Loader
Küfrün Karanlıklarından, Vahyin Aydınlığına...

Ramazan… Kur'aniler Olalım! Çeviri MAKALE

2014-07-02

 

Hamd Allah'a, salât ve selam O'nun kulu Mustafa'ya sallallahu aleyhi ve sellem, ailesine, seçkin ashabına, onun yolu ve sünnetinden gidip, bununla yetinenlerin üzerine olsun.

İsteyen için tevbe ve bağışlanma ayı olan Ramazan'ın içindeyiz desek, dergi çıktığında ramazan çıkmış olacak. Bütün insanlar, tevbe etmeyi ister, ateşten kurtulmayı temenni ederler. İradeleri bağlayan, şevkleri kıran, sebatları parçalayan şeytanın ve nefsin prangaları olmasa, insan şehvetinin esaretinde kalırdı.

İşte Ramazan Ayı... Nefsi arındırmak, onun ağırlıklarını bir kenara bırakmak, sene boyunca kendinden ayrılmayan ve böylece onu huşudan uzak tutup, Rabbinin emirlerine ve yasaklarına uymada yavaş hareket ettiren kalbindeki kiri yok etmek isteyen için sonuna kadar kapılarını açmıştır.

Allah'ın oruç tutan kullarına diğer amellerinin aksine özel bir mükâfat vermek için seçtiği bir ay...

"Âdemoğlu'nun bütün ameli kendisinedir. Fakat oruç müstesna, o benim içindir ve onun mükâfatını ben veririm." (Buhari)

Sanki Allah subhanehu ve teâlâ, orucu kulu ile arasında sır olan bir ibadet kılmıştır.

Her sene bu mübarek misafir gelip geçiyor. Bizden az bir kesim ona layık olduğu önemi gösteriyor. Cana yakın misafir, kendisini misafir eden kimseye ayrıcalık tanır, sınırsız hediyeler verir. Bunun yanında içimizde ölümünü bekleyenler olduğu halde tüm şevki ile maddi hayata dönmektedir.

Ramazan ayı insanın ruhi yönünü canlandırmak, nefisteki dinî hassasiyetleri güçlendirmek, böylece arınmak için bir fırsattır. Bu ayın içerisinde mutlaka maneviyatın yükselmesi, büyük beklentilerin gerçekleşmesi ve günah bağlarından kurtuluşun tamamlanması gerekir. Bunlar senenin diğer aylarının aksine, ancak Ramazan ayında gerçekleşebilir.

Bu ay, Kur'an ayı olması ile göze çarpar. Allah da böyle olmasını istemiş, hayatımızın menheci olması için bu ayda kitabını, kulu Muhammed'e sallallahu aleyhi ve sellem indirmiştir.

"Ramazan ayı; öyle bir aydır ki, insanlara doğru yolu gösteren, hak ile batılı ayıran Kur'an, o ayda indirilmiştir." (2/Bakara, 185)

O, yolumuzu aydınlatan bir nurdur. Kim bundan gafil kalırsa, kendisini apaçık sapıklığa, zifiri karanlıkta yürümeye mahkûm etmiştir.

Yanlış Anlayış

İnsanlar Ramazan'ı -özellikle gece vakti- şer'i vaciplerden kurtulmak için fırsat bilmeyi âdet haline getirmişlerdir. Öyle ki Ramazan gecelerini -ister evde, ister dışarıda olsun- müzikli, fahiş bir şekilde kadın-erkek karışık kutlamalara dönüştürmüşlerdir. Ayrıca meclislerimiz de yeme içme ve bunu çeşitlendirip, çoğaltma meclisine dönüşmüştür. Âdeta insanlar gündüz yemekten mahrum bıraktığı bedenlerinden, gece de intikam almaktadırlar...

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurur:

"Oruç, yemekten ve içmekten (kendini) uzak tutmak (alıkoymak) değildir. Ancak oruç, dili her türlü boş ve çirkin söz söylemekten alıkoymaktır." (İbni Hibban, İbni Huzeyme)

Cabir radıyallahu anh Rasûlullah'tan sallallahu aleyhi ve sellem şöyle rivayet eder:

"Oruç tuttuğun zaman kulağın, gözün ve dilin, yalan ve haramlardan dolayı oruç tutsun."

Ramazan'ı Nasıl Karşılamalıyız?

1. Allah'ın Çağrısına İcabet Etmek ve İtaat Etmek

Ramazan, Allah'ın karşı çıkılamaz emrine dahildir.

"Ey iman edenler! Oruç sizden öncekilere farz kılındığı gibi size de farz kılındı. Umulur ki sakınırsınız." (2/Bakara, 183)

Bu, Müslümanın yapması gereken diğer Rabbani emirler gibi, Allah'ın emrini yerine getirmektir. Aynı zamanda da Allah'ın subhanehu ve teâlâ bize olan çağrısına icabet etmek ve boyun eğmektir.

"Ey iman edenler; sizi hayat verecek şeylere çağırdığı zaman; Allah'a ve Rasûlü'ne icabet edin."( 8/Enfal, 24)

Ramazan kendi içerisinde hayatı barındırdığı gibi, Allah'a itaat hususunda yükselmek ve günahları da atabilmek için azmi ve gayreti de güçlendirir.

2. Zühd ve Taat ile Meşgul Olmak

Hedefimiz oruç ibadetinden, Allah'ın şu sözünü gerçekleştirmektir: "...umulur ki sakınırsınız." Takva, söz konusu bu vakitte bir gaye ve vesiledir. Takva, müminin dünya lezzetlerinden el etek çekmesini (zühd) sağlar. Çünkü gün boyu bu lezzetlerden imtina etmekte ve nefsini de bu duruma, bu faziletli ay süresince alıştırmaktadır.

Mümin bu mübarek ayda, her defasında kendisini Rabbinden uzaklaştıran, gayretini zayıflatan, dinine yönelik vazifelerinden alıkoyan nefsini terbiye etmeli, ondan uzaklaşmayı denemelidir.

Maddi ve manevi atmosferin Ramazan'da daha uygun olduğunda şüphe yoktur. Mümin buradan hareketle Allah'a ibadet etmek için istediği etmenleri oluşturup, Allah'ın emrettiklerini yerine getirip, yasakladıklarından kaçınır.

Aslında bu mesele, gece ve gündüz sürekli pratiğe muhtaçtır. Allah subhanehu ve teâlâ bizlere hazırlık olsun diye bu faziletli ayı seçmiş ve yaratmıştır.

3. Kur'âniler Olalım

Kuran-ı Kerim'in hayatımızın anayasası, hayatın her alanında kaynağımız olduğunu iddia ediyoruz. Ancak onun içinde var olan müteşabihler şöyle dursun, muhkem nasların dahi cahiliyiz. Bunun yanında da Mekki ve Medeni olanından, nasih ve mensuhundan cahil olduğumuz gibi iniş sebeplerinden, vakıa ile olan bağlantısının nasıl olduğundan da habersiziz.

O halde Ehli Kur'an olduğumuzu nasıl idda edebiliyoruz? Tüm bunların yanında bazılarımız da; kendisinin davetçi, mürebbi/terbiye eden, davet sahasında önde duran, cihad ehli olduğunu zannetmektedirler.

Vakıanın bu iddiayı yalanladığına ve bu iddianın da delile muhtaç olduğunda şüphe yoktur. Çünkü Müslümanların çoğu daha ilk imtihanda düşmekte, en küçük belada yıkılmakta, ümmetin yaşamış olduğu utanç verici vakıa ile ilk yüzleştikleri zaman zayıflıkları ve hakiki yüzleri ortaya çıkmaktadır.

İlk dönem sahabelerin Allah'ın kitabından kana kana içtiği gibi bizim de içebilmemiz, övünmek ve gururlanmak yerine, tatbik etmek ve hareket etmek için Allah'ın kitabına dönmemiz, hepimiz için vaciptir.

Ayrıca yaşadığımız vakıayı değiştirmek için de bizlerin Kuran'ın dinamizmine ve gerçekliğine ihtiyacımız var. Söz konusu bu değişim, içimizde tamamlanana kadar, dışarıdan tamamlanması mümkün değildir. Bunun sonucunda da Allah'ın kitabından etkilenip, emir ve yasaklarına icabet etmiş olur, muhkemin üzerinde durup, müteşabihten uzaklaşır, Kur'an'ın hakiki olarak kastettiğini anlamış oluruz.

Sancılı olan ümmetin, Kur'an'ı sadece içi boş bir şiar edinişi, Rabbimizin kitabından uzaklaşmasının kesin bir sonucudur. Bu manzaranın değişimi için yapılan her girişim de -daha önce anlattığımız üzere- Allah'ın kitabından ve O'nunla muameleden uzak olduğumuz müddetçe başarısız olacaktır. Tüm bunların yanında da Kur'an'dan devamlı ve aldırış etmeden tamamen uzaklaşılmış, Kur'an, kendi ehli arasında tıpkı İslam gibi garip olmuştur.

"İslam garip başladı. Tekrar garipliğe dönecektir. Ne mutlu o gariplere." (Müslim, Tirmizi)

Selef'in Ramazan Ayında Kur'an Okumaya Gayretinden Örnekler

İbrahim En-Nehai rahimehullah şöyle der: 'Esved, Ramazan'da her iki gecede bir Kur'an'ı hatmederdi. O, akşam ve yatsı arası uyur, Ramazan'ın dışında da altı gecede Kur'an'ı hatmederdi.'

Selam b. Ebi Muti' rahimehullah der ki: 'Katade, Kur'an'ı yedi günde hatmederdi. Ramazan geldiği zaman üç günde hatmederdi. Ramazan'ın son on günü geldiğinde ise her gece hatmederdi.'

Rebi' b. Süleyman rahimehullah der ki: 'Şafii, Ramazan'da Kur'an'ı altmış defa hatmederdi.'

Musa b. Muaviye rahimehullah der ki: 'Kayravan'dan (Tunus'ta bir şehrin ismi. –Çeviren-) gittiğimde Behlül b. Raşid kadar takvalı başka biri olduğunu zannetmiyordum. Ta ki Veki' ile karşılaşana kadar. O, Ramazan'da bir gecede Kuran'ı hatmedip, üçte birini de okuyordu. On iki rekat duha namazı kılıyor, öğleden ikindiye kadar namaz kılıyordu.'

Muhammed b. Züheyr b. Muhammed rahimehullah der ki: 'Babam bizi bir vakit toplar, Kur'an'ı Ramazan ayında bir gün ve gecede üç defa hatmederdi. Ramazan'da Kur'an'ı doksan kez hatmederdi.'

Müsebbih b. Said rahimehullah der ki: 'Muhammed b. İsmail -yani Buhari- Ramazan'da her gün, gündüzleri bir hatim yapardı. Teravihten sonra her üç gecede bir hatim yapardı.'

Bu örnekler, Tabiin'in Ramazan ve Ramazan'ın dışında Allah'ın kitabı ile olan muamelesidir. Rasûlullah'ın ashabının halinin nasıl olduğunu düşünmez misin? Elbette onların daha yüksek bir mertebede olduğunda, sunduğumuz bu örneklerden daha fazla ehemmiyet göstereceklerinde şüphe yoktur.

Bu durumun biz Müslümanlar ile ilgisine gelecek olursak; Müslümanların gariplik, fitne ve batılın birçok yere hakim olduğu, hak ehlinin kuşatıldığı ve Allah'ın şeriatının gölgesinde yaşamak, çevrelerindeki küfür ve riddetin pençelerinden kurtulmak için çıkış aradığı bir zamanda Rabblerinin kitabına daha fazla ihtiyaç duyacaklarında hiçbir şüphe yoktur. Müslümanların bu kıymetli ayda da onu okumaya, düşünmeye ve uygulamaya sarılmaları gerekir.

Ramazan ayı tartışmasız Kur'an ayıdır. Ona huşulu kalplerle, şuurlu ve güçlü akıllarla yönelmemiz gerekir ki, dini ve ırzı savunmak için Rabbin emirleri tatbik edilsin.

Artık tereddüt içerisinde olan nefislerle savaş başlamıştır. Nefislerin azmini keskinleştirmek ve gelecek olan savaşlara hazırlayabilmemiz için... Allah'ın rahmetine ulaşılamazsa gelecek zaman zayıf nefislere karşı zeki, güçlü ve çok serttir. Allah'ın rahmeti ise bu rabbani kaynağa sarılmaktır. Rabbani kaynağın hazinesi de, bu yüce din için amel ve fedakârlık yaparak azıklanma niyeti ile Allah'a ihlasla yönelene hiçbir zaman tükenmez.

Allah'tan istediğim, bizleri Ramazan orucuna muvaffak kılması, Allah'ın rızasını gerçekleştirmek için bütün sadıklara bir vesile kılmasıdır. Allah muvaffak kılan ve yol gösterendir.

 

Yazan: Şeyh Ebu Sa'd El-Âmilî

Özcan YILDIRIM,

Tevhid Dergisi için çevirmiştir.

Bu Sayfayı Paylaş :