Loader
Küfrün Karanlıklarından, Vahyin Aydınlığına...

Allah Seni Sevdiğinde - 2 Özcan YILDIRIM

2012-12-01

Kardeşim, Allah'ın seni sevdiğini bir takım alametler ile gördüğünde burada dikkat edeceğin bir takım hususlar bulunmaktadır. Allah'ın bu sevgisine karşı muamelede bulunmak, sevginin devamlı olabilmesi için gerekmektedir. Bunları da şöyle maddeleyebiliriz:

1. Allah'ı bu ihsanına karşılık sevmek

Allah'ın subhanehu ve teâlâ seni sevdiğini bildiğin zaman, O yüce zatın seni sevdiği gibi senin de O'nu sevmen gerekir. Çünkü ihsanın karşılığı ancak ihsandır. Yani güzelliğin karşılığı kötülük olmamalı, bilakis güzelliğin karşılığı da güzel olmalıdır. Sevgi de Allah'ın insana bahşettiği en güzel duygulardan birisidir. Evet kardeşim, Allah kendisini seven kulları sever. Kulun, Rabbi'ne olan sevgisi ne kadar güçlü ve sarsılmaz olursa, Allah'ın sevgisi de bu sevgiyi tamamlayacaktır.

Şunu unutma ki, Allah'a kendisini seven kulundan daha sevimli hiç kimse yoktur. Allah seni sevdiğinde sana hiçbir korku olmayacaktır. Niçin korkacaksın ki? Allah seni sevdiğinde sana asla azap etmeyecek, seni cezalandırmayacaktır. O'nun cezasına müstahak olanlar, ancak buğz ettiği kimselerdir.

Kişinin Allah'ın subhanehu ve teâlâ bu sıfatlarını ve fiillerini bilip de sevmemesi gibi bir durum söz konusu olabilir mi? Şunu diyebilirim ki, bir mümin Allah'ın sevgisinden yoksun olamaz. Ancak kişinin sevgisi Allah'tan başkasına yönelirse o başka. Zira o bu güzel duygusunu fani olan, her şeye muhtaç, Allah istemezse kılını kıpırdatamayacak kadar aciz olan insana yöneltmiş, sevgiyi yaratan Allah'tan yüz çevirmiştir.

Allah sevgisi, kulda bitmeyen bir olgudur. Kulun Rabbi'ne olan sevgisinin sonunun olmaması, Allah'ın cemalinin sonunun olmaması gibidir. Zaten kalpler de cemali/güzelliği sevmeye meyyal yaratılmıştır. Bizim Rabbimiz de El-Cemil olan, kainattaki her şeyden güzel olan yüce zattır. Bu satırları okurken dahi Allah'ın sevgisinden kalplerimiz titremeli, huşu ile El-Cemil olana boyun eğmelidir.

2. Allah'tan çok istemek

Allah ile muamelendeki anlayışının beşeri düşünce ve öngörülerden farklı olması gerekir. Zira sen, insanlarla değil, âlemlerin Rabbi ile muamele ediyorsun. Bu yüzden her durumu insanlara kıyas etmemelisin. Buradaki muamelen de Allah'ın sevgisini kazandıktan sonra ondan çokça talepte bulunmandır. Hatta çok istediğini düşünsen de bunu daha da çoğalt. Ne kadar çoğaltırsan Allah'ın sana olan sevgisi kat kat artacaktır.

Dua, istek vb. hallerle Allah'a yaptığın her iltica/sığınma, Allah'ın sana olan muhabbetini arttıracaktır. Allah kendisinden istenmesine neden razı olmayıp, sevmesin ki? Elbette ki sevecektir! Allah subhanehu ve teâlâ insanların aksine kendisinden istenmesini sever. Lakin insanlar asla böyle değildir! Her geçen gün yaptığına minnet eden, kendisinden istenildiğinde hoşlanmayan bir varlıktır insan. Kulun Allah'tan çokça, her şeyi istemesi de onun Rabbine aidiyetini, bağlılığını gösterir.

Allah subhanehu ve teâlâ sevdiği kulları için "Benden istediği zaman ona kesinlikle veririm. Bana sığındığı zaman onu kesinlikle korurum" (Buhari, Rikâk, 38) buyurmaktadır.

Kim sana zarar vermeye kalkışırsa kalkışsın Allah'a sığınmakla meseleyi bitirmiş olacaksın. İsterse tüm dünya ülkeleri toplansa, askeri kuvvetlerini bir araya getirse, NATO'su ile de gelse Allah subhanehu ve teâlâ dilemediği zaman sana asla zarar veremeyecektir. Çünkü sana yaşamı bahşeden Allah, onlara da bahşetmiştir. Her şey onun kabzasındadır. "Ol" dediği zaman her şey oluyorsa sorun nerede kardeşim?

Bak, Allah subhanehu ve teâlâ bununla da kalmıyor, "Kim benim veli kuluma düşmanlık ederse ben de ona savaş açarım" (Buhari) diye sevdiği kulu için savaş açacağını söylüyor. Bu savaşa karşı da teknoloji ile donanmış aciz müstekbirler nasıl karşı koyabilir?

Allah seni seviyor ve sen de Allah'ı seviyorsan korkma kardeşim! Sevdiğin Rabbin izin vermezse gerçekleşmeyecek olan hiçbir durum seni korkutmasın. Sen Rasûlullah'ın sallallahu aleyhi ve sellem İbni Abbas'a radıyallahu anh öğrettiği kelimeleri başucuna koy.  

"Ey delikanlı! Sana birkaç kelime öğreteyim: Sen Allah'a ait hakları koru ki, Allah'da seni muhafaza etsin. Allah'ı gözet ki, O'nu karşısında bulasın. İstediğin zaman Allah'tan iste. Yardımı isteyecek olursan yine Allah'tan iste ve bil ki; bütün ümmet toplanıp sana bir yarar dokundurmaya çalışsalar, ancak senin için Allah'ın yazdığı bir şeyin yararını dokundurabilirler. Yine bütün insanlar toplansa, sana zarar vermeye gayret etseler, zerre kadar zarar veremezler; ancak Allah'ın takdir edip yazmış olduğu şey müstesna. Artık kalemler kaldırıldı, yazılar kurudu." (Tirmizi)

3. Allah ile olan sevgini korumalısın

Allah'ın sana olan sevgisinin kaybolmasını istemiyorsan onu muhafaza etmelisin. Bu senin için en değerli bir hazine niteliğindedir. Nasıl ki değerli eşyalarını bir yerde muhafaza ediyor, sürekli hesabını yapıyorsun, Allah ile arandaki sevgi de böyle olsun. 'Ben bugün benim en sevdiğim yüce zatın sevgisini bir nebze daha olsun kazandım mı, yoksa bana olan sevgisini azalttım mı?' diyerek sürekli muhasebeni yap.

Şunu unutma ki dünyevî ve uhrevî tüm durumlarda asıl olan bir işin devamlılığı, onun muhafazasıdır. Allah sevgisi de böyledir. Allah'ın sevgisini kazanmak bir merhale, bu sevgiyi muhafaza etmek apayrı bir merhaledir. Eğer Allah'ın seni sevdiğini anladıysan, bunu korumak için tüm gayretini göster. Bunun kaybı insan için en büyük azap, dünyevî ve uhrevî en büyük kayıptır. Allah'ın sevgisinden mahrum kalmak da kişi için en büyük hüsran olsa gerek.

Beden için ruh ne kadar önemli ise Allah sevgisi de insan için o kadar önemlidir. Hatta bundan daha önemlidir. Çünkü ruh bedenden ayrıldığı andan itibaren beden hemen ölür. Lakin dünya hayatı devam edip, kişi Allah sevgisinden mahrum olduğu, uzak olduğu müddetçe azap çekmeye, acı duymaya devam eder. Peki neden?

Çünkü seven kişi için en büyük ceza, sevdiği kimseden ayrılmasıdır. Çoğunlukla da sevdiği kişinin sevgisini kaybeden kimse seveceği başka bir kimse aramaya başlar. Ya onun gibi veya ondan daha iyisini arar durur. Ta ki nefsindeki bu açlığı giderip, kendisini rahatlatsın.

Bu sebeple kardeşim, Allah'ın sevgisini yitirmemeye çalış. Sen, O'nun sevgisini muhafaza eder, sürekli muhasebeni yaparsan dünya ve içindeki sana sevgili olan her şey gözünde küçülür. Allah sevgisinden mahrum olan kişi dünya ve içindekilere karşı sevgi beslemekle nefsini bastıracağı gibi, Allah'ın sevgili dostlarından da uzaklaşacaktır. Çevrene bir bak! Ayakları bu yolda sebat edemeyen bir çok kimse var. Allah'ı kızdırıp, sevgisinden mahrum kaldıktan sonra yaptıkları onca haramın karşılığı olarak ayakları bu yoldan kayıp, irtidat zehrini içtikten sonra bir anda dünya ehli olduklarını görürsün. Mal, onun için bir ömür boyu koşacağı yem haline gelir. Yedikçe sevgisi ona karşı artacaktır. Hakeza kadın da böyledir. Azdıkça azacak, şehvani arzularını bastıramayacaktır. Allah sevgisinden mahrum olan kalp, dünya ve içindekilerin sevgisine koşmaya mahkûmdur!

Dünya onun için zahiren bolluk, bâtınen daracık bir hayat haline gelecektir. Onu sıktıkça sıkan bir işkence aleti misali en sonunda onu bu hal üzere öldürecektir. Zira Allah'ın sevgisinden ve O'nu zikretmekten mahrum kalmıştır.

"Kim benim zikrimden yüz çevirirse onun için dar bir geçim vardır." (20/Taha, 124)

Bu dünyada Allah'ın sevgisinden mahrum olmasının yanında, kişi için kötü son da kıyamet gününde Rabbinden mahrum kalmasıdır. Dünyada sevgiden mahrum kalan kimsenin sonu, Allah'ın zatından da mahrum kalmak olacaktır. O'nun cemalini göremeyecek, cennetine giremeyecek ve çılgın alevlerin dostu olacaktır.

"Hayır! Onlar şüphesiz o gün Rablerinden (O'nu görmekten) mahrum kalmışlardır. Sonra onlar cehenneme girerler." (83/Mutaffifin, 15-16)

Burada dikkat edeceğin bir husus da şu olmalıdır: Allah'tan mahrum kalmanın cehennem azabından daha önce zikredilmesi, bunun cehennem azabından daha şiddetli olduğunu göstermektedir. Buna mukabil Allah'ın ru'yeti/görülmesi de cennet nimetlerinden daha büyük olduğu gibi. Çünkü görülen zat, bu kâinatta en güzel olan Allah'tır subhanehu ve teâlâ.

Allah'ın sevgisini nasıl muhafaza edersin?

Eğer sen Allah'ın sevgisini devam ettirmek istiyorsan, Allah'ın habibi olan Rasûlullah'a sallallahu aleyhi ve sellem tabi olmalısın. Allah'ın sevgisini iddia edip de Nebi'ye sallallahu aleyhi ve sellem tabi olmayan kimsenin bu iddiası geçersizdir. Zira bu imkânsızdır. Allah'ın en güzel örnek olarak tanımladığı, vahyin canlı örneği Rasûlullah'a sallallahu aleyhi ve sellem tabi olmak, Allah'ı sevmenin tamamlayıcısıdır. Aslında bu, Allah'ı sevip sevmemenin kriteridir.

"De ki: Allah'ı seviyorsanız, bana uyun ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın." (3/Âl-i İmran, 31)

Kardeşim, Allah'a yemin olsun ki insanın kalbinde Allah sevgisini tatmaktan daha lezzetli, daha güzel bir şey yoktur. Hiçbir sevgi onun sevgisine kıyas dahi edilemez. Anne, baba, eş, çocuk, mal vs... Her birinin sevgisi farklıdır. Lakin Allah sevgisi bunlardan apayrıdır.

"İman edenler Allah'ı daha çok severler." (2/Bakara, 165)

Allah'tan kendim için, senin için Allah'ın sevgisinin lezzetini dünyada tadan ve tattıkça imanı artıp, dünya ve içindeki Allah'ı hatırlatmayan her şeye sevgisi azalan kullarından kılmasını istiyor, bizleri sevgisi üzerine toplayıp, kıyamet gününde cemalinden mahrum bırakmamasını niyaz ediyorum.

Bu Sayfayı Paylaş :