Loader
Küfrün Karanlıklarından, Vahyin Aydınlığına...

Terk Edilmiş Sünnetler; Namaz İçinde Dua Etmek Emre ACAR

2016-10-19

 

Değerli kardeşim! Seninle terk edilmiş sünnetleri tekrardan canlandırma ve eski konumuna kavuşturma mücadelesi veriyoruz. Biliyorsun ki, şeytanlaşmış toplumun bize verdiği en büyük zarar da budur, sünnetten uzaklaştırmak…

Bir toplum dinî önderinin sünnetini terk ediyorsa, Rabbine olan kulluğunda problem yaşar. Böyle bir kişinin, iman ve takva gücüne ulaşması, davasında sebat etmesi ve nefsi duygularından uzaklaşıp bu iman üzere ölmesi zordur. Bugün nefsini tağutlaştırmış insanların, sünnet ve sahabeler üzerinde tuzaklar ve şüpheler üretmelerinin, sünnette toplumun kafalarını karıştırmalarının sebebi de budur. Hedefleri, nefsinin isteklerine göre hareket eden inançsız ve amelsiz bir toplum oluşturmaktır.

Peygamberimizin sünnetine böyle bir savaş başlatılmış ise Müslümanlar olarak bizler de azı dişlerimiz ile sünnete yapışmalıyız. Birkaç sünnetle kulluğumuzu ifa etmemeliyiz. Hayatımızın her alanını kuşatıncaya, terk edilmiş değerler canlanıncaya ve bunun üzerine ölünceye kadar sünnete dört el ile sarılmalıyız. Ki Rabbimizin sevgisini elde ettiğimiz gibi, sünnet düşmanlarına da hadlerini bildirmiş olalım.

Evet kardeşim! Azı dişlerimiz ile yapışmamız gereken fakat terk ettiğimiz sünnetlerden bir tanesi de namaz içinde ve sonrasında dua etmek…

Namaz, duadır. Tekbir getirdiğimiz andan selam verinceye kadar Rabbimize dua etmekteyiz namazda. Rasûlullah namaz içinde birçok yerde dua etmiştir.

Peki, Rasûlullah Namaz İçinde Nerelerde ve Nasıl dua Ederdi?

İftitah Tekbirinden Sonra Dua Etmek

Rasûlullah iftitah tekbirinden sonra şu duaları yapardı;

اَللَّهُمَّ بَاعِدْ بَيْنِي وَبَيْنَ خَطَايَايَ كَمَا بَاعَدْتَ بَيْنَ الْمَشْرِقِ وَالْمَغْرِبِ، اَللَّهُمَّ نَقّنِي مِنْ خَطَايَايَ كَمَا يُنَقَّى الثَّوْبُ الأَبْيَضُ مِنَ الدَّنَسِ، اَللَّهُمَّ اغْسِلْنيِ مِنْ خَطَايَايَ بِالثَّلْجِ وَالْمَاءِ وَالْبَرَدِ.

"Allah'ım! Doğu ve batının arasını uzaklaştırdığın gibi, beni de günahlarımdan uzaklaştır. Allah'ım! Beyaz elbisenin kirden temizlendiği gibi, beni de günahlarımdan temizle. Allah'ım! Beni günahlarımdan kar, su ve dolu ile arındır (temizle)." (Buhari)

وَجَّهْتُ وَجْهِيَ لِلَّذِي فَطَرَ السَّـمَاوَاتِ وَالأَرْضَ حَنِيفاً وَمَا أَنَا مِنَ الْمُشْرِكِينَ، إِنَّ صَلاَتِي، وَنُسُكِي، وَمَحْيَايَ، وَمَمَاتِي لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ، لاَ شَرِيكَ لَهُ وَبِذَلِكَ أُمِرْتُ وَأَنَا مِنَ الْمَسْلِمِينَ. اَللَّهُمَّ أَنْتَ الْمَلِكُ لاَ إِلَهَ إِلاَّ أَنْتَ. أَنْتَ رَبِّي وَأَنَا عَبْدُكَ، ظَلَمْتُ نَفْسِي، وَاعْتَرَفْتُ بِذَنْبِي، فَأغْفِرْ ليِ ذُنُوبِي جَمِيعاً إِنَّهُ لاَيَغْفِرُ الذُّنُوبَ إِلاَّ أَنْتَ. وَاهْدِنِي ِلأَحْسَنِ اْلأَخْلاَقِ لاَ يَهْدِي لأَحْسَنِهَا إَلاَّ أَنْتَ، وَاصْرِفْ عَنِّي سَيِّئَهَا، لاَيَصْرِفُ عَنِّي سَيِّئَهَا إِلاَّ أَنْتَ، لَبَّيْكَ وَسَعْدَيْكَ، وَالْخَيْرُ كُلُّهُ بِيَدَيْكَ، وَالشَّرُّ لَيْسَ إِلَيْكَ، أَنَا بِكَ وَإِلَيْكَ، تَبَارَكْتَ وَتَعَالَيْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ.

"Yüzümü, hakka yönelerek, gökleri ve yeri yaratana çevirdim ve ben, O'na ortak koşanlardan değilim. Benim namazım, kurbanım, hayatım ve ölümüm, âlemlerin Rabbi Allah içindir. O'nun ortağı yoktur. Ben bununla emrolundum ve ben Müslümanlardanım. Allah'ım! Melik sensin, senden başka hak ilah yoktur. Sen benim Rabbimsin ve ben de senin kulunum. Nefsime zulmettim. Günahımı itiraf ettim. Bundan dolayı bütün günahlarımı bağışla. Zira günahları ancak sen bağışlarsın. Beni, ahlâkın en güzeline erdir. Onun en güzeline ancak sen erdirirsin. Ahlâkın kötüsünden de beni uzaklaştır. Zirâ kötüsünden ancak sen uzaklaştırırsın. Buyur, Allah'ım buyur! Hayrın hepsi, senin iki elindedir. Şer, sana nisbet edilemez. Sana sığınır ve sana dönerim. Sen, mübarek ve yücesin. Senden bağışlanma diler ve sana tevbe ederim." (Müslim)

Rükû ve Sonrasında Dua Etmek

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem rükuda da şu duaları yapardı:

سُبْحَانَ رَبِّيَ الْعَظِيمِ.

"Üç kere: 'Çok yüce Rabbimi tüm noksanlıklardan tenzih ederim.' " (Sünen Sahipleri)

سُبْحَانَكَ اللَّهُمَّ رَبَّنَا وَبِحَمْدِكَ اللَّهُمَّ اغْفِرْ ليِ.

"Rabbimiz olan Allah'ım! Sana hamd ederek, seni tüm noksanlıklardan tenzih ederim. Allah'ım! Beni bağışla." (Buhari)

سُبُّوحٌ، قُدُّوسٌ، رَبُّ الْمَلاَئِكَةِ وَالرُّوحِ.

"Rüku ve secdem, tüm noksanlıklardan, ortak edinmekten, ulûhiyete ve yaratana lâyık olmayan şeylerden uzak ve temiz olan, meleklerin ve Ruh'un (Cebrail'in) Rabbi (Allah) içindir." (Müslim)

اَللَّهُمَّ لَكَ رَكَعْتُ، وَبِكَ آمَنْتُ، وَلَكَ أَسْلَمْتُ، خَشَعَ لَكَ سَمْعِي وَبَصَرِي وَمُخِّي وَعَظْمِـي وَعَصَبِي، وَ مَا اسْتَقَلَّ بِهِ قَدَمِي.

"Allah'ım! Sadece sana rüku ettim. Sana iman ettim ve sana teslim oldum. Kulağım,gözüm, beynim, kemiğim, sinirim ve ayağımın taşıdığı (bedenim) sana boyun eğdi." (Müslim)

Rükudan sonra şu duaları yapardı:

سَمِعَ اللهُ لِمَنْ حَمِدَهُ.

"Allah, kendisine hamd edenin hamdini işitip kabul etti." (Buhari)

رَبَّنَا وَلَكَ الْحَمْدُ، حَمْداً كَثِيراً طَيِّباً مُبَارَكاً فِيهِ.

"Rabbimiz! Riyâdan uzak ve bereketi kesilmeyen çokça hamd, yalnızca sanadır." (Buhari)

مِلْءَ السَّمَاوَاتِ وَمِلْءَ الأَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَا، وَمِلْءَ مَا شِئْتَ مِنْ شَيْءٍ بَعْدُ، أَهْلَ الثَّنَاءِ وَالْمَجْدِ، أَحَقُّ مَا قَالَ الْعَبْدُ. وَكُلُّنَا لَكَ عَبْدٌ. اَللَّهُمَّ لاَ مَانِعَ لِمَا أَعْطَيْتَ، وَلاَ مُعْطِيَ لِمَا مَنَعْتَ، وَلاَ يَنْفَـعُ ذَا الْجَدِّ مِنْكَ الْجَدُّ.

"Gökler dolusu, yerle gökler arasındaki mesafe dolusunca ve bundan sonra dilediğin şeyler dolusunca (hamd yalnızca sanadır) ey övgü ve şeref sahibi! Bir kulun -ki hepimiz senin kulunuz- söylediği şu söze en lâyık olan sensin: Allah'ım! Senin verdiğine engel olacak, senin engel olduğunu da verecek hiç kimse yoktur. Makam sahibinin sahip olduğu şeyler, senin yanında kendisine hiçbir fayda vermez." (Müslim)

Secdede Dua Etmek

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem secdede şu duaları yapardı:

سُبُّوحٌ، قُدُّوسٌ، رَبُّ الْمَلاَئِكَةِ وَالرُّوحِ

"Rüku ve secdem, tüm noksanlıklardan, ortak edinmekten, ulûhiyete ve yaratana lâyık olmayan şeylerden uzak ve temiz olan, meleklerin ve Ruh'un (Cebrail'in) Rabbi (Allah) içindir." (Müslim)

اَللَّهُـمَّ لَكَ سَجَدْتُ وَ بِكَ آمَنْتُ، وَ لَكَ أَسْلَمْتُ، سَجَدَ وَجْهِيَ لِلَّذِي خَلَقَهُ، وَ صَوَّرَهُ، وَشَقَّ سَمْعَهُ وَبَصَرَهُ، تَبَارَكَ اللهُ أَحْسَنُ الْخَالِقِيَن.

"Allah'ım! Yalnızca sana secde ettim, sana iman ettim ve sana teslim oldum. Yüzüm; kendisini yaratan ve ona şekil veren, onda göz ve kulak açan (Allah)a secde etti. Takdir eden ve şekil verenlerin en güzeli olan Allah'ın bereketi pek çoktur." (Müslim)

اَللَّهُمَّ اغْفِرْ ليِ ذَنْبِي كُلَّهُ، دِقَّهُ وَجِلَّهُ، وَأَوَّلَهُ وَآخِرَهُ، وَعَلانِيَتَهُ وَسِرَّهُ.

"Allah'ım! Günahlarımın hepsini; azını ve çoğunu, ilkini ve sonunu, âşikarını ve gizlisini bağışla." (Müslim)

اَللَّهُمَّ إِنيِّ أَعُوذُ بِرِضَاكَ مِنْ سَخَطِكَ، وَ بِمُعَافَاتِكَ مِنْ عُقُوبَتِكَ وَ أَعُوذُ بِكَ مِنْكَ لاَ أُحْصِي ثَنَاءً عَلَيْكَ أَنْتَ كَمَا أَثْنَيْتَ عَلَى نَفْسِكَ.

"Allah'ım! Gazabından rızana, cezalandırmandan affına; senden yine sana sığınırım. Sana olan övgüleri sayamam. Sen, kendini övdüğün gibisin." (Müslim)

İki Secde Arasında Dua Etmek

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem iki secde arasında şu duaları yapardı:

رَبِّ اغْفِرْ ليِ، رَبِّ اغْفِرْ ليِ.

"Rabbim! Beni bağışla. Rabbim! Beni bağışla." (Ebu Davud)

اَللَّهُمَّ اغْفِرْ ليِ، وَارْحَمْنِي، وَاهْدِنِي، وَاجْبُرْنِي، وَعَافِنيِ وَ ارْزُقْنيِ، وَارْفَعْنيِ.

"Allah'ım! Beni bağışla, bana merhamet et, beni doğru yola ilet, beni ıslah eyle, bana afiyet ver, bana rızık ver ve beni yücelt." (Sünen Sahipleri)

Selamdan Vermeden Önce Dua Etmek

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem selam vermeden önce şu duaları yapardı:

اَللَّهُمَّ إِنَّي أَعُوذُ بِكَ مِنْ عَذَابِ الْقَبْرِ، وَأَعُوذُ بِكَ مِنْ فِتْنَةِ الْمَسِيحِ الدَّجَّالِ، وَأَعُوذُ بِكَ مِنْ فِتْنَةِ الْمَحْيَا وَالْمَمَاتِ. اَللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنَ الْمَأْثَمِ وَالْمَغْرَمِ.

"Allah'ım! Kabir azabından sana sığınırım. Mesih Deccâl fitnesinden sana sığınırım. Hayat ve ölüm fitnesinden sana sığınırım. Allah'ım! Günah ve borçtan sana sığınırım." (Müslim)

اَللَّهُمَّ إِنِّي ظَلَمْتُ نَفْسِي ظُلْماً كَثِيراً، وَلاَ يَغْفِرُ الذُّنوُبَ إِلاَّ أَنْتَ، فَاغْفِرْ ليِ مَغْفِرَةً مِنْ عِنْدِكَ وَ ارْحَمْنِي إِنَّكَ أَنْتَ الْغَفُورُ الرَّحِيمُ.

"Allah'ım! Ben nefsime çok zulmettim. Günahları ancak sen bağışlarsın. Katından bir mağfiretle beni bağışla ve bana merhamet eyle. Şüphesiz sen, çok bağışlayan ve çok merhamet edensin." (Müslim)

اَللَّهُمَّ اغْفِرْ ليِ مَا قَدَّمْتُ، وَ مَا أَخَّرْتُ، وَ مَا أَسْرَرْتُ، وَ مَا أَعْلَنْتُ، وَ مَا أَسْرَفْتُ، وَ مَا أَنْتَ أَعْلَمُ بِهِ مِنِّي، أَنْتَ الْمُقَدِّمُ، وَ أَنْتَ الْمُؤَخِّرُ لاَ إِلَهَ إِلاَ أَنْتَ.

"Allah'ım! İşlediğim günahları, yapmam gerekip de yapmadığım ibadetleri, gizli ve aşikâr işlediğim günahları, haddi aştığım ve benden daha iyi bildiğin tüm günahları bağışla. Dilediğini kendine itaatte öne alansın, dilediğini de bundan geciktirensin.Senden başka hak ilah yoktur." (Müslim)

Selamdan Sonra Dua Etmek

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem selamdan sonra şu şekilde dua yapardı:

أَسْتَغْفِرُ اللهَ (ثَلَاثًا) اَللَّهُمَّ أَنْتَ السَّـلاَمُ، وَمِنْكَ السَّـلاَمُ، تَبَارَكْتَ يَا ذَا الْجَـلاَلِ وَالإِكْرَامِ.

Üç kere: "Allah'tan mağfiret dilerim. Allah'ım! Sen Selam'sın (tüm noksanlıklardan uzaksın), selamet sendendir (selameti veren de, vermeyen de sensin). Ey azamet ve ikram sahibi! Senin bereketin pek çoktur." (Müslim)

Sonra şunları okurdu:

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحيمِ

قُل هُوَ ٱللَّهُ أَحَدٌ٬ ٱللَّهُ ٱلصَّمَدُ٬ لَم يَلِد وَلَم يُولَد٬ وَلَم يَكُن لَّهُ كُفُوًا أَحَدُ. [سورة الإخلاص]

"Bismillahirrahmanirrahim 'De ki: O Allah birdir. Allah Samed'dir, (her şeyden müstağnidir ve her şey O'na muhtaçtır). O doğurmamış ve doğmamıştır. Hiçbir şey O'na denk değildir.' "

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحيمِ

قُل أَعُوذُ بِرَبِّ ٱلفَلَقِ٬ مِن شَرِّ مَا خَلَقَ٬ وَمِن شَرِّ غَاسِقٍ إِذَا وَقَبَ٬ وَمِن شَرِّ ٱلنَّفَّٰثَٰتِ فِي ٱلعُقَدِ٬ وَمِن شَرِّ حَاسِدٍ إِذَا حَسَدَ. [سورة الفلق]

"Bismillahirrahmanirrahim 'De ki: Yarattıklarının şerrinden,bastırdığı zaman karanlığın şerrinden, düğümlere üfleyen büyücülerin şerrinden, hased ettiği zaman hasetçilerin şerrinden, tan yerini ağartan Rabbe sığınırım.' "

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحيمِ

قُل أَعُوذُ بِرَبِّ ٱلنَّاسِ٬ مَلِكِ ٱلنَّاسِ٬ إِلَٰهِ ٱلنَّاسِ٬ مِن شَرِّ ٱلوَسوَاسِ ٱلخَنَّاسِ٬ ٱلَّذِي يُوَسوِسُ فِي صُدُورِ ٱلنَّاسِ٬ مِنَ ٱلجِنَّةِ وَٱلنَّاسِ. [سورة الناس]

"Bismillahirrahmanirrahim 'De ki: İnsanlar ve cinlerden olup insanların göğüslerine vesvese veren o sinsi vesvesecinin şerrinden, insanların Rabbi, insanların hükümdarı ve insanların ilahı olan Allah'a sığınırım.' "

اَللّٰهُ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَ اَلْحَيُّ الْقَيُّومُ لَا تَأْخُذُهُ سِنَةٌ وَلَا نَوْمٌ لَهُ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَمَا فِي الْاَرْضِ مَنْ ذَا الَّذي يَشْفَعُ عِنْدَهُٓ اِلَّا بِاِذْنِه يَعْلَمُ مَا بَيْنَ اَيْديهِمْ وَمَا خَلْفَهُمْ وَلَا يُحيطُونَ بِشَيْءٍ مِنْ عِلْمِه اِلَّا بِمَا شَٓاءَ وَسِعَ كُرْسِيُّهُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَ وَلَا يَؤُدُهُ حِفْظُهُمَا وَهُوَ الْعَلِيُّ الْعَظيمُ. [سورة البقرة الآية : 255]

"Allah, O'ndan başka hak ilah olmayan, kendisini uyuklama ve uyku tutmayan, Hayy, Kayyûm'dur (yaptıklarınızı her an gözetleyendir). Göklerde ve yerde ne varsa O'nundur. O'nun izni olmadan katında şefaat edecek kimdir? Onların işlediklerini, işleyeceklerini bilir. O'nun dilediğinden başka ilminden hiçbir şeyi kavrayamazlar. Kürsüsü gökleri ve yeri kuşatmıştır. Göklerin ve yerin gözetilmesi O'na ağır gelmez. O yücedir, büyüktür."

Sonra şunu söylerdi:

سُبْحَانَ اللهِ، وَالْحَمْدُ ِللهِ، وَاللهُ أَكْبَرُ (ثَلاَثاً وَثَلاَثِينَ)، لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ وَحْدَهُ لاَشَرِيكَ لَهُ، لَهُ الْمُلْكُ، وَلَهُ الْحَمْدُ، وَهُوَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ.

(33 kere) "Subhânallah. Elhamdulillah. Allahu Ekber (yüzüncü de şunu söylerdi:) Allah'tan başka hak ilah yoktur. O, birdir ve ortağı yoktur. Mülk O'nundur. Hamd da O'nadır. O, her şeye gücü yetendir." (Müslim)

Rasûlullah selamdan sonra yapılan bu dualar için şu müjdeyi verir:

"Her kim bunu her namazın ardından okursa cennete girmesiyle arasında ancak ölümü kalır." (Nesai)

"Her namazın arkasından böyle söyleyenin günahları, deniz köpüğü kadar bile olsa affedilir." (Müslim)

Değerli kardeşim! Yukarıda zikrettiğimiz yerlerin hepsinde yazdığımız ve yazmadığımız daha farklı duaları Peygamberimiz yapmıştır. Peygamberimizin sünnetine yapışmak ve namazımızı daha güzel hâle getirmek için bu duaları yapmaya önem göstermeliyiz.

Peki, bunların arasında Peygamberimizin duasını çoğalttığı, ümmetine çoğaltmasını söylediği yer neresidir?

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurur:

''Kulun Rabbine en yakın olduğu hâl secde hâlidir. İşte bu sebeple secdede çok dua etmeye bakın!'' (Müslim, Salât 215)

Bu hadis-i şerif namaz içinde duayı nerede yapmamız ve çoğaltmamız gerektiğini göstermektedir. Çünkü secde hâli, kulun Rabbine en yakın olduğu yerdir. Rabbimizle baş başa kaldığımız, şah damarımızdan ve kalbimizden daha yakın olduğu secde anında Rabbimize dua etmeliyiz. Böylelikle umulur ki Rabbimiz duamızı kabul eder.

Allah subhanehu ve teâlâ şöyle buyurur:

"Kullarım sana beni sorduğunda (söyle onlara) ben onlara çok yakınım. Bana dua ettiği vakit dua edenin dileğine karşılık veririm. O hâlde (kullarım da) benim davetime uysunlar ve bana inansınlar ki doğru yolu bulabilsinler." (2/Bakara, 186)

Hakeza Allah dünya semasına inip kullarına yakınlaştığı zaman kullarından dua yapmasını istemektedir.

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:

"Rabbimiz her gece, gecenin son üçte biri kaldığı zaman dünya semasına iner ve: Bana kim dua eder ki, onun duasını kabul edeyim! Benden kim bir hacetini ister ki, ona dileğini vereyim! Benden kim mağfiret ister ki, ona mağfiret edeyim!' buyurur."

Bunların arasında kulun Allah'a en yakın olduğu yer secde ânı olması sebebi ile Müslümanlar burada çokca dua yapmalıdırlar. İhtiyaçlarını, sıkıntılarını ve taleplerini burada dile getirmelidirler. Umulur ki Rabbimiz duamıza icabet eder.

Rabbimizden talebimiz bizleri ihlaslı kullarından kılmasıdır. Zorlukta ve kolaylıkta, fakirlikte ve zenginlikte, hayatın her alanında Rabbine yönelen ve her şeyini O'ndan talep eden kullarından eylemesidir.

 

Bu Sayfayı Paylaş :