Loader
Küfrün Karanlıklarından, Vahyin Aydınlığına...

Küfür Tarlasında Gençliğe Aşılanan Fesad Tohumları- Ahlaksızlık Emre ACAR

2012-10-01

Gençler ve çocuklar yarının dünyasıdır. Gelecek neslin yeşermesi, gençliğin doğru yönlendirilmesine ve eğitilmesine bağlıdır. Yaşadığımız ülke nüfusunun çoğunluğunun genç olması, bizlere mutluluk vermekte. Bu gençlerin her birinin İslam'a feda edilmesi, İslam ahlakıyla ahlaklandırılması, bu uğurda bilinçlendirilmesi her anne-babanın ve eğitimcilerin görevidir. Bu mücadeleden mahrum kalan sorumlular hem Allah katında hem de ümmet karşısında hesap vereceklerdir. Çünkü böyle bir boş vermişlik, ümmetin fesada uğramasında sebep olabilecek büyük bir cürüm ve Allah'ın subhanehu ve teâlâ emrine karşı duyarsızlıktır.

"Ey iman edenler, kendinizi ve aile efradınızı ateşten koruyun" (66/Tahrim, 6)

Gençlik hayatın en hareketli, halkın deyimiyle 'delikanlılık' dönemidir. Bu tabir, gençlerin ruh halini ifade eder. Çünkü buradaki delilik, akılsızlık değil; aklın fonksiyonlarını tam olarak yerine getirmemesidir. Ki gençlerin çoğu zaman akılla bağdaşmayan işler yaptıklarını görmekteyiz.

Gençlerin delikanlılık dönemini İslam inancı ve ahlakı ile koruma altına almak oldukça önemli bir konudur. Bu mevzuda anne baba ve eğitimcilerin, başarılı olabilmek için Allah ve Rasûlü'nün sallallahu aleyhi ve sellem söylediklerine kulak verip, tepki ve kınamaya maruz kalsalar da büyük fedakârlıklar yapmaları gerekir. Aksi halde 'Ağaç yaşken eğilir' atasözü vakıayla uyarlandığında, gençleri yaşken, İslami ahlak üzerine eğmek oldukça zorlaşmıştır. Bunun nedeni olarak ailenin ilgisizliği, arkadaş ortamı veya internet gibi birçok etken sayabiliriz. Lakin bunun en büyük sebebi ise çocuklarımıza kendi ideolojisini ve ahlakını aşılamaya çalışan devletlerin, vakıfların, derneklerin veya cemaatlerin varlığıdır. 21. yüzyılda bu ahlaki soykırımı daha hızlı ve ustaca yapan kurumlar ise okullardır. Gençlerin okullarda demokrasi, laiklik, kemalizm, ateistlik gibi İslam'a zıt olan dinlerin ideolojisini savunmaları, bunun için miting, konferans düzenlemeleri; ahlak olarak bu dinlerin ahlakına özenmeleri iddiamızın en büyük delilidir.

Siyaset, gençler üzerinden dönmese bir fikri ve ahlakı yaşatmak mümkün mü ki? Kazanman için ya gençleri firavun gibi öldüreceksin ya da bugünkü devletler gibi yatırımını 'Ne varsa gençlerde var' misali gençlere ve çocuklara yapacaksın. Anne babalar evlatlarını para için okutma hayalinde, devlet kendisine eleman yetiştirme komplosunda.

Gençler ise ortada erkek-kız karışık dönme dolap oyunu oynuyorlar. Nerede kaldı İslam ahlakı? Herhalde İslam'da erkek kız karışık oynamanın haram olduğunu unuttular. Gençlerin işlediği haram sadece bununla sınırlı değildir elbette... Gelin sizinle beraber okulların ortamını başlıklar halinde müzakere edelim;

Aile ve Eğitimciler Sorumsuz, Öğrenciler ise Sorunlu

Zaman su gibi akıp gitmekte, nesil ahlaktan mahrum, batılı olabilmek için süfli bir yaşamı tercih ediyor. Bunun için okullar gençlerin vazgeçilmez mekânıdır. Ne de olsa buralarda, ne ebeveyn karışıyor ne de müdür tam müdahale etme yetkisine sahip. Beşiktaş'taki bir lisenin müdürü ise bu konuya dikkat çekerken şunları söylemekte: 'Öğretmenin öğrenci üzerinde hiçbir hakkı yok. Bir öğrencinin omuzuna öğretmen yanlışlıkla çarpsa disiplinlik oluyor. Dayak atarsa da meslekten men ediliyor. Milli Eğitim Bakanlığı kendi öğretmenini şikâyet etmek, için öğretmen şikâyet hattı kurmuş. Artık iş çığırından çıkmış durumda.'

Gençler isteklerinde tamamen özgür. Evden okula gidiyorum diye çıkıp, her türlü ahlaksızlığı yaptıktan sonra, okuldan geldiğini söyleyerek anne babasını kandırabiliyor. Ailelerin çocuklarıyla ilgilenmediklerini belirten Etiler'deki bir lise müdürü: 'Çocukları ile ilgilenen ailelerin oranı yüzde 2'yi geçmez. Biz bir sorun olduğunda öğrenciyi tehdit ederek velisini okula getirtiyoruz. Böyle davranan bir anne-babadan ne beklenir? Çocuğu ne yapıyor, nerelere gidiyor haberi yok. Bizim de işimiz başımızdan aşkın. Okul dışında öğrenciyi takip etmek mümkün değil. Kendi müfredatımız dışına da çıkamıyoruz' şeklinde dert yakınıyor. İşte çocuklar okullarda çobanı olmayan bir sürü misali, her türlü ahlaksızlıklarla karşı karşıya kalıyorlar. Bir de bu konuları müdürün haber vermesi çok şaşılacak bir durum.

Okullarda Geçim Mücadelesi ya Ticaret ya da Hırsızlık

Okullarda her şey özenti ile başlıyor. İnternet ve televizyon bağımlısı olan gençlik özendiği şeyleri okullarda yaşantısıyla sergileyince, bunu gören diğer öğrencilerde kıskançlık tezahür ediyor. Onun gibi olabilmek için ne gerekli ise hemen yapmaya koyuluyorlar. Maddi geliri dar olan veya aileden yeterli para alamayan gençler, ilk başta hırsızlığa başvurmayı tercih ediyor. Önce velisinin cüzdanından çalmaya başlayanlar, zamanla arkadaşlarının eşyalarını çalıyor veya arkadaşında gördüğü markalı bir elbiseyi ve elektronik aleti almak için girdiği mağazadan hırsızlık yaparak çıkıyor. İş erkeklerde haraç kesmeye, kapkaççılık yapmaya, bayanlarda ise bedenlerini para karşılığında satmaya varmakta. Bu tür ahlaksızlıklarla uğraşan çocukların/delikanlıların yaşları ise 17 ila 18'i geçmemektedir. Kabataş'taki bir lisede görev yapmış olan bir idareci, özellikle Beyoğlu bölgesinde okuyan dar gelirli öğrencilerin böyle yanlış işler yaptıklarını belirterek şunları ekliyor: 'Bunlar dar gelirli aile çocukları, üç beş kuruş görünce değişiyorlar. Diğer arkadaşlarının seviyesine çıkmak istiyorlar. Kolyeler, cep telefonları karşılığında her istenileni yapıyorlar. Okuldan çıkıp, kot pantolon giyip işe çıkan öğrenciler var. Etiler ve diğer semtlerdeki okullarda da durum aynı.'

Eminönü'nde bir lisede okuyan A.K. isimli bir öğrenci şunları söylüyor: 'Okulda çok samimi olduğum bir kız arkadaşım vardı. Zamanla değişti. Onu her gün okulun önünde arabalı bir adam alıyordu. Kendisi de bir defasında bana söylemeye çalışmıştı. Adam, onu götürüp başka adamlara pazarlıyormuş. Kendisinden vazgeçmemi söylemişti. Şu anda sadece okula gelip gidiyor, kimse ile konuşmuyor.'

Kabataş'ta görev yapmış idareci, fuhuş için okulu bırakan öğrencilerin olduğunu belirterek: 'Servis şoförleriyle kaçan öğrenciler var. Evine darılıp gitmeyip, babası yaşındaki adamların evinde kalanlar var' şeklinde gördüklerini paylaşıyor.

Okul Değil Genelevi

Okullarda fuhuş oranı son zamanlarda arttı. Eğitimde erkek kız karışım uygulaması gençleri belli yaşlardan sonra cinsel münasebete teşvik edici görevi görüyor. İlginç tarafı ise Milli Eğitim Bakanlığının gençleri buna teşvik edecek seminerler düzenlemesi ve velilerin de buna seyirci kalmasıdır. Bahçelievler'de ilköğretim okulunda görev yapan bir öğretmen, cinsel eğitim seminerini veren bazı uzmanların cinsel ilişkiyi teşvik edici açıklamalarda bulunduklarını belirterek: 'Uzmanlar ders vermeye başladıktan sonra ortaokul birinci sınıfa giden çocukların birbirlerinin organına bakıp incelediklerine şahit olduk. Ortaokul öğrencisi çocukları birbirleriyle ilişkiye girmeye çalışırken yakaladık' şeklinde tepkisini dile getiriyor.

Beşiktaş Atatürk Anadolu Lisesi tarafından düzenlenen 21.04.2000 tarihli seminere konuşmacı olarak katılan Alman Hastanesinde görevli Çağdaş Yaşamı Destekleme Dernek Üyesi Jale Kerimoğlu öğrencilere yönelik yaptığı konuşmada şunları söylüyordu: 'Genç olduğunuz için cinsel ilişkiye girmek isteyeceksiniz. Bu sizin hakkınızdır fakat arkadaşınızı iyi tanıyın, sonra ilişkiye girin. Eğer tanımadığınız biri ise prezervatif kullanınız, çünkü hastalık kapabilirsiniz. Bir gecede belki ayrı ayrı beş kişi ile birlikte olabilirsiniz. İlk üçünde prezervatif kullanırsınız, 4. kişide kullanmazsınız ve ondan hastalık alırsınız. 5. kişiye de hastalığı bulaştırırsınız.'

Bütün lanetleyicilerin lanetini üzerine çeken bu kadının konuşmasından aileler kendilerine hala ders çıkarmıyorlar mı? Yoksa ebeveynlerin kız çocuklarına karşı kıskançlıkları ölmüş durumda mı? Ya da buna sükut edip ısrarla çocuğunu okula göndererek evlatlarının hayvandan daha zelil yaşam sürmelerine razılar mı? Uzun söze ne hacet! Şimdi de bununla alakalı medyadan haberlere göz atalım; 'İzmir'de, kız öğrencilere cinsel tacizde bulunduğu iddiasıyla gözaltına alınan öğretmen, tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı.'

'Buca'da bir ilköğretim okulunun 4. sınıfında çocukları eğitim alan bir grup veli, sınıf öğretmeni O.A'nın kız çocuklarını elle taciz ettiğini iddiasıyla polise başvurdu. Velilerin şikâyeti üzerine inceleme başlatan polis, O.A'yı gözaltına aldı. Polisteki ifadesinin ardından mahkemeye sevk edilen O.A, tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı.'

'Merkez Yüreğir İlçesi'nde bir ilköğretim okulunda görevli öğretmen Ufuk K.'nin, öğrencileriyle cinsel ilişkiye girdiği ihbarını alan Ahlak Bürosu ekipleri, teknik ve fiziki takip başlattı. 1 çocuk babası Ufuk K.'yi takibe alan polis, şüphelinin öğrencileriyle farklı günlerde sık sık evinde buluştuğunu belirledi.'

Güneş Girmeyen Eve Doktor, İslam'ın Girmediği Okula da Eroin, İçki ve Bally(Bali) Girermiş!

Okullarda evlatlarımız bedenlerini esrar gibi maddelerle zehirlemekteler. Artık bally ortaokullar da, eroin lisede çok rahat bir şekilde kullanılabiliyor. İçki ve sigara içmek öğrenciler arasında sıradanlaşmış. Madde bağımlıları sınıfa, madde kullanarak gelip, etrafına zarar verebiliyorlar. Bir okul müdürü şöyle diyor: 'Öğrencilerimiz arasında bally ve eroin kullananlar var. Sigara ve içki içenleri saymıyoruz. Bunlar bugün artık birer bağımlı. Ceplerinde bally ve eroin tozu çıkıyor. Okulda bile kullanıyorlar. M.K. isimli bir öğrencinin bir defasında krizi tutmuştu, arkadaşları eroin krizi dediler, çocuğu zar zor kurtardık. Ailesine haber verdik, oralı bile olmadılar' şeklinde konuşuyor.

Okul mu? Yoksa Yol Kesen Hanı mı?

Yıllar bitiyor, fakat okullarda gençlerin ahlaksızlıkları hiç bitmek bilmiyor. İnternetten alıntı yaptığım bu çirkeflikleri yazarken tüylerim diken diken oldu. Biz okulları terk ettiğimizden bu yana okulların ortamı bayağı bozulmuş durumda. Allah'a hamd olsun ki Rabbim bizlere hidayet verdi de bu ahlaksızlıklardan uzaklaşabildik. Aksi halde biz de ölen veya öldürenler arasında, cinayet işleyenlerden olabilirdik. Çünkü durum o kadar vahim ki okullarda cinayet had safhaya ulaşmış, okullar çetelerle dolu. İstanbul Bahçelievler'de bulunan bir okulun müdürü şunları söylüyor: 'Zaman zaman okulda arama yapıyoruz, çocukların ceplerinden bıçaklar, çakılar çıkıyor. Hatta bir keresinde tabanca bile yakaladık. Çocuk okula babasının tabancasını getirmiş. Bu çocuklar daha 12-13 yaşlarında. Ortaokulda da, lisede de aynı manzaraları görmek mümkün. Öğrenciler arasında çeteler bile var. Okul çıkışlarında kavgalar yapılıyor, masum çocukları dövüp paralarını alıyorlar. Bahçelievler, Bağcılar gibi ilçelerin birçok okulunda bu tür durumlarla karşılaşmak mümkün.'

Türkiye'nin birçok bölgesinde görev yapan emekli öğretmen Ahmet Kutlu okullarda sorunların giderek büyüdüğünü söylüyor. Kutlu, yeni neslin potansiyel suçlu olarak yetiştiğini belirterek: 'Türkiye'nin birçok yerinde görev yaptım. Hemen hemen her yerde öğrenci kavgalarına, birbirlerini bıçaklamalarına tanık oldum. Doğuda görev yaptığım sırada ortaokul öğrencileri silahla okula geliyorlardı. Bizi silahla tehdit edip not istiyorlardı. Durumu müdüre bildiriyorduk, ama o da çaresizdi. Kız için birbirlerini bıçaklayan öğrencilerden tutun da, söz sahibi olmak isteyen çetelerin kendi aralarındaki bıçaklı kavgalarına kadar birçok olaya şahit oldum. Şimdi de aynısı geçerli. Ben geçen sene emekli oldum' şeklinde gördüklerini paylaşıyor.

Bunları bir de medyadan dinleyelim: 'Kartal Endüstri Meslek Lisesi öğrencisi Murat Kurt, sevdiği kız arkadaşının, aşkına cevap vermemesi üzerine silahla sınıfını basmış, öğretmene ve zavallı kıza kurşun yağdırmıştı. Çılgın öğrenci, öğretmeninin ölümüne, kız arkadaşının da komaya girmesine sebep olmuştu.' İstanbul böyle bir olayla çalkalanırken aynı tarihlerde Ordu'nun Fatsa ilçesinde de benzer bir olay yaşanıyordu. Aşkı reddedilen çocuk yaştaki öğrenci önce kız arkadaşını, ardından da kendisini silahla vurarak iki yaşamın son bulmasına sebep oldu.'

'Uşak'ta yakın arkadaş iki liseli kızın 'erkek meselesi' yüzünden başlayan kavgasında 15 yaşındaki Feyza K., 16 yaşındaki Zülfü Çelik'i boynu ve karnından bıçaklayarak öldürdü.'

'Ankara'da bir lisede küfür yüzünden çıkan kavgada bir lise öğrencisi bıçaklanarak öldürüldü.'

'Alınan bilgiye göre, akşam saatlerinde Yenimahalle Kaya Beyazıt Lisesi 9. sınıf öğrencisi M.D (14), küfür yüzünden öğrenciler arasında çıkan kavgada bıçaklanarak ağır yaralandı. Gazi Hastanesi'ne kaldırılan Dikmeci, yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Olayın ardından polis yaptığı soruşturmada lise öğrencisi 5 kişiyi gözaltına aldı.'

'Sınıfta cinayet! Adana'nın Kozan İlçesi´ndeki Mehmet Akif Ersoy Lisesi bu sabah aşk cinayetiyle sarsıldı. Son sınıf öğrencisi 17 yaşındaki Serap M., yine son sınıf öğrencisi olan aynı yaştaki sevgilisi Tuğral Ülger´i ders sırasında sınıfa girip: 'Beni neden terk ettin?' diye sorduktan sonra silahını çekip kalbine ateş ederek öldürdü. Cinayete tanık olan Biyoloji öğretmeni Zehra Şahbaz korkudan baygınlık geçirirken sınıftaki öğrenciler panik içinde kaçıştı.'

Okul Demeye Bin Şahit İster Her Tarafı Küfürle Kaplı!

Okullarda küfür, kız ve erkek ayrımı yapmaksızın herkesin dilinde. Artık normal, küfürsüz cümle duymak veya kurmak mucize haline geldi. Gençlerin birbirlerine ve öğretmenlerine karşı kullandıkları cümlelerin çoğunda, ağıza alınmayan her türlü küfür içerikli ve kaba konuşmalar yer alıyor. Bu küfürleri ben yazmaya, siz de okumaya hayâ edersiniz. İlginç olan yönü ise okullarda küfür, samimi olmanın ölçüsü olmuş. Bunu normal karşılayabilirsiniz. Çünkü bu çocukları yönetenler de küfür işleyerek demokrasiyle samimi olmuşlardı, üzüm üzüme baka baka kararırmış. Okullarda din kültürü ve ahlak bilgisi dersi veriliyor. Herhalde hocalar şu hadisi ders yapmayı unutmuşlar, neyse biz hatırlatmış olalım. Rasûl-ü Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurur:

"Büyük günahlardan birisi de insanın kendi ana babasına sövmesidir. İnsan kendi ana babasına söver mi ya Rasûlullah? diye sorulduğunda şöyle buyurdu: 'Evet başkasının ana babasına söver, o da onun ana babasına söver.' " (İmam Ahmed)

Okullarda çocuklara ve gençlere aşılanan fesat tohumları üzerine sizinle uzun uzadıya konuşmak ve işlenen ahlaksızlıklara örnekleri çoğaltmak mümkün, fakat bu kadarının, okulların nasıl bir yer olduğu zihinlerinizde tefekkür etmenize yardımcı olacağını düşünüyorum. Anne ve babalardan ricam okulun bahçesinde bir sandalyenin üzerinde oturarak akşama kadar çocuklarını seyredip, yazdığım ahlaksızlıklara gözleriyle de şahit olmalarıdır. Yok, 'Bilgisayarın başından kalkacak vaktim yok', 'İşim başımdan aşkın' diyorlarsa, birkaç dakikalık internete şu linki yazmaları, gerçekleri görmesini sağlayacaktır:

www.youtube.com/watch?v=iEiWzXAp0Os

Karanlığın şerrinden, şeytanın vesvesesinden, okulların küfür ve ahlaksızlığından âlemlerin Rabbi'ne sığınır, gençlerin ve ailelerin uyanmaları ve hidayet bulmalarını Rabbi'mden niyaz ederim. Bir sonraki sayıda buluşma dileğiyle...

Davamızın sonu Alemlerin Rabbine hamd etmektir.

 

Bu Sayfayı Paylaş :