Loader
Küfrün Karanlıklarından, Vahyin Aydınlığına...

Değerliyim, Değerlisin, Değer(siz)li MAHİ

2018-11-20

 

Çocuğa değer vermek nedir sizce?

Çok çok sevmek mi? "Ölürüm sana, kurban olurum." demek mi? Oyuncaklar almak mı bol bol? Her istediğini yapmak mı? Hiç kızmamak mı? Başımızın üzerinde taşımak mı? Her şeyin en kalitelisini giydirmek mi? Çeşit çeşit taamlarin olduğu sofraları onun için bezetmek mi? Diğer çocuklara ezdirmemek mi? El bebek gül bebek yetiştirmek mi? Nedir değer vermek?

Bunların hiçbiri değil tabii ki.

Değer görmek, insanoğlunun fıtratına yerleştirilen bir duygudur. Kadın kocasından, koca karısından, evlat anneden, anne evlattan, kaynana gelinden, gelin kaynanadan, yönetici tebaadan, tebaa yöneticiden, hoca talebeden, talebe hocadan değer görmek ister. Çünkü değerli olduğunu bilmek bir ihtiyaçtır ve her ihtiyaç gibi bu da giderilmelidir. Zira insan değer gördükçe mutlu olur. İnsana yapılan en büyük kötülük onun varlığını görmezden gelmek ve ona kendini değersiz hissettirmektir.

Madem ki bu bir ihtiyaçtır her ihtiyaç gibi giderilmeye muhtaçtır, peki neler yapılmalıdır? Minicik yavrulara değer verdiğimizin göstergesi nedir?

İlk adım, çocuklarımıza sevdiğimizi sık sık söylemek gerekir. Herkes bir başkasının gözündeki değeri bilmek ister, bu nedenle sık sık "Beni seviyor musun?" diye sorar. Çocuk da böyledir. Özellikle hata yaptığı, kırıp döktüğü, annesini üzdüğü zamanlarda bu soruyu çokça sorar. Bu sorunun cevabı çocuk ne yaparsa yapsın "Evet, seni seviyorum"dur. O an kızgın olabilirsiniz, kırgın olabilirsiniz. Ancak bunlar ayrı şeydir, onu seviyor olduğunuz ayrı şeydir. Öyleyse: "Sana kızgınım fakat seni çok seviyorum." denmeli; "Seni sevmiyorum, git başımdan." denilerek bu kötü ve yapışkan duygu çocuğa bulaştırılmamalıdır.

İkinci adım, çocuklarımıza vakit ayırmaktır. Aksi yapıldığında çocuk kendisini değersiz hissedebilir. Bir anne düşünün. Arkadaşlarına zaman ayıracak vakti var fakat çocuğu ile oynayacak vakti yok. Evi silip süpürmeye vakti çok fakat çocuğuyla vakit geçirmeye vakti yok... Ya da bir baba kendi keyfi için maça gider çocuğu ile iki dakika oynamaya tahammül edemez. Saatlerce kitap okuyarak kendine zaman ayırır fakat çocuğuyla geçireceği beş dakikayı kayıp sayar. Böyle anne babaların çocuklarının çoğunlukla duydukları cümleler şunlardır:

• "Sonra yavrum."

• "Şimdi olmaz işim var."

• "İşim bitsin geliyorum."

• "Çok yorgunum biraz dinleneyim."

• "Annenle oyna."

• "İstersen seni arkadaşına bırakabilirim."

• "Bir sürü oyuncağın var. Neden kendin oynamıyorsun?"

Ve çocuk üstüne yapıştırılan değersizlik hissiyle oradan uzaklaşır.

Üçüncü adıma dair de şunları söyleyebiliriz: Bazen çocuklarımız huysuzluk yaparlar. Parka götürmeyi vadederiz. Çocuk susar, erteleriz, verdiğimiz sözü tutmayız. O kadar çok tekrarlanır ki bunlar. İşte çocuğa verilen sözlerin tutulmaması çocukta değersizlik hissi oluşturur.

Dördüncü adım, çocuğa ve eşyasına saygı duymaktır. Evimizde herkesin kendine ait eşyaları vardır. Hatta bazen odalar bile ayrılır. Babamızın odası kütüphanedir. İzinsiz girmeyiz, kitaplarını ellemeyiz. Misafir odası annemizindir. Asla orada bir şeyler yiyip içmeyiz. Çocuk da bir insandır, bir bireydir. Onun da kendine ait eşyaları ve odası varsa aynı saygı ona da gösterilmelidir. Odasına girerken kapı çalınarak izin istenmeli, eşyaları izinsiz alınmamalıdır. Oysaki anneler çocuğun odasını ardiye gibi kullanır. Her şeyi oraya takıştırır. Kendi odasını özenle düzeltir, renk renk dantellerle bezetir fakat çocuğun odasına ıvır zıvır ne varsa koyar. Bu da çocuğun değersizlik hissetmesinin nedenlerinden biridir

Bir başka adım ise çocuklar hep bir şeyler söylemek isterler. Konuşurlar, anlatırlar. Siz konuşurken muhatabınızın size bakmaması, konuşurken sizi dinlemeyip başka şeylerle ilgilenmesi size ne hissettirir? Onu dinlemediğinizde kendisine değer vermediğinizi derinden hissederler. Sonra sizle bir daha konuşmak istemezler. Bazı anneler: "Benimle hiç konuşmuyor, hiçbir şeyini benimle paylaşmıyor." derler. Tabii ki konuşmaz. Paylaşmaya geldiğinde dinlemedin. Gözünle ruhunla çocuğa cevap vermedin. Artık o da seni dinlemeyecektir çünkü çok küçükken ona değersizlik hissettirdin.

Bu Sayfayı Paylaş :