Loader
Küfrün Karanlıklarından, Vahyin Aydınlığına...

Rabbin Günahlarını da Örterken… Özcan YILDIRIM

2012-12-01

Hamd Allah'a; salât ve selam, Rasûl'üne olsun.

Allah ile muameleyi öğrenmeye ve beraberce bunları mütalaa etmeye devam edelim kıymetli kardeşim.

Şöyle bir düşünelim… Herhangi birimiz bir günahı arzulayıp, onu yapmaya karar verdiğimiz zaman, Allah da o günahı yapmaktan dolayı bizi engellemiyor. Eğer Allah isteseydi, askerlerini yollar ve bu yolu keserdi. İşte o zaman o günahı yapmak imkânsız olurdu. Fakat Allah El-Halimdir, onu bırakacak kadar Es-Sabur'dur. İnsan günaha direkt başladığı zaman, Allah da onu örtüp, insanların öğrenmesini engellemektedir. Peki niçin?

Tabi ki Allah'ın kuluna olan rahmeti ve acımasından dolayı, onun bu durumunu ortaya çıkarmamaktadır. Kul, yapmış olduğu o günahı bitirdiği zaman, Rabbi onu kendisine dönmeye davet eder. Bununla da kalmaz yapmış olduğu kötülükleri iyiliklere çevirir.

Şimdi Rabbinin sana yaptığı bu muameleyi düşün. Hiç seninle bu şekilde lütufkâr, müsamahakâr bir şekilde muamele eden bir kimse görebildin mi? Ben söyleyeyim: Hiç kimse! Evet, hiç kimse sana bu muameleyi yapmaz. Sen insanlara karşı birkaç hata yaptığında onların sana vereceği tek şey, ya terk ya da seni cezalandırmak olacaktır. Bu yüzden O'nun hiçbir dengini, hiçbir yerde, hiçbir zaman bulamayacaksın!

Peki, kul bir günah işledi ve Allah'a dönmedi… O zaman ne olacak?

Allah subhanehu ve teâlâ bazen senelere varan bir mühlet verebilir. Ta ki kul O'na, merhametlilerin en merhametlisi, Es-Settar olan Rabbine dönsün, O'na tevbe etsin… O kulunu daima, durmaksızın tevbe etmeye davet ediyor.

Evet kardeşim, daima seni davet eden bir kişi hayal et. Sen dünyevî davetlerde dahi mahcubiyet hissettiğin insanların üzerine titrerken, Rabbinin her gün yaptığı bu davete karşılık ne yapıyorsun?

"Allah, gündüz günah işleyenlerin tevbesini kabul etmek için geceleyin elini açar. Gece günah işleyenlerin tevbesini kabul etmek için de gündüz elini açar, bu hal, güneş batıdan doğuncaya kadar devam edecektir." (Müslim)

Bu durumun her gün devam ettiğini asla unutma! Kul, herhangi bir gün tevbe edip, Rabbine döndüğü vakit de Rabbi, kulundan çok daha fazla sevinecektir.

"Kulunun tevbe etmesinden dolayı Allah Teâlâ'nın duyduğu sevinç, sizden birinin ıssız çölde kaybettiği devesini bulduğu zamanki sevincinden çok daha fazladır." (Buhari, Müslim)

Subhanallah! Rabbimiz ne yücedir ki kendisi her şeye sahip ve hiçbir şeye muhtaç değilken, kullarından biri O'na dönüp, tevbe ettiği zaman seviniyor. Hem de asıl muhtaç olan, asıl fakir ve aciz olan kul olmasına rağmen!

"Ey insanlar siz Allah'a karşı fakir/muhtaç olanlarsınız." (35/Fatır, 15)

Tüm bu şefkat ve merhametiyle bizlere muamele eden Rabbimizi nasıl olur da sevmeyiz. Bu yüzden Allah subhanehu ve teâlâ kendi zatını El-Vedud (Salih kullarını çok seven, merhametli olan) diye isimlendirmiştir.

Kardeşim, Allah'ın bu sıfatları ve bize karşı olan bu eşsiz muamelesine karşı bizim ne yapmamız gerekir? Yani Allah senin günahlarını örttüğünde O'na karşı nasıl muamelede bulunmalısın?

Günahları Örten Rabbine Karşı Yapacakların Nelerdir?

Öncelikle, Allah'ın sana bahşetmiş olduğu bu armağanı kabul etmelisin. Günahlarının örtülmesi, Allah'ın sana en güzel hediyelerinden bir tanesidir. Çünkü bazı insanlar vardır ki, Allah onların günahlarını örtmemektedir. O halde Allah'ın verdiği bu eşsiz hediyeyi tereddüt etmeden kabul etmeli, O'nu geri çevirmemelisin. Allah'ın bu hediyesini geri çevirmenin nasıl olduğunu sana biraz anlatayım…

Bazı insanlar günah işlemekle beraber onu gizleyip, tevbe edecekleri yerde onu açıktan anlatırlar. Hatta ortamlarında muhabbet malzemesi olmasını da sağlarlar. Bazen de yıllar öncesinden, küçüklüğünden, gençliğinden bahsederken işlediği günahları da bu konuşmalarına süs yaparlar. Hâlbuki günah işlendiği zaman insanın onu utancından saklaması gerekir. Allah subhanehu ve teâlâ yıllar öncesinde işlenen günahları örtmesine rağmen kişi ne diye bu perdeyi kaldırır ki? Çünkü Allah'ın günahları örtmesi, kuluna bahşettiği bir hediyesidir ki bunu da reddetmek doğru olmaz. Bu Allah'a karşı çirkin bir edebin göstergesidir.

İnsanlar kendi günahlarından bahsederken senin de bahsetmen gerekir mi? İnsanlar avretlerini açıyorken, bu senin de avretini açmanı gerektirir mi? Elbette kişi avretini açması yerine onu örtmesi gerekir. Bunun gibi ruhunu da örtmesi gerekir ki, bu bedeninden daha fazla önemlidir.

Allah'ın kullarına karşı hilmini ve sabrını düşünsene kardeşim. Kul, O'na karşı günah işliyor, buna karşılık O da kulunun bu çirkin fiilinin üzerini kimsenin göremeyeceği şekilde örtüyor. Bir hata işleyip de onu bir tanıdığımız gördüğünde, gördüklerini gizlemesi için neleri feda etmeyiz? Günahların gizli kalması çok değerli, kıymetli bir şey olduğu halde, kişi Allah'ın gizlemesini daha üstün tutacağı yerde, kulların gizlemesine öncelik tanıyor. Allah'a karşı işlediği o fiili, insanlara da böbürlene böbürlene anlatabiliyor…

Kul bu şekilde günahlarını açığa vurmakta ısrar ettiği zaman durumu ne olacak biliyor musun?

Şu örneğe dikkat et…

Diyelim ki,

Bir adam günahların en çirkinlerinden olan zinayı işledi. Ve insanların elinde bu adamın zina işlediğine dair hiçbir delil yok. Delil olursa bu adama ciddi bir ceza verecekler. Başka biri de tek delil olan kamera kaydını da alıp evine koyup, gizliyor ki bu adamın günahı açığa çıkıp da ona ceza vermesinler. Günahı işleyen kişi de delili gizleyen adamın evine giriyor, kaydı saklandığı yerden çıkarıp, kendi görüntüsünü internette yayınlayıp, yayıyor… Evin sahibi o adama ne yapar sence? Elbette ki onu kovar! 'Ben sana iyilik yapıyorum, bunca insanlardan koruyorum, sen de hiç utanmadan bunu yayıyorsun' demez mi?

Subhanallah! Allah da senin bu günahını örtmedi mi? Bil ki kardeşim, günahlarını açığa çıkarmak Mülkün Sahibi'nin verdiği bu nimeti reddetmektir.

Kardeşim, Rabbimiz en yüce, en cömert, en güzel olandır. Kişi bunu bilmesine rağmen, buna karşılık günahlarını açığa vurarak Rabbi ile muamelede bulunduğu zaman ise, Allah'ın tüm müminleri affedeceği gün bu kişiyi affetmesi mümkün olmayacaktır! Zira o, Allah'ın setrini/örtüsünü reddederek üzerinden atmıştır.

"Günahını açığa çıkaranlar hariç, ümmetimin hepsi affedilecektir. Kişi geceleyin bir amel işler, sabah olunca da Rabbi onu örter. Sonra sabah olunca o: 'Bu gece ben şöyle şöyle yaptım!' der. Böylece o, geceleyin Allah kendisini örtmüş olduğu halde, sabahleyin üzerindeki Allah'ın örtüsünü açar." (Buharî, Edeb; Müslim, Zühd.)

Allah subhanehu ve teâlâ bizleri günahlarını örttüğü ve affına erişen kullarından yazsın.

Üzerindeki Perdeyi Nasıl Kaldırmazsın?

Burada Allah ile güzel bir şekilde muamele şeklini sana söyleyeceğim. Bu da; senin tek başına, gözlerin görmediği yerde günah işlemeni Allah subhanehu ve teâlâ örtüyorsa, aynı şekilde gözlerin görmediği yerde ona salih amel yapmandır. Gizlice ona itaat et, salih amel işle. Nebi'nin sallallahu aleyhi ve sellem dediği gibi:

"Gizli verilen sadaka Rabb'in gazabını söndürür." (Beyhaki, Sahih.)

Sana önereceğim ikinci bir öneri de şudur ki; kimsenin görmediği yerlerde namazlarında (gece veya gündüz) rekâtlarını, secdelerini uzattıkça uzat. Öyle bir zamanda yap ki kimse senin uzattığını dahi fark etmesin.

Veya bir amel yap ve bu devamlı olsun. Hayatın boyunca da devam etsin. Bu çok basit bir şey dahi olabilir. Sokağındaki bir kediye veya köpeğe su ve yiyecek vermek dahi olabilir. Fakat bu gizli, sır gibi olsun ve kimse görmesin. Selefi salihin, kişinin salih amelinin gizli olmasını isterlerdi. Hatta öyle ki ne evindeki yaşayanlar, ne zevcesi bunu bilirdi. Tıpkı saklanan bir define gibi…

Burada yapacağın hususlardan bir tanesi de, Allah'ın seni örttüğü bu durumu muhafaza etmendir. Bir sene, beş sene, kırk sene muhafaza edip de bunu kesinlikle açmamalısın! Ömrün boyunca Allah'ın bu örtüsünü üzerinden asla kaldırma.

Peki, bunu nasıl yapacaksın? Bu muayyen bir şey olmalı ki, Allah'ın senin üzerindeki örtüsü çekilmesin.

Bu da, şükürdür. Allah'ın senin günahlarını örtmesine şükretmek… Sana ulaşan kendi zatından olan bu güzel fiile şükretmek…

Evet kardeşim, Allah subhanehu ve teâlâ o zaman senin üzerindeki örtüyü çekmeyecek, sürekli senin örtülü halde olmanı sağlayacaktır. Gelecekte bu günahlarının açığa çıkmamasını istesen ve bunun açığa çıkmasından korksan da Allah subhanehu ve teâlâ senin üzerindeki bu örtüyü kat kat fazlalaştıracaktır. Hiç tasa etme kardeşim. El-Cemil olan Rabbimizin şu güzel buyruğuna bak:

"Rabbiniz bildirmişti ki: Eğer şükrederseniz, elbette size (nimetimi) arttıracağım." (14/İbrahim, 7)

Allah'ın günahlarının örtmesini idame ettirmek istiyorsan yapılacak başka bir husus da şudur:

Allah subhanehu ve teâlâ senin yaptığın günahları nasıl örtüyorsa, insanlar da sana karşı bir hata, kusur işlediği, sana karşı bir kötülük yaptığı zaman, senin de onun -tıpkı Rabbinin sana yaptığı gibi- bu ayıbını örtmendir. Sadece sana karşı da değil. Diyelim bir kardeşinin günahını gördün. Bunu gıybet, dedikodu, ifşa yoluyla değil, bilakis onu ve seni de ıslah edecek 'günahı örtme' yolu ile yapmalısın.    

"Bir kul, bu dünyada başka bir kulun ayıbını örterse, kıyamet gününde Allah da onun ayıbını örter." (Müslim)

Allah subhanehu ve teâlâ… İnsanlar kıyamet gününde O'nun önünde duruyorlar ve O hepsine bakıyor… Kişi ise korku içerisinde… Bu kadar insanın içinde ayıpları, kusurları açığa çıkacak belki de… Dünyada bir ömür boyunca insanlardan gizlediği, duyulmasından korktuğu ayıpları… Korkunun iliklere kadar işlediği an bu an olsa gerek. Dünyada gözüne sinek kadar gelen, fakat kıyamet gününde, insanların önünde tir tir titretecek, boğazları düğümleyecek kadar olan bir günah…

Herkes o sahnede… İlk insan Adem aleyhisselam dahil tüm ümmet… Hepsini de ilk defa görecektir. Musa aleyhisselam, İsa aleyhisselam, ehli beyt ve sahabe radıyallahu anhum… Ve Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem… Kendisini sünnetine nispet ettiği, takip ettiği Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem…

Tüm çirkinlikler ortaya çıkacak… Dünyada iken insanlardan saklayıp da Allah'a iltica etmemenin verdiği korkudur bu… Bunca Peygamberler, sıddıklar ve şehitlerin gözleri önünde durum ne olacak acaba?

Allah subhanehu ve teâlâ ya kulun insanlardan gizlediği bu ayıplarını gizleyecek, ya da ayan beyan ortaya çıkaracaktır… Bir yanda bunca insanın manzarası, bir yanda kişinin günahları ve korkuları…

Uzun bir bekleyiş...

Ve Allah bu örtüyü açmıyor…

"Ben senin günahlarını dünyada örttüm ve bugün de onların hepsini bağışladım" diyerek iyilikler dolu kitabını sağından verir. Artık kitabını alır, insanların yanına gider ve onlara "Alın, kitabımı okuyun" (69/Hakka, 19) diye müjde verir.

İnsanlar onun iyiliklerini, hasenatlarını okurlar… Allah onun günahlarını örtmüştür artık… Sonra gider ve nimetlerle dolu cennete girer, hiç kimse de onun günahlarını bilmez.

"Ne oldu? Ne oldu da Rabbim bunların tümünü bana verdi?"

O an dünyadaki yaptığı bazı şeyler aklına getirilir…

'Sen dünyada iken bir kişinin günahını örttün, açığa çıkarmadın. Şeytan da o kişiden intikam alman için etrafında dönüp duruyordu: 'O adam sana şöyle şöyle yaptı, sen de onun açığını yakaladın. Onun bu ayıbını herkese söyle ve intikam al…' Ama sen yapmadın. Ve şimdi de bunun karşılığını, bunun semeresini görüyorsun!' Allah'a hamd olsun…

Allah'a yemin olsun ki kardeşim en güzel duygu da bu olsa gerek. İnsanın tüm bu girift duygulardan sonra cennete girmesi ve ebedî mutluluğa ermesi…

Allah'tan kendim için, senin için günahlarımızın örtülmesini, bizi bağışlamasını, bizleri nimetlerle dolu cennetinde Nebiler, Sıddıklar, Şehitler ve Salihlerle bir araya getirmesini diler ve Rabbimden bunları ümit ederim…

'Alemlerin Rabbi olan Allah'a hamd olsun' duası ile...

Bu Sayfayı Paylaş :