Loader
Küfrün Karanlıklarından, Vahyin Aydınlığına...

Münafıkların Özellikleri: “Hiçbir Hayır Olmayan Özcan YILDIRIM

2015-03-04

Kur'an'da münafıklar ile ilgili ayetlerin birçoğu -yaygın kanaatin aksine- kalben iman etmediklerinden bahsetmez. Bu, münafıkların özelliklerinin en az kısmıdır. Buna, daha önceki yazılarımızda büyük nifak veya itikadi nifak demiştik.

Münafıkların özelliklerini okurken bizlere düşen, bu anlatılanları tarihsel bilgi kabuğundan çıkarmak ve kendi günümüze uyarlamak olmalıdır. Aksi hâlde münafık prototipi/örneği, Abdullah b. Ubeyy ve yanındakilerden dışarıya çıkmayacaktır.

Kur'an evrensel bir kitap olduğu gibi; koyduğu hükümler, getirdiği misaller, yaşanılan olaylardan bizlere hatmî/kesin veya irşadî olarak verdiği mesajlar da evrenseldir. Her zaman ve mekâna da hükmeder. Allah'ın subhanehu ve teâlâ bunca ayetleri indirmesi, bu haslet ve özelliklerin devam edeceğinden ötürüdür.

Buradan hareketle, sayılan herhangi bir özellik nefsimizde bulunuyor ise, bilmeliyiz ki Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem zamanında yaşasaydık aynı meselede aynı tarafta bulunacağımız, değişmez bir hakikattir. Örneğin; Müslüman bir kimsenin mahremiyetine dil uzatıp, onun mahrem sorunları hakkında dedikodu yapanlar, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem zamanında da ifk hadisesinde aynı dedikoduyu yapan kimselerden olacaktı.

Bu girizgahtan sonra; Münafıkların özelliklerinden birinin de; toplumu kaosa sürükleyen ve refahına tasallut eden, Müslümanlar arasında âdeta bir harç olan güven duygusunu zedeleyen şer kulisleri yapmalarını söylememiz mümkündür. Yani kendi aralarında bir meselenin mütalaasını yaparlar. Fakat söz konusu bu mütalaa, şer eksenlidir. İleride bahsi geleceği üzere şer kulisleri, kendi çıkar ve maslahatlarına yönelik girişimlerin bir sonucudur.

Konumuza ışık tutacağından dolayı meseleyi önce ayetler, ayetlerin iniş sebebi ve Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem zamanında yaşanılan hadisler çerçevesinde genişçe ele alacağız.

Kur'an Bağlamında Necva Kelimesinin Değerlendirilmesi

Kuran bu durumu 'necva' kelimesi ile ele almıştır. Bu kelime fiil, isim ve mastar olarak olarak zikredilir. Bunlara kısaca bakıldığında daha ziyade necvanın gizli konuşma, gizli toplantı yapma anlamlarına geldiği görülür.

Örneğin, İsra Suresi'nin 47. ayetinde: "Seni dinledikleri zaman neye kulak verdiklerini ve gizli toplantılarda (iz hum necva) zalimlerin: 'Siz sadece büyülenmiş bir adama uyuyorsunuz?' dediklerini biz çok iyi biliriz." denilmekte ve necvanın gizli toplantı manasına geldiği görülmektedir.

Yine Enbiya Suresinin 3. ayetinde, bu kelime gizli konuşma anlamındadır: "Kalpleri eğlencededir. O zulmedenler (aralarındaki) şu konuşmayı gizlediler (eseru'n necva): ''Bu da sizin gibi bir insan değil mi? Şimdi siz göz göre göre büyüye mi kapılacaksınız?"

Nisa 114, Tevbe 78, Taha 62 ve Zuhruf 80. ayetlerde de necva kelimesi, gizli toplantı yapmak ve gizlice konuşmak anlamlarına belirtilmektedir.

Kur'an'da necva kelimesi, özel olarak iki olayı ihtiva eder. Bunlardan Taha Suresi 63. ayette tarihi bir olay anlatılır. Bu ayette Firavun'un kendi sihirbazları ile yaptığı gizli toplantı belirtmektedir.

Diğer bir olay ise Mücadele Suresi'nin 12 ve 13. ayetlerinde anlatılan özel bir durum içermektedir.

"Ey iman edenler! Peygamber ile gizli bir şey konuşacağınız zaman bu konuşmanızdan önce bir sadaka veriniz. Bu, sizin için daha hayırlı ve daha temizdir. Şayet bir şey bulamazsanız, bilin ki Allah bağışlayandır, esirgeyendir." Bu ayetlerden anlaşıldığına göre Peygamberle gizli konuları konuşmak için önce bir sadakanın verilmesi isteği ve sonra da bu durumun hafifletilmesi meselesidir. Bu ayetlerin nüzul sebebine bakıldığında şu olay anlatılır: Bazı Müslümanlar Peygamberin sallallahu aleyhi ve sellem yanına gelerek, kendisi ile gizli konuşmak isterler. Peygamberin sallallahu aleyhi ve sellem bu tekliften rahatsız olması üzerine Allah bu ayeti indirir.

Başka bir rivayette ise bu ayetlerin şu olay üzerine indiği vurgulanmaktadır: Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem kendisi ile özel görüşmek isteyen hiç kimseyi geri çevirmezdi. Bu yüzden de dileyen gelir kendisiyle özel görüşme talebinde bulunurdu. Hatta bu görüşmelerde, özel sayılabilecek şeyler de sorarlardı. Peygamber bunlardan da rahatsız olduğunu hissettirirdi. Ayrıca bugünlerde tüm Arabistan'ın Medine'ye karşı savaş durumunda olduğu bir dönemdi. Bazen biri gelerek Peygamberle sallallahu aleyhi ve sellem fısıltılı bir şekilde konuşur ve bu konuşmanın hemen ardından 'bu adam falan kabilenin Medine'ye hücum edeceği haberini getirmiş' şeklinde dedikodular yayılırdı. Böylece Medine'de asılsız haberler yayılmaya başlardı. Diğer taraftan da münafıklar, bu hadiseleri fitne çıkarmak ve istismar etmek için: 'Muhammed, duyduğu her şeye inanır' diye ortalığa yayarlardı. İşte bu nedenlerden ötürü Allah bu ayeti(58/Mücadele, 12) indirmek suretiyle gizli konuşmadan önce sadaka verilmesini emretti.

'Necva' kelimesi Kur'an'da müşrik, Yahudi ve münafıkların davranışları olarak yer almakta, gerek Mekke ve gerekse Medine dönemindeki ayetlerde geçmektedir. Mekke döneminde müşriklerin tutum ve davranışlarını, gizli gizli Peygamber'in sallallahu aleyhi ve sellem Kur'an okuyuşunu dinlediklerini bildirmektedir.

Yukarıda anlamlarını kaydettiğimiz İsra Suresi ve Enbiya Suresi 3. ayetlerde müşriklerin Mekke'deki tutum ve davranışlarından bahsedilmektedir. Yine müşriklerin davranışları ile ilgili olarak Zuhruf Suresi'nin 80. ayetinde şöyle buyrulmaktadır:

"Yoksa onların gizli veya açık konuşmalarını duymayız mı sanıyorlar. Hayır, işitiriz, hem yanlarında bulunan elçilerimiz de yaptıklarını yazarlar."

Bu ayette kâfirlerin bir tuzak kurmaya karar verdikleri, kendi aralarında gizli gizli neler konuştuklarının haber verileceği ifade edilmektedir.

Necva kelimesi, Medine'de inen bir ayette özellikle münafıkların davranışlarından haber vermektedir. Nitekim Tevbe Suresinin 78. ayetinde şöyle denilmektedir:

"Bilmediler mi ki, Allah onların sırlarını ve gizli konuşmalarını (necvahum) bilir ve Allah gizlileri bilendir."

Ayrıca Yahudi ve münafıkların, kendi aralarında gizli konuşma ve gizli toplantılar yaptıklarından Mücadele Suresinin 7 ve 8. ayetlerinde bahsedilmektedir:

"Göklerde ve yerde olanları Allah'ın bildiğini görmedin mi? Üç kişi gizli konuşsa (necva), mutlaka dördüncüleri O'dur. Beş kişi konuşsa mutlaka altıncıları O'dur. Bundan az veya çok olsalar nerede bulunsalar mutlaka O, onlarla beraberdir. Sonra kıyamet günü onlara yaptıklarını haber verir. Çünkü Allah her şeyi bilendir. Sen şu adamları görmedin mi ki, gizli gizli konuşmaktan menedildikleri hâlde yine o menedildikleri işe dönüyorlar. Günah, düşmanlık, Peygamber'e karşı gelme hususunda gizli gizli konuşuyorlar. Sana geldikleri zaman seni Allah'ın selamladığı bir tarzda selamlıyor ve kendi içlerinde de: 'Bu dediklerimizden dolayı Allah bize azap etse ya' diyorlar. Cehennem onlara yeter. Oraya gireceklerdir. Orası gidilecek ne kötü bir yerdir."

Bu ayetlerde kast edilenlerin kimler olduğu konusundaki görüşler değerlendirildiğinde görülecektir ki, ayetlerde ifade edilenler Yahudiler ve münafıklardır. Hatta böylece Yahudiler ile münafıkların işbirliği yaptıkları da ortaya çıkmaktadır. Nitekim ayetlerin sebeb-i nüzulleri ile ilgili olarak iki olay zikredilir:

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem ile Yahudiler arasında ittifak vardı. Peygamberin sallallahu aleyhi ve sellem ashabından biri, Yahudilerin yanına varsa, onlar kendi aralarında gizli konuşmaya başlarlardı. Bunu gören ashab, onların kendisinin hakkında konuştuklarını ve kendisine kötülük yapacaklarını ve belki de kendisini öldüreceklerini zannederdi de böylece müminler, onların yanına gitmek istemezlerdi. Bu duruma vâkıf olan Peygamber, Yahudilere gizli konuşma alışkanlığından vazgeçmelerini emretti. Fakat onlar dinlemediler, bu alışkanlık ve davranışlarını devam ettirdiler, bunun üzerine Allah subhanehu ve teâlâ: "Gizli konuşmaktan menedildikleri hâlde yine menedildikleri şeye dönenleri görmedin mi?" ayetini indirdi.

Başka rivayette ise, münafıklar gizli dostları olan Yahudilerle gizli toplantılar yaparlardı. Bu toplantılar, özellikle savaş hazırlığı gibi kritik dönemlerde, Peygamber ve müminlerin başarısını engellemek amacıyla yapılırdı. Rivayete göre yukarıdaki ayetler bunun üzerine inmiştir.

Zemahşeri, Keşşaf isimli eserinde münafıklarla Yahudilerin kendi aralarında gizlice konuştuklarını, müminleri gördükleri zaman kaş ve gözleri ile onları işaret ederek, onlardan kin ve nefret ettiklerini bildirmektedir.

Hatta onlar, ayette ifade edildiği gibi Peygamberin yanına geldiklerinde ona görünüşte selam verdikleri, aslında içlerinden selam vermek istemedikleri belirtilirken, rivayetlerde onun yanına gelip dillerini eğerek, bükerek 'ölüm sana olsun' manasına gelen 'Es-sâmu aleyke' dedikleri anlatılmakta ve bir defasında Aişe'nin radıyallahu anh onların bu davranışlarına karşı oldukça sert davrandığı ve 'Ölüm ve Allah'ın laneti sizin üzerinize olsun' dediği nakledilmektedir.

Gizli konuşma veya gizli toplantı yapmanın kötülüğü vurgulandıktan sonra, müminlerin gizli konuşma ve gizli toplantı yapmalarının ne anlam ifade edeceği konusu da ayetlerde bahsedilmektedir.

Bu konuda Mücadele Suresi'nin 9. ve Nisa Suresi'nin 114. ayetleri zikredilebilir. Mücadele Suresi'nin 9. ayetinde şöyle buyrulur.

"Ey iman edenler, (kendi aranızda) gizli konuştuğunuz zaman günah, düşmanlık ve Peygambere karşı gelme üzerinde konuşmayın. İyilik ve takva üzerinde konuşun ve huzuruna toplanacağınız Allah'tan korkun."

Nisa Suresi'nin 114. ayetinde de şöyle denilmektedir:

"Onların fısıldaşmalarının çoğunda hayır yoktur. Ancak bir sadakayı, bir iyiliği ve insanlar arasında bir barışmayı emreden başka. Kim böyle bir şeyi Allah'ın rızasını kazanmak niyetiyle yaparsa biz, ona yakında çok büyük bir ödül vereceğiz." (Yahudi-Münafık İşbirliği Çerçevesinde Necva Kavramı, Kur'an Mesajı İlmi Araştırmalar Dergisi Şubat 1998 Sayısı'ndan özetle alınmıştır.)

Bu ve öncesinde inen ayetler, Tu'me ve kavminin hırsızlık yapması ve bunun etrafında insanların kendi aralarında konuşarak meseleyi vuzuha kavuşturmak için çaba sarf etmesi üzerine inmiştir.

Ayet, bir hayrın hepsini olumsuz olarak ele almıştır. Ayetin manası da: 'Onların fısıldaşmalarının çoğunda hayrın zerresi dahi yoktur' şeklinde söylenebilir. Çünkü Allah subhanehu ve teâlâ burada hayra dair ne varsa hepsini olumsuz siyakında söylemiştir. Daha sonra da bundan bazı durumları istisna kılmıştır.

Ayetler bağlamında açıklamaya çalıştığımız şer kulislerinin nasıl, hangi zeminlerde oluştuğuna dair mülahazalarımızı, -inşallah- bir sonraki yazımızda açıklamaya çalışacağız.

"Âlemlerin Rabbi olan Allah'a hamd olsun" duamız ile...

 

Bu Sayfayı Paylaş :