Loader
Küfrün Karanlıklarından, Vahyin Aydınlığına...

Allah'a Kulluk Ettiğinde… Özcan YILDIRIM

2013-05-01

Kendisine ibadet etme şerefini bizlere veren Allah'a hamd olsun. Salât ve selam O'nun Rasûlü'ne, pak ailesine ve ashabının üzerine olsun…

Her gün, güne başladığımız andan itibaren yaratılan varlıkların birçoğu ile muamelede bulunmaktayız. İnsanlarla konuştuğumuzda da onların teşekkürlerini alıp, sevgilerini kazanmaktayız. Hayatta birçok muamele şekli vardır. Fakat bir tanesi var ki, sadece Allah'tan başkasına yapılmaz. O da yalnızca O'na ibadet etmendir. Çünkü O'ndan başka ilah yoktur. Tüm övgüler O'na layıktır. Kafirler istemese de halis din ancak O'nundur.

Allah'a kulluk ettiğinde O'nunla nasıl muamele etmelisin?

Allah'ın en çirkin gördüğü amel şirktir. Şirk ise, ibadeti Allah'tan başkasına sarf etmektir. Müslüman bir kimsenin iman ettikten sonraki en büyük yanılgısı, kendisini şirkten emin görmesidir. Yani hiçbir zaman şirke bulaşmayacağının bir garantisi olduğunu düşünmesidir. Hâlbuki İbrahim aleyhisselam Rabbi'ne öyle bir dua ediyor ki, insanın şirkten emin olamayacağını anlamasını sağlıyor.

İbrahim aleyhisselam şöyle dua ediyor:

"Beni ve çocuklarımı putlara tapmaktan uzak tut." (14/İbrahim, 35)

İbrahim aleyhisselam Peygamberlerin babası olmasına rağmen putlara tapmaktan, şirke bulaşmaktan korkarken biz bu korkunun neresindeyiz?

Müslümanlar görüntüde şirkten olabildiğince uzaklaşmışlar. Oysa belki birçoğumuzun içine düştüğü, Müslümanlar arasında sinsice yayılan ve şirke düşmemize sebep olan bir husus var.

O da Nebi'nin sallallahu aleyhi ve sellem gizli şirk diye isimlendirdiği riyadır. Çünkü birçok insandan gizlenen bir tür olmasının yanında, Peygamber'in sallallahu aleyhi ve sellem ümmeti için en çok korktuğu şeydir.

"Muhakkak ki, sizin için en çok korktuğum şey, küçük şirk yani riyadır.'' (Tirmizi)

Peki, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem neden bizim için riyadan korkmaktadır?

Riyada şöyle bir müşkül durum söz konusudur: Riya sahibi, salih amel yapmakta ve bazen de bu konuda yorulmaktadır. Fakat sonuç olarak tüm sevapları ve ecri bitmektedir. Sebep ise, insanların iltifat ve övgülerini istemesi, beklemesidir.

Rabbimiz kullarına yaptıklarının karşılığını ahirette verdiği zaman riyakârlara 'dünyada riya yaptıklarınıza gidin ve onların yanında bir sevap var mı bakın' diyecektir. Riya sahibi, dünyada yorulmuş ve ahirette hiçbir ecir alamamış, kalbine Allah ile beraber başka bir niyet yerleştirmiş, sadece Allah'ı kastetmemiştir. Allah subhanehu ve teâlâ ise bundan müstağni olan ve amelde kendi zatından başkasının olmasına asla razı olmayandır.

"Ben kendisine ortak koşulmaktan en çok uzak olanım. Kim işlediği herhangi bir amelde başkasını bana ortak koşarsa, onu bana koştuğu ortakla baş başa bırakırım." (İmam Ahmed)

Hüsran… Evet, insanın geri dönemeyeceği gündeki en kötü pozisyonu, bu olsa gerek. Bu sebeple bazı âlimler 'İhlaslı olmayan insanlara, 'boşuna yorulmayın' deyiniz.' demişlerdir.

Şeytan'ın Riya ile Kişiye Vesvese Vermesi

Bugün çözmemiz gereken başka bir sorun ise, bazı insanlar riyadan korkmakla beraber sürekli riya yaptığını hissetmektedir. Şeytan sürekli ona 'sen riyakârsın' demektedir. Bu kimse de artık bundan dolayı yorulmaktadır. Peki, bu kimsenin ne yapması gerekir?

Şu üç soruyu sorarsak mesele çözülmüş olacaktır:

Birinci Soru: İbadetlerden birini yaptığında, riya yaptığına veya ihlaslı olduğuna sen mi niyet ediyorsun? Yoksa şeytan senin yerine mi ediyor? İhlasa kanaat edecek olan sen misin yoksa şeytan mı? Tabi ki sensin…

İkinci Soru: Şeytan sana vesvese verip sen riyakârsın dediğinde, ibadette senin huşunu bozar. Bunu sana telkin eden melek mi, yoksa şeytanlardan bir şeytan mı? Tabi ki şeytanlardandır…

Üçüncü Soru: İbadetlerde Allah seni niyetine göre mi hesaba çekecek, yoksa şeytanın sana verdiği vesveseye göre mi? Elbette niyetine göre hesaba çekileceksin.

O zaman durum bu ise kardeşim, hesaba çekilmeyeceğin bir durumdan neden korkuyorsun?

İhlas

Kardeşim, senin niyetin sadece Allah subhanehu ve teâlâ olsun. Hep ihlasa niyet et. Şeytan sana bin defa da sen riyakârsın dese, sen Allah katında riyakâr olmayacağın için sorun da kalmayacaktır.

Riyadan uzaklaşıp, ihlası hissettiğin zaman çok güzel bir hayat yaşayacaksın. İhlas, kalbin kirlerden arınıp, El-Cemil olan Rabbe arz edilmesidir. Kalbi çepeçevre kuşatan, kalp için ondan daha güzeli olmayan şeyin adıdır ihlas…

İhlas, tüm amellerinin sadece Allah için olmasıdır. Gösteriş veya duyulmak için değil, sadece Allah için yapmaktır...

Örneğin, sen tasaddukta/infakta bulunuyorsun. İnsanlar bunu bilsin veya bilmesin, senin için önemli olan şey Allah'ın seni bilmesi, meleklerin bunu salih amel olarak yazmasıdır. Bundan başkası senin için önemli değildir.

Dava arkadaşlarının, ailenin, eşinin yanında sana güzel davransınlar, sana saygı göstersinler diye güzel ahlakla muamele etme. Bilakis onlara ister sana iyi davransınlar ister davranmasınlar, her halde güzel davran. Burada asıl önemli olan, Allah'ın senden razı olmasıdır. Allah senden razı olmuşsa gerisi beyhudedir.

Hayatının tümünde ihlası yakalamak senin elindedir. Nefsinin muhasebesini etraflıca yap. Acaba ben hayatımın her alanında insanlarla muamele ederken rıza-i ilahiyi mi, yoksa rıza-i mahlûku mu istiyorum?

Kardeşim en basit gördüğümüz bir amel dahi olsa ihlası asla göz ardı etme. İhlas, her amelin rengini ortaya koyan yegâne şeydir. Örneğin, bir tebessüm… Kardeşlerine tebessüm ettiğinde, seni güleryüzlü bilmeleri, senden razı olmaları için asla tebessüm etme. Bunda dahi ihlası ara. Diğer amelleri de var sen muhasebe et. Ders almak, ders vermek, hoca olmak, öğrenci olmak, mücahid veya komutan olmak… Örnekler belki bir yığın, fakat muhasebe de bu kadar yoğun mu acaba?

Sen Allah'a karşı muamelende ihlasını yakaladıktan sonra bir kimsenin seni övmesi, karşılık vermesi asla önemli değildir. Önemli olan senin burada da Allah'ın rızasını gözetmendir. Zira kulluk sadece belirli amellerle değil, Allah'ın sevip razı olduğu bütün amellerledir.

"Alemlerin Rabbi olan Allah'a hamd olsun" duamız ile bir sonraki sayımızda görüşmek üzere.

Bu Sayfayı Paylaş :