Loader
Küfrün Karanlıklarından, Vahyin Aydınlığına...

Lugat Dalındaki Eserler; Nahiv Kitapları Çeviri MAKALE

2017-01-17

Arapça, hem Kur'an'ın hem de insanlığın efendisinin sallallahu aleyhi ve sellem dilidir. Bu dile önem vermek, dine önem vermek demektir. Allah'ın indirdiği kitap apaçık bir Arapça olduğu gibi gönderdiği Nebi sallallahu aleyhi ve sellem de Arap'tır. Bundan dolayı bu dini anlamak için bu dili bilmek gerekir.

İbni Haldun, meşhur 'Mukaddime' adlı eserinde şöyle der: 'Otuz altıncı bölüm: Arap Lisanı Hakkında: Arapça'nın dört ana bölümü vardır. Bunlar, Lugat, Nahiv, Beyan ve Edebiyat'tır. Bunları bilmek şer'i ilimlerle meşgul olan kimseler için zorunludur. Çünkü şer'i hükümlerin kaynağının tamamı Kitap ve Sünnetten alınmıştır. Kitap ve Sünnetin dili de Arapçadır. Bu iki kaynağı nakleden sahabe ve tabiin de Arap'tır. Anlaşılmayan kısımların açıklaması da dilleri ile olur. Şeriat ilmini elde etmek isteyen kimse, bu dile bağlı olan ilimleri bilmek zorundadır.'

İbni Haldun, 'Arapçaya önem vermediğin hâlde Arapçayı nasıl anlayacaksın?' demek istiyor. Gerek Arap, gerek acem âlimler hemen her dalında Arapçaya çok fazla katkıda bulunmuşlardır. Yabancı/acemlerin katkıları daha çok olmasa bile, Arapların bulunduğu katkıdan daha az olmamıştır. Acemlerin bu dile olan katkılarının çok açık olması, Allah'ın hikmetlerinden bir tanesidir. Bunun sebebi, kendi dinleri olduğu içindir. Onlar Kitabı, Sünneti ve Arapçayı anlamayı Araplar kadar istemişlerdir. Bundan dolayı da Arap diline önem vermiş ve bu alanda kitaplar yazmışlardır.

Arapçada on iki dal mevcuttur. Bunları şöyle sıralayabiliriz;

1. Nahiv

2. Sarf

3. Aruz

4. Kafiye

5. Lugat

6. Garaz

7. İnşa

8. Hatt

9. Beyan

10. Meâni

11. Muhadara

12. İştikak

Fakihler bu ilimlerin hepsini bilmenin gerekliliği görüşünü desteklerken, âlimler de bu görüşe genel olarak katılmışlardır. İlim talebesine sarf, nahiv ve hatta aruz ilminden cahil kalması uygun olmaz. Aruz ilmini söylememizin nedeni ise şudur: Kişi kendi alanına yardımcı olan beyitlerle karşılaşabilmektedir. Fakihler de bunlardan kaideler çıkarmaktadırlar. Kaideler, şartlar ve rükunlar şiirsel beyitlerle olabilmektedir. Ne Arapça ne de kafiye bilen bir kimseye zor bir beyit geldiğinde ne yapabilir ki! Sadece bu değil, bunun yanında birçok ilim dalının kendisine dayanmış olduğu kitaplar ve metinler nazım hâlindedir.

Bahse konu olan bu ilimlerin ilk seviyesi nahiv, sarf ve lugattır. Bunlar metni anlamaya yöneliktir. Daha sonra Belağat'ı kapsayan üç ilim gelir. Bunlar da Meâni, Beyan, Bedî'dir. Bunun akabinde de sırasıyla Arûz, Kâfiye, Beyan, Hatt ve İştikak gelir. Bu ve bunun haricinde olan Arapça ilimlerinden habersiz kalması, ilim talebesi için çirkin görülmüştür. Bunlara dair en azından bir metin okumalıdır.

Nahiv Kitapları

İlim talebesine gerekli olan ve başlangıç olarak önem vermesi gereken alan nahivdir. Nahiv'in iki tane faydası bulunmaktadır:

1. Dili hatadan korumak,

2. İ'rab bilgisine vakıf olarak manayı anlamak.

Konuşmacı, hoca ve bir hocadan ders alan öğrenci dile muhtaçtır. Bu alanda da gerçekten çok hata olabilmektedir. Dinleyici, dilde hata yapan konuşmacıyı dinleyince zihni dağılır ve sıkılır. Hususen dinleyicide şevk olduğunda bu daha belirgin hâle gelir. Çünkü dildeki hatalar yüzünden konuşmadan istifade edemez. Konuşmacıya yakışan buna çok fazla önem göstermesidir. Tüm bunların yanında sözün anlaşılması da i'rabına bağlıdır. Bu şu demektir: Faili ve mefulu, örnek ile örnek verileni bilmediğin zaman sözden hiçbir fayda elde edemezsin. Çünkü hüküm bazen i'raba göre değişiklik arz eder.[1]

Âlimler bu ilmin eğitiminin yollarını resmetmişler ve bu daldaki kitapları başlangıç, orta ve ileri düzeydekiler için düzenlemişlerdir. Her beldenin de bu alanda önem verdiği belli kitaplar vardır. Örneğin, İbnu'l Hacib'in Kafiye isimli eseri bu daldaki en güçlü metinlerden bir tanesidir. Bu kitap o kadar yaygınlık kazanmıştır ki, kişiler dedesine, kabilesine veya beldesine nispet edileceğine, 'Kafiyeci' diye bu kitaba nispet edilir olmuşlardır. Fakat bu kitap Suudi Arabistan'da meşhur değildir. Alimlerimizin kullandığı materyaller/gereçler sırası ile; Ecrumiyye, Katru'n Nedâ ve Elfiyye'dir.

1. El-Ecrumiyye/El-Âcurrumiyye

Ecrumiyye kitabı bu daldaki en önemli eserlerden birisidir. Bu kitabı defalarca şerh ettik ve şerhler de kaydedilmiş durumdadır. Ayrıca yazılı ve basılı olan şerhleri de bulunmaktadır. Bu şerhlerin içerisinde en önemli olanları ise şunlardır:

a. Şerhu'l Kefrâvî Ale'l Ecrumiyye

Bu şerh, kitaptaki bütün konulara yapılmıştır. Kitabın özelliği i'rab yapmasıdır. Konulara dair örnekler getirip, örneklerin de i'rabını yapmaktadır. Bu kitabı dikkatlice okuyup bitiren bir öğrencide -bıkmadığı sürece- i'rab bir yetenek hâline gelir. Çünkü kitabın bir yerinde on sekiz tane örnek getirip bunun on altısının i'rabını yapar. Kalan iki tanesine ise 'i'rabı önceki geçenler gibidir' der.

b. Haşiyetu'l Aşmâvî Ale'l Ecrumiyye

Ecrumiyye'yi başka bir yönden şerh etmesi ile farklı bir eserdir. Bunun yanında ilim talebesinin ihtiyaç duyacağı bazı kaide ve kurallar da bulunmaktadır.

c. Şerhu'l Ezherî Ale'l Ecrumiyye

Sayılan bu şerhlerin dışında bunların üzerine yazılmış olan birçok haşiye de bulunmaktadır. İsmail el-Hamidi'nin, Ebu'n Necâ'nın ve benzeri haşiyeleri gibi birçok haşiye de bulunmaktadır.

İlim ehlinin örgün eğitim öncesinde bu kitaba verdikleri önemin bir benzeri yoktur. Şeyh Abdurrezzak el-Afîfî'nin şunu söylediğini bize hocamız Şeyh Abdurrezzak anlatmıştır: 'Şeyh el-Kefrâvi el-Ezher'de ilk sene bu kitabı seçmiştir. İkinci sene Katru'n Nedâ'yı, üçüncü sene Şerhu Şuzuru'z Zeheb'in tamamını, dördüncü senede ise İbni Akil'in Elfiyye şerhinin tamamını müfredata koymuştur.'

2. Katru'n Nedâ

Bu kitap da Ecrumiyye'den sonra ikinci seviye olan bir kitaptır. İbni Hişam'ın meşhur eseridir.[2]

3. Elfiyyetu İbni Malik

Üçüncü olarak bahsedilen kitap ise Elfiyyetu İbni Malik eseridir. Bu ilimde en eşsiz nazım olan bu kitabın oldukça şerhi mevcuttur. Şerhleri ise şunlardır:

a. Şerhu İbni Akil ala Elfiyyeti İbni Malik: İbni Akil'in şerhidir.

b. Şerhu İbni'n Nazım ala Elfiyyeti İbni Malik[3]

c. Evdahu'l Mesâlik ila Elfiyyeti İbn Malik: İbni Hişam'a aittir.

d. Şerhu'l Eşmuni ala Elfiyyeti İbni Malik[4]

e. Şerhu'l Mekkûdi ala Elfiyyeti İbn Malik: Ebû Zeyd Abdurrahmân bin Ali bin Salih el-Mekkûdi el-Fâsi'ye aittir (ö. 807/1405).[5]

Ayrıca her şerhin üzerine de yazılmış çok sayıda haşiye bulunmaktadır. Bunlardan bazıları ise şunlardır:

■ Haşiyetu'l Hadari Alâ İbni Akil[6]

■ Haşiyetu's Secâi[7]

■ Et-Tasrih Ale't Tavdîh[8]

■ Haşiyetu's Sabban Ale'l Eşmuni[9]

Bu ilimde iyi bir seviyeye gelmek isteyen Eşmuni ile beraber üzerine yazılan Haşiyetu's Sabban kitabını sabırla beraber okumalıdır. Birçok kardeşimiz bu kitapların çok uzun olduğunu ve diğer birçok tahsili elde etmekten alıkoyduğunu söylemektedirler. Fakat zaman, ilim talebelerinin bu problemlerinin çoğunu çözecektir.

4. Mulhetu'l İ'rab

Bu ilmin önemli kitaplarından bir tanesi de Mulhetu'l İ'rab isimli eserdir. Kitap gayet kolay bir metne sahiptir. El-Hariri de bunu nazım hâline getirmiştir.[10] Fakat bu kitaba gösterilen ehemmiyet ise yukarıda bahsettiğimiz İbnu'l Hacib'in Kafiye eseri gibidir.

5. Mufassal

Nahivde temel eserlerden biri de Zemahşeri'ye ait olan bu eserdir. Bu kitabın şerhleri de oldukça fazladır.

■ Şerhu İbnu Yaîş: Bu kitap oldukça geniş bir kitap olup, bu dalda mütehassıs/uzmanlaşan kimselerin önem verdiği bir eserdir. İhtiyaç hâlinde ilim talebesinin bu kitaba başvurmasında hiçbir engel yoktur.

6. Muğni'l Lebîb an Kutubi'l Eârib

Öğrencinin önem vermesi gereken bir eser de bu kitaptır. İbni Hişam el-Ensâri'nin kitabıdır. Bu alanda çok önemli bir kitaptır. Kitabın şerhleri ve haşiyeleri mevcuttur. Haşiyetu'l Emir ve Haşiyetu'd Dusûki bunlardan bir kaçıdır. Daha geniş ve tafsilatlı bir şekilde yazma imkanı olsaydı, bu kitaptan uzun uzadıya bahsedebilirdik.

7. Avâmil

Mehcur/terk edilmiş kitaplardan bir tanesi de Cürcâni'nin 'Avamil' eseridir. Kitabın içerisinde yüz tane amilden bahsetmektedir. Öğrencinin sürekli bir şekilde ihtiyaç duyacağı bir kitaptır. Yani, Ecrumiyye şerhinden sonra bu kitabı okursa çok büyük fayda elde edeceği bir gerçektir. Zaten ilim tahsilindeki eksiklik bu tip bazı önemli kitapların ihmal edilmesinden kaynaklanmaktadır.

8. Kavâidu'l İ'rab

İbni Hişam'a ait eserdir.

Hülasa, Nahiv ilminde tederrücen/aşama aşama kendisini ilerletmek isteyen kimse için önce Ecrumiyye, sonra Katru'n Nedâ daha sonra ise Elfiyye'yi okuması gerekir.

Özcan YILDIRIM,

Tevhid Dergisi için çevirmiştir.

 

 

[1]      .   Buna örnek olarak şunu verebiliriz: "Rasûlullah'a soruldu: 'Biz deve, sığır ve davarı, karınlarında cenin olduğu hâlde boğazlıyoruz. Cenini yiyelim mi, atalım mı?' Şu cevabı verdi: 'Dilerseniz yiyin. Zira onların tezkiyesi (temiz ve helal olmaları) annelerinin tezkiyesine tâbidir.' " (Ebu Davud, Tirmizi)

           Bu hadiste geçen "" (Cenin'in tezkiyesi/temiz ve helal olmarları annesinin tezkiyesine tâbidir) ifade, hükümdür. Bazıları bunu şeklinde rivayet etmişler. İlk lafızdan, 'Annenin yenilebiliyor oluşu cenin için de geçerlidir' hükmü anlaşılır iken; ikinci lafızdan -yani i'rabı damme yerine nasb yaptığımızda ise- annesi hangi şartlarda temiz ve helal oluyorsa o şartlar aranmalıdır, hükmü çıkmaktadır. Bu örnekte kastedilen i'rabın ne denli önemli olduğu ve küçük bir değişikliğin manayı komple değiştireceğidir.

[2]      .   Bu kitap, Ebu Hanzala Hoca'mız tarafından da şerh edilmiştir. Derslerin tamamı 'Tevhid Dersleri' adlı Youtube kanalımızda mevcuttur. İlgili link: https://www.youtube.com/playlist?list=PLrg38B2wu_AUZxB3vxrYOjG_Npi758HCq -Çeviren-

 

[3]      .   Ebu Abdillah Bedruddin Muhammed bin Muhammed bin Abdillah bin Malik ed-Dımaşkī eş-Şafii (ö. 686/1287) Nahiv ve belagat alimi. Dil alimi Cemaleddin İbni Malik et-Tâi'nin oğludur. Babasının el-Hulâsa (el-Elfiyye) adıyla tanınan eserini şerhedenler arasında yer aldığından onun bu şerhini diğerlerinden ayırmak için kaynaklarda 'Şerhu İbni'n Nazım', 'Şerhu İbni'l Musannif' ifadeleri kullanılmış, bu sebeple de İbnu'n Nazım adıyla şöhret bulmuştur. DİA -Çevir

 

[4]      .   Ebu'l Hasan Nureddin Ali bin Muhammed bin İsa El-Eşmûni'ye (H.850) aittir. -Çeviren-

 

[5]      .   Arap dili ve edebiyatı âlimi. Mekkûdi'nin en çok tanınan eseri budur. Mekkûdi el-Elfiyye üzerine biri büyük, diğeri küçük olmak üzere iki şerh yazmayı düşünmüş, bunlardan büyük olanını tamamlayamadığı gibi yazdığı kısımlar da günümüze kadar gelmemiştir. Mevcut eser, Mekkûdi'nin Merîni veziri ve aynı zamanda talebesi olan Abdurrahman bin Hâcib el-Kabâili'nin isteği üzerine ona ithafen kaleme aldığı küçük şerhidir. Bu eser, el-Elfiyye'nin kırktan fazla şerhi içinde en meşhuru olup yazıldığı tarihten itibaren özellikle Mağrib'de nahiv eğitiminin başta gelen kitabı olmuş, ülkemizin güneydoğusundaki medreselerde de hayli rağbet görmüştür. Şerhedilen beyitlerin aynı zamanda i'rablarının yapılması, metnin sade ve anlaşılır bir nitelik taşıması, gereksiz açıklama ve yorumlardan kaçınılması eserin başlıca özellikleridir. Mekkûdi, bilhassa Bedreddin İbnu'n Nazım ile İbni Ümmü Kâsım diye bilinen Hasan bin Kâsım el-Murâdi'nin şerhlerinden büyük ölçüde yararlanmış, ancak yer yer onlara muhalefet etmiştir. Daha sonra el-Elfiyye'ye şerh yazanlar da onun şerhinden hayli nakiller yapmışlardır. Eser üzerine Ahmed bin Abdulfettah el-Mellevi (Kahire 1279), İbnu'l-Hâc es-Sülemi diye bilinen Ebu'l Abbas Ahmed bin Muhammed bin Hamdun (Fas, ts.; Kahire 1315), Muhammed Mehdi bin Muhammed el-Vezzâni el-Fâsi (Fas 1318) gibi âlimler tarafından hâşiyeler yazılmıştır. Birçok defa basılan eseri (Kahire 1279, 1301, 1305, 1354; Fas 1318) Fâtıma er-Râcihi neşretmiştir (I-II, Kuveyt 1993). Diyanet Vakfı Ansiklopedisi. -Çeviren-

 

[6]      .   Muhammed bin Afîf el-Bâcûri el-Hudari'ye aittir. -Çeviren-

 

[7]      .   Ahmed bin Ahmed es-Secâi el-Mısri'ye aittir.-Çeviren-

 

[8]      .   İbni Hişam'a aittir. -Çeviren-

 

[9]      .   İbni Sabban'a aittir. -Çeviren-

 

[10]     .   Ebu Muhammad el-Kasım bin Ali bin Muhammad bin Osman el-Harîri (1054-1122) Arap, yazar. Arap edebiyatında kısa ve uyaklı öykü türünün öncülerindendir.

 

Bu Sayfayı Paylaş :