Loader
Küfrün Karanlıklarından, Vahyin Aydınlığına...

Hafiye MAHİ

2017-09-19

Rafi zihninde art arda sıralanan soruların peşine düşmüştü. O iki adamı takip etmeliydi. Fakat o kadar hızlı hareket ediyordu ki adamlar yetişemedi. Bu durumdan Rasûlü haberdar etmeliydi. Öyle ya, müminler görüp duydukları her şeyi Rasûle bildiriyor, kendi aralarında konuşmuyorlardı. Bu, Allah'ın açık bir emriydi. Bunu öğreten ayetler inmişti. Hatta 'sabahı bile beklememeliyim' diye düşündü. Koşar adımlarla mescide doğru ilerliyordu. Kab b. Malik'in evinini önünden geçerken biraz durakladı. Kendine hakim olamıyor içinden ona öfke duyuyordu. Hem savaşa katılma hem de esrarengiz kişilerle buluş... 'Neler çeviriyorsun acaba ey Kab?' diye söyleniyordu ki damdan başına ortadan ikiye bölünmüş bir kağıt düştü. Ardından da bir ses: 'Ne bitmez bir imtihanım varmış Allah'ım!' 'Bu da nesi?' diyerek kağıdın her iki parçasını da alarak cebine koydu ve yönünü değiştirip eve doğru sessiz ve hızlı adımlarla ilerledi Rafi. Kalbi yerinden çıkacakmış gibi çarpıyordu. Bu kağıt parçası az önceki adamların Kab'a verdiği notun ta kendisiydi. Sessizce avlunun kapısını açtı ve balkondaki sedire oturdu. Biraz soluklandı. Cebinden kağıdı çıkardı. İki kağıdı yan yana koydu. İşaret parmağını tükürüğü ile ıslatarak yırtıkların üzerine sürdü ve geçici de olsa sayfaları birbirine tutturdu. Ay ışığında okumaya çalışacaktı yazıyı. 

'Muhammed'in dininden kovulan Kab'a...

Peygamberin seni dininden ve meclisinden kovmuş. Gassan Kralı olarak seni himayeme alıp, hak ettiğin değeri ve makamı sana vermek istiyorum. Yerin bizim yanımızdır.'

Rafi okuduklarına inanamıyordu. Şu Hristiyanlara bak sen, boş durmuyorlar. Hemen her fırsatı değerlendiriyorlar... Ama Allah'a hamd olsun ki iman edenler onların oyununa gelmiyor... Rafi bunları düşünürken Kab b. Malik hakkında kötü düşünerek haksızlık yaptığını anladı. Sabah önce tüm olan biteni Rasûle haber verecek, ardından da Kab'dan özür dileyecekti.

Sedirin üzerinde öylece uyuyakalmıştı. Babası mescide giderken onu da uyandırmış fakat gece hafiyelik yaptığı için bir türlü uyanamamıştı namaza. Kuşluk vakti annesinin kızması üzerine uyandı. Namaza karşı daha hassas olması gerektiğine dair kısa bir nasihat de dinledikten sonra kahvaltı bile yapmadan doğru mescide gitti. Mescid bomboştu. Etrafta kimsecikler yoktu. Acaba Rasûl nerede idi? Etrafa bakınırken Bilal b. Rabah'ı gördü. Yanına gitti:

— Selamun aleykum efendim.

— Aleykum selam delikanlı.

— Bilal Amca, Canım Peygamberim ile acele görüşmem gerek.

— Konu ne genç adam? Ne görüşeceksin bakalım?

— Üzgünüm size söyleyemem. 

— Anlıyorum. Rasûl bugün müsait değil. Yarın gelsen olur mu?

— Şey... Gerçekten çok önemli.

— Ebu Bekir ile görüşmek ister misin?

— Olur efendim. Ne zaman görüşeceğim?

— Öğle namazına gelir. O zaman görüşürsün.

— Tamam Bilal Amca, sağol.

— Sen de sağol genç.

Rafi heyecanlanmıştı. Canım Peygamberim ile görüşemese de onun sadık dostu ile görüşecek olmak da büyük bir şerefti.. Eve gitmedi. Mescidin direklerinden birine sırtını dayayarak oturdu. Mektubu cebinden çıkardı. Tükürüğü ile yapıştırdığı sayfalar ayrılmıştı. İşaret parmağını ıslayarak tekrar yapıştırdı. Mektubu evirip çeviriyor, sıkıntıdan tekrar tekrar okuyordu. Off, zaman da durmuştu sanki. Hiç geçmiyordu. 

Bari iki rekât namaz kılayım diye düşündü. Kalktı abdest aldı. Kuşluk namazının fazileti büyüktü. Bedenin sadakası idi bu namaz. Tabi kılmadığı sabah namazını da eda etti. Ve dua... Uzun uzun dua etti Rafi. Bilal'in sesi ile irkildi: 'Ebu Bekir seni bekliyor genç adam...'

Rafi tüm heyecanını gizlemeye çalışarak yanına gitti Ebu Bekir'in. Önce selam verdi. Hal hatır sorduktan sonra dün gece yaşadıklarını bir bir anlattı. Cebindeki mektubu da delil olarak uzattı. 

 Ebu Bekir mektubu alarak göz gezdirdi. Rafi'nin başını okşadı ve ona: 'Senden iyi hafiye olur' diyerek güldü. Anlattıklarını Canım Peygamberime ileteceğim diyerek yerinden kalktı, Rafi'ye selam vererek öğle namazını kıldırmak için safların en önüne geçti. Rafi de safın en gerisinde idi. Gözleri ile Kab'ı arıyordu. Ona bir özür borcu vardı. 'Allahu ekber!' nidası ile tüm düşüncelerinden sıyrıldı ve Rabbinin huzuruna durdu...

Devam Edecek İnşallah...

Bu Sayfayı Paylaş :