Loader
Küfrün Karanlıklarından, Vahyin Aydınlığına...

Sevdiğinizden İnfak Edinceye Dek! -2 Çeviri MAKALE

2012-09-01

 

Vaktin İnfak Edilmesi

Kardeşlerin birçoğu, davet ve cihadın farklı alanlarında mallarını infak etmeye hazırlanır. Müslümanların malî gelirlerinin büyük bir bölümünü de bu oluşturur. Bazıları kimi zaman maslahat, ailevi veya ticari ve diğer birçok şeyi bu hesabın üzerine kurarlar. Bazen de boş vaktinin pek sınırlı kısmını dinine feda ederler. Fakat tüm vaktini dine vermekten, vaktinin en büyüğünü davet ve cihad meydanındaki kardeşlerinin çeşitli eksikleri ile ilgilenmeye sarf etmekten daima kaçınır. Böylece vakti, kendisi ile cemaati arasında kırmızı bir çizgi olur. Artık dini bütün kimsenin sahip olduğu vakit, bırakamayacağı değerli bir şeye dönüşür. Böylece bunu ailesi, işi, diğer dünyevi ihtiyaçlarının bazısına dağıtır. Daha sonra da davetine ve dinine sadece birkaç dakika feda eder. Bu da dinde bilinmesi zaruri olan ilimlerin bazısını anlamada yetersiz kalmasına götürerek, yorgunluk ve ağırlık halinde olur.

Tüm bunların yanında yapılmayı bekleyen onlarca amel, kardeşlerin en güzel vakitlerine muhtaçtır. Zira vakit hakiki ve temel olan cihad amelinin kaynağıdır. Bizler diriliş ve değişime çağıran kimseler olduğumuzu iddia ederken, mal biriktirmenin arkasında soluk soluğa koşturup, ahiretin harap olmasına karşılık dünya oluştururken, tağuti kurumların güçlenmesini nasıl yıkacağız?

İslam bugün kendi evlatları tarafından veya en azından ümmetin bir grubunun tamamen kendilerini dine vermesine ihtiyaç duymaktadır. İzzet sahibi olan Allah'ın kitabında emrettiği gibi:

"Onların her kesiminde bir gurup dinde (dinî ilimlerde) geniş bilgi elde etmek ve kavimleri (savaştan) döndüklerinde onları ikaz etmek için geride kalmalıdır. Umulur ki sakınırlar." (9/Tevbe, 122)

Ümmetin evlatlarından oluşan gruplardan her birinin, bizi her yönden gözetleyen İslam düşmanları ile çarpışmak için cihadın ihtiyaç duyduğu ilimlerin herhangi birinde uzmanlaşmasına ne kadar ihtiyacımız var!

Ev, Araba ve Makam-Mevkiinin İnfak Edilmesi

Cihadi hareket, kardeşlerin evlerine ve taşınma vesilelerine veya diğer ev ihtiyaçlarına -davet ve hazırlık amellerini yapmak için- çokça ihtiyaç duymaktadır. Kendi cemaatleri de bunların hepsini oluşturacak mali kaynakların azlığı nedeniyle bu sayılanlara çokça ihtiyaç duymaktadır.

Her ne zaman bu durumlarla meşgul olup, kardeşinden dine yardıma katılmasını istediğinde, onu reddeden, kaçan, kaytaran bir hal içinde bulursun. Sana kendi pozisyonunu savunmak için bazı mazeretler de getirecektir. Bu mazeretlerin de günahların en iğrenci/çirkini olduğunda hiçbir şüphe yoktur. Gerçek sebep, imanının zayıflaması, dünyayı din adına tercih etmesidir. Bu da Allah'ın şu sözünden uzak değildir:

"De ki: Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, aşiretiniz, kazandığınız mallar, kesada uğramasından korktuğunuz bir ticaret ve beğendiğiniz meskenler size Allah'tan, peygamberinden ve O'nun yolunda cihattan daha sevgili ise, artık Allah'ın emri gelinceye kadar bekleyin! Allah, fasık topluluğu doğru yola erdirmez." (9/Tevbe, 24)

Yine bu hal, makam, iş ve diğer kimselerle ilişkileri ile alakalı olunca, kardeşin bu konuda dinindeki maslahatı ile çatıştığında fedakârlık göstermesi zorlaşır. Böylece kendisine ait bu ilgilerin tümünü, dinin ve Allah yolunda cihadın tümüne tercih eder.

Kadınlarımızın da bu alanda büyük bir rolü vardır. Kendilerini, evlerini ve eşyalarını Allah, Rasulü ve bu din için adamaya hazırlamaları gerekir. Burada –bu dine hakiki manada bağlılıktan sonra- inzivaya çekilmemek, imanî topluluktan bağımsız, ferdi olmamak gerekir. Bilakis bu, sürekli yardımlaşma, sahip olduğumuz her şeyi mümin kardeşlerle paylaşma, tek bir el, tek bir vücut, topluluk arasındaki ortak, önemli bir payda olan cemaatsel bir hayattır!

Malın İnfak Edilmesi

Mal olmadan cihadın hiçbir manası yoktur. Aslında çeşitli ihtiyaçları kapatan malların olmadığı zaman cihad da yoktur. Allah'ın subhanehu ve teâlâ kitabında mal ile cihadın, can ile cihadın önünde gelmesinde hiçbir gariplik yoktur.

"Ey iman edenler! Sizi acı bir azaptan kurtaracak ticareti size göstereyim mi? Allah'a ve Resûlüne iman eder, mallarınızla ve canlarınızla Allah yolunda cihad edersiniz. Eğer bilirseniz, bu sizin için daha hayırlıdır." (61/ Saff, 10-11)

"Gerek hafif, gerek ağır olarak savaşa çıkın, mallarınızla ve canlarınızla Allah yolunda cihad edin. Eğer bilirseniz, bu sizin için daha hayırlıdır." (9/Tevbe, 41)

Diğer cihad ayetlerinde de, mal ile cihad, can ile cihattan önce geçmektedir.

Şüphe yok ki cihad, çeşitli sorunlara maruz kalmış ve bu sorunlar da her tarafını kaplamıştır. Her merhalesinde ise sürekli devam edecek olan maddi sorumluluklar istemiştir. Mücahidin bu maddi destek olmadan hareket etmesi ise mümkün değildir.

Mal kazanmanın kaynaklarının çok çeşitli, devamlılığının garantili olması için birbirinden bağımsız olması gerekir. Tıpkı mal kazanmada gizlilik ve sırrın olması gerektiği gibi… Çünkü düşman daima cihadi hareketleri kırmak için açığa çıkarmaya, hareketi başarısızlığa uğratıp zayıf düşürmek, ihtiyaçlarını tıkamak için set çekmeye çabalamaktadır.

Evladın Allah Yolunda İnfak Edilmesi

Tablo asla önceliği olmaksızın doğrudan evladını cihad ve savaş bölgelerine yollaman değildir. Bilakis, öncelikle onu eğitmek, gelişmesine, hakkıyla bir mücahid olması için gereken hazırlığa alıştırmak gerekir.

İlk adım, onu küçüklüğünden itibaren yetiştirmekle gerçekleşir. Ona sabır, az ihtiyaçla geçinme, cesaret, cömertlik, fedakârlık, bahşetme, başkalarını nefsine tercih etme ve bunların hepsinden önce dini ve inancını elinde bulunan her şeye tercih etmek gibi mücahidin sıfatlarını eklemek gerekir.

Eşsiz olan bu terbiye, cihada ensar olanların ortamlarında az bir şey dahi bulunmazsa, avamda nasıl olabilir ki?

Bu sebeple cihada destek olanların, diğerlerine öncü olmaları için bu güzel badireyi açmak, çevrelerinde de bunu kökleştirmeleri gerekir. Bundan sonra birçok konuşmada insanları buna teşvik etmeye ihtiyaç duymayacaklardır.

Hareketin ilerlemesinin düşündüğümüzden daha uzun bir zamana ihtiyacı vardır. Bu bizi uzak hayallere götürmemelidir. Bilakis biz değişimin gece veya gündüz her an geleceğini düşünmeliyiz. Kişiler olmadan değişim beklememizin makul olmadığı gibi…

Erkekler hepimizin bildiği üzere mücadelede ya ölüm ya da hapis ile yok olup gitmekteler. Bizlerin mutlaka sancağı alacak, değişim ve devrimi gerçekleştirecek eyleme ulaşan ikinci, üçüncü ve dördüncü safları hazırlamayı düşünmemiz gerekir. Aslında sözü bu yiğitlerin bacılarına, Hansa ve Sümeyye'nin torunlarına yönlendirmek gerekir ki böylece ümmete ve dünyanın tümüne fedakârlık konusunda yüce örnekler versinler. Tabi bundan önce neslin terbiye edilmesi, tüm ümmetlere şahitlik eden bu son ümmete yeni komutan ve süvarilerin hazırlanması gerekecektir.

Bacılarımızın mücahid ve âlimler çıkarmak için evlerini medreselere çevirmeleri, çocuklarının içlerine ruhi, ilmi ve ahlaki azık ekmeleri, zihinlere yeniden salih selefimizin ilim, davet ve cihad alanlarında olan bu kalıcı örneklerini getirmeleri gerekir.

Bacılarımız İslam ümmetine karşı sürekli devam eden bu savaşta, çocuklarının onları temsil ettiklerini göz önünde bulundurmaları gerekir. Onları güzel terbiye ve hazırlığa, güzel bir telkin ve yönlendirişe hırslandırmalılar ki, bu çocuklar onlara Allah'a (infak sahasında itaat ve boyun eğmekle) yaklaşmak için bir vesile olsun.

Canın İnfak Edilmesi

Bahşetmenin doruğuna, İslam'ın zirvesinin en ucuna ulaşmış olduk. Bu da canı Allah yolunda ve Allah'ın dinine yardım yolunda ucuzca sunmaktır. Bu tüm infakların ve bahsi gecen fedakârlıkların bir semeresidir. Kişi fedakârlık ve infak amelinde adım adım ilerler, ta ki bu dünya hayatındaki yolculuğunun sonuna ulaşır. Böylece yanındaki en değerli şeyi rabbine yaklaşmak ve

"Allah, müminlerden canlarını ve mallarını cennet karşılığında satın almıştır. (onlar) Allah yolunda savaşarak öldürürler ve öldürülürler. Bu, Tevrat'ta, İncil'de ve Kur'an'da verilen gerçek bir vaaddir. Verdiği sözü Allah'tan daha çok tutan kim vardır? Öyleyse O'nunla yaptığınız alışverişe sevinin. Bu en büyük başarıdır" (9/Tevbe, 111) ayetindeki O'nunla olan ahdine vefa göstererek tamamlar.

Şimr Bin Atiyye şöyle dedi: "Müslüman ancak Allah için vardır. Boynunda bir biat vardır. Buna vefa gösterir veya bunun üzerine ölür." Ve sonra da yukarıdaki ayeti okudu.

Bu yüzden şöyle de denilmiştir: "Kim Allah yoluna çıkarsa Allah'a biat etmiştir." Yani, bu anlaşmadan önce vefasını göstermiştir.

Muhammed bin Kab El-Kurzî ve diğerleri şöyle der: "Akabe Gecesinde Abdullah b. Revaha Peygamber'e sallallahu aleyhi ve sellem: 'Rabbin ve kendin için dilediğini şart koş' dedi. Allah'ın Rasûlü: 'Rabbim için, hiç bir şey ortak koşmadan sadece kendisine ibadet etmenizi şart koşuyorum. Kendim için de can ve malınızı nasıl koruyorsanız beni de öyle korumanızı şart koşuyorum" dedi. Ensar: 'Peki bu dediklerini yaparsak bize ne var?' diye sordular. Peygamber: 'Cennet!' dedi. Bunun üzerine: 'Alışveriş kazançlı! Bunu ne bozarız, ne de bozulmasını isteriz' dediler. Bunun üzerine "Allah müminlerden canlarını ve mallarını cennet karşılığında satın almıştır…" ayeti indi."

Bu, Allah ile aramızdaki biatın realitesidir. Sadık bir müminin bundan gafil olup, inkâr etmesi ise mümkün değildir. Bilakis bu maddelere yalnızca vefa göstermesi, sahibi ile olan anlaşmayı tamamlaması gerekir. O subhanehu ve teâlâ ahdine vefa gösteren sadık olan, söz verdiğini tam olarak yerine getirendir.

 

Ebu S’ad El-Âmili

Çeviri Makale: Özcan YILDIRIM

Bu Sayfayı Paylaş :