Loader
Küfrün Karanlıklarından, Vahyin Aydınlığına...

Allah'ın Evine Girdiğinde… Özcan YILDIRIM

2013-04-01

Hamd Allah'a, salât ve selam Rasûlü'ne olsun…

Bir oturumumuzu daha kendisine hamd ile başlatan ve seninle Zatı ile muamelenin keyfiyetini gösteren Allah'a sonsuz hamd olsun.

Bizler hemen hemen her gün farklı mekânlara gidiyor, türlü evlere, işyerlerine, çarşılara giriyoruz. Bu kadar mekânların arasında sana en sevimli olan, gönlünü rahatlatan hangisidir?

Herhangi bir mekâna girdiğimizde, içimizdeki atmosfer de oraya verdiğimiz değere binaen şekilleniyor. Örneğin, sevdiği bir hükümdarın yanına giren birisi attığı adıma, söylediği söze, giyimine-kuşamına dikkat eder. Yani orada hususi bir muamelede bulunur. Allah için de en güzel misal vardır. Allah'ın subhanehu ve teâlâ evine girdiğimizde de bunun manaları ve sırları olduğu muhakkaktır. Bu mana ve sırları öğrendiğinde ve bunları uyguladığında, O'nun evine farklı bir ruh hali ile girecek, öyle bir tat, öyle bir duygu hissetmeyeceksin.

Bunları daha önce anlattığım bir kişi, sanki bundan önce mescide girmediğini söylemişti. O halde biz de bunun yolunu bu oturumumuzda beraber öğrenmeye gayret edelim.

Allah'ın Evine Girdiğinde O'nunla Nasıl Muamele Etmelisin?

İlk muamelen, oraya ne için gittiğini kendine sormandan geçer. 'Ben ne için mescide gidiyorum?'…

Zira Allah tüm insanlığı kendisine ibadet edilmesi, kendisinin sevilmesi için yaratmıştır. İbni Kayyım rahimehullah 'Allah, ruhu ancak kendisini sevmesi için yaratmıştır' der.

Seven sevdiğine özlem duyar… Onu görmekten hoşlanır… Seven kimse sevdiğini bulamadığı zaman ilk gideceği yer onun evidir.

Kays İbnu'l Meluh, Leyla'nın oturup da terk ettiği yere geldiği zaman karşılaştığı taşları, duvarları öpmeye başlamış. Onun bu mecnun haline bakıp da neden böyle yaptığını söylemişler. O da şöyle cevap vermiş:

أمر على الديــــــار ديار ليـلى
أقبل ذا الـــــــجدار وذا الجـدارا
وما حب الديار شـــــغفن قلبي
ولكن حب من ســـــــكن الديارا

'Diyarlardan Leyla'nın diyarına geçiyorum
Bir o duvarı bir bu duvarı öpüyorum
Diyarların sevgisi değildir kalbimi çelen,
Bir zamanlar diyarların içerisinde olanın sevgisidir'

Allah subhanehu ve teâlâ kalpleri yaratan ve bu kalplerin neye muhtaç olduğunu en iyi bilendir… O ki kendisini seven, kendisine iştiyak duyan kimseleri de bilen yüce Zat'tır. Bunun yanında yedi kat semanın üzerinde kulları ile arasında bir perde vardır. O'nun perdesi nurdur. O'nun bu dünyada görülmesi mümkün değildir. Ancak kıyamet günü, her muvahhid kul için Allah subhanehu ve teâlâ ile buluşma vaktidir.

Allah subhanehu ve teâlâ müminlerin kendisini ne kadar sevdiğini ve bu sevgi ile kıyamet gününü beklemenin onlara ne denli zor geldiğini bilmektedir.

Muvahhid bir kul dünyada çeşitli tağutî zorbalardan sıkıntı/eza görmekte ve bunlarla kendisini sadece sabra sevk etmektedir. İltica ettikleri/sığındıkları sadece Allah subhanehu ve teâlâ vardır. Allah'ın da kullarını rahatlattığı, onların üzerinden bu yükü az da olsa kaldıracağı bir şey olmalıdır…

Allah subhanehu ve teâlâ kulları için bir ev belirlemiş, bu eve de Allah'ın evi, Allah'ın mescidi denmiştir. Ta ki O'nu seven, O'na özlem duyan kimse günde beş kez O'nun evine doğru yol alsın, mescidde O'nun huzuruna çıkarak, O'nun huzurunda duracağı daha büyük günün halini tefekkür etsin...

Allah subhanehu ve teâlâ kullarını bu mekana davet etmektedir. İşin gerçeğine bakılırsa, bir kimse mescide giderken aslında duvarları, tuğlaları, halıları olan mescide değil, El-Ğaffar, El-Vahid olan Allah'ın subhanehu ve teâlâ evinde, O'nunla buluşmak için gitmektedir.

"Şüphesiz Allah size namazı emretti. Namaz kıldığınız zaman yüzünüzü sağa sola çevirmeyin. Kul, namazda yüzünü sağa sola çevirmediği müddetçe Allah da yüzünü ona doğru çevirir." (Nesai, Ahmed)

Mescide Gitmek İstiğfarın Göstergesidir!

Kardeşim şimdi bir düşün… Normal günlük hayatımızda bizim için değerli olan bir kişiye karşı bir hata işlediğimizde hemen ona içerisinde özür dilediğimiz bir yazı veya mesaj yollarız. Eğer kalbimizde apayrı bir yeri varsa kilometreleri dahi umursamadan evine kadar gider, ondan özür dileriz.

Allah için en güzel misal vardır…

Hepimiz günah işleyen insanlarız. Hepimiz Rabbimizin hakkında hata ediyoruz. Hatta Âdemoğlunun hepsi de hata yapar. Allah'ın evine her gittiğinde, günahlarından bağışlanmayı iste, bunu derinliklerinde hissetmeye gayret et. O'nun evinin içinde nereye gidersen git, O'ndan özür dile… O kendisine gelene El-Kerîm olan, kuluna sürekli müsamaha gösterendir. Kul, kendisine el kaldırdığında geri çevirmekten hayâ edendir. Allah'a gittiğinde de O'ndan bu rahmetini iste... Ne biliyorsun belki sadece bu amelin ve sözlerine karşılık sana kendi katında rahmet ve mutluluk yazacak ve bundan sonra hiçbir zaman üzülmeyeceksin.

Mescide girerken 'Allah'ım bana rahmetinin kapılarını aç' dediğini düşündün mü? Aslına bakılırsa Allah sana evinin kapılarını açması ile sana ikramda bulunmuştur. Sen herkese kapını açıp içeriye almadığın gibi Allah da evine bazılarını almaz. Düşün, yıllardır Müslüman olmuş, fakat donuk ve normal sokaktaki vatandaştan hiçbir farkı olmadan yaşayan bir insan portresi çizip, attığı adımdan korkup, Allah'ın evine girmemeyi hikmet, siyaset olarak addeden nice kimseler var. Yıllarca ne ehlini ıslah etmiş, ne de kendisini… Onların bu durumları, mescitlerden, İslamî çalışmadan geri durduran El-Mânî olan Allah'tır subhanehu ve teâlâ…

Sen sıradan, herhangi bir kimsenin evine girmesini hoş görür müsün? Elbette ki hoşuma gitmez, dediğini duyar gibiyim. Şimdi Allah'a binlerce hamd etmenin zamanı…

Allah'a hamd olsun… Allah'a hamd olsun ki, seni bunca insanların arasından seçip, evine aldı… Sevmediklerini ise buradan alıkoydu, onların evine girmesini çirkin gördü…

"Fakat Allah, davranışlarını çirkin gördü de onları alıkoydu. 'Acizlerle beraber oturun!' denildi." (9/Tevbe, 46)

Çevrende nice Müslüman olmasına rağmen, Allah içinden seni ehl-i mescid olarak seçmiştir. Sen buna hamd edip, sevinmelisin. Sen mescide giderken Allah'a doğru yol aldığını hisset ve buna sevin. Bil ki kardeşim, Allah da subhanehu ve teâlâ senin gitmenden dolayı seni güler yüzlü karşılar.

"Namaz kılmak ve Allah'ı zikretmek için mescidleri kendine mesken edinen kişiyi, gurbette olanı ailesi döndüğünde nasıl karşılarsa Allah da onları öyle güler yüzle karşılar." (İbni Mace)

Subhanallah… Allah subhanehu ve teâlâ ne yüce fazl sahibidir. Senden daha cömerdi var mıdır ya Rabbi! Nasıl da kendisine gidene böyle güzel muamelede bulunuyor… Hayatında seninle bu kadar lütufkâr muamele eden hiç kimse yoktur. Bu ve bunun gibi birçok ihsanından dolayı insanın Rabbinden hayâ etmesi gerekmez mi?

En Güzel Mekâna Bağlılık, En Şerefli Makamı Beraberinde Getirir!

Kalbin oraya bağlı olmaya doğru gidip, artık Allah'ın evine bağlı bir hale geldiğinde ise; Allah subhanehu ve teâlâ seni bu şerefli ve büyük makama bağlılığından dolayı kıyamet günü kâinatta yarattığı en büyük, en kerim, en yüce ve övgüye layık mahlûk olan Rahman'ın arşına sokacaktır…

Allah subhanehu ve teâlâ onu yaratmış ve onun üzerine istiva etmiştir. Meleklere de onu taşımalarını, kendisine tazim ile ibadet etmelerini emretmiştir. Arş, tüm yaratılanların çatısı… Arş; mahlukatın en büyüğü, en yücesi ve en genişidir. Arş, tüm bu vasıfları ile Rahman'a layık olmuştur. Bu sebeple Allah subhanehu ve teâlâ "Rahman arşa istiva etti" (20/Taha, 5) diye buyurmuştur.

Aslında bu çok yüce bir şey… Ve Allah kulların başlarına güneşin yaklaştırıldığı o günde seni bu arşın altına sokacak ve sen onun altında gölgeleneceksin. O günde de hiçbir gölge yoktur…

"Allah yedi kişiyi, hiçbir gölgenin olmadığı günde kendi gölgesinde gölgelendirecektir…" (Buhari) Bu hadiste bir kişiyi de "kalbi mescide bağlı olan kişi" diyerek belirtmiştir.

Şimdi nefsin için düşündün mü? Sen ve arş… Sen ve o sıcak günde gölgelenmen… Sen ve mescide olan bağlılığın… Sen ve Allah'ın evlerine olan gösterdiğin ehemmiyetin… Bu amelleri boş görme kardeşim. Allah'ın istiva ettiği izzetli bir mahluk ile alakan, senin mescide bağlılığından geçiyor, bunu sakın unutma!

Şuna da dikkat etmelisin ki; kalbi mescide bağlı olan kimse, her dışarı çıktığında geri dönmeyi düşünür. Bazıları mescide girip, namaz kıldığında, dünyaya bağlılığından dünyayı düşünür; fakat mescide bağlı olan ise, dünyevi meşgalelerin içerisinde hep aklı, fikri mescitte, Allah'ın evindedir.

Salihlerin yanında mescidin önemi çok büyüktü. Rebi bin Heysem felç olduğu halde iki kişinin koluna girer, yine mescidin yolunu tutardı. Hatta o şöyle derdi: 'Mescidin kuşlarının sesi, ehlimden olan kimselerin sesinden bana daha hoş gelir.'

Sakın bu yerlere rutin bir şekilde gitme. Şuursuz hiçbir amel sana lezzet vermez. Bu söylediğim hislerin tümünü kalbinde hissetmeye çalış. Allah ile bu konuda muamelenin değişmesini istiyorsan, bunu tefekkür etmeli ve harekete geçmelisin. Bir de Allah'ın evine girdiğinde, bu bakış açısı ve düşünce ile kıldığın namazın dahi değiştiğini göreceksin.

Allah'tan dileğim, kalplerimizi evlerine bağlaması ve yarattığı en yüce mahlukun altında bizleri bir araya getirmesidir.

Bir sonraki oturumumuzda da, Rabbimiz ile olan diğer muamelemizi anlatmaya gayret edelim inşallah…

"Alemlerin Rabbi Olan Allah'a Hamd Olsun" duası ile…

 

Bu Sayfayı Paylaş :