Loader
Küfrün Karanlıklarından, Vahyin Aydınlığına...

Başlıca Tefsir ve Ulumu'l Kur'an Kitapları Çeviri MAKALE

2015-02-01

— İlim talebesinin kütüphanesinin Tefsir ve Ulumu'l Kur'an ile alakası hakkında konuşmaya devam edelim dilerseniz?

Evet, ilim talebesi Allah'ın kitabını anlamayı, tedebbür etmeyi ve ondan hüküm çıkarmayı amaçlayan tefsir kitaplarına ihtiyaç duymaktadır. Burada yeni başlayanlar için uygun, muhtasar kitaplar bulunmaktadır. Dikkat edilmesi gereken bazı muhalif durumlar olsa da toplumun her kesimine uygun olan, güvenilir tefsirlerden alınarak yazılmış bir tefsir var. O da Şeyh Abdurrahman Es-Sadi'nin tefsiridir. Bu, öğrenci olan olmayan, şer'i ilimlerde uzmanlaşan ve bunun dışında kalan genel kültür sahibi, doktor, mühendis, tüccar, anne baba vb. kişiler için uygundur. Hepsi de bu tefsirden faydalanabilir. Çünkü çağdaş bir üslup ile yazılmıştır.( Söz konusu değerli eser, Guraba Yayınları tarafından da Türkçeye kazandırılmıştır. -Çeviren-)

Aynı şekilde çok muhtasar olup, maalesef ilim talebelerinin arasında yaygın olmayan ve çok faydalı bir tefsir olan Şeyh Faysal b. Mübarek'in 'Tevfiku'r Rahman Li Durusi'l Kur'an' tefsiri vardır. Bu kitap, muhtasar olmasına rağmen çok eski bir baskı olup, yeniden dört cilt olarak basılmıştır. Bu tefsir; Taberi, Beğavi ve İbni Kesir'den derlenmiş olup, muhtasardır. Eski asıl kitaplara ve özellikle bahsedilen üç kitaba(Taberi, Beğavi, İbni Kesir) dönmekte vakit bulamayan kimse için, alanında faydalı bir kitaptır.

Burada özellikle çok kısa ve uygun bir tefsir var ki, o da Celaleyn Tefsiri'dir. Bu tefsir, Celaleddin El-Mahalli ve Celaleddin Es-Suyuti'nin tefsiridir. Bu tefsir, metin kitabına benziyor. Haşiyeleri mütalaa edilmeye ihtiyaç duyulan, güvenilir ilmî bir metindir. Bunun yanında da ilim talebesinin, kitabın fikirleri hususunda uyaran birine de ihtiyacı vardır. Fakat yine de bu kitap, ilim talebesinin faydalanacağı en faydalı kitaptır. Çünkü çok muhtasardır.

— Önceden bu tefsir hakkında bazı düşüncelerinizi ortaya koymuştunuz değil mi?

Bu kitaba dair bazı tefsir çalışmalarımız, mescid derslerinde oldu. Bunlardan Fatiha Suresi ile alakalı olanı, dört ders olarak yayınlandı. Fakat bu metodumuzla tefsir çalışması yaptığımızda çok uzayacaktır. Fatiha dört ders olmuşsa, Bakara ne olur siz düşünün!

Burası bir yana, Abdurrezzak El-Afifi'nin son çeyrek asırda bu tefsir üzerine faydalı yorumları vardır. Son çeyrek asırda da ilmî enstitülerde kabul edilmiştir. Yemen'de ilim talebelerinden olan birisinin, bir veya birkaç asır önce bu tefsiri okuma ihtiyacı olur. Abdestli mi abdestsiz mi okuyayım diye tereddüt eder. O'na 'Hüküm çoğunluğa göre verilir' denilir. Bu kitapta tefsir mi, Kur'an mı çoğunluktadır diye başlamış harfleri saymaya... Kur'an'ın ve tefsirin harflerini saymış ve Müzzemmil suresinin tefsirine gelmiş ve tefsirin bir harf dahi fazla olmadığını görmüş. Sonra Müddessir'den Kur'an'ın sonuna kadar Kur'an ayetlerinin tefsiri az da olsa geçtiğini görmüş. Böylece bu problemi de çözmüştür. Bunun yanında bu tefsir, önemine ve kısa, öz olmasına rağmen akidevi problemleri de içerisinde barındırır.

Burada bahsedeceğimiz, bu tefsirden daha geniş ve daha meşhur olanı ise Beydavi Tefsiri'dir. Bu, Celaleyn Tefsiri'nden daha geniştir. Bu da aynı şekilde ilim talebelerinin özellikle dil sanatı ile ilgili istifade edecekleri güvenilir bir kitaptır. Üzerinde çok sayıda haşiyeler vardır. Âlimlerin bu tefsire olan ilgisine şaşılır. Üzerine yüz yirmiden fazla haşiye yapıldığına ulaştım. Türkiye'den veya Suriye'den gelen bir nüshanın üzerinde, elle yazılmış haşiyelerin olmaması çok nadirdir. Kitap da bu şekilde kabul görmüştür.

Bir başka tefsir de Et-Teshîl diye isimlendirilen tefsirdir. Bu, İbni Cüzey El-Kelbî'nin olup; muhtasar, özgün, güzel ve sağlam bir tefsirdir. Bunun yanında bir de Nesefî Tefsiri vardır. Bunların hepsi de muhtasardır. Fakat Şeyh Sadi'nin tefsiri ve Faysal b. Mübarek'in tefsirleri, ilim talebesine özellikle dar vakit olduğunda zaruridir. Celaleyn Tefsiri de ilim talebesi için önemlidir. Beydavi Tefsiri ve üzerine yazılan ve mütercimlerin en iyi olduğunda ittifak ettiği haşiyelerden de kısaca bahsedecek olursak; Haşiyetu'ş Şihab, Haşiyetu'l Konevî, Haşiyetu İbni't Temcîd, Haşiyetu'l Kezrûnî vs. Bu tefsirin haşiyeleri oldukça fazladır. Bunlardan kimisi matbu, kimisi de el yazmasıdır.

Tefsir hakkında bunlardan daha da büyük olarak, Hafız İmam İbni Kesir'in çıkarmış olduğu tefsir vardır. Allah, ona rahmet etsin. Bu tefsir, bütün hocalar için uygundur. Eserlerin/haberlerin ve isnatların çok olmasından ve içindeki tekrarlardan dolayı sünnet konusunda uzmanlaşmayan kimseyi sıkabilir. Bu yüzden ilim ehli tarafından toparlanmış olan muhtasarlarını tavsiye ediyoruz. Bu muhtasarlardan en iyisi Şeyh Ahmed Şakir'in kısaltmış olduğu 'Umdetu't Tefsir Ani'l Hafız İbni Kesir' isimli eseridir. Yine bu eserlerden birisi de Şeyh Muhammed Nesib Er-Rufai'nin 'Teysiru'l Aliyyi'l Kadir' isimli tefsiridir. Allah, hepsine rahmet etsin.

İbni Kesir'in tefsiri konusunda muhtasar olan bu kitaplar, gayet iyi olup, aslına ihtiyaç bırakmamaktadır. Fakat bu, isnatların bahsedilmesinden sıkılanlar içindir. Çünkü bunlardan birçok tefsir okuyucusu istifade edememektedir.

Bunun gibi bir de Beğavi tefsiri vardır. Bu, eserî ve selefi bir tefsir olup, az da olsa yorumsuz bırakılamaz. Genel olarak bahsecek olursak, Şeyhu'l İslam İbni Teymiyye ve İslam âlimleri, bu tefsiri övmüşlerdir. Hiç şüphesiz kitabın kendisi de buna şahitlik etmektedir.

El-Hazin Tefsiri de ilavelerle Beğavi'nin muhtasarıdır. Bu beldelerin dışında yayılmış ve şöhrete ulaşmıştır. Tefsirin sahibi de, kalp inceliği ile ilgili konularla ilgili bahisleri zikretmeye önem verdiği için bazı mutasavvıfların sözlerini aktarmaktadır.(Tefsirin tam ismi 'Lübabu't Te'vil fi Meani't Tenzil' olup, yazarı da Alaaddin Ali b. Muhammed b. İbrahim b. Ömer b. Eş-Şeyhi Ebu'l Hasen Eş-Şafiî'dir. El-Hazin olarak da bilinmektedir. H. 741'de vefat etmiştir. -Çeviren-)

Zemahşeri Tefsiri'ni(El-Keşşaf) ise, içinde Mutezile itikadından olan fikirlerinden dolayı, ilim talebesi dikkatli okumalıdır. Bunun yanında da kitabın üzerine yazılan ve bu(Mutezilî) fikirleri açıklayan haşiyeleri de okumalıdır.

— İçinde var olan hususlar sonradan açıklanmıştır değil mi?

Mutezile fikri olan hususları açıklayan haşiyeler var. Örneğin, İbnu'l Munir ve diğerleri, bunları açıklamıştır. Birçok ilim ehli de bu düşüncelere karşı çıkmıştır. Fakat, kendi alanı olan lugatta faydalı olup, ondan istifade edilebilir.

Bunun yanında Hatib Eş-Şirbini'nin tefsiri, neredeyse Beydavi ve Zemahşeri'nin tefsirlerini bir araya getirmiştir.

Bu kitaplardan daha genişi, Müfessirlerin imamı Muhammed b. Cerir Et-Taberi'nin tefsiridir ki; genel olarak en büyük tefsirdir. Selefin tefsirlerini ve isnadlarını bir araya getirmiştir. Kitap defalarca basılmıştır. İlk defa El-Meymeniyye Matbaası'nda basılmıştır. Daha sonra Bulâk Matbaası'nda(Osmanlı Devleti zamanında Kahire'de kurulan meşhur matbaadır. -Çeviren-) basıldı. Daha sonra Mahmud Şakir, İbrahim Suresi'ne kadar bunu tahkik etti, geri kalanı da tamamladı. Bunun akabinde de Dr. Abdullah Et-Turki tahkik etti. Bunların yanında Şeyh Ahmed Şakir'in baskısının tamamını okudum ve bu baskı, eksik olsa da ilim talebesinin elde edecekleri arasında en güzelidir.

Lugata önem verenin ilgisini çekecek başka bir tefsir de Ebu Hayyan'ın El-Bahru'l Muhit'idir. El-Bahru'l Muhit, neredeyse lugat kitabı olacak bir eserdir. Bu kitabın muhtasarları da vardır. En-Nehru'l Mâd Mine'l Bahr(Kur'an-ı Kerim'in bilhassa fesahat ve belagatı ile kelimelerin i'rabı üzerinde durduğundan nahvî-edebî tefsirler arasında zikredilen El-Bahru'l Muhît, gerek Kur'an ilimleri, gerekse Arap dili üzerinde araştırma yapmak isteyenler için kaynak eserlerden biridir. Geniş bir tefsir olması sebebiyle bizzat müellifi tarafından En-Nehru'l Mâd mine'l Bahr adıyla ihtisar edilmiştir. -Alıntı: TDV İslam Ansiklopedisi, Bahru'l Muhît maddesinden.-) ve Ed-Durru'l Lakît Mine'l Bahri'l Muhît bunlardandır. Burada bunların anlatılmasındaki gaye, Kur'an-ı Kerim'de lugat alanı ile alakalı faydalı bir kitap olmasıdır.

Er-Razi Tefsiri de ismi gibi,(Et-Tefsiru'l Kebir) büyük bir tefsirdir. Bu eser de Fahru'r Razi'ye aittir. Eleştiri konusunda ehil olmayan, yeni ve orta seviyedeki ilim talebelerinin bu tefsire bakması elbette ki gerekmez. Çünkü müellifi, ders verenlerin herhangi birine dahi birçok şüphe getirebilmekte oldukça yeteneklidir. Öyle ki, bazı ehil kimseler dahi, bazı şüpheleri ve kendisini bazı şüpheleri kabul etmeye sevk eden siyakları kavrayamayabilir ve bununla da töhmet altında kalabilir. Bu yüzden bu tefsir, ehil olmadığı müddetçe ilim talebesine tavsiye edilmez. Ehil olduğu zaman ise bu tefsirin faydaları vardır. Bu tefsir hakkında 'Onun içerisinde tefsirden başka her şey var' denilmiştir. Fakat bu, haksızlıktır. İçerisinde tefsir de mevcuttur.

Bir de Şeyhu'l İslam'ın da övmüş olduğu İbni Atiyye'nin tefsiri var. Yaygın, baskısı olan ve tahkik edilmiş faydalı bir kitaptır.

Alûsi Tefsiri de aynı şekilde büyük tefsirdir. İsmi 'Ruhu'l Meânî fî Tefsîri'l Kur'âni'l Azîm Ve's Seb'u'l Mesânî' olup, Ebu's Senâ Mahmud El-Alûsi'nin eseridir. Bu tefsir, ne varsa bir araya getirmiş, farklı nakilleri de aktarmıştır. Örneğin: 'Şeyhu'l İslam İbni Teymiyye şöyle demiştir', 'Muhakkik İmam İbni Kayyım şöyle demiştir': 'Muhyiddin İbni Arabi -kuddise sirruhu-(Bu ifade Alusi'nindir. İbni Arabi gibi, bir Yahudi'den daha kâfir olan zındığı bu şekilde övecek değiliz. -Çeviren-) şöyle demiştir' diyerek karıştırmıştır. Bundaki gaye de ilim talebesinin -özellikle ehil olanların- onun içindekilerinden faydalanmasıdır. Bu tefsirin içerisinde aynı şekilde İşarî tefsire, Sufi tefsirine de önem verilmiştir.(İşarî Tefsir, Kur'an'ı, zahirinin dışında tefsir etmektir. Tasavvufçuların yapmış olduğu tefsirler de bu cinstendir. Örneğin; "Firavun'a git. Çünkü o tağutlaştı" (20/Taha, 24) ayeti hakkında 'Firavun'dan kasıt, insan nefsidir' diye yorumda bulunmuşlardır. -Çeviren-) Fakat ehil olan bir talebenin bundan korkmasına gerek yoktur. Ancak ilim talebesi, kütüphanesinde bu kitabın üzerine 'bu kitapta akideye ters olan şöyle şöyle hususlar bulunmaktadır' diye yazıp ayrı bir yere kaldırıp, kendisinden sonra onlardan etkilenen kimselerin sorumluluğundan kurtulması gerekir.

Kur'an-ı Kerim hakkında yazılan kitaplardan biri de ilim ehlinin özenle tefsir ettiği, İmam Şafiî'nin sözlerinden derlenen Ahkâmu'l Kur'an'dır.(İmam Şafiî'nin (ö. 204/819) Kur'an'daki bazı ahkâm ayetlerinin tefsirine ve onlardan hüküm çıkarma metoduna dair görüşlerini toplayan eser. Eseri bizzat Şafiî kaleme almamış, tanınmış hadis âlimi Beyhaki (ö. 458/1066) derlemiştir. Beyhaki, gerek Şâfiî'nin gerekse öğrencileri Buveytî, Ebu Sevr, Harmele, Rebî' El-Cîzî, Müzenî, Rebî' El-Murâdî gibi âlimlerin kitaplarından Şafiî'ye ait görüş ve tahlilleri bir araya toplayarak, bu eseri meydana getirmiştir. -Alıntı: TDV İslam Ansiklopedisi-.)

Bir de İbnu'l Arabi'nin Ahkâmu'l Kur'an'ı vardır. Çok hoş ve güzel bir kitap olup, dört cilt hâlinde basılmıştır.

— Bu, hangi İbnu'l Arabi?

Ebu Bekir İbnu'l Arabi El-Malikî. Bununla, Fususu'l Hikem ve Futuhatu'l Mekkiyye'nin sahibi olan Muhyiddin İbnu'l Arabi'yi kast etmiyoruz. Kendisine nispet edilen tefsiri de vardır. Bu da vahdet-i vücud konusundaki görüşlerini yansıtan tefsiridir. Bu sebeple buna işaret etmedik. Zaten ilim talebesinin bu kitabı/kitapları edinmesi gerekmez.

Ebu Bekir İbnu'l Arabi El-Malikî'nin Ahkâmu'l Kur'an'ına dönecek olursak, çok güzel bir kitaptır. İçerisinde ender ve az bilinen nükteler/ince anlamlar vardır. İbnu'l Arabi, bunları ilim rıhlelerinde şeyhleri/hocaları ve bazı akranları ile beraber elde etmiştir.

Bu alanda yine Cessas'ın Ahkâmu'l Kur'an'ı mevcuttur. Kur'an ahkâmlarından istinbat/hüküm çıkarması, Hanefi mezhebinin bakış açısından olmuştur. Uzun, toplayıcı ve faydalı bir kitaptır. Fakat şurası da var ki; sahibi, Mutezile kirinden uzak değildir.

Tefsirde aynı şekilde Kiyâ Et-Taberi El-Herrasi'nin(Şafiî fakihi ve müfessir Kiyâ el-Herrâsi'nin (ö. 504/1110) -Çeviren-) Ahkâmu'l Kur'an'ı da var. Bu da faydalı bir kitap olup, içerisinde ince anlamlar ve faydalar vardır. Hanbelilerin yanında bir konumu olsa da -ki bu konuda meşhur bir kıssası var- burası bizi bu alanda ilgilendirmiyor.

Bu konuda gerçek manada toparlayıcı olan, Kurtubi'nin El-Câmiu Li Ahkâmu'l Kur'an'ı var. Hiçbirisi bu tefsir kadar olamaz. Bu tefsir, ismi gibi toplayıcı, kapsayıcı bir tefsir olup, birçok kez basılmıştır. Fakat en iyi baskısı Daru'l Kutubi'l Mısriyye'nin ikinci baskısıdır. Bu kitap, Kur'an ahkâmı ile ilgili adeta büyük bir denizdir. Bundan Malikî fıkhını da almak mümkündür. Kendisini diğer mezheplere nispet etmese de belli bir oranda hata olabiliyor. Öyle ki kitapta geçen söz, bu mezhepte olmayabiliyor. Fakat mezhepte güvenilen olamayabiliyor. İlim talebesine düşen bu kitaba çok önem göstermesidir. Bu hususta bir de İ'rabu'l Kur'an ve Ulumu'l Kur'an kitapları oldukça fazladır. Her bir dal için de ayrı bir oturum gerekir.

İ'rabu'l Kur'an konusunda, Akbari ve Nehhas'ın kitapları var. Ayrıca Müteahhirin'in de aynı şekilde bu alanda güzel katkıları vardır. Bende de Kur'an'ı anlamak ve lugatı -sarf ve nahivi- pekiştirmek için yararlanılması, edinilmesi gereken İrabu'l Kur'an kitapları var.

İlim talebesi, İ'rabu'l Kur'an kitaplarına özen gösterdiği zaman, çok büyük faydalar elde edecektir. Lugatı, bir yönden pekişecek; Kur'an'ı da anlayacaktır. İlim talebelerinin lugat konusunda alışkın olması hayırlıdır. Bunlar, bu alanda ihtisas yapanlara sunduğumuz önerilerdir. Örneğin, Kur'an'ın i'rabını yapmak, yani nahiv dersini yapmak veya talebelerin, bölüm sonunda Fatiha'nın i'rabını yapmaya çalışmalarıdır. Daha sonra yaptıkları i'rabları da İ'rabu'l Kur'an kitapları ile kıyaslama yapıp sağlamasını yapmalıdırlar. Eğer mümkün ise bunu, her bir kişi tek başına yapmalıdır. Böylelikle büyük faydalar elde edecektir.

Ulumu'l Kur'an kitaplarından Şeyhu'l İslam İbni Teymiyye'nin Mukaddimetu't Tefsir isimli eseri çok önemlidir. İçerisinde, başka kitaplarda bulunmayan faydalar bulunmaktadır.

Aynı şekilde Manzumetu'z Zemzemî de böyle. Kısa bir manzume olup, üzerine yazılmış şerhler vardır.

Bunun yanında Suyuti'nin El-İtkân Fi Ulumi'l Kur'an isimli eseri de toplayıcı bir eserdir. Zerkeşî'nin El-Burhan isimli eseri de zengin bir kitaptır. Zürkânî'nin Menahilu'l İrfan isimli eseri de eksik olmasına rağmen, tertipli ve düzenli bir kitaptır. Abdurrahman Es-Sadi'nin El-Kavaidu'l Hassan Fi Tefsiru'l Kur'an eseri de, ilim talebesinin bu alanda istifade edeceklerinin en iyisidir. Sonuç olarak, bu konuda kitaplar çoktur. Kitapların listesini veya isimlerini, bu bağlamda aktarmadık. Zira bu kadarı, insanlar için yeterlidir.(Konuşmacı, burada sunucunun isteği üzerine konu dışında fıkıh, akide, hadis alanlarındaki kitaplardan bahsetmesini istemektedir. Bu, ileride detaylı geleceği için burayı çevirmemeyi uygun gördük. -Çeviren-)

Bir Faide (Konuşmacı, programı sonlandırırken, sunucunun isteği üzerine ilim talebelerine kısa fakat faydası çok büyük olan tavsiyelerde bulunuyor. Allah subhanehu ve teâlâ bizi anlayan ve amel edenlerden eylesin. Âmin. -Çeviren-)

İlim talebesinin; ilim talep ettiğinde, kitap elde ettiğinde, derslerini mütalaa ettiğinde ve ondan istifade ettiğinde mutlaka ihlaslı olması gerekir. Çünkü okumaktan hedeflenen şey, şer'i ilmi tahsil etmektir. Şer'i ilim de -önceden de belirttiğimiz gibi- tamamen ahiret ilimlerindendir. Ahiret ile ilgili hususlar da ortaklığı kabul etmez. Bu yüzden, ilim talebesinin ihlaslı olması gerekir. Niyet, elden giden bir şeydir. Devasa sayıda olan kitap yığınlarının arasında bir sağı bir solu araştıracak ve bundan gafil olacaktır. O yüzden bunu -ihlası- yerine getirmesi gerekir. Bu, asıl olandır.

İlim talebesinin, tashih ve tahkik edilmiş baskıları elde etmeye önem vermesi gerekir. Kitap baskıları konusunda baskıların ne kadarı bozuk diye şüpheye düştüğünde sormalıdır. Bunu bilmeyen, kitap baskılarını da ayırt edemez.

Aynı şekilde talebenin, dersleri ihmal edip de kitabına itimat etmemesi gerekiyor. Kimin ilmi, kitabı olursa; hatası da doğrusundan fazla olur. Kitabı anlamayan talebe, ancak bir Şeyh'in yanındaki derste anlayabilir. İlim talebelerinde maalesef bunun zıddını görmekteyiz. Bu konuda başarıya ulaşan da azdır.

— Yani dersi tekrar edip kaydetmelidir, değil mi?

Dersten önce gözden geçirmeli, dersten sonra da tekrar etmeli, arkadaşları ile beraber de müzakere etmelidir. Şeyh Abdulkadir b. Bedran'ın ilim talebelerinden bir grup ile beraber bazı şeyhlerin yanında yaptığı dersi var. Orada diyor ki: 'Öncelikle bir bölüm ezberleriz, sonra her bir kişi, bulunduğu mekânın köşesinde bu bölümü mütalaa etmeden evvel şerh eder. Bundan sonra da şerh edilenler mütalaa edilir/gözden geçirilir. Doğru olan, tespit edilip tebrik edilir, yanlış olan da düzeltilir ve böylece ilim sağlamlaşmış olur.' İlim talebeleri haşiyeleri okur, hocaya gidip kendisinde olan bilgileri doğrulatır ve bunu daha da çoğaltır.

Mütalaa konusunda, talebeler farklı farklıdır. Kimisi sabırlı ve sebatkârdır. Kitabı alır ve bitene kadar, başka bir şey onun kafasını karıştırmaz. Kimisi bıkkındır. Bir saat bir kitabı, bir saat başka bir kitabı okur. O saat içerisinde de sabırlı ve sebatkâr kimse gibidir ki bunda da bir problem yoktur. Birisi sonrasında şerh edecek bir yolla kitabı bitirene kadar okur. Diğeri ise, karıştırmamak için yanına liste koyar; Sabah namazından sonra şu kitap okunacak, güneş doğduktan sonra şu kitap okunacak vs. yapılacakların listesi onu zorlar ve ona destek verir.

Mütalaa/gözden geçirme esnasında da talebe hazırlanmalı ve kendisini meşgalelerden uzak tutmalıdır. Renkli kalemler edinmeli ve meseleleri onunla çizmelidir. Eski el yazması baskıların birçoğunda, önemli meselelere 'Dur!', 'Düşün!' diye yazılmıştır. Bazı şeyhlerimizin kitaplarında kendisine has bir metodu vardır. Bazen kırmızı, bazen siyah, bazen mavi, bazen de yeşil nokta koyarlar. Kırmızı renk, tekrardan dönüp ezberlemeyi, mavi renk tekrar baktığında müracaa/tekrar etmeyi, yeşil renk ise notları arasına almayı istediğini ifade eder.

Her ilim talebesinin yanında notunun(Not defteri) olması gerekir. Bundan maksat da okuduklarının arasını ayırmaktır. Bu konudaki sözümüz uzar gider. Allah en doğrusunu bilir.

Salât ve selam, Nebimiz Muhammed'e sallallahu aleyhi ve sellem, onun ailesine ve ashabının tümüne olsun.

 

Bu Sayfayı Paylaş :