Loader
Küfrün Karanlıklarından, Vahyin Aydınlığına...

İhtiyar Muvahhid, Mürcie Şeyhe Hüccet İkame Ediyor! Çeviri MAKALE

2014-06-01

 

Mürcie Şeyh, rahlenin arkasında durmuş, insanlara vazediyordu. Çevresinde kalabalık insan topluluğu... Kimisi ilmi olmayan avamdan insanlar, kimisi de ilmi olan insanlar... Şeyh, tam konunun açıklamasına ve ayrıntılarına girecek iken bir anda avamdan yaşlı bir adam karşısına dikildi:

__ Değerli Şeyh!

__ (Şeyh hayretle): Ne oldu?

__ Sana bir mesele hakkında soru sormak istiyorum.

__ Memnuniyetle, buyur.

__ Benim bir oğlum var. Bana karşı çıkıyor, sözümü dinlemiyor, ben de gördüğün gibi yaşlı biriyim...

__ Başka ne yapıyor?

__ Bununla da kalmayıp, sıla-i rahim yapmıyor, güzel konuşmuyor, çok günah işliyor, insanlara eziyet ediyor.

__ Başka?

__ Ailesine namazı emretmiyor, zekât vermiyor, günahkâr ve asi olan evlatlarına kızmıyor, günah işleyenleri cezalandırmıyor.

__ Bundan başka günahı var mı?

__ Eşleri açık-saçık dışarı çıkıyor, her türlü fuhşiyat üzere yaşıyorlar, fasık ve sapıklarla iç içe giriyorlar, tüm batıl yolların izinden gidiyorlar...

__ Bu çok büyük bir şey! Bunun üstünde başka günah olamaz!

__ Cihada çıkmıyor, ülkenin düzelmesi için gayret etmiyor, insanları günahtan sakındırmıyor...

__ Bu gerçekten çok vahim... Tehlikesi de çok açık ve mühim!

__ Bununla kalmayıp, Müslümanlardan uzak durup kâfirlere yanaşıyor, münafıkların şanını yüceltiyor, fakirleri doyurmuyor, mustazaflara yardım etmiyor, yakınını kaybeden ailelerin, yetimlerin acısını dindirmiyor...

__ Bu tam bir zındıkmış, zındık!

__ Düşmanlarla birlikte kardeşlerine karşı savaşıyor, onlara eza veriyor, kimden hakkı işitiyor ise onu öldürüyor...

__ Bu çok büyük bir felaket!

__ Mazlumları öldürüyor, ailesine bakanları ailesinden engelliyor, şiddetle çığlık atsa bile küçüklere merhamet etmiyor. Fakat bunun yanında 'Ben yüce bir iman sahibiyim, kalbim iman ve ihsan ile dopdolu' demektedir.

__ O çok yalancı biri... İman kalbine yerleşseydi, içinde bulunduğu günahlara düşmez, insanlara eza vermezdi. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: "Bedende bir et parçası vardır. O düzeldiği zaman, bütün beden düzelir. O bozulduğu zaman bütün beden bozulur. Dikkat edin, o kalptir." buyurmaktadır.

__ Bu adamın hükmü nedir?

__ Eğer durum dediğin gibiyse, onun işi çok zordur. Ona, Allah'a ve Rasûlü'ne savaş açanlara uygulanan had uygulanır. Kınından çekilmiş keskin bir kılıç ile vurulur!

__ Peki, bu hüküm yöneticilere uygulanır mı?

__ Kesinlikle hayır! Konuşulamaz bile!

__ İki mürtedin arasını ayıracak kadar ne fark var ki ey akıllı?

__ Fitne ey ihtiyar, fitne! Böyle bir şey asla caiz değil!

__ Fakat Allah subhanehu ve teâlâ insanların fitnesini uzaklaştırmak için cihad etmeyi emretmiştir. Bu yüzden Nebi'ye sallallahu aleyhi ve sellem Namus (Cibril) inmiştir.

__ Bu durum helal görmeye bağlıdır. Tartışmasız doğru olan da budur.

__ Sen dememiş miydin, bedenlerin düzelmesi kalplerin düzelmesine bağlıdır. Yoksa kalbin günahları ile bedenlerin günahları arasında bir fark mı var? (Ehli Sünnet'e göre kişi kalp ile şirke düşebileceği gibi bedenle de şirke düşebilir.)

__ (Şeyh sıkılmış bir halde): Ey adam! İşte kapı orada! Zaten bakışların seni ele veriyor. (Yani senin başka bir maksatla geldiğin belli.)

__ Kalpler aynı kalplerdir. Kimin kalbi düzgün ise, ameli de düzgün olur. Kimin kalbi bozuk ise, ameli de bozuk olur. İster hoşuna gitsin, ister gitmesin ama bu böyledir!

__ Offf...

(Şeyh Muhammed b. Abdulvahhab rahimehullah der ki: 'Muvahhidlerden bir tane avam kimse, bu müşriklerin âlimlerinden bin tanesine galip gelir. 'Şüphesiz ki bizim ordumuz elbette galip gelecek olandır' (37/Saffat, 173) ' (Keşfu’ş Şubuhât) -Çeviren-)

 

Yazan: İbrahim b. Abdulaziz Berekât

Özcan YILDIRIM

Tevhid Dergisi için çevirmiştir.

Bu Sayfayı Paylaş :