Loader
Küfrün Karanlıklarından, Vahyin Aydınlığına...

Kitap Basımının ve Modern Teknolojinin İlim Talebine Etkileri Çeviri MAKALE

2014-12-05

 

— En son mescidlere bağlı olan kütüphanelerden bahsettiniz. Bunun ortaya çıkması da -Allah'a hamd olsun- önemli bir adımdır. Buradan da bir şeye değinmemiz gerekiyor. Riyad'da bulunan Şeyhu'l İslam İbni Teymiyye Camii Kütüphanesi... Büyük bir kütüphane ve büyük bir şöhreti var. Bundan önce İslam İşleri Bakanlığı tarafından da güçlü bir şekilde desteklenmişti. Birçok mescid ve cami, ilim talebelerinin çokça istifade ettiği bu kütüphaneyi takip edip, benzerini yaptılar. Öyle değil mi?

— Evet, bunda hiçbir şüphe yok. Riyad bugün, uçsuz bucaksız hâle gelecek kadar büyümüştür. Artık Riyad'ın batısında veya doğusunda olan ilim talebesine, Riyad'ın merkezindeki veya kuzeyindeki kütüphaneleri ziyaret etmek zorlaşmıştır. Bu fikir ortaya çıkınca, kardeşlerimiz de Şeyhu'l İslam Camii'nde ve İbnu'l Kayyım Kütüphanesi'nde bunun öncülüğünü yapmışlardır.

— Siz bu kütüphaneyi ziyaret ettiniz mi?

— Evet, birçok kez ziyaret ettim. Bu kütüphaneyi birçok defa ziyaret edip, bundan faydalananlardan dolayı kolay bir şekilde malumat sahibi olduk. Burası gerçekten birçok kitabı bünyesinde bulundurmaktadır. Ayrıca, -Allah izin verirse- benim de Riyad'ın doğusunda buna benzer kütüphane oluşturmak gibi bir fikrim de var.

Kitapların matbaalarda çoğaltılması ile ilgili meseleye de değinecek olursak, önceki asırlarda el yazması kitaplara itimat edilmeye başlanınca, matbaa da ortaya çıkmış oldu. Yazımın yasaklanmasını öğrendikten sonra, ilk olarak yazının hafıza üzerindeki etkisinden bahsetmek doğru olacaktır.

Matbaalardaki basım işlemi Avrupa'da, İstanbul'da ve daha sonrasında Suriye, Beyrut, Mısır ve Müslümanların diğer beldelerinde ortaya çıktı. Âlimler bu devirde, kitapları kolay elde etmenin ilmi tahsile olan etkisinden korktular. İlk olarak da yazının ezberi etkilemesinden korkarlarken, şimdi de kitap basımının ilim tahsilini etkilemesinden korkmaya başlamışlardı. Peki ne için korkuyorlardı? Tecrübe ile sabittir ki, yazıya veya bilgilere olan kolay erişim, bilgiyi de zayıflatmıştır. Bu, tecrübe edilmiş bir şeydir. Âlimler de kitap basımının olmasından dolayı tahsilden korkmuşlardır. El-Ezher uleması, şer'i kitapların basımının yasaklanmasına yönelik de fetva vermiştir.

— Şaşılacak bir şey! Bu fetva eski mi?

— Evet. Matbaa işlemleri ilk başladığında bu fetva verildi. Tarih, Edebiyat, Dil vb. kitapların basımına izin verdiler. Şer'i kitapların basımı ise yapılamazdı. Önceleri bir âlim veya bir ilim talebesi, bir kitaba ihtiyaç duyduğu zaman kendisini onun bir nüshasını yazmaya zorlardı.

Yazı konusunda zahmet çekmek -ki bu, bizim ve bizim dışımızdakilerin tecrübe ettiği bir şeydir- defalarca okumaktan daha iyidir. Sen bir kitaba ihtiyaç duyduğun zaman mutlaka o kitabı yazmalısın. Kitabı ödünç almalı, onu kopyasını çıkaracak şekilde yazmalı veya ödünç alıp okumalı, senin için önemli olan kısmını yazmalısın. Bu durum; kitabevine gidip, kitabı satın alıp da raflara yığmak gibi olabilir mi? Asla! Şunu söylemek isterim ki, yazı yazmak; kitabı on kere okumak gibidir. Bunu söylerken de abartmıyorum.

— Fakat bu kolay ve küçük olan kitaplar için geçerli değil mi?

— Her şey ölçüsü ve miktarına göredir.

— Yani Fethu'l Bari'nin yazılması da oluyor muydu?

— Matbaa çıktıktan sonra olmadı. Fakat matbaadan önce mümkündü.

— Yani yazılıyor muydu?

— Evet, defalarca yazılıyordu. Yoksa nasıl bulunacaktı?

Bir kişi vardı. Kendisine ulaşamasak da oğullarından birine ulaştık. Kendisi, babasının her gün En-Nuniyye'den bir nüsha yazdığını söylüyordu. En-Nuniyye ise beş bin sekizyüz yirmi (5820) beyittir. Her nüshayı da bir Riyal'e satıyor, bu nüshalardan da geçimini sağlıyormuş. Hem de kendisi ilmî tahsile uygun olmadığı halde...

Bunun sadece kopyasını çıkaran kişi olmak, kişiye fayda vermez. Fakat kendisi ilim ehlinden olup, kendisinde de bunun zemini/altyapısı ve ilim tahsiline uygunluğu varsa, bu kitabın içerisindekilere ilmî yönden ihtiyaç duyup yazıyorsa, şüphesiz ki bunun gibisi kalpte yer eder.

İnsanlar zorlanmaya başlayıp, matbaa da hayata iyice yerleşip, kendisini zorunlu bir hakikat kılınca, insanlara da şer'i kitapların basımı konusunda izin verdiler. Böylece kitaplar da basılıp, dağılmış oldu.

Fakat bu durumun ilim tahsiline olan etkisi açıktır. Kitap basımının bir nimet olduğunda şüphe yoktur. Aynı şekilde hadislerin çıkartıldığı bilgisayarlar da bir nimettir. Fakat ilmî tahsil olamazlar. Yani insanın, bunlara genel olarak itimat etmemesi gerekir. Mesela birisi 'Ben Fethu'l Bari, İbni Kesir, Kurtubi ve Taberi tefsirlerini aldım' diyebiliyor. Peki aldıktan sonrası?

— Bazı ilim talebelerinde İbni Kesir tefsiri olmasına rağmen hiçbir zaman okumamışlardır. Hem de bunlar büyük ilim talebeleridir.

— Evet böyleleri var. Zaten şer'i kitaplar basılmış, insanlar da bunun yapılabileceğine ve faydalı olduğuna dair görüş birliğine varmışlardır. Bunun ilim tahsiline olan etkisi zaten açıktır. Aslında ben; kitapları okumaya, kitapları ve içindeki fayda olan hususları yazmaya önem veriyorum. Fakat durumun hakikatini bilmeyen insanlardan bazıları 'Kitap basmak hakkında ne dersin? Şimdilerde bu bir nimet. Bu nimet de işlerimizi kolaylaştırıyor' diye sorabiliyor. Evet, Allah'a hamd olsun ki kolaylık sağlamaktadır ve bunun nimet olduğunu söylemekteyiz. Aynı şekilde bilgisayar da bir nimettir. Fakat biz bunlardan, ilim tahsiline önem verdiğimiz oranda istifade edebiliriz. Bunlara tamamen itimat etmeyiz.

Kitap basımı döneminden sonra, insanlar kitaplara önem gösterdiler, kütüphanelerine yerleştirdiler. Bazıları da kitaplara olan sevgiye önem verdi, öyle ki öldüklerinde kitapların başlıklarından başkasını bilmiyorlardı. Kütüphaneye gelip, onu düzenleyip, bir o tarafını bir bu tarafını temizliyorlardı. Bu itinanın bir şeye faydası vardı. O da -Allah'ın izni ile- bir sağa bir sola, bir o rafa bir bu rafa çevrildiğinden dolayı kurt ve karıncadan güvende oluyordu. Fakat ilmî tahsil nerede kaldı? İlmî tahsil, içerisinde asla yoktur. Birisi şöyle diyebilir: 'Kitapları ve baskılarını bilmek de bir ilimdir.' Evet ilimdir. Fakat gaye olan ilim değil, diğerlerine vesile olan bir ilimdir.

Şimdi ise bir âlimin veya hocanın hayal edemeyeceği kadar bilgileri ve ilimleri küçük disklerde bir araya getiren bilgisayarlar çıktı. Şaşılacak şeyler bunlar. Şöyle dersek abartmış olmayız: Mütekaddiminden olan bazı âlimler kitapların basımından önce ezber konusunda bilgisayar gibiydiler. Yani yediyüz bin (700.000) hadis ezberleyen vardı. Sünnet konusundaki en büyük program beşyüz yirmi üç bin (523.000) hadisi barındırmaktadır.

— Yani bu ezberleyen âlimin aklı, bu programdan daha iyiydi.

— Evet, daha iyiydi. Çünkü onlar, bu aletler gibi cansız ve sağır değiller. Haber kendisine arkadaşlık ettiğinde, kendisinden çıkmamakta ve mutlaka bir fayda vermektedir. Yolları cem eder, öne ve arkaya alır, düzenler, istinbat eder, bilir ve amel eder.

Şimdi ilim talebesi ise, bilgisayarlar çıktıktan sonra herhangi bir dalda bir malumata ihtiyaç duyduğunda kendisine zor gelmez. Bilgisayar vasıtasıyla istediğine hızlı bir şekilde ulaşabilmektedir. Bu, aynı şekilde eğitim seviyesinin ölçülmesi için de böyledir. Fakat -Yahya İbni Ebi Kesir'in dediği gibi- ilim zordur ve bedenin rahatlığı ile elde edilemez. İmam Müslim, Sahih'inde namaz vakitleri ile ilgili rivayetlerin arasında Yahya İbni Ebi Kesir'in bu sözünü nakletmiştir: 'İlim, bedenin rahatlığı ile elde edilmez.'Eğer ilim rahatlıkla elde edilseydi, fakir olanlar buna ulaşamadığı gibi, bütün insanlar da âlim olurdu. İlim gizli değildir. İlim ehlinin konumu ve derecelerinin yükselmesinin açıklanması gibi kendisi hakkında teşvik eden naslar varid olmuştur. Eğer ilim, bedenlerin rahatlığı ile elde edilseydi, bütün insanlar âlim olurdu. Fakat zahmet/çile, uykusuzluk, kitaplara hapsolmak, şeyhlerle ve arkadaşlarla ilmi konuda yarışmak, bilgi ve dersleri müzakere; gerekli olan şeylerdir.

— Görünen şu ki, ilim talebesi bir hadisi bilgisayar yoluyla çıkarıyor ve bilgiyi de hızlı bir şekilde elde ediyor. Bahsedildiği gibi kitaplara müracaat edip hadise ulaşabilmek için sayfaları karıştırırken yüzlerce faydayı da elde etmiş olacak.

Diyelim ki ilim talebesi bir meseleyi bir kitapta araştırmak istiyor. Bu kitabı da karıştırıyor, onlarca meselenin üzerinde duruyor. Birçoğu da araştırdığı hususta en önemli meselelerdendir. Fakat bu zor geldiği için sadece o meseleye bakıyor. Araştırdığı meselenin başından sonuna kaynaklarıyla beraber çıkarıyor. Peki sonra ne oluyor? İlim talebesi, bu yolla o meseleyi ezberliyor mu? Bu mümkün değil. Çünkü kolay bir şekilde elde edilen bir şeyi, kolayca idrak etmek veya ezberlemek mümkün değildir. Bilakis kolay bir şekilde kaybedilir. Yahya İbni Ebi Kesir şöyle demiştir: 'İlim, bedenin rahatlığı ile elde edilemez.' Bu durumun, günümüzde ilim için uğraşanları sardığından etrafında olduğunda hiçbir şüphe yoktur. İlim talebesi; şeyhlerine, arkadaşlarına ve akranlarına baktığında çilenin üzerilerinde olduğunu görür. Elektrik vb. nimetlerin olmasından öncesini düşünün... (Ki şimdi gece ve gündüz, aydınlık yönünden farklı değil!) Ay ışığında yazı yazıyorlar ve ilim, bu şekilde elde ediliyordu. Biz ise, bir bilgisayar ile bunu istiyoruz. Adam, yatağında örtüsüne sarınmış, bilgisayar ile bağlanıp ilim öğreniyor. Ya da özel odasında oturarak, arkadaşları ile dinlenirken, karşılıklı olarak hadisleri ve hadislerin yönlerini konuşuyorlar ve kendilerinin ilim talep ettiğini zannetmektedirler. İlmin mutlaka çileden olması gerekir.

Yahya İbni Ebi Kesir'in sözüne dönecek olursak -çünkü kıymetli bir sözdür-; İmam Müslim, bunu namaz vakitleri ile ilgili hadislerin arasına koymuştur. Peki bunun sebebi nedir? İmam Müslim'in buraya koyduğu, Yahya b. Ebi Kesir'in bu sözünün buraya olan uygunluğunu bulma konusunda şarihler âciz kalmıştır. İmam Müslim; hadislerin, metinlerin ve isnadların siyakını beğenmiş ve insanın bu gibi ilimlere ulaşmasının bedenin rahatıyla olamayacağına dikkat çekmek istemiştir. Böylece bu şuurda olmayı veya olmamayı da ortaya koymuştur.

Evet, bu teknolojik vesileler kendisinden istifade edilip, uygun bir şekilde kullanılıp, sadece buna itimat edilmediği sürece bir nimettir. Böyle olmadığı zaman ise, bu sadece ilim tahsilinde bir engel olur.

Bilgisayarlardan faydalanmanın yönlerinden biri de; hatip veya ders yapanın vakti azaldığında, bir hadisi, eseri veya nakli tespit etmek istediği zaman, vakit darlığından tekrardan kitaba dönemez. Böylece bilgisayardan faydalanmış olur.

Bir konuyu araştırmayı isteyen de bunun gibidir. Söz konusu meseleyi, bildiği tüm kitaplardan araştırdığı gibi, o konu hakkında bütün söylenenleri de araştırır. Bir hadis dahi olsa, bildiği bütün yolları imkân dahilinde araştırır. Daha sonra kendisi burada fazlalık olup olmadığını tetkik etmek ister. Bilgisayardan aldığı bu fazlalık da, tıpkı bir kitaptan araştırdığı gibi sabitleşecek şekilde zihnine yerleşir.

Fakat bu aletlerin ilim tahsiline daha başlangıç olarak vesile olması; okuma, mütalaa, ezberleme, derslere ve ilim meclislerine katılmanın yerine geçmesi ise kabul edilemez.

(Şeyh Yusuf El-Halâvi, burada programa telefon bağlantısı ile konuk olarak konu hakkında konuşmaktadır.)

— Biz, Şeyh Abdulkerim El-Hudayr ile ilim talebesinin kütüphanesi hakkında konuşuyorduk. Siz de bu sıfatınızla internet üzerinde önemli bir siteyi yönetiyorsunuz. Bu site de 'Semaratu'l Metâbi' isimli olup, kitaplara önem veren, birçok ilim talebesine bu kitaplar konusunda rehberlik eden, telefon ile arama imkânı da veren bir sitedir.( Site eski olduğu için şu anda yayında değildir. - Çeviren -) Şeyh de burada bize ilim talebi sahasında bu modern teknolojiden faydalanmaktan bahsediyordu. Umuyoruz ki, ilim talebelerinin internetten faydalanmasını bu yönden bizlere bahsedersiniz.

— Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla. Allah'a hamd, Rasûlü'ne salât ve selam olsun. Öncelikle bu programa, sonrasında da bu gibi önemli ve değerli konulardan dolayı sizlere teşekkürlerimi sunuyorum. İlim talebesinin ilerlemesi için modern teknolojiden faydalanmaya gelince, faydalanmanın çok değişik olduğuna dair uyarmamız gerekir. Bu teknolojiden bir kısmı, kültür veya haberleri inceleme ve buna benzer alanlardaki diğer ilmî faydalardır. İlim talebesinin bu tip kitapları öğrenme hususunda farklılık gösteren ölçüleri vardır. Örneğin, kendisinde kitapların mevcut olması gibi.

Bunun için üzülerek söylemek gerekirse, teknoloji yoluyla fayda elde etmemiz ile birlikte, bu faydalara da kötü şekilleri de ilave edilmiştir ki bunlara da dikkat etmemiz gerekir. Fakat ben burada bazı faydalara dikkat çekmek istiyorum. Bu faydalardan bazıları ise şunlardır:

Yeni kitapları bilmek ve elde etmek, ancak sağlam ve tashih edilmiş bir nüsha olursa mümkün olabilir. Bu ise, Allah'ın fazlı ile şu an mevcut olup, günbegün çoğalmaktadır. Özellikle ilim talebesi fakir ise, önemli olmasına rağmen birçok büyük kitabı alamaz. Böylece bunlar, ancak hazır olursa bulunabilmektedir. Fakat dediğim gibi, o da ilmî şartları uygun, muteber ve güvenilir bilinen bir mekândan veya bilinen bir siteden olması şartıyla. Bu, en önemli faydasıdır.

Bir diğer faydası da, ilmî çalışmaların birçoğu hakkında ortak çalışmalara katılmak. Örneğin, el yazmaları konusunda veya eski sahih nüshaları alma konusunda araştırma yapmak gibi...

— Bunları sitenizde gerçekleştiriyor musunuz? Bu yönüne önem gösteriyor musunuz?

Site bugüne kadar, yeni kitaplar ve kitaplar hakkındaki ilmî okumaların sunumu ile ilgileniyordu. Fakat burada eski eserler, kitaplar ve buna benzer alanlarda ihtisasa acil ihtiyaç var. (Bundan sonra Şeyh Halâvi, kısaca sitesindeki kitapların neler olduğunu ve kitapların nasıl sunulduğundan bahsetmiş ve yayına katılımını sonlandırmıştır. Bu kısmı tercüme etmemeyi uygun gördük. - Çeviren -)

— Şeyh Yusuf Halâvi'nin konu hakkındaki sözlerini ve yorumlarını duydunuz. Bu konu hakkında siz ne dersiniz?

— Şeyh Yusuf Halâvi kardeşimizin, öncelikle kitaplara, sonra da söz konusu bu cihazlara önem gösterdiği bilinmektedir. Bunlardan da istenilen şekliyle faydalanmaktadır. Şüphesiz bu aletler de defalarca söylediğimiz gibi kendisinden istenilen şekliyle faydalanılabilir. İlim talebesi, altyapısını tamamlayıp, ilimde temellerini oluşturduktan sonra bunlardan faydalanabilir. Kendisini de ilim ehli tarafından izlenen yollarla ilmî olarak şekillendirdikten sonra, bunlardan istifade edeceğinde hiçbir şüphe yoktur. Şunu diyebiliriz ki, kendi işini araştırabilir veya vakti dar olup bir meseleyi araştırmak isteyebilir ki; ilmin bazı yönlerini engelleyemeyiz. Bu konuda da hiçbir beis yoktur.

 

Özcan YILDIRIM,

Tevhid Dergisi için Çevirmiştir.

Bu Sayfayı Paylaş :