Loader
Küfrün Karanlıklarından, Vahyin Aydınlığına...

Hadis Şerhleri ve ‘Umdetu'l Kâri’ Üzerine Mülahazalar Çeviri MAKALE

2015-04-05

 

— İzin verirseniz bu bölümde Nebevi Sünnet'ten, yani Hadis'ten bahsedelim. İlim talebesi, önemli olan bu ilim konusunda kütüphanesini nasıl oluşturmalıdır?

Sünnet ilmi, ilim talebesinin önem vermesi gereken ilimlerden biridir. Çünkü Sünnet, Kur'an'ın açıklayıcısı ve tefsiridir. İlim talebesinin çabası, Nebi'den sallallahu aleyhi ve sellem sahih olarak gelenleri ezberlemeye, ilim ehlinin yanındaki güvenilir şerhleri inceleyerek anlamaya yönelik olmalıdır. Fakat şurası da var ki, şerhlerin hepsini bilmek mümkün değildir. Örneğin, İmam Buhari'nin Sahih'ini ele alsak, yüzlerce şerhi var. İlim talebesi bunlardan hangisine önem gösterecek? Bazısını bırakacak mı? Eskiden denilirdi ki: 'Kitap, faydadan yoksun değildir.' İlim talebesinin imkânı varsa, ihtiyaç hâlinde başvurabilmesi için bu şerhlerin çoğunu, mümkün olduğunca almalıdır. Bu da matlup olandır. Fakat maddi imkânsızlıktan, yer darlığından veya bazı ilim talebeleri -bu alanın dışındaki bütün kitapları almak şöyle dursun- alması gereken bu şerhleri alamamaktan ötürü kendileri zorlanabilir. Şüphe yok ki bu kitapların hepsini elde etmek için şunu diyebiliriz ki; hepsini elde etmek mümkün değildir. Yani Fethu'l Bari, Umdetu'l Kâri ve bunun dışında kalan tüm şerhlerin hepsini almak mümkün değildir.

— Her bir kitabın ayrı bir yeri var değil mi?

Bu şerhlerden her bir kitabın diğerlerinde bulunmayan bir değeri vardır. Fakat öğrenci, bir şerhle sınırlandırmak istediğinde ve ona baktığında, ihtiyaç duyduğu her şeyi elde edemese de çoğunlukla hedefini gerçekleştirmiş olur. Örneğin, Sahih-i Buhari... İlim talebesinin öncelikle önem vermesi gereken kitaptır. Çünkü sünnet konusundaki kitapların en sahihidir. Hatta insanlığın yazdığı en sahih kitap olup, Allah'ın kitabından sonraki en sahih kitaptır. Pek çok defa şerh edilmiş olması ve yüzlerce şerhinin olmasında da gariplik yoktur.

Önceki oturumlarımızda Beydavi Tefsiri'nin yüz yirmiden fazla haşiyesinin olduğuna işaret etmiştik. Bu, bilinen tedvinlerdir. Bunlardan bazısı tamamlanmış, bazısı tamamlanmamış; bazısı muhtasar, bazısı da uzundur. Bir de el yazması haşiyeleri de var ki, bunların hepsini tamamen bilmek mümkün değildir. Bunun örneği diğer tefsirlerde azdır. O halde Sahih-i Buhari'yi düşünün. Yüzlerce kez şerh edilmiştir. Bunlardan bilineni yüzden fazladır. Bunlar da yazımı tamamlanmış olanlardır. Bir de uzun ve kısa, tam ve eksik güzel şerhler olduğu gibi içerisinde hata olan şerhler vardır. Buradaki gayemiz de ilim talebesinin kendisinde olması gereken en önemli şerhleri seçmektir.

Bu şerhlerin başında El-Hattabi'nin şerhi gelir. İsmi; Ebu Süleyman Hamd b. Muhammed El-Busti'dir.

Şerhu'l-Hattabi diye mi isimlendiriliyor, yoksa bu kitabın ismi midir?

İsmi A'lamu'l Hadis'tir. Çünkü yazılan birçok nüshada bu şekildedir. İlim ehlinin yanında A'lamu's Sünen diye şöhret bulmuştur. Bunun mukabilinde de Sünen-i Ebu Davud'un şerhi hususunda Meâlimu's Sünen'i vardır. Bu kitap gerçekten çok kısadır. Tahkikli olarak dört cilt hâlinde basılmıştır. Fakat önceki baskılar basılsa bir cilde tekabül eder.

Bunun yanında Hafız İbni Receb'in rahimehullah şerhi vardır. İsmi de Fethu'l Bari'dir. İbni Receb; âdeti üzere sünneti, sünnet ile şerh ettiği gibi; sünneti, sahabe, tabiin ve bu ümmetin selefinin sözleri ile de şerh etmiştir. Söz konusu bu şerhte, selef-i salihinin bizzat kendisi vardır. Dayanağı da selefin sözleridir. Bu da İbni Receb'in bir özelliğidir.

— Kitap da basıldı, değil mi?

Kitap iki kez basılmıştır. Fakat kitap tamamlanmış değildir. İçerisinde çok eksik kalan yerler vardır. En çok da Cenaîz Kitabı'nda bulunmaktadır. Kitapta çok fazla eksik olan yerler var. Bu da iki yüzden fazla hadistir. Acaba kaybolan bu hadis şerhlerinin içerisinde selefin büyük ilminden neler vardır? Hafız İbni Receb, selefin ilmine, sözlerine önem vermiş, müteahhirin/son dönem âlimlerin sözlerini ve ıstılahlarını bir kenara bırakmıştır. Kim bu kitabı okursa, onun kırk hadis şerhini de okumuş ve bu kişinin kıymetini bilmiş olur.

Bu alanda bir de kendisinin 'Selef'in ilminin Halef'e olan üstünlüğü/fazileti' isminde güzel bir risalesi vardır. İlim talebesinin bundan yoksun kalmaması gerekir. Gerçekten mükemmel bir kitaptır. Bu kitap iki defa basılmıştır: Birisi, Daru'l Ğuraba'nın baskısıdır. Genel itibariyle iyi bir baskıdır. İçerisinde konuşmalar, yorumlar, numaralandırmalar mevcut olup, iyi bir baskıdır. Ben hepsini okudum. Üzerine yapılan düşünceler de kolaydır.

İkinci baskısı ise, Şeyh Tarık İvadullah'tır. Kendisi seçkin ilim talebelerinden olup, mücevvidlerdendir.( Tecvid alanında mütehassıslaşmış kimse. -Çeviren-) Fakat bu kitap konusunda onu yayınlamaktan başka bir eseri olmamıştır. Şöyle ki, kitaba yaptığı tâ'liklerindeki ilminden bir şeyi sunarsak, ilim talebesi bundan faydalanmış olur. Çünkü rivayete ve hadisin illetlerine önem göstermiştir. Camiu'l Ulum ve'l Hikem ve Subulu's Selam'ın tashih edilip neşredilmesini önce yapmıştır. Düzeltmeleri ve talikleri de ilim talebesine faydalıdır. Bu da bildiğimiz ilmî seviyesi değildir. Kendisi ile karşılaştım ve yakından tanıdım. Kendisi son dönemde kitap neşretme ile ilgilenen seçkin kimselerdendir. Bu bir yana, sekiz ciltlik tahkikli olan ilk çıktığı için onu önemsemekteyim.

Bunun yanında El-Kirmani'nin şerhi vardır. İsmi de El-Kevakibu'd Derârî'dir. Bu şerh de uzun, güzel bir şerhtir. İçerisinde pek çok fayda barındırmaktadır. İçerisinde de bir çok nükte ve az bilinen şeyler var. Bunlardan bir kısmı da ravilerin hayatları ile alakalıdır. El-Kirmani, ravinin hayatından bahseder ve okuyucuyu kitaba karşı canlı tutmak için de ravi ile ilgili haberlerden de hiç duyulmamış haberleri anlatır. Fakat kitapta hatalar söz konusudur. Çünkü bu kitabın ilmini, kitaplardan aldığını söyler. Bilinmektedir ki; kendi ilmi, kitaplardan olan kimse; ilim ehli ile yarışan kimsenin ilmi gibi değildir. Bu konuda, bazıları şu beyitleri söylemişlerdir:

'Ğamr, kitapların anlayış sahibini ilimlere ulaştıracağını zanneder,

Cahiller bilmez ki, onun içerisinde aklı hayrete düşüren sırlar vardır.

Eğer ilmi hocasız hedefler isen, sırat-ı müstakimden saparsın,

İşler sana karışık gelir, hâkimin ikizinden bile daha sapkın olursun.' (Konuşmacı burada İbni Hazm'ın da ilmi, kitaplardan aldığı için ilim ehlinin tam anlamıyla gösterdiği edebin aynısını onlardan alamadığını söyleyip, eleştirel bir yaklaşımda bulunduğu için bu kısmı tercüme etmemeyi uygun gördük. -Çeviren-)

El-Kevakibu'd Derârî, ilim talebesinin öncelikle okumaya başlaması gereken kitaplardan biridir. Çünkü talebeyi okumaya teşvik eder. Kitap, çok büyük de değildir.

— El-Kevakibu'd Derârî, kaç cilt hâlinde basılmıştır?

Yirmi beş parça hâlinde basılmıştır. Bu parçalar da çok küçüktür. Yani 12 cilttir. Yazıları büyük olup, okumaya çok uygundur. Bunun yanında kitap hakkında yanlış anlamalar da mevcuttur. Bu yanlış anlayış, bazen şerh edilen kitabın içerisinde bir reddiye hâline gelmiştir. Hatta İbni Hacer rahimehullah, bu konu hakkında: 'Bu, şerh edenin kitap(Sahih-i Buhari) hakkındaki cehaletidir' demiştir. Bazen de kendi anladığı şeyi haber verir. Böylece hatayı İmam Buhari'ye yükler. Bazen az da olsa İmam Buhari'ye karşı edebini bozar. Fakat bu durum çok azdır. Şarihler de bunu eleştirmişlerdir.

Şarihlerin hepsi bu kitaba dayanmış, çok istifade etmiş ve bir çok meseleyi de açmışlardır. Fakat eleştirmişlerdir. Bazısı buna tutucu davranmış, bazısı da insaflı davranmıştır. Her ne olursa olsun, kitap bahsettiğimiz hatalar olmasına ve bu hatalar da yayılmasına rağmen çok faydalıdır. Bu kitap üzerine yazılmış reddiye kitaplar da elimizde mevcuttur. Çünkü kitap çok güzeldir. Fakat problem olan, yeni başlayan ilim talebesinin okumasıdır. Çünkü boş bir kalp, kendinde yer edecek hataları anlayamaz. Tüm bunlara rağmen dediğimiz gibi kitap çok güzel olup, okuyucuya da yardımcı olur.

— En iyi baskısı nedir?

El-Mısriyye baskısıdır. El-Mısriyye matbaası, birçok külliyatı çok güzel bir şekilde basmıştır. Bu kitabı da o şekilde basmıştır. Er-Râzi Tefsiri, Nevevi Şerhi vb. külliyatları basmışlardır. Fakat Taberi Tefsiri, İbni Kesir Tefsiri ve Fethu'l Bâri'yi bastıklarında daha başarılı olmuşlardır. Her halükârda bunlara önem vermeleridir. Şurası da var ki bu kitapların içerisinde -Allah'ın dilemesi ile- faydalar bulunmaktadır.

Bunun yanında El-Aynî Şerhi(Umdetu'l Kâri) vardır ki, bu da hadisleri düzenlemiştir. Kitap, Bedreddin El-Aynî'nindir. Yazar, İmam Buhari'nin hadislerini düzenlemiştir. Fakat her hadisi düzenleyerek şerh etmiştir. Önce hadisin konu ile alakası ile başlar, sonra ravileri, daha sonra lugat, daha sonra manalarını, sonra Beyan ve Bedî(Bedî İlmi: Lafız (söz) ve mana ile ilgili bazı sanatlar ile sözün süslenmesini öğreten ilim dalıdır. Beyan ilmi: Kişiye maksadını farklı söz ve usullerle ifade edebilme imkânı kazandıran ilim dalıdır. Bu ilmin mevzuları: Mecaz (Sözcükleri kendi anlamı dışında kullanma sanatı), Kinaye (Bir sözü, gerçek manasına da gelebilecek şekilde, başka bir manada kullanma sanatı), Teşbih (Benzetme sanatı), İstiare (Kelimeyi hakiki manası ile mecaz manası arasında alaka ve benzerlik kurarak kullanma sanatı) gibi kısımlara ayrılır. -Çeviren-) yönlerinden açıklayıp, sorular da eklemiştir. Burada kastedilen de kitabın düzeni gerçekten benzersiz güzelliktedir. Bunlar sadece kitabın dörtte birlik kısmının ilkidir. Bir diğer kısmı, bundan daha azdır. Diğer geri kalan ise çok muhtasardır. Bu kitap genel olarak derli ve toplu olması yönüyle faydalıdır. Kitabın büyüklüğüne rağmen istediğini araştırmada yorulmazsın. Kitap Türkiye'de 11 büyük cilt halinde basılmıştır. Daha sonra El-Muniriyye Matbaası'nda 25 cilt olarak, El-Halebî Matbaası'nda da 20 cilt olarak basılmıştır. El-Muniriyye baskısı çok güzel olup, Türk baskısı da genel olarak iyidir. Fakat bu baskıda(Türk baskısında) çalışma yapmak için konulara girmek zordur. El-Muniriyye baskısında ise, konular ayrı ayrıdır. Bölümleri ve yazıları genel olarak güzeldir. Baskıdaki düzenleri çok güzeldir.

Aynî Şerhi, eski şerhlere dayanmıştır. Mukaddime yazısı da İmam Nevevi'nin Buhari'ye yaptığı mukaddimeden alınmıştır. On bir veya on iki sayfası buradan alınmıştır. Tabi bu şerh de bir bölümdür. Sadece vahyin başlangıcı ve iman kitabına yapılmıştır. Bu bölüm, El-Muniriyye Matbaası'nda şu isimdeki kitaplarla beraber basılmıştır: Şerhu'l Buhari Li'n Nevevî, El-Kastallânî, Sadiku'n Li Bed'u'l Vahyi, El-İmânu Min Sahihi'l Buhari.

Aynî, bu mukaddimeyi Nevevi'nin rahimehullah şerhinden almıştır. Sonrasında da hadisleri şerh etmeye başlamıştır. Daha sonra şerhi de uzatmıştır. Hafız İbni Hacer'den rahimehullah çokça nakil yapmış fakat isimlendirmemiş, bilakis kapalı tutmuştur. Örneğin; "Bazıları şöyle demiştir" diyerek ardından yer yer çok fazla eleştirmiştir.

— Aynı asırda mı yaşamışlardır?

Evet, aynı dönemde yaşamışlardır. Hafız İbni Hacer'in şerhinden bir cilt bitirilse, Aynî'nin Hafız İbni Hacer hakkındaki ilmi ayıplanır. Aynî, ondan bir-iki sayfa nakledip ardından cevap vererek karşı çıkmaktadır. Aynı asırda yaşayan ikisinin arasında rekabet söz konusudur.

Yine bu alanda bir kitap bulunmaktadır. İsmi de "Mübtekirâtu'l-le'Âlî ve'd-Dürer fi'l-Muhakemeti beyne'l Aynî ve İbni Hacer" dir. Aynı şekilde İbni Hacer'in 'İntikâdu'l İ'tirad' isimli kitabı olup orada kendi sözlerinden bahseder. Daha sonra Aynî'nin sözlerinden bahseder, üzerine eleştiri yaptıktan sonra hükmünü söyler. Aynî'nin ortaya çıkardığı sorunların, eleştirilerin çoğuna cevap verir.

'Mübtekirâtu'l le'Âlî ve'd-Dürer fi'l-Muhakemeti Beyne'l Aynî ve İbni Hacer' kitabı, iki şeyhin arasındaki birçok muhakemeyi insaf ile ele alır.

— Bu kitap kimindir?

El-Busîrî'nindir. Kendisi muasır bir kişidir. Fakat bu meselelerde İbni Hacer'in de, El-Busîrî'nin de değinmediği şeyler bulunmaktadır ki bunlar da iki şeyh arasında muhakeme gerektiren durumlardır. Buna da çok önem vermek gerekiyor. Bu hususlar hakkında bazı kitaplar bizde bulunmaktadır.

Şerhu'l Aynî hakkında şunu diyebiliriz ki: Üç şekilde üç kez basılmıştır. Burada ilim talebesinin faydalanabileceği baskıları kastediyorum. Bunlar da; Türkiye baskısı, El-Muniriyye baskısı, El-Halebiyye baskısıdır. Son dönem ticari matbaalarda basılan baskılara gelince; çağdaş matbaaların uzman komisyonlar tarafından tashihinin ve düzeltmelerinin yapılması gereken bu büyük kitapları basmayı üstlenmesi, birçok hata ve şüpheyi doğurmuştur. Bu yüzden elinde eski baskısı olan veya bu baskıların görüntüsü taranmış hâli bulunan kimse bunlara tutunsun. Özellikle büyük kitapların nüshalarını özenle toplayıp, bu nüshalar arasında da kıyas yapsın.

Hafız İbni Hacer'in şerhinin ismi ise bilindiği üzere Fethu'l Bâri'dir. Bu da zaten çok meşhurdur. Âlimler buna çok önem vermişlerdir. İlk kez H. 1300 yılında Bulâk Matbaası'nda basılmıştır. Daha sonra Sıddık Hasan Han, Hindistan'da 30 cilt olarak basmıştır. Bu da çok güzel ve nadir bir baskıdır. Ancak zor olduğundan ötürü hocaların etrafında faydalanılabilir. Sebebi de Farisî Hattı'nın bilinmeyip, alışılmadığı içindir. Fakat Arap diliyle yazılmıştır. Lakin Farisî Hattı, hocalardan herhangi birine kıyasla insana zor gelir. Daha sonraları El-Hayriyye Matbaası'nda bir çok defa basılmıştır. Bu da güzel bir baskıdır. Fakat Bulâk Matbaası gibi değildir. Çünkü Bulâk baskısı güzel olup, ilim talebesinin zor olmazsa edinmesi gereken baskıdır. Sonraları El-Behiyye Matbaası'nda basıldı. Daha sonra da Es-Selefiyye Matbaası'nda basıldı.

 

Özcan YILDIRIM,

Tevhid Dergisi için çevirmiştir.

 

Bu Sayfayı Paylaş :