Loader
Küfrün Karanlıklarından, Vahyin Aydınlığına...

Beşinci Sabite: Zafer, Sadece Askeri Galibiyet Değildir! -1 Çeviri MAKALE

2013-06-01

 

Müslümanların birçoğu, cihad edenlerin hissî meydan galibiyeti elde etmeleri gerektiğini, Allah'ın da cihadı farz kılıp sadece hissî zaferi vereceğini zannetmektedirler. Çünkü zafer kavramı birçok kimseye göre sadece askeri galibiyet ile ve meydanda kazanılan zafer ile sınırlıdır. Allah subhanehu ve teâlâ bu şiarı bizlere meşru kılmış, onun korkularını taşıyanlara zafer vermeye kefil olmamıştır.

Bunun yanında Allah subhanehu ve teâlâ Müslümanların bazı durumlarda askeri hezimete uğramasıyla şöyle buyurmuştur:

"Eğer siz bir yara aldıysanız, o topluluk da ona benzer bir yara aldı. O günleri biz insanlar arasında döndürür dururuz." (3/Ali İmran, 140)

Bu ayet, geçmiş sünneti desteklemek için inmiştir. Bu kevnî sünnetin desteklemesinin inişi, Uhud ehlinin başına gelen askeri hezimet sonrasında olmuştur. İnsanların anlayışı genişleyip, zaferin manasını anlamış olsalardı, İslam'ın en yüce zirvesi olan ameli yapanların zarara uğramalarının mümkün olmayacağını bilirlerdi. Bilakis bu ameli yapan kimse, öldürülse de esir düşse de her halükarda galiptir.

Zafer anlayışının hakkı ve kadrini versek -bu da kitap ve sünnetteki delilleri düşünmek çerçevesinde olacaktır-, İslam ümmetinin hepsinin cihad ile zarar etmeyeceğini görürüz. Bilakis cihad, meydanda zıddı gözükse de, her halükârda bir kazançtır.

Zaferin Manaları

Her ne kadar ibareler yeterli olmasa da, burada kitap ve sünnette gelen zaferin manalarının bazısı üzerinde duracağız. Aslında bu, müstakil bir kitapta, uzun açıklamalara ihtiyaç duymaktadır. Fakat tümüne ulaşılmayan şeyin hepsi de terkedilemez.

Zaferin İlk Manası

Zaferin çeşitlerinin en büyüğü, (ister fert, ister ümmet düzeyinde olsun) her mücahid için gerçekleşmektedir. Bu da, mücahidin nefsine, şeytanına, kendisine sevimli sekiz duruma (Tevbe suresi 24. ayette zikredilen) ve bunlardan kaynaklanan sevimli olan şeylere karşı, cihad ameli aracılığıyla zafer elde etmesidir.

Yeryüzündeki bu cazip olan şeyler, Müslümanların birçoğunu başarısızlığa uğrattığı gibi, ümmetin tümünü de zaferden alıkoymuştur.

"De ki: 'Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, hısım akrabanız, kazandığınız mallar, kesada uğramasından korktuğunuz ticaret, hoşlandığınız meskenler size Allah'tan, Rasûlü'nden ve Allah yolunda cihad etmekten daha sevgili ise, artık Allah emrini getirinceye kadar bekleyin. Allah fasıklar topluluğunu hidayete erdirmez.' " (9/Tevbe, 24)

Kul bu sekiz sevimli olan şeyi ne zaman terk eder ve cihada çıkarsa nefsine, şehvetine, ağırlık yapan cazip olan şeylere karşı zafer elde etmiş olur.

Bu zafer çerçevesinde bir başarı daha elde edilmiş olur ki, bu birincisinden çok daha büyüktür. Bu da kişinin fısk ehlinden ayırdedilmesi ve ayetin sonunda Allah'ın tehdidine muhatap olmayışıdır. Bütün bu zaferleri de Allah ve Rasulü'ne olan sevgisinin sabit olması ile kazanmıştır. Bu ne yüce bir zaferdir!

Zaferin İkinci Anlamı

Kul, cihada çıktığında başka bir zafer daha kazanmış olur. Bu seferki zaferi ise, kendisini gözetleyen ve türlü yollarla cihaddan alıkoyan şeytana karşı elde etmiştir.

Buhari'de Ebu Hureyre'den radıyallahu anh şöyle nakledilmiştir:

"Şeytan Ademoğlunun iman yoluna oturur ve şöyle der: 'İman edip de dinini ve babalarının dinini mi bırakacaksın?' Kişi ona muhalefet eder ve iman eder. Daha sonra onun hicret yoluna oturur ve şöyle der: 'Hicret edip de malını ve aileni terk mi edeceksin?' Kişi ona muhalefet eder ve hicret eder. Daha sonra kişinin cihad yolunun üzerine oturur ve şöyle der: 'Cihad edip de nefsini öldüreceksin ve böylece eşinle evlenilecek ve malın da paylaşılacak' Kişi ona muhalefet eder, cihad eder ve öldürülür. Bu kişiyi cennete sokmak Allah'ın üzerine bir haktır."

Cihad ile şeytana karşı zafer gerçekleşir ve kul böylece Rahman'ın cennetine kavuşur.

Zaferin Üçüncü Anlamı

Mücahid, cihada çıktığında, zaferi gerçekleştirmiş olur. Çünkü o, Allah'ın subhanehu ve teâlâ şu buyruğundaki kimselerden olmuştur:

"Bizim uğrumuzda cihad edenleri elbette kendi yollarımıza eriştireceğiz. Hiç şüphe yok ki Allah iyi davrananlarla beraberdir." (29/Ankebut, 69)

Mücahid, Allah'ın hidayetine eriştiğinde, bundan daha büyük bir hidayet var mıdır?

En büyük zafer şeytana karşı kazanılan zaferdir ki, bu da hidayettir. Allah'tan gelen en büyük nimet ise bunu başarmaktır. Kim cihad ederse, zaferi hidayet ile kazanmış, Allah'ın özel olarak desteklediği muhsinlerden olmuştur ki, bu destek de zafer, başarı, hidayet ve salâhtır. Eğer ümmetin tümü cihad edip, cihada hakkıyla katılsa; sahabe ve tabiin zamanında üstün gelen ve yardım olunan ümmet gibi hidayet üzere olur ve hususî desteklenirdi.

Zaferin Dördüncü Anlamı

Kul cihada çıkmakla beraber kendi cildinden olup, aynı dili konuşan ve kendisini cihaddan alıkoyan kimselere karşı zafer kazanmış olur. Bunun yanında bazıları nasları ümmeti cihaddan alıkoymak için kullanmaktadırlar.

Allah subhanehu ve teâlâ onları şu ayeti ile açığa çıkarmaktadır:

"Eğer içinizde (onlar da savaşa) çıksalardı, size bozgunculuktan başka bir katkıları olmazdı ve mutlaka fitne çıkarmak isteyerek aranızda koşarlardı. İçinizde, onlara iyice kulak verecekler de vardır. Allah zalimleri gayet iyi bilir." (9/Tevbe, 47)

Allah subhanehu ve teâlâ bu ayette aralarında cihaddan alıkoyanlara kulak veren Rasûlullah'ın sallallahu aleyhi ve sellem sahabesini radıyallahu anhum muhatap almıştır. Bu onların imanlarının zayıflığından da değildir. Bunun sebebi, cihaddan alıkoyanların kavimlerinin arasında konumlarının olması, cihaddan alıkoyanların fitnelerinin büyük olması, hakkı batıl ile karıştırmaları, kuvvetli şüphe getirmeleridir. İman ehlinin, onların bu sözlerine aldanabilme ihtimallerinden dolayı, Allah subhanehu ve teâlâ Peygamberlerden sonra insanların en hayırlısı olan kimseleri bundan sakındırmıştır.

Cihaddan alıkoyan kimseler Allah'ın şu ayetinde açığa çıkardığı kimselerdir:

"Allah'ın Rasûlü'ne muhalefet etmek için geri kalanlar (sefere çıkmayıp) oturmaları ile sevindiler; mallarıyla, canlarıyla Allah yolunda cihad etmeyi çirkin gördüler; 'bu sıcakta sefere çıkmayın' dediler. De ki: 'Cehennem ateşi daha sıcaktır!' Keşke anlasalardı!" (9/Tevbe, 81)

Cihaddan alıkoyan kimseler, kulu cihaddan engellemek için binekli ve yaya olarak ellerindeki tüm olanakları kullanırlar. Bunun yanında da ümmeti de izzet yoluna gitmekten engellemektedirler. Mücahid kimse ise, cihada çıktığında kendisine karşı olan kimselere karşı gerçek bir zafer kazanmıştır. Nefsi, şehveti ve dünyasına karşı zafer kazandıktan sonra da şeytanına karşı da zafer kazanmış, bundan ötürü de kendi cildinden olup, aynı dili konuştuğu rezillere karşı da zafer elde etmiştir.

 

Şeyh Yusuf El-Uyeyri

Çeviri Makale: Özcan YILDIRIM

Bu Sayfayı Paylaş :