Loader
Küfrün Karanlıklarından, Vahyin Aydınlığına...

Cihad Yolundaki Sabiteler Çeviri MAKALE

2012-11-01

 

MUKADDİME

İslamî hareketin her dönemde çeşitli fikirlerin, görüşlerin rüzgarına kapıldığını, fertlerin de hareketi bazen siyasi, sosyal eksenlerde değerlendirebildiğini görmekteyiz. Bu karmaşalar doğal olarak menheci sapmalara sebebiyet vermektedir. Bu ve buna paralel birçok sebepten dolayı Şehid Şeyh  Yusuf El-Uyeyri'nin 'Sevabit Alâ Darbi'l Cihad' isimli risalesinin bölümlerini peyderpey çevirip, yayınlamaya gayret edeceğiz.

Yusuf El-Uyeyri –Allah ona rahmet etsin- Suud'un ilim ve cihad ehlinden olan bir zattır. Kendisi 30 Rebiü'levvel 1424/1 Haziran 2003 tarihinde Suud Şer Devleti'nin saldırısına maruz kalarak inşallah şehid olmuştur. Allah şehadetini kabul etsin. -Çeviren-

Giriş

Bizlere sapasağlam bir din veren ve sıratı müstakime ileten Allah'a hamd olsun. Salat ve selam insanlığın muallimi, yaratılanların en hayırlısı Ademoğlunun en faziletlisinin üzerine olsun. En faziletli salat ve selamlar ona, ailesine ve ashabının üzerine olsun.

Şüphe yok ki, her menhecin sabiteleri ve müteğayyiratları/değişkenleri vardır. Sabiteler, zamanın, mekanın veya şahısların değişmesi ile beraber değişmeyen, sarsılmayandır. Bundaki kanaat ve yakinî inanç, sabit olan naslara dayanmakta olup, şüphenin de kendisine ulaşmadığı bir ilimdir. Bunların değiştirilmesi ise mümkün değildir. Bu sabiteler, yüce dağlar gibi olmasının yanında, bu yolda yürüyen kimselere yol gösterecek apaçık işaretlerdir.

Müteğayyirat (Değişken) ise; sabitelerin zıddıdır ki, bunlar menhec ve ilkelerde ikincil meselelerdir. Bunlar asıl olmayıp, füru olan durumlardır. Zamanın, mekanın ve şahısların değişmesiyle değişir. Bunların genel şer'i kuralları vardır. Bunun ayrıntısı ise, müçtehitlerin delilleri ile yaptıkları içtihatlara göre ölçülür. Bunlar tartışmaya da açık olan meselelerdir.

Bizim için burada -özellikle bugünlerde- önemli olan şer'i nasların, cihad hakkında işaret ettiği sabitelerden bahsetmektir. Bu sabitelere bugün dünden daha fazla dönüp, anlatmaya, yaymaya, anlamaya ihtiyacımız var. Bugün, yaralı olan ümmetin bu kötü durumunda, bazı kimselerin bu sabiteleri değişkenlere çevirmek için üzerinde konuştuğu, sözü uzattıkları sabitelerimize hakiki manada dönmeye muhtacız.

Kardeşim, cihad yolunu bize çizen sabitelerin hepsini değil de bazılarını senin önüne koyacağız. Bizim bu sabitelerin yazımının arkasında hedeflediğimiz; zulüm ve yalan giydirilmiş olan cihad menhecini, bu bağlardan kurtarmaktır. Cihad menheci, bugün şer'i bir delile dayanmadan canlılığını yitirme, sınırlama, kayıtlandırma yapan bir çok propagandalara maruz kalmaktadır. Bu propagandalar; kimi zaman bu şiara çağıran kimselerin yanlış anlaşılması ve yanlış uygulamaları nedeniyle olabilmektedir. Bu engellerden biri; kendisini fıkha nispet edenlerin, bu ibadet ile amel etmenin şartını ortaya çıkarmalarıdır ki, bu konuda imamlardan hiçbirisi bu şartları getirmemişlerdir. Kendisini İslam'a nispet eden haddi aşan kimselerin bütün oturumlarda cihadın zamanımızı düzeltemeyeceğini mırıldanmaları da bir başka engeldir. Ve bunların en önemlisi ise; bu ibadete/şiara savaş açan Haçlı ittifakıdır. Çünkü bu şiar, sömürgeci Amerikan'ın dünya ülkelerini sömürme çıkarlarına ters düşmektedir.

Cihad yolunun sabitelerini yaymak, Allah'ın izni ile cihad anlayışını düzeltecek ve yolunda duran zalim engellerin kalıntılarını temizlemeyi gerçekleştirecektir. Cihad anlayışının düzeltilmesinden sonra ruhi alanda, sonra fikrî ve menhecî alanda ve son olarak da amelî alanda bu ibadete bağlanmamız mümkün olacaktır. Bu şiarı canlandırmak, açıklama ve beyan gibi çabalara ihtiyaç duymaktadır. Bu açıklama ve beyan ise, vakıadan kopuk, mücerret fıkhı bilgi ile sınırlı olmamalıdır. Bu da fıkıh gibi matlup olmalıdır. Bu, fıkıh gibi istense de, bu fıkhı ve şiarı (Nebi sallallahu aleyhi ve sellem ve ashabı gibi) vakıaya tatbik etmeye götürecek bir menhec ile bağdaştırmaya ihtiyaç duymaktadır.

Sözü daha da açarak, ibadeti bağlarından soyutlamak için şöyle örnek verebiliriz; Şüphesiz Allah subhanehu ve teâlâ namazı bizden öncekilere de farz kılmıştır. Fakat Allah subhanehu ve teâlâ bu ibadetin edasını manastırlar ve havralar ve diğerleri gibi özel mekânlara has kılmıştır. Allah subhanehu ve teâlâ Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem ümmetine bunu (namazı) farz kıldığında, bu ibadeti mekânsal bağından kurtarmıştır. Nebi'ye sallallahu aleyhi ve sellem de kendisinden önce hiçbir Peygambere vermediği şeyleri vermiştir. Allah'ın bu verdiklerini de Buhari ve Müslim'de Cabir'den gelen hadiste Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle açıklamıştır:

"Tüm yeryüzü bana mescid ve temiz kılındı. Ümmetimden herhangi bir kimse namaza yetiştiğinde onu kılsın."

Bu şekilde tüm yeryüzü bu ibadetin eda edilmesi için uygun olmuştur. Yalnız yedi yer diğer delillerle bundan istisna edilmiş olup, bunlar da zaruret halinde yapılabilir. Bu ibadetin, bu bağlardan kurtarılması, kulların onu eda edebilmesi için bir kolaylaştırmadır ve meşakkatsiz olmuştur. Bu ibadetin Allah tarafından kayıtlandırılıp, sonra bu kaydın kaldırılması, O'nun bildiği bir hikmettir.

Biz bugün cihad şiarının sabitelerini zikrettiğimizde, başıboş, işe yaramaz insanların zalimce ve günahkarca koymuş olduğu bağları kaldırmış olacağız. Bu yaptıklarıyla sübutu(bize geliş yolu) ve delaleti(işaret ettiği) kesin olan naslara itiraz etmişlerdir. Kendisini İslam'a nispet eden kimselerden; 'Medeniyetlerle çatışmanın yıkımdan ibaret olduğunu, İslam'ın bundan ve bu çatışmadan uzak olduğunu, bizlerin medeniyetlerle yaşamaya, barışa, şiddeti ve silahlı çatışmayı -cihadı- bir kenara bırakmaya ihtiyacımız olduğu" gibi sözleri söyleyenleri duymuş olduk. Bunun yanında azımsanmayacak kadar kimsenin bu şiarla savaşmak veya ortadan kaldırmak için hoşgörü, vasatçılık veya dinler arası diyalog adı altında konferans ve toplantılara katıldıklarını da görmüş olduk. Cihad ve mücahidlere çılgınca saldıran haçlı ittifakını kutlayarak, İslam'a kendisini nispet edenlerin önünde daha büyük bir sayının şiddet ve terörizm adıyla cihad ameline karşı mücadeleleri üzere kurulu olan müzakere ve planlarını desteklediğini gördük.

Cihad yolunda sabite olan işaretlerin açıklanması, farklı yerlerden cihadı kötüleyenlerin iddialarına cevap vermek için, cihada haksızca karıştırılmış bazı anlayışların ortadan kaldırılması için, bu yazıda bazı sabitelerin üzerinde duracağız.

(Bir sonraki sayının konusu: Birinci Sabite: Cihad Kıyamete Kadar Devam Edecektir!)

 

Şeyh Yusuf El-Uyeyri

Çeviri Makale: Özcan YILDIRIM

Bu Sayfayı Paylaş :