Loader
Küfrün Karanlıklarından, Vahyin Aydınlığına...

GETAT-Fitoterapi Dr. Seyfullah İSLAM

2018-07-18

 

Allah'a hamd, Rasûlü'ne salât ve selam olsun.

GETAT dahilinde yer alan Geleneksel Tıbbın tedavi yöntemlerinden fitoterapi, bitkilerin insan sağlığı alanında nasıl kullanılabileceğini inceler. Bitki özlerinden elde edilen ilaçlar (damla, hap, çay ya da krem gibi değişik formlarda) hastalıkların tedavisinde kullanılır.

Geleneksel tıbbın içerisinde Fitoterapi suistimale en açık olan alanlardan biridir. Kendine ait çok ciddi bir pazarı olmaya başladı ve bu da beraberinde onu bir sektör hâline getirdi. Hâliyle kapital sistemlerdeki sektörleşmenin getirmiş olduğu kirliliği de kendinde barındırmaya başladı.

Bitkilerin bilinmesi ve insanların istifadesine sunulmasının tarihi, insanın varoluş tarihine kadar uzanmaktadır. Bu bilginin ışığında en eski fitoterapi uzmanına tüm insanların babası olan Âdem aleyhisselam olduğunu söyleyebiliriz. Bunu Allah subhanehu ve teâlâ bize: "(Allah) Âdem'e her şeyin esmasını öğretti." [1] ayeti ile işaret etmiştir. "Her şeyin esması" derken bunun içerisinde elbetteki bitkilerin ilmi de vardır. Bilinen ve mevcut bilgilerle, bilinmeyen tüm nebatatın esmasını yani isimlerini, ne işe yaradığını, nasıl kullanılabileceğini Allah öğretmiştir. Ve bu bilgi nesilden nesile aktarılagelmiştir.

Son yüzyıla kadar ilaç sanayisinin yaygınlaşması ile beraber bitkilerden basit usullerle elde edilen ilaç anlayışı terk edildi. Bu yetmedi bitkiler ve bitkisel reçeteler hor görülüp aşağılandı, koca karı ilaçları, çer, çöp, ot gibi isimlerle bitkilerin kullanımı itibarsızlaştırıldı. Bu arada da antibiyotik devrimi ve daha sonra ilaçların seri üretimleri ile "tebabette yeni bir çağ" dönemine girildi. "Hekimlik" artık günümüzde sadece ilaç reçete eden bir anlayışa kadar indirgenmiş oldu.

Zamanla kimyasal ilaçların beklenen etkiyi gösterememeleri ve yan etkilerinin fazla olmasıyla hor görülmüş bitkiler tedricen kullanılmaya ve daha sonra organize bir şekilde satışa sunulmaya başlandı. Son beş, on sene diliminde kimyasal ilaçlara karşı ciddi bir güvensizlik oldu ve insanların bir kısmı artık ilk tercihlerini doğal ilaçlardan/bitkilerden yana kullanmakta.

GETAT çerçevesinde hekimlere verilen Fitoterapi eğitiminde, tedaviler sanılanın aksine aktardan alınan bitkilerin kaynatılıp ilaca dönüştürülmesiyle yapılmaz. Fitoterapi ilaçları doğal ekstrelerden eczacılık teknolojileri kullanılarak elde edilir ve hastalara yukarıda da değinmiş olduğumuz ilaç formlarında verilir. Aktardan alınan bitki ve köklerin hangi koşullarda ve iklimde yetiştirildiği, rafta ne kadar beklediği tam olarak bilinmediğinden ve bu gibi konular bitkinin kimyasal içeriğini değiştirdiğinden aktardan alınan malzeme standardize değildir. Hekimlerin bakanlık nezdinde almış oldukları (GETAT) fitoterapi eğitiminde standardize olmayan bir bitkisel takviye/ilaç hastaya tedavi amaçlı verilememektedir.

Bitkisel Kürlere Yaklaşım Nasıl Olmalıdır?

Fitoterapiden faydalanabilmek için hastanın konunun uzmanına gitmesi gerekiyor. Yani sadece bitkilere değil aynı zamanda hastalıklara da vakıf olması gerekir. Kişinin şikâyeti, hassasiyetleri, hastalık öyküsü dinlenerek bir tedavi yolu önerilir. Amaç tedavi etmekten ziyade vücudun normal işlevlerini yerine getirmesini ve kendi halinde iyileşmesini sağlamaktır.

Biraz daha açacak olursak aynı şikâyetten mustarip olan insanlarda, hastalığın yani şikâyetin oluş mekanizması aynı olmayabileceği için uygulayıcının/fitoterapistin hastayı klinik olarak değerlendirebilme yetisine sahip olması gerekir. Örneğin, baş ağrısı olan bir hastaya yaklaşımda hastanın yaşı, geçmiş hastalık öyküsü, çevresel şartları göz önünde bulundurularak, baş ağrısı yapan tüm nedenleri tespit etmek gerekir ve daha sonra bu baş ağrı nedenlerinden hangisi/hangileri bu hastada mevcut ona göre bir tedavi yolu belirlenir. Daha açık bir ifadeyle baş ağrısı sebeplerinden (stres, uykusuzluk, kabızlık, tansiyon, tiroit, böbrek, diyabet...) her birini ayrıca iyi bilmeden hastanın baş ağrısı dışında diğer fiziksel durumlarını muayenesi ile birleştirmeden tam tedavi sağlanamaz.

Durumun vahametinin anlaşılabilmesi için farklı bir örnekle; bayanlarda adet düzensizliği veya olması gerekenden uzun süren bir kanama için kara düzenle verilmiş bitki küründe; var olan kanamanın nifas (lohusa), hayız (aybaşı), istihaze (hastalık kanı)ayrımı yapılmış mı, hastanın yaşına bağlı hormonal düzeyleri veya buna sebep olabilecek rahim problemleri dikkate alınmış mı, hastanın yeni başlamış bir gebeliği var mı? Bunca durumun göz ardı edildiği bir tedaviden yarar beklenirken zararla karşılaşılması kuvvetle muhtemeldir.

Yani tüm durumları göz önünde bulundurulup hastaya özel bir kür olmadan kulaktan dolma ezberle yapılan tüm kürler yanlışa mahal vermeye gayet müsaittir. Bu, hastalığına çare arayan insanın hakkına girmek, umuduyla oynamak ve bazen hayatını tehlikeye atmaya kadar varabilir.

Dualarımızın sonu, âlemlerin Rabb'i olan Allah'a hamd etmektir.

 

 

[1]        .     2/Bakara, 31

Bu Sayfayı Paylaş :