Loader
Küfrün Karanlıklarından, Vahyin Aydınlığına...

Allah Dünya Semasına İndiğinde... Özcan YILDIRIM

2014-01-01

 

Allah'a hamd, Rasûlü'ne salât ve selam olsun...

Seven herkes, sevdiğine yakın olmayı diler. Bunu dilemeyen kimse de sevgisinde sadık değildir. Şüphe yok ki, Allah subhanehu ve teâlâ da kendisini çok seven ve ona yakın olmayı isteyen kulların olduğunu bilmektedir.

Allah subhanehu ve teâlâ kendi şanına yakışır bir şekilde yeryüzü semasına indiği vakti, onlara ayırmıştır. Onlara rahmet ettiği, isteklerine cevap verdiği, onlarla konuşup, onların da kendi zatı ile konuştuğu bir vakit; bir davettir bu...

Allah Dünya Semasına İndiğinde O'nunla Nasıl Muamele Etmelisin?

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem gecenin üçte birinin manzarasını anlatırken şöyle buyurur:

"Rabbimiz tebareke ve teala her gece, gecenin üçte biri kaldığında dünya semasına iner ve şöyle buyurur: 'Kim bana dua ediyorsa ona icabet edeyim. Kim benden bir şey istemişse onu vereyim, kim bana istiğfarda bulunursa ona mağfirette bulunayım.' Bu durum güneş doğana kadar devam eder..."

Peki, gecenin üçte birinin başladığını nasıl bileceğiz? Saatler şehirden şehre değiştiği gibi, yaz ve kış aylarında da değişiklik göstermektedir. Bunun çok basit bir yöntemi var.

Kış aylarında olduğumuz için bu ayların hesabını yapmakta yarar var. Öncelikle akşam namazının giriş vaktini hesaplıyoruz... Diyelim ki 17:00. Sonra imsak vaktini ele alalım. O da 05:00 olsun. Gece toplam 12 saat. 12'yi 3'e bölünce sonuç 4 saat olarak kalmaktadır. Yani imsaktan önceki 4 saat gecenin son üçte biridir. Burada önemli olan saatler değişse de akşam ezanı ile imsak girişinin hesap edilmesidir.

Söz konusu olan bu vakit, en faziletli vakittir. Zira o vakitte, günahından istiğfar eden nice kimse bağışlanır. Duası ertelenen nice kimsenin de o vakitte dua ettiği zaman Allah duasına icabet eder ve musibetlerden, sıkıntı ve hüzünlerden kurtulur.

Nice abid kulların bu vakitte Allah'ın korkusu ile gözyaşları yanaklarından aşağıya süzülür... Gündüzün keşmekeşinin, insanlarla ihtilatın/karışmanın verdiği eziyetin ve karşılaşılan türlü musibetlerin bir nebze olsun dindiği; kem gözlerin ve bedenlerin ölüm haline büründüğü anda âlemlerin Rabbi ile buluşulduğu o şerefli vakit gelmiştir. Gün ışığında sahte ilahlara boyun bükmeyen, şehvetin ve malın önünde paspas olmayan bir başın; Aziz olan Allah'ın önünde eğilmesinin vakti gelmiştir.

Yıldızlar çıkıp, göz kapakları ağırlaşıp, gözler uyuyup, bedenlerin yataklarındaki yerlerini parsellediği; Hayy ve Kayyum olan Allah'tan başka herkesin uyuduğu vakitte abdest al! En güzel elbiselerine bürün, kıbleye yönel ve 'Allahu Ekber' de! Ardından 'Muhakkak ben, dinime tam bağlanarak, o yeri ve gökleri yaratan Allah'a yöneldim. Ben müşriklerden değilim' de.

Ne gariptir ki, insanoğlunun gecenin bu vakitlerinde kalkan bir uçağı olsa, onu asla kaçırmaz. Veya o saatlerde yayına girecek film, dizi veya futbol maçı olsa onu asla kaçırmamaya gayret eder. Onu, o saate kadar öyle bir sabır içerisinde bulursun ki, musibete dahi o kadar sabretmiyordur.

Allah'ın nida ettiği, kullarını istiğfar ve icabet sofrasına çağırdığı o vakit... O vakti müşriklerin bohem hayatının içinde sabırla, özlemle beklediği film, dizi veya spor müsabakası için sabrettiği kadar sabredip, şevk ve heyecanla bekliyor muyuz? O saatte biri ile randevumuz olsa alarmın tek bir defa çalması dahi kâfi gelir değil mi? En çok hatırlanması gereken Allah iken en çok gafil olunan Allah subhanehu ve teâlâ... Ne acı değil mi?

Kişi isteklerine, televizyon, internet, uyku, şehvet vb. lezzet aldığı şeylere direnir, bunların hepsini terk eder ve bu şerefli vakitte Rabbi'ne yönelir ve O'nun huzurunda durursa, Allah subhanehu ve teâlâ da onun terk ettiklerinden çok daha fazlasını verecek ve rahmet kapılarını açacaktır.

Nebi sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurur: "Gecede öyle bir saat/zaman vardır ki, o saatte bir Müslüman dünya ve ahiret işlerinden hayır olarak ne isterse Allah ona verir. Bu her gece böyledir." (Müslim)

Zulme Uğruyorsan Tek Çare Gecenin Son Üçte Biridir.

Bazı kimseler de bu vakitte, kendisine zulmedildiğinden dolayı Allah'a şikayette bulunur. Bu o kimsenin hakkıdır. Zulüm yeryüzündeki en çirkin işlerdendir. Allah subhanehu ve teâlâ da yapılan bu zulme karşı kendisine el açan kullarını geri çevirmeyecektir.

Şöyle bir hikaye anlatılır: Vezirlerden biri, yaşlı bir kadının mallarına saldırır. Yaşlı kadının tüm haklarını gasp eder ve tüm mülkünü de elinden alır. Yaşlı kadın bu vezire giderek ağlar ve bu zulmünden dolayı şikayetçi olur. Fakat vezir onun haklarını geri vermez. Kadın, 'Allah'a senin aleyhinde dua edeceğim' der. Vezir gülmeye başlar ve alay ederek şöyle der: 'Gecenin son üçte birinde dua edersin.' Vezir Allah'ın bu vaktiyle, dolayısıyla Allah ile alay eder. Halbuki duanın silahtan daha tesirli olduğunu, duanın neler yapabileceğini görmemiştir.

Yaşlı kadın gecenin üçte birinde, bu zulmünden dolayı ona beddua etmiştir. Çok geçmeden vezir azledilir, menkul ve gayrimenkul tüm malları elinden alınır, sonra çarşıda halkın içerisinde insanlara yaptıklarından dolayı sopa vurulur. Vezir bu halde iken yaşlı kadın onu görür ve yanından geçerken şunu der: 'Seni tebrik ederim. Bana gecenin üçte birini öğrettin ve ben o vakitte var olan şeylerden daha güzelini buldum.'

Otorite sahibi olduğun zaman sakın zulmetme,

Şüphesiz zulüm, hemen ardından pişmanlığa döner.

Gözlerin uyur fakat mazlum uyanıktır,

Allah'a aleyhinde dua eder, Allah ise asla uyumaz.

Günümüzün ceberrut ve zalim tağutları Allah'a dua edileceğinden ne de gafildir. Dünyanın dört bir yanında gıdası Müslüman kanı olan, küfrün önderleri ve onların sonuna kadar destekçisi olan kafir halkların; Müslümanları yurtlarından çıkarmaları, onların haklarını gaspetmeleri ne de çoğaldı! Tüm dünya, babasından aldığı 'kan emicilik' mirasını devam ettiren, ismi ile müsemma olan Esed hayvanının zulmüne iştirak etmiş durumdadır. Müslümanların, özellikle bu dönemde, bu zulüm ve tuğyana hiç yapamıyorsa gecenin son üçte birinde dua oklarını göndermesi daha elzem bir hal almıştır. Şüphesiz ki, Allah'ı ne uyuma alır ne de uyuklama!

İmam Ali b. Ebu Talib'e radıyallahu anh şöyle soru yöneltmişler: 'Yeryüzü ile arşın arası ne kadardır?' O da şöyle demiştir: 'Bizim ile arşın arasında sadece mazlumun duası vardır.'

Said b. Cubeyr rahimehullah... Ne zaman dua etse duasına icabet edilirdi. Her gece kendisini gece namazına kaldıran bir horozu vardı. Gecenin son üçte birinin lezzetini yaşamak için böyle yapmıştı. Bir gece horoz bağırmaya başladı ve sabaha kadar öttü. Said'e, o gece namaz kılmak çok meşakkatli geldi. Dedi ki: 'Buna ne oluyor, Allah şunun sesini kessin.' Bundan sonra onun sesini işitmedi. Annesi de ona dedi ki: 'Ey oğulcuğum! Bundan sonra horoz da olsa hiçbir şeye beddua etme!'

Kim ki gecenin son üçte birinde kalkmaya devam eder, ondaki lezzeti de tadarsa bunu kaçırmamaya dikkat eder. Çünkü gecenin bu vakti kadar faziletli bir vakit yoktur. Bu vakit uyanık olan, yaşayan kullar çok azdır. Çoğunluk naimdir, azınlık ise kaim! Sen azınlığa talip ol ve onlardan olmaya gayret et. Şunu bil ki Allah'ın hangi gece sana cenneti yazacağını bilemezsin.

Allah'tan duam, bizleri bu şerefli vakit ile hemhal kılması, naimlerden değil, kaimlerden kılmasıdır.

"Âlemlerin Rabbi olan Allah'a hamdolsun" duamız ile...

Bu Sayfayı Paylaş :