Loader
Küfrün Karanlıklarından, Vahyin Aydınlığına...

Üçüncü Mana: Kâfirlere Ve Batıl Ehline Meyletmek! Çeviri MAKALE

2013-12-01

 

Allah subhanehu ve teâlâ şöyle buyuruyor:

"Neredeyse seni bile, sana vahyettiğimizden başkasını bize karşı uydurasın diye fitneye düşüreceklerdi. O takdirde seni dost edineceklerdi. Ve eğer biz sana sebat vermemiş olsaydık, onlara az kalsın biraz meyledecektin. O takdirde biz sana hayatın da kat kat (azab)ını ölümün de kat kat (azab)ını tattıracaktık. Sonra bize karşı hiç bir yardımcı bulamayacaktın." (17/İsra, 73-75)

Bu ayetin iniş sebebi hakkında ihtilaf edilmiştir.

'Nebi tavaf yaptığında Haceru'l Esved'i eliyle mesh ederdi. Kureyş ehli onu engelleyerek 'Bizim ilahlarımıza parmaklarının uçlarıyla olsa da el sürmeden, Haceru'l Esved'i ellemene asla müsade etmeyeceğiz' dediler. Peygamber ise şöyle dedi: "Haceru'l Esved'i ellememe müsaade etmeleri için onların ilahlarını ellememde benim için bir beis yok. Zaten Allah benim onları sevmediğimi/kerih gördüğümü biliyor.' "

Şeyh Şankıti rahimehullah ayetin iniş sebebi hakkında bazı sözleri aktardıktan sonra şöyle der: 'Ayetin iniş sebebi hakkında diğer görüşler de bulunmaktadır. Ne olursa olsun, burada ayetin indiği sebeplere değil, lafızların umumuna/geneline itibar edilir. Ayetin anlamı da 'Kâfirler onu az kalsın fitneye düşüreceklerdi' şeklindedir. Yani, buna (fitneye düşürmeye) iyice yaklaştılar. 'Fitneye düşüreceklerdi' sözünün manası da, 'Sana vahyettiğimiz şeylerden seni saptırıp, vahyetmediğimiz başka şeyleri bize iftira etmeni sağlayacaklardı' şeklindedir.

İlim ehlinden bir kısmı şöyle demişlerdir: 'Onlar bu duruma hakikatte değil, kendi zanlarınca yaklaştılar.'

Yine şöyle denilmiştir: 'Bunun manası, Nebi onların İslam'a girmesini çok istediğinden ve onların İslam'ına sebep olması için istedikleri bazı şeylerde onlara uymayı bir an aklından geçirdi.' ' (Edvau'l Beyan, 3/619)

Şevkani rahimehullah Fethu'l Kadir isimli eserinde şöyle der: ' "Onlara az kalsın meyledecektin" ayetinin manası, onlara meylin en aşağısı ile yaklaşmaktır. Ayette geçen 'rukun' kelimesi de meylin en basitidir. Bu yüzden ayette 'şey'en qalilâ/az bir şey' ifadesi geçmektedir. Fakat Nebi ismet sıfatının farkına vardı ve bu da onu onlara meyletmeden ziyade, bunun en alt mertebesine dahi yaklaşmasını engellemiştir. Sonrasında ise Allah subhanehu ve teâlâ ona şiddetli bir tehdit yönelterek şöyle demiştir: "O takdirde Biz sana hayatın da kat kat azabını ölümün de kat kat azabını tattıracaktık." Bunun manası da, onlara meyletmeye yaklaşmış olsaydın, dünya ve ahirette bu fiili yapan kimsenin cezasının iki katını sana tattırırdık, demektir. (Fethu'l Kadir, 3/247)

Hammad b. Atîk rahimehullah şöyle demiştir: 'Allah bu ayette, Rasûlü'ne sebat vermemiş olsaydı, müşriklere az bir şey meyledeceğini, eğer onlara meylederse de ona dünya ve ahiret azabını kat kat tattıracağını haber vermiştir. Fakat Allah onu sabit kıldı ve o da onlara meyletmedi. Hatta onlara düşmanlık besleyip, elini onlardan çekti. Fakat bu hitap, Nebi'ye masumluğu ile beraber yöneltiliyorsa, diğerlerine bu tehdidin yapılması daha evladır.' (Sebilu'n Necat ve'l Fikâk, 50)

Allah'ın subhanehu ve teâlâ Nebi'sine sallallahu aleyhi ve sellem şu emri de bunun gibidir:

"Zulmedenlere yönelmeyin. Yoksa size de ateş dokunur. Sizin Allah'tan başka dostlarınız yoktur. Sonra size yardım da edilmez." (11/Hud, 113)

Buradaki 'rukun' kelimesi meyletmek demektir. Bunlardan biri de müdahanedir ki, bununla ilgili bahis de geçti.

Kurtubi rahimehullah şöyle der: 'Ayette geçen 'rukun' kelimesi; dayanma, güvenme, bir şeye sessiz kalıp, ondan razı olmak demektir.'

Katade rahimehullah şöyle der: 'Bunun manası, onlara sevgi beslemeyin ve onlara itaat etmeyin, demektir.'

İbni Cureyc rahimehullah de şöyle der: 'Onlara meyletmeyin.'

Ebu'l Âliye rahimehullah ise şöyle der: 'Onların amellerinden razı olmayın.'

Bu manaların hepsi birbirine yakındır.

İbni Yezid şöyle der: 'Buradaki 'rukun' kelimesi, 'iddihân' manasındadır. Bu da onların küfürlerini kabul etmemektir.' '

Allah'ın şu buyruğu da, geçen ayetin aynı anlamındadır:

"Kalbini bizi anmaktan gafil kıldığımız, boş arzularına uymuş ve işi hep aşırılık olmuş kimselere boyun eğme." (18/Kehf, 28)

Her kim cehennem ve ahiret azabı ile tehdit edilmesine rağmen kâfirlere veya zalimlere meyleder veya itaat ederse, bu meylini/eğilimini ve itaatini de açıkça yaparsa işte bu çok kötü bir hezimet/yenilgidir. Bağlandığı ilke ve esasları da onlara gösterdiği bu meyil ve itaatten sonra kaybetmiştir. Bundan sonra temel esaslarından dönmediğini söylese de, onun kâfirlere veya zalimlere göstermiş olduğu eğilimi ve itaati, onu yalanlamış ve hezimete uğradığını açıkça ilan etmiş olur. Amel kendisini yalanladığı zaman temel esasların manası asla olamaz. Tüm bunlar da boş iddialardan ve bir kağıdın üzerindeki mürekkepten başka birşey sayılmaz.

Laf ebeliği yaparak temel esaslardan bahsedip de kâfirlere veya zalimlere istemiş oldukları şeylerde eğilim göstermek hiçbir zaman doğru olamaz. Bu, aşağılanmış bir yenilgiden başka bir şey değildir.

Zafer ve hezimetin yukarıda geçen manalarını düşünen bir kimseye; Afganistan İslam Emirliği'nin hezimete uğradığını zannedenlerin cehaletleri açık bir şekilde belli olmuştur. Tüm bu manaları düşünen birisi, başında Müminlerin Emiri Molla Ömer -Allah onu korusun- bulunan İslam Emirliği'nin bütün dünyaya karşı bir zafer kazandığını yakinen bilmiş olur. Allah onlara lütufta bulunmuş, zaferin manalarının birçoğunu elde etmişlerdir. Bunun yanında Allah onlara rahmet etmiş ve onları hezimetin anlamları ile yüzyüze gelmekten muhafaza etmiştir. Allah'tan dileğimiz, mücahidlere sebat vermesi, onları sahada zaferle mükafatlandırmasıdır. Şüphesiz ki O subhanehu ve teâlâ, bunun velisi ve buna kadirdir.

Müslümanın üzerine düşen inançlarına ve temel esaslarına bağlı kalması/tutunması, başına bir bela ve musibet gelse de bunların her daim üstün olduğunu ve kendisinin zafer kazandığını ilan etmesidir.

"Gevşemeyin, üzülmeyin; eğer iman etmiş iseniz en üstün sizsiniz. Size bir yara dokunduysa karşı topluluğa da benzer bir yara dokundu. Allah'ın gerçekten iman etmiş olanları ortaya çıkarması ve aranızdan şehidler edinmesi için bu günleri böyle aranızda döndürürüz. Allah zalimleri sevmez." (3/Âli İmran, 139-140)

Salât ve selam, Allah'ın Rasûlü'ne, pak ailesine ve ashabına olsun...

Şeyh Yusuf El-Uyeyri'nin rahimehullah Sevabit Alâ Darbi'l Cihad/ Cihad Yolunun Sabiteleri isimli bu kıymetli kitabı, Allah'ın muvaffavkiyeti ile bu yazıyla tamamlanmış oldu. Allah subhanehu ve teâlâ içindeki değerli menhec kaidelerinden tüm Müslümanları faydalandırsın. Bizleri esaslarından ayrılmayan, sebatkâr kullarından yazsın. Bu yolda tüm ayak kaymalarından da bizleri uzak tutsun. Allahumme Amin! İşin başında da, sonunda da Allah'a hamd olsun.

1 Muharrem 1435/ 04.11.2013

 

 

Şeyh Yusuf El-Uyeyri

Çeviri Makale: Özcan YILDIRIM

Bu Sayfayı Paylaş :