Loader
Küfrün Karanlıklarından, Vahyin Aydınlığına...

Terk Edilmiş Sünnetler: Dünyada Yolcu Gibi Olmak Emre ACAR

2017-04-20

 

Dünyayı geçici, ahireti baki kılan Allah'a hamdolsun. Dünya da garip bir yolcu olan, dünya süsüne ve aldatmasına boyun eğmeyen Rasûlullah'a salât ve selam olsun.

Değerli kardeşim! Bu ayki yazımızda Peygamberimizin dünyaya olan muamelesini ve bu konuda bizlerin durumunu yazmaya çalışacağız. Rabbim bizleri muvaffak olanlardan kılsın. Âmin.

Peygamberimiz: "Rabbim! Dünyanın fitnesinden sana sığınırım." diyerek dünya süsünden ve onun aldatmasından, her namazın ardında Rabbine sığınırdı.

Dünya nimetlerinin geçici olduğuna inanır, bütün zamanını ve bedenini onu elde etmek için harcamazdı. Geçici olana değil, baki olana yatırım yapmanın kurtuluş olduğuna inanırdı. Günün bir bölümünde yaşamını devam ettirecek zaruri ihtiyaçlarını elde eder, geri kalan vaktinde ise, Rabbine olan kulluğunu, kendisine yüklenilen görev ve sorumluluklarını yerine getirirdi.

Dünyanın, kadifenin, paranın kulu olanlar için "…onlarla beraber helak olsunlar…" diye beddua eder ve en nefret ettiği şeylerin bunlar olduğunu ashabına öğretirdi. Dünyaya dair elinde, küçük bir evi, evinin içinde hasırı ve birkaç tabak-çanağı vardı. Dünyaya dair ihtiyaç fazlası elinde bir şey olursa biriktirmez, bilakis Rabbine onun hesabını vermekten, onun ahirette azap olmasından korkar, elindeki malı, parayı infak ederdi.

Bir keresinde, namazı bitirdi ve hemen cemaatin üzerinden atlayarak hızlı bir şekilde evine gitti ve çok geçmeden geri geldi. Ashabı kiram; Peygamberimize neden dolayı hızlı bir şekilde gidip geldiğini sorduğu zaman Peygamberimiz: "Evimde altın vardı. Onları infak etmeden ölmekten korktum." buyurdu.

Peygamberimiz günün birinde bütün insanlar gibi öleceğini bilir ve dünyada garip/gelip geçici bir insan olarak yaşardı. Bu sebeple ne dünyaya yatırım yapar ne ondan bir şeyler alır ne de ona bir şeyler verirdi. İsteseydi krallar gibi rahat ve konfor içinde yaşayabilirdi.

Sahabeler gelip:

"Ya Rasûlullah! Krallar ipek döşeklerde ve yastıklarda yatıyorlar. Sen ise hasırda yatıyorsun. Sana da onlardan hazırlayalım." diye teklifte bulundular. Fakat Peygamberimiz kabul etmedi.

Peygamberimizin, dünyadan toprak tapulama, büyük miraslar bırakma gibi bir uğraşı olmadı. Bilakis ona bakanlar onun gelip geçici yolcu olduğunu zannederdi. Ashabına da garip bir yolcu olarak yaşamalarını emretti.

İbni Ömer radıyallahu anh anlatıyor:

"Rasûlullah benim iki omuzumu tuttu ve: 'Dünyada sanki bir garip veya bir yolcu gibi ol ve kendini kabir ehlinden gör' buyurdu." [1]

Evet Kardeşim!

Kısa ve öz olarak bu yazdıklarımız, Peygamberimizin dünya ile olan ilişkisi ve yaşantısıdır. Peygamberimizin bu yaşantısı dünyaya karşı ilişkilerimizde bizim için en güzel örnektir.

Peki, onun ümmeti olarak, bizlerin dünyaya karşı muamelesi nasıldır? Peygamberimizin sünnetine tâbi olanlardan mıyız? Yoksa dünyanın süsüne aldananlardan mı?

Peygamberimiz bir gün evimize ziyarete gelseydi, acaba Peygamberimizi hangi odamızda ağırlardık? 3-4 milyara aldığımız, bütün görüntüsüyle dünya süsünü andıran koltuklu odalarda mı? Yoksa hasır ve birkaç minderden oluşan odalarda mı?

Peygamberimiz evimizde uyumak isteseydi hangi odamızda dinlenmesini isterdik? 5-6 milyara aldığımız uyudukça uykumuzu artıran, yattıkça sabah namazını kaçırtan ve bunlarla beraber dünya süsü olan yatak odası takımında mı? Yoksa bir minder üzerinde mi uyumasını sağlardık?

Peygamberimiz evimizde yemek, yemeyi isteseydi, milyar paralarla aldığımız yemek masalarında, görüntüsü ve süsü ile gözleri boyayan tabak-çanaklarda mı yemek ikram ederdik? Yoksa sade olan yer sofrasında mı yemek ikram ederdik?

Kardeşim! Anlatmak istediğimiz şey şudur: Peygamberimiz bunlardan hangisini görseydi, bizleri, "Bu dünya malıdır, onun süsü ve fitnesi sizi aldatmasın." diye uyarırdı. Peygamberimiz, şu an burada olmasa da bizim hâlimiz ortadır.

Ev, araba, elbise, koltuk takımı, yatak odası takımı, yemek takımı, mutfak takımları, halı çeşitleri vb. hepsi hayat listemizin olmazsa olmazlarıdır. Bunları elde edebilmek için günümüzün 12 veya 14 saatini harcıyoruz. Yaşantımız bizi garip ve yolcu olarak vasfetmiyor. Sanki bu dünya ebedi bir hayat, biz de ebedi olarak burada kalacakmışız gibi yaşıyoruz.

Oysa 'Bir gün bu dünyadan ayrılacağım, bunları elde etmeme gerek yoktur. Vakit en büyük sermayemdir. Bu sermayemi ahireti kazanmak için kullanayım' diyerek aslında şu hadisi yaşamalıydık;

"Dünyada sanki bir garip veya bir yolcu gibi ol ve kendini kabir ehlinden gör." [2]

Dünyada garip olmak veya bir yolcu olmak ne manaya gelir?

Değerli kardeşim! Bu hadisi şerifte Peygamberimiz, az kelamıyla bizlere çok şey anlatmıştır. Öğrendiğimiz kadarıyla bu hadis-i şerifin ifade ettiği manaları yazmaya çalışacağız. Rabbim hepimize amel etmeyi nasip etsin. (Allahumme âmin)

Hadis-i şerifte geçen 'Garip' kelimesinden kast edilen mana şudur; garip, gurbette olan, vatanından uzaklaşmış kişi demektir.

Peki, yolculuğa çıkan ve garip olan insan dünyaya karşı nasıl davranır ki Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bizlerden garip-yolcu olmamızı istemiştir?

■ Yolcu olan insan, fazla eşya almaz. Örneğin, iki elbise, yolculuğu boyunca yeterli ise daha fazlasını almaz. Ta ki yolculuğunu hafif ve rahat bir şekilde geçirsin.

■ Yolcu olan insan, gideceği yerde ve yolda faydalı olacak, en çok ihtiyaç duyacağı şeyleri alır. Faydası olmayan ve ihtiyaç duymadığı şeyleri almaktan azami derecede kaçınır.

Bizler de ahirete giden bir yolcuyuz. Aldığımız eşyalara bakmamız gerekiyor. Faydalı veya ihtiyacımız olanları mı alıyoruz? Yoksa muhasebesiz ve ölçüsüz bir donanıma mı sahibiz?

Kendisine doğru yolculuk yaptığımız yer ahiret yurdudur. Ve ahiret yurdunda ne mal ne de evlat fayda verir. Ancak iman, takva, salih amel, ihlas fayda verir. Bunları mı azık olarak yanımıza aldık? Yoksa sadece yük olan dünya malını mı?

Selman-ı Farisi'nin dediği gibi: 'O gün yükü az olan, kurtuldu.'

■ Yolcu olan insan, kendisini yoldan alıkoyacak boş şeylerden yüz çevirir. Yani her tesiste konaklamaz. Oralarda gezerek, eğlenerek vaktini öldürmez. Yolcu olduğunu bilir, gideceği yere kısa zamanda varmayı hedefler.

Ahiret yolculuğuna çıkan bizler de, dünyada boş ve bizi ilgilendirmeyen şeylerden uzaklaşmamız gerekir. Peygamberimizin de buyurduğu gibi "Kişiyi ilgilendirmeyen şeyleri terk etmesi onun İslam'ın güzelliğindendir."

Boş şeylerden kastımız, insana ne cenneti kazandıran ne de cehennemden uzaklaştıran faydasız amellerdir.

■ Yolcu olan insan, yolculukta refakat edecek iyi arkadaşlar seçer ve onlarla yolculuk yapar. Yolda kendisine zarar verecek, yapması gereken görevlerden alıkoyacak kötü kişileri, yol arkadaşı edinmez.

Ahiret yolcusu olan bizler, kendimize Rabbimizi hatırlatan, yanlış yaptığımızda nasihatle irşat eden, boş konuşmayan, gıybet yapmayan, Rabbimize ve insanlara sözlerinde, fiillerinde sadık olan insanları dost edinmemiz gerekir.

■ Yolcu olan insan, gideceği yere emniyetli ve temiz olan yollardan gider. Bunun için, düzgün, emniyetli yolları tarif eden, emin rehberleri, rehber olarak kabul eder.

En güvenilir yol ve rehber Kur'an ve Sünnettir. Onun dışındaki bütün yollar ve rehberler tehlikelidir.

Ahiret yolcusu olan bizler, kendimize sadece Kur'an ve Sünneti yol ve rehber edinmeliyiz. Âlimlerin, vakıanın, örfün, ataların vb. Kur'an'dan uzaklaşmış kişilerin yolundan gitmemeye ve onları rehber edinmemeye dikkat etmeliyiz. Bu yol kesiciler yanlış yola sevk eder ve yol bitiminde insanı hüsrana götürürler.

■ Yolcu olan insan, işaret levhalarına çok dikkat eder ve o işaretler doğrultusunda yoluna devam eder. Bu levhalar sayesinde nerede ineceğini, nerede duracağını, nerede dinleneceğini ve nerede nasıl tedbir alacağını bilir. Bu sebeple güvenli ve rahat bir yolculuk yapar.

Ahiret yolcusu olan bizler için, bazen musibetler bazen nimetler bazen imtihanlar bazen de tarih levhadır. Bunlardan çıkardığımız ders ve ibretlerle yolumuza yön vermeliyiz.

■ Yolcu olan kişi, işlerini hemen halleder ve memleketine döner. Çünkü yapacağı şeyleri ertelemesi onun yolculuğunu uzatacaktır.

Aynı şekilde, ahiret yolculuğuna çıkan bizler de, salih amelleri yapmada karanlık dönem gelmeden acele etmeliyiz. İbni Ömer'in dediği gibi:

"Akşama ulaştığında sabahı gözetme, sabaha kavuştuğunda da akşamı bekleme. Sağlıklı anlarında hastalık zamanın için, hayatın boyunca da ölümün için tedbir al." [3]

Değerli kardeşim! İşte yolcu olan kişi, bunlara dikkat ederek yolculuk yapar. Bizler de ahiret yolcusu olarak; yolumuzu, rehberimizi, levhamızı, azığımızı, yol arkadaşımızı, amellerdeki acele edişimizi gözden geçirmeliyiz. Yolculuğumuzu zedeleyecek herhangi bir yanlışa, olumsuzluğa rastlar isek onu hemen tedavi etmeliyiz. Ki yolculuğumuz sağlıklı ilerlemiş olsun.

Rabbim bizleri bu dünyada gariplerden, yolcu olanlardan eylesin. Dünyaya kulluk eden, vaktini onu kazanmaya harcayan kullardan kılmasın. Allahumme amin.

Davamızın sonu âlemlerin Rabbine hamd etmektir.

Bir sonraki yazımızda görüşme ümidi ile…

 

 

[1]       .   Buhari

 

[2]       .   Buhari

 

[3]       .   Buhari

 

Bu Sayfayı Paylaş :