurur:

"İşte iki hasım taraf ki, Rableri hakkında tartışmaya girmişlerdir. Bunlardan inkâr edenler için ateşten giysiler biçilmiştir. Başlarının üstünden de kaynar su dökülür. Onunla, karınlarının içindekiler ve derileri eritilir. Onlar için bir de demirden topuzlar vardır. Her ne zaman cehennemden, o ızdıraptan çıkmak isteseler, oraya geri döndürülürler ve onlara, 'Tadın ateşin azabını!' denilir. Şüphesiz Allah, iman edip salih ameller işleyenleri içlerinden ırmaklar akan cennetlere koyacak, orada altından bileziklerle, incilerle süsleneceklerdir. Oradaki giysileri ise ipektir. Onlar hem sözün hoş olanına ulaştırılmışlar hem de övgüye lâyık olan Allah'ın yoluna iletilmişlerdir." [26]

Kays bin Ubad radıyallahu anh der ki:

"Ben Ebu Zer'i radıyallahu anh kasem ederek şöyle dediğini işittim; 'İşte iki hasım taraf ki, Rableri hakkında tartışmaya girmişlerdir.' ayeti Bedir günü mübareze[27] yapanlar hakkında inmiştir. Bunlar; Hamza, Ali, Ubeyde bin Haris, Rebia'nın iki oğlu Utbe, Şeybe ve Velid bin Utbe'dir." [28]

Bu ayetler Bedir günü indiği için Seferi'dir.

Nahl Suresi 126-128. Ayetler

Zemzemi rahimehullah dedi ki:

() 'Sonra 'Eğer ceza verecekseniz, size yapılanın misli ile ceza verin' ayeti Uhud'ta inmiştir.'

Allah subhanehu ve teâlâ şöyle buyurur:

"Eğer ceza verecekseniz, size yapılanın misliyle cezalandırın. Eğer sabrederseniz, elbette bu, sabredenler için daha hayırlıdır. Sabret! Senin sabrın ancak Allah'ın yardımı iledir. Onlardan yana üzülme. Tuzak kurmalarından dolayı da sıkıntıya düşme. Şüphesiz Allah, kendisine karşı gelmekten sakınanlar ve iyilik yapanlarla beraberdir." [29]

• Bazı alimler bu ayetlerin Uhud savaşında indiğini söylemişlerdir. Delil olarak şu rivayete dayanmışlardır; Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor:

"Peygamber, amcası Hamza şehid olduğu ve müsle[30] yapıldığı zaman onun başında ayakta durmuş: 'Yemin olsun ki, senin yerine onlardan yetmiş kişiye böyle müsle yapacağım.' demişti. Henüz Peygamber ayakta iken Cebrail, Nahl Suresi'nin son ayetlerini indirmişti: 'Eğer ceza verecekseniz, size yapılanın misliyle cezalandırın. Eğer sabrederseniz, elbette bu, sabredenler için daha hayırlıdır…' Bunun üzerine Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem bu arzusundan vazgeçmiş, bu isteğini yerine getirmemişti." [31]

• Bazı alimler ise, bu ayetlerin Mekke'nin Fethi'nde indiğini şöylemiş ve şu rivayete dayanmışlardır; Ubeyy bin Ka'b radıyallahu anh anlatıyor:

"Uhud savaşı bitince Ensar'dan altmış dört kişi muhacirlerden de aralarında Hamza'nın radıyallahu anh da bulunduğu altı kişi şehid düşmüştü müşrikler o şehidlerin kulak ve burunlarını kesmek suretiyle 'müsle' yapmışlardı. Ensar bunun üzerine 'Eğer bir başka savaşta onlardan bazılarını öldürürsek mutlaka kendilerine bu yaptıkları 'müsle' den fazlasını yapacağız.' dediler Mekke fethi günü Allah subhanehu ve teâlâ, Nahl Suresi 126- 128. ayetleri indirdi. Bunun üzerine bir adam: 'Bugünden sonra Kureyş'in işi bitmiştir artık.' dedi Rasûlullah ise: 'Dört kişiden başkasına dokunmayınız" buyurdu.' " [32]

Her iki görüşün ortak noktası bu ayetin seferi oluşudur.

Maide Suresi 3. Ayet

Zemzemi rahimehullah dedi ki:

() 'Arafat'ta 'Bugün size dininizi ikmal ettim.' ayetini resmettiler.'

Allah subhanehu ve teâlâ şöyle buyurur:

"Ölmüş hayvan, kan, domuz eti, Allah'tan başkası adına boğazlanan, (henüz canı çıkmamış iken) kestikleriniz hariç; boğulmuş, darbe sonucu ölmüş, yüksekten düşerek ölmüş, boynuzlanarak ölmüş ve yırtıcı hayvan tarafından parçalanmış hayvanlar ile dikili taşlar üzerinde boğazlanan hayvanlar, bir de fal oklarıyla kısmet aramanız size haram kılındı. İşte bütün bunlar fısktır. Bugün kâfirler dininizden (onu yok etmekten) ümitlerini kestiler. Artık onlardan korkmayın, benden korkun. Bugün sizin için dininizi kemale erdirdim. Size nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İslam'ı seçtim. Kim şiddetli açlık durumunda zorda kalır, günaha meyletmeksizin (haram etlerden) yerse, şüphesiz ki Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir." [33]

Tarık bin Şihab'ın, Ömer'den radıyallahu anh aktardığına göre;

"Yahudilerden biri ona şöyle dedi: 'Ey müminlerin emiri! Sizin kitabınızda okuduğunuz bir ayet biz Yahudiler topluluğuna inmiş olsaydı, o ayetin indiği günü bayram edinirdik'. Ömer sordu: 'Hangi ayet?' Yahudi cevap verdi: 'Bugün size dininizi kemale erdirdim, üzerinizdeki nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İslâm'dan razı oldum.' [34] Bunun üzerine Ömer şöyle dedi: 'Biz bu günü ve Peygamber'e sallallahu aleyhi ve sellem bu ayetin indirildiği yeri biliriz. Bu ayet Peygamber Arafat'ta ayakta beklerken Cuma günü indirildi.' " [35]

Rivayetten anlaşılıyor ki, bu ayet Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Mekke'ye gittiğinde nazil olmuştur.

Beşinci ve Altıncı Bölüm: Leyli ve Nehari[36]

Zemzemi rahimehullah der ki;

الخامسُ والسادسُ : الليليُّ والنَّهاريُّ

۱۳ وسُورَةُ الفَتْحِ أَتَتْ في اللَّيْلِ ... وآيةُ القِبْلَةِ أَيْ {فَوَلِّ}

۲۳ وقَولُهُ :{يَا أَيُّهَا النَّبِيُّ قُلْ } ... بَعْدُ {لأَزْوَاجِكَ} والخَتْمُ سَهُلْ

۳۳ أَعْنِي الَّتِي فيها البَنَاتُ لا الَّتِيْ ... خُصَّتْ بِها أَزْواجُهُ فَأَثْبِتِ

٤۳ وآَيةُ {الثَّلاثَةِ الَّذِينَ } ... أَيْ { خُلِّفُوا } بِتَوبَةٍ يَقِينَا

٥۳ فَهذِهِ بَعْضٌ لِلَيْلِيٍّ عَلى ... أَنَّ الكَثِيْرَ بالنَّهارِ نَزَلا

"Beşinci ve Altıncı Bölüm: Leyli ve Nehari

31. Fetih suresi gece indirilmiştir

Kıble ayeti yani 'Dönün…' (ayeti de gece gelmiştir.)

32. Allah'ın 'Ey Nebi de ki;…'

(bu kısmından) sonra 'eşlerine' ( ibaresi vardır ve ayetin) sonu(nu getirmek) kolaydır.

33. Bu ayetten kastım içerisinde 'Kızlar…' lafzı onlardır, Şu değil;

(o ayet ki) kendisinde sadece eşleri (ile alakalı ibare) vardır. Bunu iyice belle.

34. 'Üç kimse ki…' (diye başlayan) ayet

Yani, 'Geride kalmış (üç kişi)…' (ayeti Leyli'dir.) Kesin olarak (bu ayet) Tevbe suresindedir.

35. Bu Leyli ayetlerden bazısıdır.

Ancak çoğu ayet gündüz gündüz indirilmiştir."

Şerh

Leyli ayetten kasıt; gece indirilen ayetlerdir.

Nehari ayetten kasıt ise, gündüz indirilen ayetlerdir.

Gece vaktinde indirilen ayetler gündüz vaktinde indirilen ayetlere kıyasla çok azdır. Zemzemi bu bölümde sadece gece indirilen bazı ayetleri zikredecektir. Gece inen ayetler tanındığında, onun dışında kalanların gündüz indiği anlaşılacaktır.

Fetih Suresi

Zemzemi rahimehullah dedi ki: () 'Fetih Suresi gece gelmiştir.'

Yukarıda zikrettiğimiz Ömer'in radıyallahu anh rivayet ettiği hadiste Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Fetih Suresi hakkında şöyle demiştir:

"Ey Hattab'ın oğlu! Allah bu gece bana bir sure indirdi ki bu sure karşılığında güneşin doğduğu her şey benim olsun istemem." [37]

Bu rivayet Fetih suresinin gece indirildiğine işarettir.

Kıble ayeti

Zemzemi rahimehullah dedi ki: () 'Kıble ayeti yani 'Dönün…' (ayeti de gece gelmiştir.)'

Kıble ayetinden kasıt Bakara suresi 144. Ayettir:

"(Ey Muhammed!) Biz senin çok defa yüzünü göğe doğru çevirip durduğunu (vahiy beklediğini) görüyoruz. (Merak etme) elbette seni, hoşnut olacağın kıbleye çevireceğiz. (Bundan böyle), yüzünü Mescid-i Haram yönüne çevir. (Ey Müslümanlar!) Siz de nerede olursanız olun, (namazda) yüzünüzü hep onun yönüne çevirin. Şüphesiz kendilerine kitap verilenler, bunun Rabblerinden (gelen) bir gerçek olduğunu elbette bilirler. Allah, onların yaptıklarından habersiz değildir." [38]

Kıble ayetinin ne zaman indiği konusunda ihtilaf vardır.

• Abdullah bin Ömer radıyallahu anh anlatıyor:

"İnsanlar Kuba mescidinde sabah namazını kılarken bir kişi geldi ve dedi ki: 'Bu gece Rasûlullah'a sallallahu aleyhi ve sellem Kur'an (ayet) indirilmiştir ve Rasûlullah Kabe'ye dönmekle emrolunmuştur. Siz de o tarafa dönün.' Onlar Şam tarafına yönelmişlerdi. Hemen Kabe'ye döndüler." [39]

Bu rivayete göre Kıble ayeti gece indirilmiştir.

• Bera bin Azib radıyallahu anh anlatıyor:

"Rasûlullah, Beytu'l Makdis'e doğru on altı ya da on yedi ay süreyle namaz kıldı. Ancak kıblesinin Kabe'ye doğru olmasını arzu ediyordu. Onun (Kabe'ye doğru) kıldığı ilk namaz ikindi namazıydı. Onunla birlikte bir topluluk da namaz kılmıştı. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem ile birlikte namaz kılanlardan birisi, çıkıp rükuya varmış oldukları bir hâlde bir mescid halkının yanından geçti ve şöyle dedi: 'Allah adına şahitlik ederim ki ben Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem ile birlikte Mekke'ye doğru namaz kıldım.' Onlar oldukları gibi Beytullah'a (Kabe'ye) doğru yöneldiler." [40]

Bu rivayete göre ise, Kıble ayeti öğle ile ikindi arasında gündüz inmiştir.

Bu konunun üzerine bir hüküm bina edilmediği için tercih yapılmasına gerek yoktur.

Ahzab Suresi 59. Ayet

Zemzemi rahimehullah dedi ki:

وقَولُهُ :{يَا أَيُّهَا النَّبِيُّ قُلْ } ... بَعْدُ {لأَزْوَاجِكَ} والخَتْمُ سَهُلْ

أَعْنِي الَّتِي فيها البَنَاتُ لا الَّتِيْ ... خُصَّتْ بِها أَزْواجُهُ فَأَثْبِتِ

'Allah'ın 'Ey Nebi eşlerine de ki…' ayeti (Leyli'dir.) Ayeti(n devamını getirip) tamamlamak kolaydır. Benim bu ayetten kastım içeriğinde 'Kızlar...' (ibaresi) olan ayet olup, sadece eşlerine has kılınan ayet değildir. Bunu ispat et.'

Ahzab suresinde () şeklinde başlayan iki ayet vardır;

يَا اَيُّهَا النَّبِىُّ قُلْ لِاَزْوَاجِكَ اِنْ كُنْتُنَّ تُرِدْنَ الْحَيٰوةَ الدُّنْيَا وَزٖينَتَهَا فَتَعَالَيْنَ اُمَتِّعْكُنَّ وَاُسَرِّحْكُنَّ سَرَاحًا جَمٖيلًا

"Ey Peygamber! Hanımlarına de ki: 'Eğer dünya hayatını ve onun süsünü istiyorsanız, gelin size dünyalığı vereyim ve sizi güzelce bırakayım.' " [41]

يَا اَيُّهَا النَّبِىُّ قُلْ لِاَزْوَاجِكَ وَبَنَاتِكَ وَنِسَاءِ الْمُؤْمِنٖينَ يُدْنٖينَ عَلَيْهِنَّ مِنْ جَلَابٖيبِهِنَّ ذٰلِكَ اَدْنٰى اَنْ يُعْرَفْنَ فَلَا يُؤْذَيْنَ وَكَانَ اللّٰهُ غَفُورًا رَحٖيمًا

"Ey Peygamber! Hanımlarına, kızlarına ve Müminlerin kadınlarına söyle, bedenlerini örtecek elbiselerini giysinler. Bu, onların tanınıp incitilmemelerine de daha uygundur. Şüphesiz Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir." [42]

Zemzemi'nin rahimehullah kastettiği ayet Ahzab Suresi 59. ayettir. 33. Beytte bunu açıklaması karışıklığı önlemek içindir.

Aişe radıyallahu anh anlatıyor:

"Peygamber'in eşlerinden Sevde bint. Zem'a radıyallahu anh, hicap ayeti indikten sonra bir ihtiyacı için evinden dışarı çıkmıştı. Sevde iri yapılı bir kadındı. Bu sebeple kendisini tanıyanlara (örtülü olsa bile) gizli olmazdı. Bu defa Ömer bin Hattab radıyallahu anh onu dışarıda gördü ve 'Ey Sevde! Vallahi sen bize karşı gizli kalmadın. Bak, düşün! Sen nasıl evinin dışına çıkıyorsun?' dedi. Aişe (rivayetine devamla) dedi ki: Bunun üzerine Sevde evine dönüp geldi. O sırada Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem benim odamda akşam yemeği yemekteydi. Elinde de etli bir kemik vardı. Bu hâlde iken Sevde radıyallahu anh içeri girdi ve 'Ey Allah'ın Rasûlü! Ben bazı ihtiyaçlarım için evimden çıkmıştım. Ömer radıyallahu anh bana şöyle şöyle söyleyip çıkışıma itiraz etti.' diye şikâyet etti. Aişe devamla dedi ki: Bunun üzerine Allah, Peygamber'ine vahiy gönderdi. Sonra kendisinden vahiy hâli kaldırıldı. O kemik elinde olduğu hâlde ve onu yere koymaksızın Sevde'ye: 'Siz kadınlara kendi ihtiyaçlarınız için (örtünmüş olarak) evlerinizden dışarı çıkmanıza izin verilmiştir.' buyurdu." [43]

Ömer'in radıyallahu anh böyle yapması başka bir rivayette şöyle açıklanmaktadır:

Aişe radıyallahu anh anlatıyor:

"Peygamber'in zevceleri geceleyin hela ihtiyacı için çıkarlar ve (Medine'nin yakınlarında olan) Mesani' bölgesine kadar giderlerdi. Orası ise açık bir araziydi. Ömer, Peygamber'e: 'Hanımlarını insanlardan gizle (yani, dışarı çıkmasınlar.)' derdi. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem onun dediğini yapmıyordu. Nihayet Peygamber'in sallallahu aleyhi ve sellem zevcesi Sevde bint. Zem'a radıyallahu anh bir gece yatsı namazı vaktinde dışarıya çıktı. Sevde uzun boylu bir kadın idi. Ömer radıyallahu anh, hicap emrinin indirilmesini çok istediği için, ona: 'Ey Sevde! Bilmiş ol ki, biz seni muhakkak tanıdık.' diye bağırdı. Bundan sonra Allah hicap ayetini indirdi." [44]

Ömer'in radıyallahu anh bu şekilde davranması iki sebeple açıklanmıştır:

• Ömer radıyallahu anh Peygamber'i sallallahu aleyhi ve sellem çok seviyor ve O'nun hanımlarına bir zarar gelmesini istemiyor.

• Ömer radıyallahu anh çok kıskanç bir sahabedir.[45] Allah Rasûlünün sallallahu aleyhi ve sellem hanımlarının başka insanlar tarafından görülmesini ve tanınmasını istemediği için böyle bir şeye başvurmuştur.

Tevbe Suresi 118. Ayet

Zemzemi rahimehullah dedi ki:

() ' 'Geride kalan üç kişi…' (diye başlayan) ve kesin olarak Tevbe Suresinde geçen ayet'

Allah subhanehu ve teâlâ şöyle buyurur:

"Savaştan geri kalan üç kişinin de tövbelerini kabul etti. Yeryüzü bütün genişliğine rağmen onlara dar gelmiş, vicdanları da kendilerini sıktıkça sıkmış, böylece Allah'(ın azabın)dan yine O'na sığınmaktan başka çare olmadığını anlamışlardı. Sonra (eski hâllerine) dönsünler diye, onların tövbelerini de kabul etti. Şüphesiz Allah, tövbeyi çok kabul eden ve çok merhamet edendir." [46]

Allah Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellem Tebuk gazvesine çıktığında seksen civarında Münafık savaşa katılmıyor. Allah Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellem savaştan döndükten sonra ise, gelip Peygamber'e sallallahu aleyhi ve sellem özür beyan ediyorlar. Yalnız Sahabe'den Hilal bin Ümeyye, Mürare bin Rabia ve Ka'b bin Malik (r.hum) Peygamber'e sallallahu aleyhi ve sellem gelip, herhangi bir özürlerinin olmadığını, nefislerine uydukları için savaşa katılmadıklarını söylüyorlar. Bunun üzerine Allah Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellem onlara Allah'ın subhanehu ve teâlâ emri gelinceye kadar beklemelerini emrediyor. Kimse onlarla konuşmuyor, selam vermiyor ve selamlarını almıyor. Bu şekilde elli gün bekliyorlar. Tevbe Suresi 118. Ayet bu üç sahabenin tevbelerinin kabul olması hakkında inmiştir. Bu Sahabelerden biri olan Ka'b bin Malik radıyallahu anh anlatıyor:

"Allah bizim tevbemizin kabul olduğunu geceden son üçte bir vakit kaldığı zaman indirdi." [47]

Bu rivayet bu ayetin gece indirildiğini göstermektedir.

Yedinci ve Sekizinci Bölüm: Sayfi ve Şitai[48]

Zemzemi rahimehullah dedi ki:

السابعُ والثامنُ : الصَّيفيُّ والشتائِيُّ

٦٣ صَيْفِيَّةٌ كآَيِةِ الكَلالَةِ ... والشِّتَائِيْ كالعَشْرِ في عَائِشَةِ

"Yedinci ve Sekizinci Bölüm: Sayfi ve Şitai

36. Kelale ayeti yazın indirilmiş olan bir ayettir.

Aişe hakkında indirilen on ayet ise, kışın indirilmiştir."

Şerh

a. Sayfi: Yaz mevsiminde indirilen ayetlerdir.

Zemzemi rahimehullah buna örnek olarak dedi ki:

() 'Kelale ayeti yazın indirilmiş olan bir ayettir.'

Kelale ayeti Nisa Suresi 176. Ayettir. Allah subhanehu ve teâlâ şöyle buyurur:

"Senden fetva istiyorlar. De ki: 'Allah, size Kelale'nin mirası hakkında hükmünü açıklıyor: çocuğu olmayan bir kişi ölür de kız kardeşi bulunursa, bıraktığı malın yarısı onundur. Eğer kız kardeşi ölür ve çocuğu da bulunmazsa, erkek kardeş ona varis olur. Eğer kız kardeşler iki iseler, (erkek kardeşin) bıraktığının üçte ikisi onlarındır. Eğer kardeşler erkekli kızlı iseler, o zaman (bir) erkeğe, iki kızın hissesi kadar (pay) vardır. Sapmayasınız diye Allah size (hükmünü) açıklıyor. Allah, her şeyi hakkıyla bilendir.' "

Ömer radıyallahu anh anlatıyor:

"Ben Peygamber'e Kelale ayetinden soru sorduğum kadar başka hiçbir meselede soru sormadım. Peygamber de başka hiçbir meselede olmadığı kadar bu konuda sert davranırdı. Hatta bir defasında işaret parmağıyla göğsüme dürttü ve 'Sana Nisa Suresinin en sonunda bulunan Sayf (yaz) ayeti yetmez mi?' dedi." [49]

b. Şitai: Kış mevsiminde indirilen ayetlerdir.

Zemzemi rahimehullah dedi ki: () 'Aişe hakkında indirilen on ayet ise, kışın indirilmiştir.'

Zemzemi'nin rahimehullah burada bahsettiği on ayet Nur Suresi 11. ayetten 21. kadar olan kısımdır.

Bu ayetler İfk hadisesi üzerine inmiş olan ayetlerdir. İfk hadisesi Hicri 5. yılda Beni Müstalik gazvesinin dönüşünde gerçekleşmiştir. Aişe'ye radıyallahu anh iftira atıldığında kırk gün boyunca vahiy gelmemiş ve Müslümanlar zor bir süreçten geçmişti. Çünkü Allah Müslümanları imtihan etmek, ahlaki ilkeleri anlayanlar ile ahlaki ilkeleri anlamayanları birbirinden ayırmak istiyordu. Böylece fitne ortamlarında kimin fitnenin peşinden koştuğu ve kimin de asli ve ahlaki kurallara bağlı kaldığı açığa çıktı.

Bu vakıada ise, dört şahit olmadan Aişe annemize radıyallahu anh iftira atılmıştır. Burada asıl ilke, Allah'ın belirtmiş olduğu gibi hüsnü zan yapmaktır.

Aişe annemiz radiyallahu anh der ki:

"Nihayet Rasûlullah  üzerine vahiy indirildi ve O'nu vahyin ağırlık ve şiddetinden terlemek gibi vahiy eserleri kapladı. Hatta kış günü olmasına rağmen vahiy esnasında bile O'ndan inci tanesi gibi ter döküldü. Rasûlullah'tan vahiy eserleri gidince, O sevincinden gülüyordu. Ve bana ilk söylediği söz şu oldu: 'Ey Aişe! Allah 'a hamd et! Allah seni temize çıkardı.' " [50]

Rivayetten anlaşılıyor ki bu ayetler kış mevsiminde inmiştir.

Dokuzuncu Bölüm: Firaşi[51]

Zemzemi rahimehullah dedi ki:

التاسع : الفِراشيُّ

٧٣ كآَيَةِ الثَّلاثةِ المُقَدَّمَةْ ... في نَوْمِهِ في بَيْتِ أُمِّ سَلَمَةْ

٨٣ يَلْحَقُهُ النَّازِلُ مِثلُ الرُّؤْيَا ... لِكَوْنِ رُؤيَا الأَنْبياءِ وَحْيَا

"Dokuzuncu Bölüm: Firaşi

37. Daha önceden geçen üç kişinin (bahsedildiği) ayet

Peygamber, Ümmü Seleme'nin evinde uykusunda iken (inmiştir.)

38. Ona (yani, Firaşi'ye) Rüya gibi inen (ayetler) de eklenir

Peygamberlerin rüyaları vahiy olmasından ötürü."

Şerh

Firaşi: Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem yatağında iken indirilen ayetlerdir. Bunun uyanık iken ya da uyur iken olması fark etmez.

Zemzemi radıyallahu anh der ki:

() "Daha önceden geçen üç kişinin (bahsedildiği) ayet, Peygamber, Ümmü Seleme'nin evinde uykusunda iken (inmiştir.)"

Zemzemi'nin rahimehullah bu beyitten kast ettiği, Leyli ayetler bölümünde aktardığımız Tevbe suresi 118. ayettir. Ka'b bin Malik radıyallahu anh der ki:

"Allah bizim tevbemizin kabul olduğunu geceden son üçte bir vakit kaldığı zaman indirdi. O sırada Rasûlullah Ümmü Seleme'nin yanındaydı." [52]

 

Zemzemi rahimehullah dedi ki:

() 'Ona (yani, Firaşi'ye) Peygamberlerin rüyaları vahiy olmasından ötürü Rüya gibi inen (ayetler) de eklenir.'

Peygamberlere gelen vahiy çeşitlerinden birisi rüya yolu ile gelen vahiydir.[53] Peygamber uykuda iken kendisine gelen ayetler Nevmi ayet olarak isimlendirilir.

Bazı alimler Müslim'de[54] geçen bir rivayete dayanarak Kevser Suresinin Peygamber'in sallallahu aleyhi ve sellem hafif bir uykuya daldığında indiğini ve bunun Nevmi bir ayet olduğunu söylemişlerdir. Bazı alimler ise, Peygamber'in sallallahu aleyhi ve sellem burada tam bir uyku hâlinin olmadığını ve bundan dolayı da bu surenin Nevmi sayılamayacağını söylemişlerdir. Allahu alem…

Allah'ın subhanehu ve teâlâ izni ile bir sonraki yazımızda birinci ünitenin on ikinci bölümü olan Esbabu'n Nüzul konusuyla yazımıza devam edeceğiz.

Bir sonraki sayıda buluşmak duası ile…

Âlemlerin Rabbi olan Allah'a hamd olsun…

 

[1]        .     Bu konuda şu kaynaklara müracaat edebilirsiniz; El-İtkan s. 58; Mevsuatu'l Kur'aniyye 2/16 (İbrahim el-İbyari, Müessesetu Sicil el-Arab)

 

[2]        .     Mekke ve Medine arasında kurak bir bölgedir. Mekke'ye daha yakındır.

 

[3]        .     Mekke ile Medine arasında, Usfan'a 16. Km. uzaklıkta bir vadi.

 

[4]        .     Hacıların Şeytan taşladığı Mescid-i Harâm'ın yaklaşık 7 km. Kuzeydoğusunda bir bölge.

 

[5]        .     Zemzemi nazmın kafiyesi bozulmasın diye ayette geçen kelimelerin arasında bazı ekler yapmıştır.

 

[6]        .     Medine'nin 160 km. kadar güneybatısında küçük bir kasaba.

 

[7]        .     Uhud savaşının cereyan ettiği Medine'ye 5 km. uzaklıkta bir dağ.

 

[8]        .     Mekke'nin 21 km. doğusunda, hacıların vakfe yaptıkları yer.

 

[9]        .     4/Nisa, 43

 

[10]       .     5/Maide, 6

 

[11]       .     Beni Müstalık gazvesi. Bu gazveye Mureysi Gazvesi de denmiştir. Hicri 4. 5. veya 6. senede yapıldığı söylenmiştir. (En-Nukaye s. 25.)

 

[12]       .     Buhari, 4332.

 

[13]       .     48/Fetih, 1

 

[14]       .     Buhari, 3943; Tirmizi, 3262.

 

[15]       .     48/Fetih, 1

 

[16]       .     Ebu Davud, 2736.

 

[17]       .     7/137.

 

[18]       .     2/Bakara, 285

 

[19]       .     En-Nukaye s. 26.

 

[20]       .     Et-Tahbir fi İlmi't Tefsir s. 68. (Suyuti, Daru'l Ulum baskısı)

 

[21]       .     El-İtkan s. 59.

 

[22]       .     8/Enfal, 1-5

 

[23]       .     Ebu Davud, 2739.

 

[24]       .     8/Enfal, 9

 

[25]       .     Müslim, 1763; Tirmizi, 3081; İbni Hibban, 4793.

 

[26]       .     22/Hac, 19-24

 

[27]       .     Düşman olan taraflardan birer kişinin çıkıp, teke tek çarpışması.

 

[28]       .     Buhari, 3969; Müslim, 3033.

 

[29]       .     16/Nahl, 126-128

 

[30]       .     Ölen kimsenin burnunu, kulağını vs. kesmek.

 

[31]       .     Bezzar, Müsned, 1795; Beyhaki, Delailu'n Nubuvve, 3/287. Bu zayıf bir rivayettir. İbni Kesir Tefsirinde bu rivayetin Mürsel olduğunu, içerisinde meçhul bir ravi bulunduğunu söyler.

 

[32]       .     Tirmizi, 3129; Ahmed, Müsned, 20280; Hâkim, Müstedrek, 3667.

 

[33]       .     5/Maide 3

 

[34]       .     5/Maide, 3

 

[35]       .     Buhari, 45; Müslim, 3017; Ahmed, 188.

 

[36]       .     Bu konu hakkında şu kaynaklara başvurabilirsiniz; El-İtkan s. 66; Mevsuatu'l Kur'aniyye 2/20.

 

[37]       .     Buhari, 3943; Tirmizi, 3262.

 

[38]       .     2/Bakara 144

 

[39]       .     Buhari, 395; Müslim, 526.

 

[40]       .     Buhari, 40; Ahmed, 18519.

 

[41]       .     33/Ahzab, 28

 

[42]       .     33/Ahzab, 59

 

[43]       .     Buhari, 4795; Müslim, 217; Ebu Davud, 2663.

 

[44]       .     Buhari, 146.

 

[45]       .     Ömer'in kıskançlığına şu hadis işaret etmektedir; Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor,

               "Biz Rasûlullah ile beraberdik. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem demişti ki; 'Ben uykuda iken rüyamda Cenneti gördüm. Bir kadın bir sarayın bahçesinde abdest alıyordu. Ben 'Bu saray kime aittir?' diye sordum. 'Ömer bin Hattab'a aittir.' dediler. Ben Ömer'in kıskançlığını hatırladım ve hemen arkamı dönüp oradan ayrıldım.' Ömer ağlamaya başladı ve 'Ey Allah'ın Rasûlü ben sana karşı da mı kıskanç olacağım?' dedi." (Buhari, 3242; Müslim, 2395.)

 

[46]       .     9/Tevbe, 118

 

[47]       .     Buhari, 4677; Ahmed, 27175.

 

[48]       .     Bu konuda şu kaynaklara müracaat edebilirsiniz; El-İtkan s.70; Mevsuatu'l Kur'aniyye 2/24.

 

[49]       .     Müslim, 567; İbn Mace, 2726; Ahmed, 89.

 

[50]       .     Buhari, 2661, 4141.

 

[51]       .     Bu konuda şu kaynaklara müracaat edebilirsiniz; El-İtkan s. 71; Mevsuatu'l Kur'aniyye 2/26.

 

[52]       .     Buhari, 4677.

 

[53]       .     Bu konu ile alakalı Hocamızın şu dersine müracaat edebilirsiniz; Sahihi Buhari Şerhi 4. Ders.

               https://www.youtube.com/watch?v=j48EvBFYN7I&index=4&list=PLrg38B2wu_AUJdyovpFHUeNprdfWplr_D

 

[54]       .     Müslim, 400; Ebu Davud, 4747. Enes'ten.

Bu Sayfayı Paylaş :