Loader
Küfrün Karanlıklarından, Vahyin Aydınlığına...

Ebeveynlere Karşı Nebevi Muamele - 3 Emre ACAR

2013-04-01

Allah'a hamd, Rasûlü'ne salât, ehli beytine de selam olsun.

Dünya'da yaşamamızdaki gaye tamamen Allah'ı subhanehu ve teâlâ razı etmek ve O'nun rızasını kazanabilmektir. Rabbin rızasını kazanmak iman ile başlayıp, o rızayı elde etmenin yöntemleri ise geniş bırakılmıştır. Kullar bu yollar sayesinde Rabbinin rızasını elde eder.

Rabbimizin öfkesi çetin ve kesindir. Yaşadığımız sürece Rabbimizi öfkelendirmekten veya O'nu öfkelendiren şeylerden uzak durmalıyız. Allah'ı subhanehu ve teâlâ öfkelendiren şeyler O'na şirk koşmak ile başlayıp bunun yolları da geniş bırakılmıştır. Kulların bu yollardan birine bulaşması, Rabbinin öfkesini ve azabını üzerine çeker.

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurur:

"Allah'ın rızası anne ve babanın rızasındadır. Allah'ın öfkesi anne-babanın öfkesindedir." (Tirmizi)

Abdullah İbn Amr radıyallahu anh anlatır:

"Bir kimse Peygamber'e geldi ve cihada katılmak için izin istedi. O da: 'Annen ve baban hayatta mı?' buyurdu, 'Evet' dedi. Peygamber: 'O halde sen onların rızasını elde etmeye çalış' buyurdu." (Müslim)

Diğer bir rivayette şöyle geçer:

"Bir kimse Peygamber'e geldi ve, 'Sevabını Allah'tan bekleyerek, hicret ve cihad üzere sana biat ediyorum' dedi. Peygamber de: 'Anne-babandan birisi hayatta mı?' buyurdu, 'Evet, her ikisi de' dedi. Peygamber: 'Allah'tan sevap bekliyor musun?' buyurdu, 'Evet' dedi. Peygamber de: 'O halde anne-babana dön ve onlarla birlikteliğini güzelce yerine getir' buyurdu." (Müslim)

Allah subhanehu ve teâlâ kendi sıfatları ile insanın yaşantısı arasında bağ kurmuştur. Bu sıfatları hayatımıza yansıtmak veya her bir sıfatı ihya etmek için mücadele vermek insanı başıboşluktan kurtarıp kulluğunu artırmaktadır. Rabbimizin razı olması ve öfkelenmesi O'nun sıfatlarındandır. Rabbimiz bu sıfatlarını anne ve babalar ile bağlantısını kurmuştur. Yani ebeveyni razı eden Allah'ı subhanehu ve teâlâ razı etmiş, anne-babayı öfkelendiren Allah'ı subhanehu ve teâlâ öfkelendirmiştir. Bu da İslam'da ebeveynin konumunu ve yüceliğini gösterir.

Özel olarak cihad ve hicret etmek Allah'a subhanehu ve teâlâ yapılan en değerli amellerdir. Yukarıdaki naslarda, anne-babaya karşı muamele bu iki amele takdim edilmiştir. Bu da anne-babanın dünya içindeki konumlarını göstermek için yeterlidir. Allah subhanehu ve teâlâ ebeveyne karşı muameleyi cihad gibi amelden üstün tutmuşsa bu konu çok önemli bir konudur. Yani 'Ben cihad ediyorum, anne ve babama kötü davranmışım sorun değil, şehid olursam onlara karşı yaptığım bu hatalar af olunur' deyip, basite alacağımız bir mesele değildir.

Bu kul hakkıdır. Nasıl ki şehid dahi olunsa kul hakkını ödemeden cennete girilemiyor. Hakeza anne-babaya karşı haklar ödenmediği müddetçe cennete girilmeyecektir. Bu hüküm cihad edenler için böyle ise, acaba cihad etmeyenler için durum nasıldır?

Unutmayalım, Rabbin rızası ve öfkesi anne babaya bağlıdır. Kişi ebeveynlerine karşı davranışlarıyla ya Allah'ı subhanehu ve teâlâ razı eder ya da O'nu öfkelendirip, gazaplandırır. Müslümanlar olarak ebeveynlere su-i zanlarımızı silip onları razı etme yöntemlerini aramalıyız. Ki Rabbimizi razı edebilelim. Bu da ancak anne-babaya karşı nebevî muamelenin bilinmesiyle olur.

Anne-Babaya Karşı Nebevî Muamelenin Şekilleri

Bu muamelenin şekillerinden anne-babaya 'öf' gibi kızmayı ifade edecek cümleler kullanmamayı geçen sayımızda izah etmiştik. Bu sayımızda da bildiğimiz kadarınca konunun devamını yazmaya çalışacağız.

2. Anne-babaya dua etmek, onları dinlemek gibi iyi davranışlarda bulunmak

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurur:

"Anne-babasına iyi davranan kimseye ne mutlu! Aziz ve Celil olan Allah onun ömrünü artırsın" (Buhari)

"İyilik, ahlak güzelliğidir. Kötülük ise, içini rahatsız eden ve insanların bilmesini istemediğin şeydir." (Müslim)

Allah Rasûlü iyilik kavramını, güzel ahlak şeklinde tanımlamış ve önünü açmıştır. İyilik, bazı fiillere has bir şey değildir. Aksine İslam'da güzel ahlaka girebilecek her şey iyiliktir. Bu bakımdan İslam'da en geniş, önü açık kavram iyilik olsa gerek. Bu da Rabbimizin bize olan rahmetidir. Anne-babaya iyilik yapmak ahlakın güzelliklerindendir. Her Müslümanın yapması gereken ebeveynine karşı iyiliklerini çoğaltmasıdır.

Anne-babaya yapılması gereken iyilikler nelerdir? Bu soruya cevaben Kur'an ve Sünnetten birkaç tane örnek verelim:

Anne-babaya dua etmek ve güzel söz söylemek iyiliklerin en güzelidir.

Allah subhanehu ve teâlâ şöyle buyurur:

"Rabbin sadece kendisine kulluk etmenizi, anne babanıza iyi davranmanızı kesin bir şekilde emretti. Onlardan biri veya her ikisi senin yanında yaşlanırsa, kendilerine 'öf' bile deme. Onları azarlama, ikisine de güzel söz söyle. Onları esirgeyerek alçak gönüllülükle üzerlerine kanat ger ve 'Rabbim! Küçüklüğümde onlar beni nasıl yetiştirmişlerse, şimdide sen onlara öyle rahmet et' diye dua et." (17/İsra, 23-24)

"Ey Rabbimiz! Beni, anne-babamı ve tüm müminleri hesap günün de bağışla." (14/İbrahim, 41)

Allah subhanehu ve teâlâ ayetin girişinde anne babaya iyilik yapmamızı emretmiş ve akabine de 'öf' dememeyi, azarlamamayı, güzel söz söylemeyi ve onlar için dua etmeyi iyilikten saymıştır.

"Peygamber'e bir adam geldi ve: 'Ey Allah'ın Rasûlü! Annem ve babam vefat ettikten sonra, onlar adına yapabileceğim herhangi bir iyilik kaldı mı?' diye sordu. Rasûlullah da şöyle buyurdu: 'Evet, dört şey kaldı. (Bunlardan bir tanesi de) Onlara hayır dua etmek ve onlar için bağışlanma dilemektir' buyurdu." (Buhari)

Ebu Hureyre radıyallahu anh arazisine girince, annesinin kapısının önünde durur ve yüksek sesle şöyle derdi:

"Ey anneciğim! Allah'ın selamı, rahmeti ve bereketi üzerine olsun. Annesi ise şöyle derdi, 'Allah'ın selamı, rahmeti ve bereketi seninde üzerine olsun ey yavrucuğum.' Ebu Hureyre tekrar annesine, 'Ey anneciğim! Küçükken beni terbiye edip, yetiştirdiğin gibi Allah da sana merhamet etsin' derdi. Annesi de şöyle cevap verirdi, 'Yavrucuğum, Allah seni de hayırla mükâfatlandırsın ve yaşlılığımda bana iyilik yaptığın gibi, Allah da senden razı olsun' Ebu Hureyre bunu her evine girişinde ve çıkışında yapardı." (Buhari)

Anne-babaya dua etmek ve güzel söz söylemek onların rızasını kazanmamızı sağlayacaktır. Özellikle de onlar için en değerli şey evlatlarından güzel sözler duymaktır. Her ne kadar bizim yanımızda çok önemli olmasa, 'babacığım, anneciğim' gibi cümleler kullanmak onlara ayrı bir duygu ve heyecan veriyor. Bu heyecanla anne-babalar, insanlara evladının kendisine yaptığı bu muameleyle iftihar ediyor.

İnsan bir de Müslüman oldukları müddetçe onlara karşı muamelelerine dua yapmayı eklese, birbirlerine olan bağları daha sağlamlaşır. O zaman evlatlar, anne babalarına bedduayı değil, 'Rabbim sizi cennetine koysun, aranızı rahmetle süslesin' gibi dualarını ve güzel sözlerini çoğaltması gerekir. Dua hem Rabbimizin, hem de ebeveynimizin rızasını kazanmada en önemli araçtır. Rabbim duayı muamelelerimize geçirmeyi nasip etsin.

1. Anne-babanın arkadaşlarına ikramda bulunmak, akrabalarıyla ilişkilerini kesmemek

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurur:

"İyiliklerin en güzeli, kişinin babasının sevdiği kimselerle bağlarını koparmamasıdır." (Ebu Davud)

"Sevabı en hızlı ve çabuk verilen davranış, iyilik yapmak ve akrabalarla iyi ilişkileri sürdürmektir. Cezası en çabuk verilen kötülük ise, zulüm ve akrabalarla ilişkiyi kesmektir." (İbni Mace, Ebu Davud)

Peygamber'e sallallahu aleyhi ve sellem bir adam geldi ve: "Ey Allah'ın Rasûl'ü! Annem ve babam vefat ettikten sonra, onlar adına yapabileceğim herhangi bir iyilik kaldı mı? Diye sordu. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem da şöyle buyurdu: Evet, dört şey kaldı.

Onlara hayır dua etmek ve onlar için bağışlanma dilemek,

Varsa verdikleri sözleri yerine getirmek,

Onların sadık arkadaşlarına ikramda bulunmak,

Ana-babandan dolayı akraba olduğun kimselerle akrabalık ilişkilerini devam ettirmek." (Buhari)

Anne-babanın arkadaşlarına ve akrabalarına ikramda bulunmak ve akrabalık bağlarını devam ettirmek yanımızda ebeveynimizin saygı ve değerinin varolduğunun alametidir. Bugün bizlerin anne-babamıza değer vermemizin ana sebebi, bizlerin yanında Allah'ın subhanehu ve teâlâ değerli olmasından ve Allah'ın subhanehu ve teâlâ yanında da ebeveynlerin değerli olmasındandır. Eğer anne-babamız bizim yanımızda değerli ise onun arkadaşlarına ve akrabalarına ikramda bulunabiliriz. Yani senin ebeveyne değer verdiğinin alameti, onun dostlarına ikramda bulunmandır.

2. Dünyalık sıkıntılarında ve işlerinde onlara yardımcı olmak

Ebu Abdurrahman Abdullah b. Ömer b. Hattab Rasûlullah'ın sallallahu aleyhi ve sellem eski kavimlerden üç kişinin yolculuk esnasında mağarada bir kayanın dağdan yuvarlanıp onları hapsettiğini ve o kişilerin o muhasaradan, Rabblerine salih amelleri zikrederek kurtulmalarını anlatırken işittiklerini şöyle anlatır:

"…Ya Rabbi! Benim yaşlı, kocamış anam ve babam vardı. Akşam olunca ben onlardan evvel, ne çoluk-çocuk, ne de kölelerimden hiç birine bir şey içirmezdim. Bir gün hayvanlarımı otlatacak ağaçlık bir yer aramak arzusu beni uzaklara götürdü. Onlar uyuyasıya geri dönemedim. Onların akşam sütlerini sağdım, fakat onları uyumuş halde buldum. Kendilerini uyandırmayı ve onlardan evvel çoluk-çocuk ve kölelerime akşam sütünü içirmeyi hoş görmedim. Çocuklarım etrafımda ağlaşırken ben süt bardağı elimde olduğu halde, onların uyanmasını gözeterek şafak sökesiye kadar yerimde bekledim. Nihayet uyandılar, akşam sütlerini içtiler. Ya Rabbi! Eğer ben ameli senin rızan için yapmış isem şu kayadan düştüğümüz sıkıntıyı bizden açıver, dedi. Kaya biraz aralandı..." (Buhari, Müslim.)

Bugün biz Müslümanlarında yapması gereken muamele bu derece ince ve samimi olmalıdır. Bunu yapamıyorsak bile özellikle her türlü dünyevî sıkıntılarını gidermeye çalışmamız gerekir. Anne-babamızla konuşaraktan, hal ve hatırlarını soraraktan ve yaşantılarını gözlemleyerekten sıkıntılarını tespit edip, bu noktada yardımcı olmalıyız. Bu bizim için kârdır. Bugün anne-babasının sıkıntısını giderenlerin mahşerde de Allah subhanehu ve teâlâ onların sıkıntısını giderecektir. Ahiret gibi en büyük sıkıntılı günde sıkıntıların gitmesi kadar güzel bir şey yoktur. Rabbim bizi o gün rahat edenlerden eylesin.

3. Anne-babaya karşı gelmemek, itaatkâr olmak

Ebeveyne itaat, aile kurumunun sıhhati açısından çok önemlidir. Bununla beraber anne babaların en büyük haklarından bir tanesi; şirki ve haramı emretmediği müddetçe evlatların kendilerine itaat etmeleridir. Onlara karşı itaat cennette en büyük mertebeye ulaştırırken, itaatten el çekmek Allah ve Rasûlü'nün yanında da konumumuzu düşürür.

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurur:

"Hem Rabbine hem de anne-babasına itaat eden kul, en yüksek mertebededir." (Camiu's Sağir)

"Şu üç kişi cehennem ateşinden korunmazlar. Yaptığı iyiliği başa kakan, anne ve babaya karşı gelen ve içki içmeye devam eden." (Camiu's Sağir)

"Şüphesiz ki Allah annelere itaatsizliği, kızları diri diri toprağa gömmeyi, haksız yere emir vermeyi ve yasak koymayı yasaklamıştır." (Muttefekun Aleyh)

"Yemenli bir adam annesini sırtına almış bir şekilde tavaf ederken şu beyti okuyordu: 'Annemin itaatkâr bir devesiyim ben, onun diğer binekleri usansa da usanmam ben' sonra İbni Ömer'e geldi ve 'Ey Ömer! Böyle yapmak ile annemin hakkını ödemiş oldum mu?' diye sordu. İbni Ömer'de: 'Hayır! Doğum anındaki tek bir inlemesinin karşılığını bile ödeyemedin' cevabını verdi." (Buhari)

Anne-babaya itaat noktasında Allah subhanehu ve teâlâ şöyle buyurur:

"Biz, insana anne-babasına iyi davranmasını tavsiye ettik. Eğer onlar, seni, hakkında bilgin olmayan bir şeyi bana ortak koşman için zorlarlarsa onlara itaat etme…" (29/Ankebut, 8)

4. Anne-babaya sövmemek

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurur:

"Kişinin ebeveynine sövmesi en büyük günahlardandır. Ashab: 'Ey Allah'ın Rasûlü! İnsan hiç anne-babasına söver mi?' dediler. Rasûlullah: 'Evet, o başkasının anne-babasına söver, o da onun anne-babasına söver." (Muttefekun Aleyh)

Ey Rabbin rızasını arayan kardeşim! Allah'ın subhanehu ve teâlâ değer verdiği şeylere sen de değer vermeye çalış. Nefsine uyup Rabbinin rızasını kaçırma. Allah'ın subhanehu ve teâlâ öfkesini, gazabını ne olursa olsun üzerine çekmemeye çalış. Seni ne hanım, ne de koca aldatmasın. Anne babana karşı nebevî muameleyi kesinlikle elden bırakma. Her zaman annen ve babana karşı bakış açın, 'ben onların ayak paspası, onlar ise benim efendimdir' olsun. Hiçbir şey kaybetmesin korkma. Bu senin Allah katındaki değerini artırır. Onları hiçbir zaman küçük görüp kibire kapılma. Yapman gereken bu haklar ve senin onlara yaptığın bütün davranışlar bir gün gelip tek tek sorguya alınacak. Sınava hazır mısın ki anne-babanın haklarında gevşeksin.

Bir de şu noktaya çok dikkat et, ebeveyne karşı muamelelerinin mükâfatını Allah'tan bekle. Anne-babana karşı menfaat içerikli bir davranış sergilemekten Allah'a sığın. Eğer bunu yaparsan bu senin kendi nefsine yaptığın zulümdür. Bu da aranızdaki akrabalık bağını koparır. Unutma! Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem buyurur ki:

"Cezası en çabuk verilen kötülük zulüm ve akrabalarla ilişkiyi kesmektir." (İbni Mace)

Anne-babana karşı iyiliklerini artır. Bu sana yazılacak veya verilecek olan sevabı hızlandırır. Peygamber buyurur ki:

"Sevabı en hızlı ve çabuk verilen davranış, iyilik yapmak ve akrabalarla iyi ilişkileri sürdürmektir." (İbni Mace)

Bilmelisin ki Peygamberimizin anne ve babası Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ufak yaştayken öldü. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem buna rağmen onlara karşı muamelelerini ölmüş olsalar da devam ettirdi. Gidip onları kabirlerinde ziyaret etti. Sen ise elindeki fırsatı değerlendir, anne-baban yaşadığı müddetçe onların değerini bil. Çünkü bizler onlara hayattayken haklarını vermede sıkıntı yaşıyorsak, onlar öldükten sonra haklar bir yana, anne-babamızı tamamen unuturuz.

"Ey Rabbim! Beni ve neslimi namazı devamlı kılanlardan eyle. Duamı kabul et. Kıyamette hesabın görüleceği gün beni, ana-babamı ve tüm müminleri bağışla." (14/İbrahim, 40-41)

"(Ey Rabbim) anne-babamı esirgeyerek alçak gönüllükle üzerlerine kanat ger. Ve Rabbim! Küçüklüğümde onlar beni nasıl yetiştirmişlerse, şimdi de sen onlara öyle rahmet et." (17/İsra, 24)

Bir sonraki yazıda nasihatlerimize devam etme dileğiyle.

Davamızın sonu, Alemlerin Rabbi'ne hamd etmektir.

 

Bu Sayfayı Paylaş :