Loader
Küfrün Karanlıklarından, Vahyin Aydınlığına...

Allah ile Yalnız Kaldığında… Özcan YILDIRIM

2014-03-01

Allah’a hamd, Rasûlü'ne salat ve selam olsun…

İnsanın yalnızlık hali, insanlarla beraber geçirmiş olduğu vakitlerdeki halden çok farklıdır. İnsanların bakışlarından, onların takiplerinden uzak olduğu için bu hale, insanın içerisindeki hakikati izhar ettiği hal olarak da söylememiz mümkündür. Çünkü nefisten gelen sesleri, sesli bir ortamda işitmek, nefisten gelen pis kokuları, kokuların yoğunlaştığı ihtilatî (insanlarla karışık) bir ortamda hissetmek mümkün değildir.

Kişinin ihtilat halinde olması, kendi nefsini hesaba çekecek bir vaktinin olmayışı, sadece karşısındakilerin hatasını görme gibi bir hastalığı beraberinde getireceği gibi, bunun yanında en büyük afete de düçar olacaktır: Kendi hastalığını fark edememek! Yani, kişiye söylenildiği halde bu hastalığın kendisinde olmadığını nakarat haline getirmesi hali

Bunun tedavisi için de bizlerin şu iki şeyi tekrardan gözden geçirmesi gerekiyor:

1. Hatamızı teşhis eden bir kardeşimizin/yapının yaptığı nasihati kabul ederek teslimiyet içerisinde olmak,

2. Hatamızı iyi tefekkür ettikten sonra Allah ile halvet halinde iken bunu Allah’a arz etmek ve bunun izalesi için dua ile yardım dilemek.

Burada ikinci maddeye daha detaylı temas edeceğiz inşallah…

Kişinin kendisini tezkiye etmesindeki yöntemlerden bir tanesi de hiç şüphesiz Allah ile halvet halinde iken kendisini muhasebe etmesidir. Peki bu halvet halinde Allah subhanehu ve teâlâ ile muamelemiz nasıl olmalıdır? Allah ile yalnız kaldığımızda amellerimiz ne yönde olmalıdır?

Allah’ın Gölgesini Aralayan Bir Kapı: Halvet!

Salih amellerini çokça yapan bir kişi, bu amelleri tek başına yaptığı zaman yapılan bu amellerden daha fazla ecir alacağı bir gerçektir. Farz namazlarını cemaat ile kılmak, hac vb. amelleri ise bunlardan istisna tutmak gerekir. Sünnette varid olduğu üzere, bunların ecri tek başına yapmaktan daha faziletlidir. Nafilelere gelince, bunların en faziletlisi gizli bir şekilde, Allah ile yalnız kalındığında yapılmasıdır.

Akıllı bir kimse, halvet halinin kıymetini bilen ve tek başına bazı amelleri yapma fırsatını yakalayandır. Çünkü söz konusu ameli zahirde/açıkta yapması ona aynı ecri vermeyecektir.

Öyleyse kula düşen tek başına kaldığı her dakikadan, her lahzadan faydalanmasıdır. Peki neden?

Çünkü hayatına şöyle bir bak… Özellikle şu asrın getirdiklerine… Hayatımızın bir çoğunu insanlarla geçirmekte, onlarla hemhal olmaktayız. İşte, yolculukta, evde vs… Hemen her alanda insanlarla beraberiz…

Kişi kendi nefsi ile çok az başbaşa kalabiliyor. Sürekli birileri ile oturuyor ve vaktimizi onlarla geçiriyoruz. Öğrenci isek, derslerde arkadaşlarımız ile… Çalışıyorsak iş yerinde çalışanlar ile… Sonra eve dönüyoruz, eşimiz, çocuklarımız ile… Dışarı çıkıyoruz yine arkadaşlarımız ile… Bir de önceden verilmiş randevularımız… Peki mev’id-i halvet? Yani kendi başımıza kalma randevumuz? Ona çok az bir vakit kalıyor değil mi?

Halvet halinde ecri çok olan amellerden bir tanesi de, kulun Allah korkusu ile gözyaşı dökmesidir. Bu ona umumen çok fazla ecir verecektir.

Gün boyu katılaştıkça katılaşan kalbinin yumuşamasını sağlayan bir sıvıdır gözyaşı… Yüreğinde kopan günah fırtınalarını dindiren, kalbinde oluşan günah noktalarının verdiği sancının yüzüne yansıması halidir gözyaşı… Allah’ın korkusu ile yüreğinin tercümanı olan gözlerinden akan gözyaşları… En son hangi gün bu sıvıyı gözlerimizden aşağı akıttık? Acaba kendi maslahatımız için ne zaman ağladık? Bunun karşısında Alemlerin Rabbi olan, ondan başka sığınılacak olmayan Rabbimiz için en son ne zaman ağladık? İnsanlarla karışa karışa kendi nefsimizi unuttuk kardeşim…

Halvet halinde gözyaşı bizi nereye götürür biliyor musun?

Kıyamet günü en sağlam kaleye…

Allah’ın gölgesine…

Hem de hiçbir gölgenin olmadığı o günde!

“Allah, yedi sınıf insanı hiçbir gölgenin bulunmadığı kıyamet gününde (arşının) gölgesinde gölgelendirecektir. (Bunlar, şu özelliğe sahip müminlerdir): Adil yöneticiler, Rabbine ibadet ile yetişen gençler, kalbi mescitlere bağlı olanlar, Allah için birbirlerini seven, Allah için bir araya gelen ve Allah için ayrılan kimseler, asil ve güzel bir kadın kendisini arzu ettiği halde ‘ben Allah’tan korkarım’ diyerek iltifat etmeyen kimseler, sağ elinin verdiğini sol eli bilmeyecek kadar gizli sadaka verenler, tenha yerlerde Allah’ı anıp göz yaşı dökebilenler. (Buharî, Zekat 16, Ezan 36; Müslim, Zekat 91)

Her masiyeti terk etmenin bile iki ortamdaki ecirleri farklıdır. Bir masiyeti genel bir ortamda terk etmen, senin Allah katındaki dereceni yükseltir. Fakat bir masiyeti yalnız iken terketmen, Allah katındaki dereceni daha da fazla yükseltir. Bizden kim Alemlerin Rabbi’ne karşı hatasız ve günahsız olabilir ki?

Peki bu günahı terk ettikten sonra onu nasıl sileceğiz biliyor musun? İleride karşılaşacağın bir günah söz konusu olduğunda ve sen tek başına olduğunda onu gücün nispetince terk etmeye çalış. O zaman ise, Allah diğer günahlarını da bağışlayacak, katındaki tüm nimetleri büyük bir ecir olarak sana verecektir.

“Rablerinden gaybda (gizlide) korkanlar için bir bağışlanma ve büyük bir mükâfat vardır.” (67/Mülk, 12)

Ayetin siyakına baktığımızda, Allah’ın svt bu ayeti cehennemi vasfettikten sonra getirdiğini görmekteyiz. O halde Allah’tan yalnız başına iken korkanlar için cehennemden kurtuluş vardır diyebiliriz.

Kulun bundan sonra erişeceği yer cennet denilebilir. Fakat Allah svt ona öyle güzel nimetler verecek ki bu en başta bir tane değil iki tane cennet olacaktır. Diğerlerinin bir tane cenneti var iken, Allah’tan korkanlar için iki tane cennet var!

“Rabbinin makamından korkanlar için iki cennet vardır” (55/Rahman, 46)

Bazı salih zatlar şöyle demişlerdir: Gizliden işlenen nice masiyet, beni bu ayetten mahrum etmiştir.

O halde kardeşim, Allah ile halvet bir ganimettir. Her insan bunu kullanamadığı gibi, bununla da kurtulamaz!

Halvet Halinde Allahtan Korkmanın En Büyük Semeresi

Halvet halinde Allah’tan korkarak elde edeceğin en büyük semere de Allah’ı görmek olacaktır. Allah’ı svt cemali, celali ve sıfatlarını kıyamet gününde görmek gibi bir nimeti de elde edeceksin. Tıpkı şimdi gece ayı gördüğün gibi… Böyle bir hissi, böyle bir lezzeti de doğduğundan beri asla hissetmeyeceksin. Bu sebeple Peygamber sav duasında şöyle diyordu:

“Senden yüzüne bakmanın lezzetini; sana kavuşmanın şevkini istiyorum.”

Hangi şey Allah’ın vechinden daha güzel olabilir ki? O, hicabını kaldırdığı ve kul, benzeri olmayan Rabbi’ne bakacaktır. Evet, hiçbir benzeri yoktur…Sadece bu nimet bile, bizlere ondan yalnız iken korkmayı gerektirir.

“İşte size vâdedilen cennet! Ki o, Allah'a yönelen, emirlerine riayet eden ve Rahman’dan gaybta (gizlide) korkan ve ona yönelmiş bir kalp ile gelen kimseler içindir. Oraya esenlikle girin. İşte bu ebedilik günüdür. Orada kendileri için diledikleri her şey vardır. Katımızda daha da fazlası vardır.” (50/Kâf, 32-35)

Yine başka bir yerde Allah svt “Güzel davrananlara daha güzeli ve fazlası var” (10/Yunus, 26) buyurmaktadır.

Ayette geçen mezid, yani ‘daha fazla’ ne demektir biliyor musun? Cibril’in, Rasulullah’a sav haber verdiği, müminlerin Allah’ı görme günüdür ki buna mezid günü denir. (Dipnot:İlgili ayetin tefsirine bakılabilir.) Bu da Allah’ın bu güzel amele karşılık verdiği en güzel nimetidir.

Halvet Halindeki Bir Muamele: Muhabbet!

Allah ile yalnız, halvet halinde kaldığın zaman yapacağımız muamelelerden bir tanesi de hiç şüphesiz ki O’na karşı sevgimizi hissetmemizdir. Şurası malumdur ki, seven bir kimse sevdiği bir kimse ile yalnız kalmak, ona açılmak, onunla konuşmak, dertleşmek ister. Bu seven kimse için her zaman aradığı bir fırsattır.

Şair der ki:

Geceye dedim ki senin içinde sözler ve sırlar gizli midir?

Dedi ki, sevenlerin seher vaktinde söylediklerini hayatımda hiç gizleyip de atmadım.

Yalnız kaldığında Rabbin ile konuş, O’na tek başına iken ibadet et.. Sevgi, ümit ve korku ile… İşte bu şuur da bir çok kimsenin tatmadığı mutluluğun lezzetidir.

Davud Et-Tâî rahimehullah der ki: “Allah’a yemin olsun ki, gece vaktinde ibadet olmasaydı, bu dünyanızda kalmayı asla sevmezdim”

Hasan El-Basri’ye rahimehullah sorarlar: “Gece ibadet eden kimselere ne oluyor ki yüzleri nurludur?” O da şöyle cevap verir: “Çünkü onlar Rabbleri ile yalnız kalıyorlar. Rabbleri de onları nuru ile giydiriyor.”

Halvet Ehli! Size Gizli ve Sürpriz Bir Nimet Var!

Bir vakit olur insan uzun uzun secde yapar. Rabbi ile konuşur konuşur konuşur… Fakat uzun uzun konuşması ile gözyaşlarından aldığı his ve lezzeti asla alamaz.

Halvette dökülen gözyaşları… Bunun manası bu satırları ne yazmakla, ne okumakla anlaşılır. Bunu ancak tadan kimseler anlayabilir…

Ne mutlu o kimseye ki, Rabbi ile halvet halinde iken, sevgi ibadetinden başka bir şeyi yoktur. Çünkü Allah onlara kıyamet gününde sürpriz bir nimeti vaad ettiğini buyurmaktadır. Allah subhanehu ve teâlâ bunu bize açıklamamış, kıyamet gününe bırakmıştır. Allah subhanehu ve teâlâ halvet halinde kendisine ibadet edenlerden bahsederken şöyle buyuruyor:

“Onların yanları yataklarından uzaklaşır. Korku ve ümit ile Rabblerine yalvarırlar. Verdiğimiz rızıklardan da infak ederler. Yaptıklarına karşılık olarak onlara gözlerin aydın olacağı, nelerin gizlenmiş bulunduğunu kimse bilmez.” (32/Secde, 17)

Allah onlara sürpriz, gizli ve bu dünyada bize bildirmediği bir nimet hazırladığını buyuruyor… Bunun ne olduğunu da ancak Allah svt bilir…

Şuraya dikkat etmenizi isterim: Halvet Ehli, Allaha ibadetlerini, gözyaşlarını, yakarışlarını dünyada gizledikleri için, Allah da buna karşılık ismini dahi diğer kimselerden sakladığı bir nimeti onlara verecektir.

“İyiliğin karşılığı iyilikten başka bir şey midir?” (55/Rahman, 60)

Allah ile yalnız kaldığında günahtan kaçınan, ibadetlerine devam eden, sevgi, ümit, korku duygularını gözyaşları ile besleyenleri bu sürpriz nimet beklemektedir.

O halde kardeşim bu fırsatları kaçırma ve halvet halinden mutlaka istifade et! Sakın ama sakın halvet halinde hüsrana uğrayan, günah bataklığına saplananlardan olma! Yalnız kaldıklarında ilk işleri Rableri isyan olan, bugün teknoloji ile beraber günahlarda yarışan kimselerden olma. Allah ile yalnız kaldığında bu vakti ibadet ve gözyaşları ile süsle…

Son olarak, halveti bir ganimet olarak düşün… Herkesin kullanamayacağı ve bazılarını da ateşe götüren bir ganimet…

Allah’ım bizlere bu vakti seninle sevgi, korku ve ümit ile yaşayıp, gözyaşları ile besleyen ve katındaki gizli, sürpriz nimeti celbeden kullarından yaz. Allahumme Âmin.

‘Alemlerin Rabbi olan Allah’a Hamdolsun’ duamız ile…

Bu Sayfayı Paylaş :