Loader
Küfrün Karanlıklarından, Vahyin Aydınlığına...

Beşinci Sabite: Zafer, Sadece Askeri Galibiyet Değildir! -4 Çeviri MAKALE

2013-09-01

 

Zaferin Dokuzuncu Manası

Zaferin çeşitlerinden bir tanesi de, cihadın kâfirlerin fakirleşmesine, küfürleri üzere ve hidayetten yoksun bir şekilde ölmelerine sebep olmasıdır. Bu da zaferin en büyük çeşitlerinden birisidir.

Onların dine karşı savaşmaları, mücahidlere karşı cephe almaları, sapıtmalarına ve ölene dek küfre batmalarına bir sebep olmuştur. Aslında bu, Musa ve Harun'un aleyhimusselam Firavun ve kavmi için ettikleri duadır.

"Musa dedi ki: 'Ey Rabbimiz! Gerçekten sen Firavun ve kavmine dünya hayatında ziynet ve nice mallar verdin. Ey Rabbimiz! (Onlara bu nimetleri), insanları senin yolundan saptırsınlar ve elem verici cezayı görünceye kadar iman etmesinler, diye mi (verdin)? Ey Rabbimiz! Onların mallarını yok et, kalplerine sıkıntı ver (ki iman etsinler).' " (10/Yunus, 88)

Musa'nın aleyhisselam bu kelimelerle dua etmesi, bu durumların gerçekleşmesinin gerçek bir zafer olduğunu gösterir. Allah'ın acı bir azabı görünceye dek kâfirlerin kalplerini sıkmasından daha büyük bir hezimet olabilir mi? İşte o vakit müminler, bu durumdan ötürü sevinecek ve küfrün önderlerine şöyle denilecek:

"Tat bakalım (azabı)! Hani sen kendince üstündün, şerefliydin!" (4/Duhan, 49)

Onların büyüklenmeleri, azgınlıkları, özgürlük ve medeniyeti savunma iddiaları, terörle savaşmaları… Bunların hepsi, yaşadıkları hayattan daha az kalan bir sürede sona erecektir. Bundan sonra da Allah'ın müminlerin gönüllerine şifa verdiği şu konuma geçilecektir. Onlara şöyle denilir:

" 'Ona ne olduğunu görüyor musunuz?' der birisi. Bir de bakar ki onun ateşin ortasında olduğunu görür." (37/Saffat, 54-55)

Kafirlerin dünyada fakirleşmeleri gerçekleşirse de, bu Allah'ın mümin kullarına olan ihsanı olmuş olur.

Nebi'nin sallallahu aleyhi ve sellem cihadı Yahudilerin haddini aşıp, azgınlaşmalarının bir nedeni olmuştur. Allah onların kalplerini ölene dek sıktı ve onlar Rasûlü kendi evlatlarını tanıdıkları gibi tanıyordu. Ve sonunda küfürleri üzerine öldüler ve hesap günü onların buluşma yerleridir.

Zaferin Onuncu Manası

Zaferin başka bir çeşidi de Allah'ın kullarından şehitler edinmesidir. Allah için çalışıp, emek veren her kul da, bunları cennete girmek için yapar. Bundan dolayı Allah subhanehu ve teâlâ şöyle buyurmuştur:

"O günleri biz insanlar arasında döndürür dururuz. Ta ki Allah, iman edenleri ortaya çıkarsın ve aranızdan şahitler edinsin. Allah zalimleri sevmez." (3/Ali İmran, 140)

Şehadet, Allah'ın kulları arasından bir seçimidir. Kimin için bu konumu seçerse, şüphesiz o kimse kurtulmuş ve zafer elde etmiştir. Şehadetin kendisi matlup olan bir gayedir. Zira bu, Allah tarafından olan bir seçimdir. Çünkü Nebi sallallahu aleyhi ve sellem bunu Ebu Hureyre'nin radıyallahu anh rivayet ettiği, Buhari ve Müslim'de geçen hadiste üç kere temenni etmiştir.

"Allah yolunda öldürülmeyi, sonra diriltilmeyi, sonra tekrar öldürülmeyi, sonra tekrar diriltilip, yeniden öldürülmeyi isterdim."

Allah subhanehu ve teâlâ bu zaferi tekid ederek şöyle buyurmuştur:

"Allah yolunda öldürülenleri ölü sanmayın çünkü onlar, Rabblerinin huzurunda diridirler ve rızıklandırılırlar." (3/Ali İmran, 169)

Başka bir ayette de şöyle buyurmuştur:

"Allah yolunda öldürülenlere 'ölüler' demeyin. Bilakis onlar diridirler, lâkin siz anlayamazsınız." (2/Bakara, 154)

Şehadetin bizatihi bir zafer olmasının başka bir delili de Buhari ve Müslim'de geçen Enes b. Malik'ten radıyallahu anh gelen rivayettir:

"Haram b. Milhan Bi'ri Maune günü mızrakla yara aldığı zaman, kanlar içerisinde kalıp, kanı yüzüne ve başına sürerek 'Kabe'nin Rabbi'ne yemin olsun ki kazandım' dedi."

Öldürülüp de ölümünü gören kimsenin kurtulduğuna dair yemin etmesi nasıl olabilir? O ancak cennetin kokusunu duymuştur! Mücahidin sadece şehadete ulaşması ile zafer kazandığının delilleri çok fazladır. Alimler bu meseleyi, Allah yolunda şehadetin faziletleri ile ilgili müstakil konularda işlemiştir. Kim şehadet ile rızıklanırsa, gerçek zaferi elde etmiş olur.

Zaferin On Birinci Manası

Zaferin çeşitlerinden bir tanesi de savaş meydanında zafer elde etmektir. Bu bütün insanların bildiği anlamdır. Birçoğu zaferi bununla sınırlı tutar ki bu da kavramdaki çarpıklıktır. Meydanda kazanılan zafer, zaferin türlerinden sadece bir tanesidir.

Nebi sallallahu aleyhi ve sellem hayatının sonunda bununla sevinmiş ve Allah ona bu zaferi ölmeden önce göstermiştir. Sonra Allah, ona lütufta bulunarak şöyle buyurmuştur:

"Allah'ın yardımı ve fetih geldiğinde ve insanların bölük bölük Allah'ın dinine girdiğini gördüğünde, Rabbine hamd ederek tespihte bulun ve O'ndan bağışlama dile. Çünkü O, tevbeleri çok kabul edendir." (110/Nasr, 1-3)

Bunlar zaferin çeşitlerinden bazısı olup, sınırlaması olmayacak derecede çoktur. Lakin Allah'ın şu buyruğundaki vaadinin altına dâhil olan bazı çeşitlerini örneklendirdik.

"Şüphesiz Peygamberlerimize ve iman edenlere, hem dünya hayatında, hem şahitlerin şahitlik edecekleri günde yardım ederiz." (40/Mümin, 51)

"…Mü'minlere yardım etmek ise üzerimizde bir haktır." (30/Rum, 47)

Zaferin manalarını anlamakta zayıf olan kimse, 'Rasûllere ve müminlere yardım etmeyi, Allah kendi zatına nasıl bir hak görebilir? Peygamberlerden kimisi öldürülmüş, kimisi otoriteye sahip olamamış ve hiç kimse onunla beraber iman etmemiştir.' diye düşünebilir. Kim zaferin manalarını anlarsa, ondaki bu problemler de yok olur.

Şunu bilmek gerekir ki; otorite zaferi, İslam ümmetinin işin en sonunda elde edeceği bir durumdur. Eğer bu, bizim zamanımızda gerçekleşmez ise, bizden sonra gerçekleşmesi su götürmez bir gerçektir. Peygamber'in sallallahu aleyhi ve sellem yeryüzündeki otorite ile ilgili müjdeleri ve vaatleri de meydan zaferi, askeri galibiyet ve yeryüzünde hâkim olmak şeklinde söylenebilir. Bunlar zamanımızda gerçekleşmese bile, buna delalet eden naslar çok fazladır.

Temim Ed-Dari'nin radıyallahu anh rivayet ettiği şu hadis bunlardan birisidir:

"Rasûlullah'ın şöyle dediğini duydum: 'Bu din gece ve gündüzün ulaştığı her yere ulaşacaktır. Allah'ın izniyle bu dinin girmediği hiçbir ev veya çadır kalmayacaktır. İnsanlar ya bu dinle izzet bulacak ya da zelil olacaklar. Allah İslâm'ı aziz kılacak, küfrü de zelil edecektir.' " (İmam Ahmed)

Sevban'ın radıyallahu anh rivayet ettiği hadis de bunun gibidir:

"Allah yeryüzünü bana dürdü/topladı, doğusunu da, batısını da gördüm. Bana dürülen o yerlere, yeryüzünün doğusuna da, batısına da ümmetim sahip olacaktır." (Müslim)

Ebu Hureyre'den radıyallahu anh gelen rivayet de bunun gibidir:

"Müslümanlar Yahudilerle savaşmadıkça kıyamet kopmaz. Bu savaşta Müslümanlar Yahudileri öldürürler. Hatta bir Yahudi taşın, ağacın arkasına gizlenir. Bunun üzerine o taş veya o ağaç: 'Ey Müslüman, Ey Allah'ın kulu! İşte arkamda bir Yahudi, gel, onu öldür' der. Yalnızca Garkad bir şey söylemez. Zira o, Yahudilerin ağaçlarındandır." (Müslim)

Abdullah'tan radıyallahu anh rivayet edilen hadis de şöyledir:

"Rasûlullah'a iki şehirden (Kostantiniyye ve Roma) hangisinin fethedileceği sorulunca şöyle buyurdu: 'Herakliyus'un şehri Roma.' " (İmam Ahmed)

Peygamber'in sallallahu aleyhi ve sellem vadettiği üzere Roma fethedilecektir. Ebu Hureyre'nin rivayet ettiği hadiste Nebi sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:

" 'Bir tarafı karada bir tarafı da denizde olan bir şehir işittiniz mi?' diye sordular. Oradakiler: 'Evet!' deyince, şöyle buyurdular: 'İshakoğullarından yetmişbin kişi bu şehre sefer tertiplemedikçe kıyamet kopmaz. Askerler şehre gelince konaklarlar. Ancak silahla savaşmazlar, tek bir ok dahi atmazlar. 'La ilahe illallahu Allahu Ekber!' derler. Bunun üzerine şehrin kara tarafı düşer. Sonra askerler ikinci kere, 'La ilahe illallahu Allahu Ekber!' derler, şehrin diğer tarafı da düşer. Sonra tekrar 'La ilahe illallahu Allahu Ekber!' derler. Bu sefer onlara (kapılar) açılır. Oradan şehre girerler ve şehrin ganimetini toplarlar. Ganimetleri aralarında taksim ederlerken, yanlarına bir münâdi gelip: 'Deccal çıktı!' diye bağırır. Askerler her şeyi bırakıp geri dönerler." (Müslim)

Nebi'nin sallallahu aleyhi ve sellem ahir zamanda çıkması ile müjdelediği Mehdi ile ilgili haberler neredeyse mütevatir derecededir.

"O yeryüzünde yedi sene hükmedecektir. Yeryüzü zulüm ve zorbalıkla dolduğu gibi, adalet ve doğrulukla dolacaktır."

İslam ümmetinin askeri zafere ulaşacağını, otorite sahibi olacağını müjdeleyen naslar çoktur. Kişinin, zafer gelmesi ile ilgili delile dayanıp da ameli bırakmasının doğru bir tarafı yoktur. Aslında zaferin manalarını anladıktan sonra kişi, bunun öncüsü olmalıdır. Ümmet zafer elde eder de bunda kişinin bir emeği olmazsa, hüsrana uğrayanlardan olacaktır. Kişinin Allah'ın vaadi olan meydan zaferi gelene kadar, zaferin diğer manalarını yerine getirebilmek için çaba sarf etmelidir.

"O gün Allah'ın zafer vermesiyle müminler sevinecektir. Allah, dilediğine yardım eder. O, mutlak güç sahibidir, çok merhametlidir." (30/Rum, 4-5)

Salat ve selam Allah'ın Rasûlü'nün, ailesinin ve ashabının üzerine olsun.

 

 

Şeyh Yusuf El-Uyeyri

Çeviri Makale: Özcan YILDIRIM

Bu Sayfayı Paylaş :