Loader
Küfrün Karanlıklarından, Vahyin Aydınlığına...

Dua Silahınızdır Ey Cihad Ehli -2 Çeviri MAKALE

2012-04-01

 

Müslüman kardeşim, bilmelisin ki duada yasaklanmış olan durumlar vardır. Bunlar;

1. Duada acele etmek, günah için veya sıla-i rahim’i kesmek için dua etmek:

Müslim, Ebu Hureyre’nin radıyallahu anh Peygamber’in sallallahu aleyhi ve sellem şunu dediğini rivayet eder:

“Kul, günah talep etmedikçe veya sıla-i rahmin kopmasını istemeyip, acele etmediği müddetçe duası kabul olur. ‘Ya Rasulallah acele nedir?’ diye sorulunca şöyle buyurur: “Dua ettim, ettim de kabul olduğunu görmedim” der ve o anda duayı terk eder.”

2. Aileye ve Mala Beddua Etmek:

Cabir b. Abdullah’tan radıyallahu anh Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:

“Sakın kendinize, çocuklarınıza, hizmetçilerinize, mallarınıza beddua etmeyin. Çünkü yaptığınız beddua, Allah’ın kabul edeceği bir vakte rastlar da kabul edilir” (Müslim, Ebu Davud)

3. Gelen zarardan ötürü ölümü temenni etmek:

Enes’ten radıyallahu anh, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:

“Sizden biriniz başına gelen herhangi bir zarardan dolayı sakın ölümü temenni etmesin. Mutlaka isteyecekse: Allah’ım, yaşamak benim için hayırlı ise beni yaşat. Benim için ölmek hayırlı ise beni öldür, desin.”

Enes radıyallahu anh şöyle demiştir:

“Eğer Allah Rasulü’nden ölümü temenni etmeyin’ dediğini duymasaydım ölümü isterdim” (Buhari, Müslim)

Kays b. Ebu Hazım şöyle dedi: ‘Habbab’ın yanına hasta ziyareti için girmiştik. Karnına yedi dağlama yapılmıştı. Habbab hastalığının şiddetli ıstırabını ifade ederek: ‘Eğer Allah Rasûlü bizim ölümü istememizi yasaklamış olmasaydı muhakkak ölümü isterdim’ dedi.’

4. Duada “Dilersen” demek:

Enes’ten radıyallahu anh Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:

“Sizden biriniz dua ettiği zaman kesin bir ifade ile dilekte bulunsun. Allah’ım, dilersen bana ver, demesin. Çünkü Allah’ı zorlayan hiçbir güç yoktur.” (Muttefekun Aleyhi/Buhari-Müslim)

Yine Buhari ve Müslim de, Ebu Hureyre radıyallahu anh Rasûlullah’ın sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurduğunu rivayet eder:

“Sizden biriniz Allah’ım dilersen beni affet, dilersen bana merhamet et, dilersen beni rızıklandır, demesin. İsteğinde azimli olsun, Şüphesiz O dilediğini yapar. Allah’ı baskı altına sokacak kimse de yoktur”

Bu nasslar, istekte azimli olmaya, ‘dilersen’ demenin haramlığına delildir. Şüphesiz ki, verdiği bir şey Allah’a subhanehu ve teâlâ kıymetli değildir.

Süfyan b. Uyeyne şöyle demiştir: ‘Herhangi birinizin daha önce yaptığı kötü hareketleri kendisini dua etmekten alıkoymasın. Çünkü Allah Teâlâ, bütün mahlukatın en şerlisi İblis’in duasını bile kabul etmiştir.

“İblis: ‘Bana kıyamete kadar ömür ve mühlet ver’ dedi. Allah da: ‘Sen mühlet verilenlerdensin’ buyurdu” ‘ (7/A’râf, 14-15)

Aynı şekilde duada kerih görülen durumlar vardır. Bunlar;

· Duada Seci’ Yapmak (Kafiyeli okumak):

Buhari, ‘Duada Seci’nin Mekruh Olması Bâbı’ diye bölüm açmış ve ardından İbni Abbas’ın radıyallahu anh İkrime’ye söylediği şu sözünü zikretmiştir: ‘Duada kafiyeli sözden sakın! Çünkü ben Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem ve ashabının yaptıkları şeyin, sadece kafiyeli sözlerden kaçınmak olduğunu biliyorum.’

Bil ki, seci’nin mekruh olması zor olduğu içindir. Çünkü bu kalbin hazır, zelil ve huşulu olmasını oyalar.

· Dünyada azabın peşin verilmesi için dua etmek:

Enes radıyallahu anh rivayet etti ki: “Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem Müslümanlardan zayıflamış da kuş yavrusu gibi olmuş bir zatı dolaştı Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem ona: “Allah’a bir şeyle dua ediyor yahut ondan bir şey istiyor muydun?” diye sordu. O: ‘Evet! Allah’ım, bana ahirette ne ile ceza vereceksen, onu bana dünyada peşin ver, diyordum’ cevabını verdi. Bunun üzerine Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem: “Subhanallah! Senin buna gücün yetmez. Allah’ım bize dünyada iyilik, ahirette de iyilik ver. Ve bizi cehennem azabından koru, deseydin ya!” buyurdu. Sonra Allah’a onun için dua etti. Allah da şifasını verdi.”

· Duada aşırı gitmek ve sesi yükseltmek:

Sa’d bin Ebi Vakkas radıyallahu anh oğlunun şöyle dediğini işitti: ‘Allah’ım senden cennet ve onun nimetlerini, onun ipeğini… ve buna benzerlerini istiyorum, cehennemden ve onun zincirlerinden ve bukağılarından… ve benzerlerinden sana sığınıyorum.’ Bunun üzerine (Sa’d): ‘Allah’tan çok hayır istedin ve çok şerden sığındın dedi, ben Rasulullah’ı sallallahu aleyhi ve sellem işittim buyuruyordu ki: “Duada haddi aşan bir kavim olacaktır ve şu ayeti okudu: “Rabbinize yalvara yakara ve gizlice dua edin. Bileseniz O, haddi aşanları sevmez.” (7/A’râf, 55) Sana şöyle demen yeterlidir: “Allah’ım senden cenneti ve ona yaklaştıracak söz ve ameli senden istiyorum, ateşten ve ona yaklaştıracak söz ve amelden sana sığınıyorum.”

Sesi yükseltmeye gelince; bunun hakkında da Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “Ey insanlar, kendinize acıyınız! Çünkü siz ne sağıra dua ediyorsunuz, ne de olmayan birine. Muhakkak ki siz, en iyi işiten ve size çok yakın olana dua ediyorsunuz. Ve O her zaman sizinle beraberdir”

Hasan El Basri şöyle der: ‘(Eskiden) kişi, bütün Kur’an’ı ezberlese kimse bunu farkına varmazdı. Yanında ziya­retçiler olduğu halde kişi, evinde uzun namaz kılardı da ziyaretçileri bunu hissetmezlerdi. Biz, öyle kimselere eriştik ki; yeryüzünde gizlice yapabilecekleri hiçbir amel yoktu ki onu aleni olarak yapsınlar. Müs­lümanlar, çok fazla dua ederlerdi. Ama onlardan hiçbir ses işitilmezdi. Sâdece Rableri ile kendi aralarında bir fısıltıdan ibaret olurdu. Zira Allah subhanehu ve teâlâ: “Rabbinize yalvara yakara gizlice dua edin.” buyurmuştur. Allah subhanehu ve teâlâ başka bir ayette de kendisinden ve fiilinden hoşnut olduğu salih bir kulu zikredip şöyle buyurur: “Hani o, Rabbine içinden yal­varmıştı”. ‘ (19/Meryem, 3)

Ey Müslüman, Mücahid kardeşim;

Bilmelisin ki yaptığın duada hiçbir şey kaybetmezsin. Bu Allah’ın kullarına olan fazlı, rahmeti, keremi, cömertliği ve lütfudur.

Ebu Said El Hudri’den radıyallahu anh rivayetle Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:

“Hiçbir Müslüman yoktur ki, Allah’a dua etsin de, Allah duasına şu üç halden biri ile cevap vermesin: Kişi dua ettiğinde, Allah, onun karşılığını dünyada acilen (peşin) verir. Duanın karşılığını ahirete erteler. Yaptığı dua kadar, o kuldan bir dert ve sıkıntıyı giderir.” (Ahmed)

Tirmizi buna sahih deyip, Ubade hadisinde şu ziyadeyi yapar: “Topluluktan bir adam; ‘O halde duayı çoğaltırız’ dedi. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem: “Allah daha çok lütufkardır. Bunlarla beraber Allah’ın dua eden kuluyla olan beraberliği bundan daha büyüktür.”

Ebu Hureyre’den radıyallahu anh gelen rivayette, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:

“Allah (a.c) şöyle buyurmuştur: Ben kulumun zannı üzereyim, o bana dua ettiğinde onunla beraberim” (Lafız Müslim’e aittir)

Müslüman Kardeşim;

Bilmelisin ki duanın kabulünün olduğu yer ve zamanlar vardır. Bunlar; secdeler, gecenin son üçte biri, ezan ve kamet arası, abdest sonrası, teşehhüd sonrası, namazların hemen sonrası, itaat olan fiillerden sonra, kardeşin diğer kardeşinin gıyabında yaptığı duası, Cuma gününün vakti, ilim meclisleri, Arafat günü oradakilerin duası, yolcunun duası, oruçlunun duası, mazlumun duası, düşmanla karşılaşıldığı vakit. Hadis kitapları bunlara sahih demiştir.

Burada duanın edepleri de vardır. Bunlar;

Abdestli olmak,

Kıbleye yönelmek,

Elleri kaldırmak,

Günahları itiraf edip, tevbe etmek

Duayı hamd ve sena ile açmak ve ardından Rasulullah’a sallallahu aleyhi ve sellem salat okumak.

Allah’ın güzel isimleri ile istemek

İstemeye devam edip, duanın kabulünden ümit kesmemek,

İstekte hazır bir kalp ile azimli olmak,

Duanın öncesinde sadaka vermek

Buna benzer şeyler olursa ve duanın kabulüne engel bir husus da olmazsa –haram yemek, içmek, giymek gibi- Allah’ın subhanehu ve teâlâ izniyle kulun duası geri çevrilmez.

Tıpkı Ebu Hureyre’nin radıyallahu anh hadisinde geldiği gibi:

“Uzun yolculuk yapan, saçı-başı dağınık, toz-toprak içinde ellerini semaya kaldırıp: “Ya Rab! Ya Rab! der, Halbuki yediği haram, içtiği haram, giydiği haramdır. Bunun duası nasıl kabul olsun?” (Müslim)

Abdullah ibni Mesud’un radıyallahu anh meşhur teşehhüd hadisinde, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmaktadır:

“Sonra dualardan hoşuna gideni seçer ve onunla dua edersin” (Buhari-Müslim)

Ayrıca bu konuda kapsayıcı dualar vardır. Nebi sallallahu aleyhi ve sellem bunlarla duayı çoğaltır, bu dualara teşvik ederdi.

Enes’ten radıyallahu anh gelen rivayette Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:

“Peygamber en çok şöyle dua ederdi; ‘Allah’ım bize dünya ve ahirette iyilik ver. Bizi cehennem azabından koru.’ ”(Buhari-Müslim)

Müslim Tarık b. Eşim, Uşeym’den radıyallahu anh şu hadisi nakleder:

Bir adam müslüman olduğu zaman Nebi ona namazı öğretti sonra da ona şu kelimelerle dua etmesini öğretti: “Ya Rabbi beni bağışla, beni affet ve beni rızıklandır.” (Müslim)

İmam Ahmed, Ebu Davud ve İbni Mace şu hadisi rivayet etmiştir:

‘Nebi sallallahu aleyhi ve sellem Süleym denilen gence şöyle demiştir: “Ey Süleym! Kur’an’dan ezberinde ne var?” Süleym şöyle dedi: ‘Ben Allah’tan cenneti istiyorum’ veya şöyle dedi: ‘Ben Allah’tan cenneti isterim ve cehennemden O’na sığınırım’ Vallahi Muaz’ın değil, senin mırıldanman ne güzel. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle dedi: “Benim mırıldanmam da, Muaz’ın mırıldanması da Allah’tan cenneti istememiz ve cehennemden O’na sığınmamızdan başka bir şey midir?” Süleym dedi ki: ‘Allah dilediğinde insanlar karşı karşıya geldikleri zaman yarın (ne olacağını) görecekler.’ Ravi dedi ki: İnsanlar uhud savaşına hazırlanıyorlardı. Süleym de savaşa katıldı ve şehit oldu. Allah rahmet eylesin.’

Zeyd b. Erkam’ın radıyallahu anh şöyle dediği rivayet edilmiştir:

‘Ben size Rasulullah’ın sallallahu aleyhi ve sellem söylediğinden başkası­nı söylemiyorum. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle diyordu: “Allah’ım! Acizlikten, tembellikten, cimrilikten, korkaklıktan, kötü ihtiyarlıktan ve kabir azabından sana sığı­nırım. Allah’ım! Nefsime takvasını ver ve onu pak eyle! Onu pak edecek yegâne sen varsın. Onun velisi ve mevlâsı sensin. Allah’ım! Fayda vermeyen ilimden, huşu duymayan kalpten, doymayan nefisten, kabul olunmayan duadan sana sığınırım.” (Müslim, Nesâî)

İbn-i Ömer radıyallahu anh diyor ki: Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem sabah akşam şu duaları etmeyi bırakmazdı:

“Allah’ım dünya ve ahirette senden af ve afiyet dilerim. Allah’ım dinim, dünyam, ailem ve malım hususunda senden af ve afiyet dilerim. Allah’ım açık yerlerimi ört, beni korkulardan emin et. Allah’ım beni, önümden, arkamdan, sağımdan, solumdan, üstümden koru. Altımdan pusuya (tuzağa) düşürülmekten sana sığınırım.” (Ahmed, Ebu Davud, Nesai, İbn Mace)

 

Hamd Bin Abdullah El-Humeydi

Çeviri Makale: Özcan YILDIRIM

(DEVAM EDECEK…)

Bu Sayfayı Paylaş :