Loader
Küfrün Karanlıklarından, Vahyin Aydınlığına...

Fitoterapi Dr. Seyfullah İSLAM

2018-08-16

 

Allah'a subhanehu ve teâlâ hamd Resûlü'ne salât ve selam olsun.

Bir önceki yazımızda geleneksel ve tamamlayıcı tıpta verilen Fitoterapi eğitimini ele almıştık.

Birkaç bitkiyi tanıyıp nelere faydası olduğunu bilmekle hastalıklara yaklaşımın, hastaların umutlarıyla oynamak olduğunu ve bitkiyi bilmekle beraber hastalığın da pato-fizyolojisine vakıf olmak gerektiğini bazı örnekler üzerinden anlatmıştık.

GETAT ile hekimlere verilen Fitoterapi eğitiminde kullanılan preparatların bir standarda binaen hazırlanıp hastalara takdim edildiğini vurgulamıştık. Dolayısıyla bu, fitoterapist hekimler dışında kimsenin bitkiler âleminden istifade edemeyeceği gibi bir kanaat oluşturabilir. Elbette ki, bu böyle değildir. Hastalıkları iyileştirme adıyla verilen bitki kürleri ile bitkilerin içeriğindeki şifa vesilesi olan etkenden istifade etmek aynı şeyler değildir. Örneğin, incir meyvesini herhangi bir hastalığı iyileştirmek için tükettirmek ile incirin lif oranından faydalanıp sindirimi kolaylaştırmak için tüketmek farklı şeylerdir.

Bu yazımızda bitkilerin bilinçli tüketilebilmesi için bazı hususları ve çok kullanılan bazı bitkilerin faydalarını ele alacağız, inşallah.

Bitkilerin Tüketimiyle Alakalı Öneriler

Yukarıda da değindiğimiz gibi, bitkilerin tüketilmemesi gerektiğini ileri sürmüyoruz. Elbette ki bitkilerden yapılmış kürler tüketilebilir, lakin bitkilerin tüketiminde dikkat etmemiz gereken hususların olduğunu çok iyi bilmeliyiz. Yani bir ilacın bitkilerden oluşmuş bir kür olması onun masum olduğu, insan vücuduna zarar vermeyeceği anlamına gelmez. Özellikle kısa dönemde oluşan ve üzerinde çok araştırılmamış hastalıkların gelişigüzel bir biçimde bitki kürleriyle çözümlemeye çalışılmasının istenmeyen birçok sonucu doğurabileceğini çok iyi bilmeliyiz.

Genel olarak el altında tutabileceğimiz bir kaynak kitabın olması ve en temel bazı bitkilerin özelliklerini, kullanılmaması gereken dönemlerini öğrenmeyle biraz da olsa bitkiler hakkında bilgi edinilmesinde fayda vardır. Böylece evdeki diğer bireylerin de bilhassa çocukların böyle bir kültürü edinmesini sağlamış oluruz. 

Bazı bitkilerin kullanılamayacağı zamanları iyi bilmek gerekir. Örneğin gebelikte maydanoz tüketmenin ya da düzenli ilaç kullanan birinin greyfurt tüketmesinin çok ciddi zararları olabilmektedir. Özellikle vücut hassasiyeti veya bağırsak problemi ciddi boyutlarda olan kişiler bitkisel denilen takviyelerin her türlüsüne itina ile yaklaşmalıdır. Bu hastalarda bitkinin kullanımından hemen sonra vücutta olumsuz tepkiler (kaşıntı, ciltte kızarıklık, akciğerde balgam, baş ağrısı vs.) oluşabiliyor, bu durumlar bitkinin tüketiminden çok sonra olduğunda ise çoğunlukla bitki tüketimi ile bağdaştırılmıyor. Bitkisel denilip zararlı olabileceği insanın aklına bile gelmiyor. Bazı durumlarda başkasına yarayan bir bitki bir başkasına zararlı olabilmektedir.

Bununla birlikte yabani olarak doğada yetiştiğine kanaat getirdiğimiz örneğin; kekik, madımak, böğürtlen, kuşburnu veya ilaçlanmadığını bildiğimiz bir bahçeden toplanmış meyvelerden yapılan kışlık kompostolar, dondurulabilen veya kurutulan meyveler/sebzeler, toplanıp kurutulmuş maydanoz, reyhan, nane evde bolca bulundurulup tüketilebilir.

Genel olarak bitkiler aç karnına ve düzenli tüketildiğinde daha etkili olmaktadır. Örneğin, kuşburnunun cildi canlı tutmasını sağlamak isteyen birinin evinde kuşburnu çayını düzenli içmesi gerekir. Bitkilerin temin edilirken poşet/sallama çay veya öğütülmüş olmamasına, evde bir yılı geçkin bitkilerin kullanılmamasına dikkat edilmesi gerekir.

Soğan ve Sarımsak 

Soğan ve sarımsağın en önemli etkilerinden birkaçını yazacağız. Enfeksiyon hastalıkları üzerinde çok etkilidir. Vücudu serbest radikallere karşı koruyarak bağırsak ve midede oluşan enfeksiyonlara karşı faydalıdır. Gaz problemi için etkilidir, sindirim sistemi ile alakalı gelişen diğer hastalıklara karşı da fayda sağlar. Kalp krizi riskini azaltır, kulak iltihaplanmasına iyi gelir, bağırsak parazitlerini temizler, vitamin ve mineral bakımından zengindir.

B, C vitamini ve potasyum açısından iyi bir kaynak olan soğan/sarımsak bu etkisi sayesinde kalp hastalıklarına da iyi gelir, kanı temizleyici özelliği vardır.

Nezle, grip gibi solunum hastalıklarında çok etkili olup solunum yollarını ciddi anlamda koruyarak bu alanda meydana gelebilecek enfeksiyonları giderir, öksürük için şifa kaynağı olan soğan suyu kaynatıldıktan sonra bal ile karıştırılarak içilebilir.

Soğanın burun kanamalarında durdurucu etkisi vardır, soğandan ufak bir parça kesilerek buruna uygulandığında kanamayı durdurabilir.

Soğan saç ve cilt sağlığı için de önemli bir besin olup böcek sokmaları ve yanık tedavisinde kullanılabilir, mikrop kırıcı özelliği ile hücre yenilenmesini sağlar ve tedavi sürecini kısaltır.

Sarımsak demir eksikliğine bağlı oluşan kansızlıkta etkilidir.

Çörek Otu 

Düzenli tüketimiyle bağışıklık sistemini kuvvetlendirir. Kanser hücrelerine karşı koymada bedene güç verir. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem: "Ölüm dışında hiçbir hastalık yoktur ki, çörek otunda onun için bir deva bulunmasın."  buyurmuştur.

Karanfil 

Yemek sonrası ağzımızda koku kalmasın diye ağızda biraz bekletilen karanfilin ilk faydası, içeriğindeki zengin lifler nedeni ile ishal tedavisinde oldukça etkili olmasıdır. Ancak öncelikle ishal yapan neden bulunmalı ve ishal yapan neden tedavi edildikten sonra hastayı rahatlatmak için karanfil kullanılmalıdır. Böyle bir durumda karanfil ortadan ikiye bölünüp bütün olarak yutulmalıdır.

Ağızdan çiğnenerek alındığı zaman bulantı ve kusmalara iyi gelir, altta yatan bir nedeni yok ise karanfil sabah bulantıları için kullanılabilir.

Yemeklerden sonra şişkinliği olan hastalarda oldukça etkilidir ancak dikkatli kullanılıp fazla alınmamasına dikkat edilmelidir. (Aksi takdirde mide asit salgısını arttırır.)

Kalp damar hastalıklarına iyi gelir, ailesinde kalp hastalığı riski taşıyanların günlük olarak tüketmeleri önerilir.

Diş ağrılarını azaltmak ve ağız içi apseleri kurutmak için karanfil yağını ilgili bölgeye damlatmak çok etkili olacaktır.

Aspirin kullananlar dikkatli tüketmeli, karanfil yağı ağızdan içilmemelidir.

Hamile ve emzirenler günlük üç-dört adetten fazla tüketmemeli ve karanfil yağını (diş üstüne damlatmak dışında) kullanmamalıdırlar.

Zerdeçal 

Çok güçlü bir iltihap bastırıcı olarak kabul edilmektedir. İçeriğinde yoğun vitamin ve mineraller barındırır. Kan şekerini düzenlediği gibi şeker hastalığının oluşmaması için vücudu korur, biiznillah.

Duamızın sonu; âlemlerin Rabbi olan Allah'a hamd olsun.

 

Bu Sayfayı Paylaş :