Loader
Küfrün Karanlıklarından, Vahyin Aydınlığına...

Dua Silahınızdır Ey Cihad Ehli -3 Çeviri MAKALE

2012-05-01

 

Bilmelisiniz ki kulların kalpleri Rahman’ın iki parmağı arasındadır. Kalplerinizi bu yüce esas üzere sabit kılmasını isteyin.

Müslim, Abdullah İbni Ömer’in radıyallahu anh Rasûlullah’tan sallallahu aleyhi ve sellem şöyle işittiğini rivayet eder:

“Kulların kalpleri Rahman’ın parmaklarından iki parmağı arasındadır. Onu dilediği gibi çevirir.”

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem sonra şöyle demiştir:

“Ey kalpleri çeviren Allah’ım, kalplerimizi taatine çevir” (Buhari)

Tüm bunlardan sonra, zindanlarda babası, kardeşi, oğlu (dininden veya dünyasından ötürü) zulme uğrayanlara, bu tağutlara Allah’ın subhanehu ve teâlâ cezayı tattırıp, iman ehlinin yüreklerine şifa olması için beddua etmelerini tavsiye ediyoruz. Şüphesiz mazlumun duası makbul olup, Allah subhanehu ve teâlâ ile arasında perde yoktur.

Aynı şekilde mücahid kardeşlerinize; Allah’ın subhanehu ve teâlâ yardım etmesi, desteklemesi, düşmanlarını mağlup etmesi, kafirlerin hoşuna gitmese de dinini diğer dinlere üstün kılması için dua etmeyi unutmayın.

Ey Cihad Ehli!

Bilin ki, sorumluluğunuz çok büyüktür. Allah subhanehu ve teâlâ size hayrı göstersin. Düşmanlarınıza karşı yardım ve sebatı için duayı çoğaltın. Allah subhanehu ve teâlâ,

“De ki: Duanız olmasa, Rabbim size ne diye değer versin!” (25/Furkan, 77) buyurmaktadır. O halde Rabbinizden zafer isteyin ki size zafer nasip etsin. O’ndan yardım dileyin ki size yardım etsin.

İbni Abbas radıyallahu anh rivayet eder ki, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle dua ederdi:

“Rabbim, lehime yardım eyle. Aleyhime yardım eyleme. Lehime yardım et, aleyhime yardım eyleme. Lehime tuzak kur, aleyhime tuzak kurma. Beni doğru yola ilet ve doğru yola gitmeyi bana kolaylaştır. Bana isyan edene karşı yardım buyur. Rabbim, beni sana şük­reden, seni zikreden, senden korkan, sana tam itaat eden, senden hakkıyla ürperen, sana yalvarıp yakaran ve tekrar tekrar sana yönelen birisi eyle. Rab­bim, tevbemi kabul buyur. Günahımı yıka, duamı kabul et, delilimi sağlam kıl, kalbime hidayet ver, dilimi düzgün kıl ve gön­lümden kızgınlığın nefretini sök.” (Ahmed, Ebu Davud, İbni Mace, Tirmizi)

İşte bu Peygamberinizin yoludur!

Buhari ve Müslim’de, Abdullah b. Ebi Evfa radıyallahu anh şöyle rivayet etmiştir:

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Ahzab günü müşriklerin aleyhinde şöyle dua etmiştir:

“Ey kitabı indiren, bulutları yürüten, orduları bozguna uğratan Allah’ım! Onları hezimete uğrat ve sars.”

Başka lafızda:

“Onları hezimete uğrat ve bizi onlara karşı galip kıl.”

Ömer b. Hattab’tan radıyallahu anh rivayet edilmiştir ki;

Bedir günü Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem müşriklere baktı bin kişi… Ashabına baktı, üç yüz küsur kişi... O zaman Peygamberimiz üzerinde hırkası ve zırhı olduğu halde kıbleye döndü ve “Allah’ım bana vadettiğin zaferi ver. Allah’ım şayet şu Müslüman topluluğu helâk edersen, yeryüzünde sana kulluk eden kalmaz” diye dua etmeye başladı. Sürekli Rabbine dua ediyor, yardım istiyordu. Ta ki, hırkası omuzlarından düştü. Ebubekir hırkayı alıp Peygamberimizin üzerine attı ve onu arkadan kucaklayıp, “Ey Allah’ın Peygamberi, Rabbine bu kadar yakarışın yetişir, O sana vadettiği zaferi verecektir” dedi. Bunun üzerine yüce Allah şu ayeti indirdi: “Hani siz Rabbinizden yardım istediğinizde Allah bu çağrınıza, `Ben size ardı ardına gelecek bin kişilik bir melek ordusu ile yardım edeceğim’ diye cevap verdi.” (9/Enfal, 9) ” (Müslim)

Huneyn Gazvesi’nde Berâ radıyallahu anh şunu rivayet etmiştir:

“Düşman, Rasûlullah’a yöneldi, Rasûlullah’ın katırını Ebu Sufyan İbnu’l-Haris İbni Abdilmuttalib tutuyordu. Aleyhissalatu vesselam katırından indi, dua etti, (Allah’tan) yardım talep etti. Şöyle diyordu: “Ben Peygamberim yalan değil! Ben Abdulmuttalib’in oğluyum! Allah’ım yardımını indir.” (Müslim)

Düşmanla karşılaştığınızda da dua etmeyi unutmayın. Şüphesiz ki bu zafer ve sebatın en büyük sebeplerinden birisidir.

“Talut ve askerleri, Calut ve ordusu ile karşılaştıklarında; ‘Ey Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve kâfirlere karşı bize zafer nasip eyle’ dediler. Sonunda Allah’ın izniyle onları yendiler. Davud da Câlût’u öldürdü. Allah ona (Davud’a) hükümdarlık ve hikmet verdi, dilediği ilimlerden ona öğretti.” (2/Bakara, 250-251)

Harameyn’in Hatipleri!

Rabbinize tevbe edip, kendinize gelin. Bu büyük münkeri reddedin. İçinde bulunduğunuz hakkı örtbas etmek ve sahtekârlıktan, tevhid ve sünnet ehli ile -özellikle mücahidler ve bu münkerleri reddedenlerle- savaşmaktan sakının. Allah subhanehu ve teâlâ:

“Tehdit ederek, inananları Allah yolundan alıkoyarak ve o yolu eğip bükmek isteyerek öyle her yolun başında oturmayın” (7/Araf, 86) buyurmaktadır. Suskunluğunuzun en büyük fitne olduğunu da bilin. “Fitne öldürmekten daha büyüktür.” Şirk, şirkten ve ehlinden beri olmamak, onu reddetmemek fitnenin ta kendisidir.

Buna binaen Allah’tan subhanehu ve teâlâ Arap yarımadasını –özellikle harameyni- tüm müşrik, mürted ve kâfirlerden temizlemesini diliyorum. Arap yarımadasını temizlemek isteyen ve peygamberinin ömrünün sonlarında söylediği “Müşrikleri Arap yarımadasından çıkarın”, “Arap yarımadasında iki din bir araya gelmez” vasiyetini alan herkese yardım etmesini yüce Allah’tan subhanehu ve teâlâ diliyorum.

Allah’tan subhanehu ve teâlâ; Arap yarımadası, Afganistan, Irak, Cezayir, Filistin, Filipinler ve Çeçenistan’daki mücahidlere, tevhid sancağını kaldıran herkese, Allah’ın kelimesi en yüce olması, küfrün kelimesinin alçalması için savaşanlara yardım etmesini ve bizleri de bu bayrağın altında şehadet ile rızıklandırmasını diliyorum.

 

Hamd Bin Abdullah El-Humeydi

Çeviri Makale: Özcan YILDIRIM

Bu Sayfayı Paylaş :