Loader
Küfrün Karanlıklarından, Vahyin Aydınlığına...

İlim Talebinde Hedef ve Tederrüc Murat MÜSLİHAN

2012-06-01

Her yolun kendisine göre uzunluğu ve kendisine göre merhaleleri vardır. Başladığı yolun sonunu getirmek isteyenin, içerisinde olduğu yolun merhalelerini bilmesi/öğrenmesi gerekir. Başladığı yolun merhalelerini bilmeyen nasıl hareket edeceğini, nerede nasıl davranacağını kestiremez. Bilmediği için de yaptığı bazı davranışlar ile içinde olduğu yolun merhaleleri zarar verip hedefine gem vurabilir. Örneğin, halter kursuna giden bir kişi düşünelim. Bu kişinin hedefinde yüz kg.’lık halteri kaldırmak var. Fakat nasıl hareket etmesi gerektiğini, hangi merhalelere riayet etmesi gerektiğini bilmiyor. Şayet yüz kg.’lık halteri kaldırabilmek için gerekli merhaleleri öğrenmez ve yüz kg.’ı birden kaldırmaya çalışırsa altında ezilir. Bel fıtığına yakalanıp yirmi kg. bile kaldıramayacak hale gelir.

İlim ancak sabır ve sebat ile elde edilir. Fakat bu insanın fıtratına terstir. Çünkü insan aceleci olarak yaratılmıştır ‘Ve insan aceleci olarak yaratıldı’ (21/Enbiya, 37). İnsan her şeyin alelacele olmasını ister. Bu aceleciliği onu merhalelere riayet etmekten alıkoyar. İlim talebesi de, insan olması hasebiyle aceleci davranıp, bütün kitap ve metinleri hemen ezberlemek ve hemen anlamak ister. Her talebenin şunu bilmesi gerekir ki yorulmadan, emek sarf etmeden âlim olmak mümkün değildir. Eski âlimlere baktığımızda otuz-kırk yılını ilme verdiklerini görüyoruz. İbn Kayyım yirmi yıl çeşitli hocalardan ders almıştır. Daha sonra gelip on beş yıl da İbn Teymiye’den ders almıştır. İmam Ahmed ‘Dünyayı iki kere gezdim müsnedi oluşturdum’ demiştir. Şayet ilim hemen elde edilebilecek bir şey olsaydı ezber ve anlayış yönünden bizden daha iyi olan selefimizin ilim için bunca yılı feda etmeleri anlamsız olurdu.

Her talebenin, ilme başlarken hedefini belirlemesi sonra da kendini hedefine ulaştıracak merhaleleri öğrenmesi gerekir. Bugün talebelerin yaşadığı en büyük problemlerden bir tanesi hedefsizliktir. Talebe ilme anlık bir hevesten veya ilim okuyan birkaç arkadaşını görerek özendiğinde başlıyor. Fakat ilme başlarken hedefini belirlemiyor, nereye ulaşmak istediğine tam karar vermiyor. Hedefini belirlemediği için belli bir zamandan sonra ilimden sıkılıp şu soruyu kendisine sorabiliyor ‘Ben niçin buradayım, niçin ilim okuyorum?’. Bu soru, yolun başında hedef belirlenmediğinden dolayı sorulan bir sorudur. Hedefini belirlemeyen talebe, bu gibi soruları kendisine sorduktan sonra vereceği cevap ‘Ben gereksiz yere buradayım, burada durmamın hiçbir anlamı ve gereği yok’ der. Oysa hedefini belirlemiş olsaydı, bu gibi sorular aklına geldiğinde ‘Ben şu hedefimi gerçekleştirmek için gelmiştim ve gerçekleştireceğim de inşallah!’ deyip yoluna devam ederdi.

Talebe hedefe doğru giderken basamak basamak gitmelidir. Basamakların hepsini birden çıkamayacağını bilmelidir. İlim yolu bir binanın merdivenleri gibidir. Nasıl ki binanın en üst katına çıkmak isteyenin merdivenleri teker teker çıkması gerekiyorsa, ilim talebesinin de bu şekilde davranması gerekir. İlim talebesi ilmi aşama aşama öğrenirse okuduklarını hem daha güzel ezberler hem de daha güzel anlar. Kur'an-ı Kerim’in parça parça indirilmesinin sebeplerinden bir tanesi de daha güzel anlaşılmasıdır. Talebe bütün ilimleri birden öğrenmeye kalkarsa, hem tam ezberleyemez hem de tam anlayamaz. İlim de ezber ve fehm, olmazsa olmazlardandır. Bir kuş için iki kanat ne kadar önemli ise, bir talebe içinde ezber ve fehm o kadar önemlidir. Tek kanatlı bir kuş nasıl ki müstakim bir şekilde yol alamazsa fehmi veya ezberi eksik olan talebe de öyledir. Bugün Allah’ın subhanehu ve teâlâ rahmet ettikleri müstesna, talebeler ya ezbere ya da fehme önem verip bir tanesi ile yetiniyorlar. Sonuç olarak şunu söyleyebiliriz ‘Hedefini belirle, adım adım ilerle…’

Bu Sayfayı Paylaş :