Loader
Küfrün Karanlıklarından, Vahyin Aydınlığına...

Tağutu İnkar - 1 Ferhat CURA

2012-01-01

Bu konuyu seçmemizdeki amaç, İslam dediğimizde ilk anlatacağımız kelime 'La ilahe illallah ve şartları' olmasıdır, çünkü bu;

1. Tüm Peygamberlerin ve Peygamberimizin ortak ve ilk davetiydi. Bu kelimeye başlangıcımız da, ayet olarak ilk gördüğümüz Enbiya suresi 25. ayettir:

"Senden önce hiçbir elçi göndermedik ki, ona şunu vahy etmiş olmayalım: 'Benden başka ilah yoktur ki öyleyse bana ibadet edin'. "

Peygamberlerin kavimlerine ilk söylediği ise:

"Ey kavmimiz Allah'a ibadet ediniz sizin için Allah'tan başka ilah yoktur."

2. Peygamberimizin terk etmesine dair tüm ısrarlara rağmen "Size bir kelime söyleyeyim felaha eriniz" veya "Size bir kelime söyleyeyim tüm Araplar size boyun eğsin, tüm mülk sizin elinize geçsin" dediği kelime 'Lailaheillallah'...

3. Bir diğer nokta bu kelimeyi ilk asırlarda söyleyen insanlar ile şu anda söyleyen insanlar arasındaki fark.

4. Allah'ın yardımının kendisine bağlı olduğu kelimenin 'La ilahe illallah' olmasıdır.

"Üzülmeyeniz, gevşemeyeniz eğer iman ediyorsanız üstün gelecek insanlar sizlersiniz." (2/Bakara, 139)

Üçüncü maddeye baktığımızda ilk asrın yıldızları, Allah'ın ve Rasûlullah'ın sallallahu aleyhi ve sellem imanına şahitlik etmiş olduğu insanlar bu kelimeyi söylediğinde Araplarda en kuvvetli bağ olan kavmiyet bağları kopuyor, tüm insanlar onlara saldırıyordu. Yine kavminin içinde Muhammedu'l Emin olan ve herkesin zatında konuştuğunda övülen Peygamber; bu kelimeyi söylediğinde tüm Araplar Peygamberimize karşı olmuşlardı; bu kelime ile insanların arasını nasıl alabiliriz diye düşünmeye başlamışlardı.

Lakin günümüzdeki insanlar tekkelerde, zaviyelerde, kimileri namazlardan sonra yüzlerce defa bu kelimeyi söylemelerine rağmen ne kimse onlara düşman oluyor ne de yurtlarından çıkarılıp, işkencelere maruz bırakılıyor. Demek ki ilk neslin söylediği kelime ile bu neslin söylemesi arasında fark vardır.

Yine baktığımızda ilk nesil bu kelimeyi söylediğinde tüm hayatı değişiyordu. Hayatında en çok müptela olduğu meseleleri bu kelimenin kapısında bırakıyordu.

Misalen; tüm insanların kendisinden konuşmaya çekindiği Ömer radıyallahu anh, en ufak bir meselede ağlayan 'Rabbim beni affetmezse benim halim ne olur' diyen biri haline gelmiştir. Veya cahiliyenin en koyu dönemini yaşayan insanlar bu kelimeyi söyledikten sonra tarihin; Müslüman ve kafir insanların şehadeti ile yeryüzünün en güzel toplumunu oluşturmuşlardı. Bugün bu kelimeyi söyleyen insanlara baktığımızda ne bu kelimeyi söylemeden önce ne de sonra hayatlarında hiçbir değişiklik görülmüyor.

Aynı şekilde önceki Peygamberlerin dönemine baktığımızda da Peygamberler bu kelimeyi kavimlerine söyledikleri anda kavimleri ayaklanmaya başlıyorlardı. Misal Nuh aleyhisselam Araf veya Hud suresindeki kıssalarında:

"Peygamberler: 'Ey kavmimiz Allah'a ibadet ediniz O'ndan başka ilah yoktur.' " (11/Hud, 50)

dediklerinde hemen Allah bize:

"O kavimlerinden büyüklenen mele' (aristokrat) tabakası hemen dediler ki…"

Nuh'a aleyhisselam dedikleri gibi (haşa): "Sen ve sana tabi olanlar rezil insanlarsınız" veya "Sen yalancılardansın" veya Şuayb'a aleyhisselam:

"Ya biz senle iman edenleri bu topraklardan süreceğiz veyahutta siz bizim dinimize tekrardan geri döneceksiniz." (14/İbrahim, 13) denildiğini bildiriyor.

Bugüne baktığımızda bu kelimeyi söyleyen milyonlarca insan mevcut, lakin aristokrat tabakadan bu sözleri işitemiyoruz.

Bir diğer nokta; önceki kavimlere baktığımızda, bu kelimeyi söyleyen insanların tüm hayatı değişiyordu. Buna örnek olarak Kur'an-ı Kerim'deki deki Firavun kıssasını verebiliriz.(Firavun ve sihirbazlarının kıssası)

Allah-u Teala Şuara Suresi'nde oradaki sihirbazlar için

"Oradaki sihirbazlar secdeye kapandılar" bir başka ayette;

"Biz ne de olsa Rabbimize gideceğiz" diyebiliyorlardı. Bugünkü insanlar, tağutlara baş kaldırmak bir yana daha çok tağutlara meylediyorlar. Bu iki neslin arasındaki farktır. Sebep ise o neslin Lailaheillallah'ı çok güzel anlamış, bu neslin ise bunun manasını bir türlü anlamamasındandır.

Bu konuyu ele almamızdaki bir diğer sebep olan 4. madde ise;

Allah subhanehu ve teâlâ Kur'an-ı Kerim de bu ümmete sürekli zafer vaad ediyor, yeryüzünde temkin vereceğini söylüyor. Lakin şu andaki ümmete baktığımızda, ümmet tarihteki en zelil halini yaşıyor. Bunun sebebi ise Allah'ın yardım vaadinde bulunduğu ön şarttır;

"Üzülmeyeniz, gevşemeyeniz eğer iman ediyorsanız üstün gelecek insanlar sizlersiniz." (3/Ali İmran, 139)

Allah subhanehu ve teâlâ mutlak kudret sahibi olduğundan vaadinde hiçbir değişme olmayan, vaadini yerine getirebilendir. Bugün bu ümmet bu zilleti yaşıyorsa sorun Allah'ın subhanehu ve teâlâ vaadinde değil de, kişilerin iman mefhumunda sıkıntısı olmasındandır. Kur'an-ı Kerim de Allah ümmete yardım vaadinde bulunduğunda "İman ederseniz" veya Nur suresinde "İman edip salih amel işlerseniz" diyor. Ümmet iman ve imanın ilk adımı olan 'La ilahe illallah' meselesinde problem yaşadığından dolayı Allah'ın yardımı gelmemektedir.

O zaman bizim üzerimize düşen;

Peygamberlerin ilk daveti olması hasebiyle,

Yanlış anlaşılması hasebiyle,

Ve kişinin bunu yanlış anladığında Müslüman olamayacağından dolayı bu kelimeyi Kur'an-ı Kerim ve Sünnet ışığında anlatmaktır.

Bugün birçok insanın zannettiği gibi bu kelimeyi 'Lailaheillallah'ı bir kere söyleyip ertesinde her istediğimizi yapamayız. Önceki milletlere baktığımızda onlar 'La ilahe illallah' için yaşayıp, ölüyor, çocuklarını, yurtlarını terk edebiliyor ve cihad meydanlarında akrabalarına kılıç çekebiliyorlardı. Çünkü bu insanlar 'La ilahe illallah' ne manaya geliyor anlamışlardı.

Sadece 'La ilahe illallah' demekle Müslüman olunmayacağını bu insanlar biliyorlardı. Bugün ne yazık ki şeytanın ve şeytanın en büyük askerleri olan bel'am alimlerinin bu insanlara musallat olması ile ümmet Kur'an-ı Kerim'den, sünnetten ve Peygamber'in sallallahu aleyhi ve sellem siretinden uzaklaşınca ve de din olarak sadece 'Falan hoca şöyle dedi, falan abi, üstad böyle dedi'ye sarılınca, 'La ilahe illallah' bütün ehemmiyetini kaybetmiştir. Hatta eskiden en zor olan şey 'La ilahe illallah' demek iken, bugün dünyada en kolay olan ''La ilahe illallah'ı söylemek olmuştur.

O zaman biz 'La ilahe illallah'ı söylerken;

Allah buna şartlar koşmuş mudur? veya

Bunu bozan unsurlar var mıdır? veya

Her 'La ilahe illallah' diyen Müslüman mıdır? yoksa

Bu kelimeyi ikrar ederken başka rûkunları da yerine getirilmeli midir?

Bunu incelemeye çalışalım ki, bu kelimeyi daha önce söyleyen ve kurtuluşa eren ilk milletler ile bizim aramızdaki fark ortaya çıksın.

Başlangıç olarak Allah subhanehu ve teâlâ bize birşeyi şart koştuğunda bunun muhakkak şartlarını ve bozan unsurlarını da zikrettiğini bilmeliyiz. Misal; namaz, oruç vs. her meselenin şartları vardır.

Kur'an-ı Kerim ve sünnet nasslarında 'La ilahe illallah'ın bazı şartları vardır ve yerine gelmelidir ki 'La ilahe illallah'ımız kabul olsun.

İlk önce 'La ilahe illallah'ın kelime manası; bildiğimiz gibi 'la mabude bihakkın illahu' yani Allah'tan başka ibadeti hak eden hiçbir ilah yoktur. İbadeti tüm yönleri ile hak eden yalnızca Allah'tır.

Buradan yola çıkarak ibadetin manasını incelersek; ibadet yalnızca insanların anladığı gibi namaz, oruç, hac demek değildi, Allah Kur'an-ı Kerim'de duaya da ibadet diyordu, Allah sadece hükmün kendisine verilmesine de ibadet diyordu ve ibadet ile yan yana isimlendiriyordu. Buradan anladığımız üzere duayı başkasına yapan veya hükmü başkasına veren insan Lailaheillallah'ın manasını bilmemiştir ki (hiç kimse isteyerek şirk koşar mı?) Lailaheillallah'ı Allah'ın istediği gibi söyleyebilmiş olsun.

'La ilahe illallah'ı söylediğini zan eden bizim toplumumuz yanında bu kelimenin manası 'Allah'tan başka yaratıcı yoktur' lakin bunu aynı Mekke'li müşriklerde biliyordu. Hatta bundan daha fazlasını biliyorlardı. Allah subhanehu ve teâlâ şu ayette bunu Rasûlullah'a sallallahu aleyhi ve sellem şöyle bildiriyor;

"Ey Muhammed de ki: Gökten ve yerden size rızık veren kimdir. Kulak ve gözlerin sahibi kimdir. Diriyi ölüden çıkaran, ölüyü diriden çıkaran kimdir? Her işi düzenleyen kimdir? Onlar Allah diyecekler. O halde O'na karşı gelmekten sakınmaz mısınız?" (10/Yunus, 31)

Peki neden Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem bu müşriklerin kanını 'La ilahe illallah' dedirtene kadar dökmüştü?

Oysa bizim anlayışımızdaki 'La ilahe illallah'ı o günkü müşrikler zaten söylüyorlardı, lakin Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem bunu kabul etmemişti. Neden dersek; çünkü Allah'ın subhanehu ve teâlâ yaratıcı ve rızık verici olduğunu bilmek, Allah'ın Rabb'liğini bilmektir. Lailaheillallah ise ibadetin yalnızca Allah'a yapılacağını bilmektir.

Allah duaya Kur'an-ı Kerim'de ibadet demişse, o zaman bu sadece Allah'a yapılacaktır.

Eğer hüküm ibadet ile yan yana zikredilip, yalnızca Allah'a has olduğu söylenmişse o zaman hüküm sadece Allah'a verilecektir.

Biri sıkıştığı zaman Allah'tan başkasına dua etmeyecektir. Bir başkası seçim zamanlarında sandık başına gidip Allah'tan başka hakimler belirlemeyecektir.

Tevekkül ettiği zaman fayda ve zararı sadece Allah'tan subhanehu ve teâlâ bekleyecektir. Fayda ve zararı kabirlerden, bez parçalarından beklemeyecektir.

Çünkü bunlar ibadettir, Allah'a hastır ve sadece Allah'a yapılacaktır. İşte bunu bilmek ve bunun dışındakileri 'La' diyerek red etmek, işte 'La ilahe illallah'ın manası budur.

Bu noktadan sonra ilk başta yazdığımız 4. maddeyi daha rahat anlayabiliriz;

Neden Allah'ın yardımı gecikiyor? Neden bizimle sahabe arasında farklar var? derseniz:

Çünkü biz daha 'La ilahe illallah'ın manasını anlamamışız, 'La ilahe illallah'ın manasını anlamayan bir toplumun bunu Allah'ın istediği gibi söylemesinin de imkanı yoktur.

O zaman bizim bunun manasını:

'Önce 'La' diyerek Allah'ın dışında kendisine ibadet edilen bütün ilahları red etmek, sonra sadece 'illa' diyerek kendisine hakkıyla ibadet edilecek zat olarak Allah'ı tasdik etmek gerektiği' şeklinde anlamalıyız.

Biz 'La ilahe illallah'ın manasını Peygamberlerin kavimlerine olan davetinden de anlayabiliriz.

"Biz bütün kavimlere: 'Allah'a ibadet ediniz ve tağutlardan uzak kalınız' diye Peygamber gönderdik." (Enbiya 25)

Ve bütün Peygamberlerin kavimlerine olan davetine baktığımızda:

"Ey kavmimiz Allah'a ibadet ediniz sizin için Allah'tan başka ilah yoktur" dediklerini görürüz.

O zaman 'La ilahe illallah', o Allah'ın 'Bütün Peygamberlere vahy etmiş' olduğu 'La ilahe illallah'; Kur'an-ı Kerim ayetlerini birbirini tefsiri ile Allah'a ibadet edip, diğer ilahları terk edip, tağutlardan uzak durmaktır.

Bir insan sadece Allah'a ibadet ediyorsa, ibadet çeşitlerini Allah'tan başkasına yönlendirmiyorsa, bütün ilahları, ibadet edilenleri de inkar edebiliyorsa işte bu insan Lailaheillallah'ı ağzı ile söylemiş fiili ile ameli de bunu onaylamıştır. Bunun dışında olan insanlar ise Mekkeli müşrikler gibi Allah'a iman ettiklerini zanneden fakat ibadeti Allah'tan başkasına çevirdiklerinden dolayı Allah'ın kendilerini 'Müşrikler' diye isimlendirdiği insanlardır. Arkadaşlarımız bize: 'Herkes Müslüman, La ilahe illallah diyenlerin hepsi Allah'a ibadet ediyor, Allah'tan başkasına ibadet etmek diye bir mefhum var mıdır?' diye bir söz söyleyebilir, zaten büyük musibet ibadetin ne manaya geldiğini anlamayışınızdan dolayıdır. Allah'ın yanında acaba ibadet nedir?

Allah subhanehu ve teâlâ ayette şöyle buyuruyor:

"Bana dua ediniz ki, size icabet edeyim, o benim ibadetimden yüz çevirenler var ya cehenneme küçültülmüş bir şekilde gireceklerdir." (Mü'min 60)

Bu gibi ayetlerde Allah subhanehu ve teâlâ duayı ibadet diye isimlendiriyor. O zaman sadece namaz ve oruç ibadet değilmiş, dua da bir ibadetmiş. Bunun da sadece Allah'a subhanehu ve teâlâ yapılması lazımdır.

Bugün soralım:

Acaba 'La ilahe illallah' diyenlerin hepsi yalnızca Allah'a mı ibadet etmişlerdir?

Bugün bakın birçok insan 'La ilahe illallah' demesine rağmen Allah'ın dışında binlerce ilaha ibadet ediyor. Sıkıştığı zaman 'Medet ya Abdulkadir Geylani' diyor 'Ey felan veli beni kurtar' diyor veya sınava girecek 'Ey falan efendi bana yardım et' diyor.!!

Sizce bu insan sadece Allah'a mı dua edip, ibadet etmiştir?

Bu insan ne kadar Müslüman olduğunu söylese de 'La ilahe illallah'ın temel manasını olan Allah'a ibadeti Allah'tan başka bir yöne çevirmiştir.

Bir sonraki yazımızda kaldığımız yerden devam etmek temennilerimizle...

Davamızın sonu Allah'a hamd etmektir.

Bu Sayfayı Paylaş :