Loader
Küfrün Karanlıklarından, Vahyin Aydınlığına...

Ümmetin Evlatlarına Öğütler: Anne ve Babana İyi Davran Emre ACAR

2018-09-19

 

Rahimlerdekine merhamet eden, anayı evladına şefkatli kılan Allah’a hamd olsun. "Cennet anaların ayakları altında" diyen Resûlullah'a salât, onun ashabına ve yol arkadaşlarına selam olsun.

Değerli kardeşim!

Konumuza başlarken seninle bir iş anlaşması yapmak istiyorum, sen işci ol, ben de iş veren olayım. Şu anlık böyle olsun.

Teklifim şu: Bu işyerinde 24 saat çalışman gerekiyor. Tatil kesinlikle yoktur. Hatta bayram gibi özel tatil günlerinde daha çok çalışman gerekiyor. Yapacağın işin ise belli bir alanı yoktur. Çok kapsamlı çalışman gerekiyor. İnsanların dağıttığı ortamı düzenleyeceksin. Sen düzelttikten sonra insanlar bozsa da tekrardan kızmadan hatta tebessüm ederek düzelteceksin. İnsanlar herhangi bir saatte yemek, su gibi şeyler istediğinde, gece de olsa uykunu bölerek kızmadan yerine getireceksin. Hayatını, (giyim kuşamda dahil) işyerindeki insanlara göre ayarlayacaksın. Hasta olsan da acil işin çıksada izin yoktur. Çalışmak zorundasın.

En önemlisi ise bu kadar işin ücretidir. Böyle bir işin maaşı olarak belkide 40-50 bin ₺ gibi yüksek bir meblağ hayal ediyorsundur. Ancak bu işin bir ücreti olmayacak. Şu an: “Böyle bir işte kim çalışır ki” diyorsundur. Fakat bu işi yapan milyar insan var. Ve hiç kimsede maaş almıyor.

Maaşsız çalışan, bu kadar ağır fedakârlık yapan kişilerin kim olduğunu merak ediyorsundur. Belki de cevabı yazımızın başlığından tahmin ediyorsundur. El cevab: Bu işi bedava yapan, hiç karşılık almadan, bıkmadan gönüllü olarak yapan, annelerimiz ve babalarımızdır.

Değerli kardeşim!

Yukarıda da belirttiğimiz gibi özellikle analar bizler için karşılıksız büyük fedakârlıklar yapmaktadırlar. Peki sen bu fedakârlığa karşı annen ve baban için neler yapmaktasın? Onlara karşı olan teşekkür borcunu nasıl ifa ediyorsun? Annen ve babanın yaptığı bu fedakârlıkların ve sana gösterdikleri sağnak sağnak merhametlerinin ne kadar farkındasın? İşte bunlar üzerinde tefekkür etmelisin.

Anne ve babaların kıymetini ve haklarını idrak etmek, iki durumla mümkündür; birincisi, onların yaşadıklarını yaşamakla yani anne ve baba olmakla mümkündür. İkincisi ise Rabbimizin bu konudaki öğütlerini bilmek ve fehmetmekle mümkündür.

Anne ve babanın İslam'ın yanındaki ehemmiyetini şu maddeler üzerinden anlamaya çalışalım:

• Tevhidden sonra en önemli hak, anne ve baba hakkıdır. Allah ve Resûlü'nden sonra ikinci itaat etmemiz gerekenler hatta itaatin farz olduğu kişiler anne ve babalardır.

Rabbimiz şöyle buyurur: “Rabbin, kendisinden başkasına ibadet etmemeniz ve anne babaya iyilik etmenizin (gerekliliğine) hükmetti.” [1]

Hakeza Allah, Kur'an'da Lokman’ın (as) oğluna yaptığı nasihati anlatırken şunları söyler:

“İnsana, anne babasına karşı (iyilikle muamelede bulunmasını) tavsiye ettik. Annesi onu zorluklar içerisinde taşır ve (sütten) kesilmesi de iki yıl içindedir. Bana ve ebeveynine şükret. Dönüş banadır.” [2]

Bu ayette anne babaya iyi davranmamız gerektiğini gördüğümüz gibi şunu da görmekteyiz ki, annenin hakkı babanın hakkından daha fazladır. Sebebi de şudur: Çünkü çocuğu dokuz ay karnında taşıyan ve taşıma süresinde tüm yorgunluk ve eziyetlere katlanan annedir. Doğduktan sonra emziren ve büyümesine yardımcı olan, yaşamını kolaylaştıran ve bu süredeki meşakkatlere gönüllü katlanan yine annedir. Bu sebeple annenin hakkı babanın hakkından daha fazladır.

Peygamberimize sahabe sordu: “ 'İyi muamele edilmeye layık olan kimdir?' diye. Resûlullah şöyle cevep verdi: 'Annendir.' Bu cevaptan sonra: 'Sonra kimdir?' diye tekrardan sordu. Peygamberimiz: 'Annendir.' dedi. Adam tekrardan: 'Sonra kimdir?' dedi. Peygamberimiz: 'Annendir.' dedi. Sonra adam tekrardan: 'Sonra kimdir iyiliğe layık olan?' diye sordu. Peygamberimiz (bu sefer): 'Babandır.' dedi."

• Allah (cc) anne babaya "Öf" demeyi yasaklamış, onlara merhamet kanatlarını gererek iyilikte bulunmayı emretmiştir. Ayetlerde zikredilen iyilik geneldir. İyilik babına giren her türlü güzellik ve hoşgörü ile anne babamıza muamele etmeliyiz.

“Rabbin, kendisinden başkasına ibadet etmemeniz ve anne babaya iyilik etmenizin (gerekliliğine) hükmetti. Onlardan biri ya da her ikisi senin yanında yaşlanırsa onlara 'öf' bile deme! Onları azarlama ve onlara değerli bir söz söyle.” [3]

Bu ayette dikkat edilmesi gereken nokta şudur:

Ana babanın evladın yanına sığınıp onların bakımına muhtaç oldukları yaşlılık döneminde, ihtiyarlık sebebiyle evlatların her şeyine müdahale etmesi halinde bile “öf denmemesi” emrediliyor. Bugün yaygın olan sapma ise evlatlar henüz ana babaya muhtaç oldukları ve geçimleri baba tarafından sağlandığı dönemde ana babalarına bırakın “öf dahi dememeyi”, en büyük saygısızlığı, hakareti, azarlamayı ve isyanı kolayca yapıyor olmalarıdır.

• Cennete girmenin ve onun içindeki nimetlere ulaşmanın yollarından biri de anne babaya iyi davranmak ve onların bakımını yapmaktır.

Peygamberimiz şöyle buyurur:

“Cennet anaların ayakları altındadır.” [4]

“Kişiyi cennete ulaştıracak en iyi amel anne babaya iyilikte bulunmaktır.” [5]

Başka bir hadis de Allah Resûlü (sav) üç kere: “Burnu yere sürtsün” der. Sahabe neden böyle bir beddua ettiğini Resûlullah'a sorarlar, Peygamberimiz şöyle buyurur: “İhtiyarladığı halde anne ve babasına yetişip de onların rızasını kazanarak cennete giremeyenin burnu yere sürtsün.” [6]

• Anne ve babaya bakmak cihaddır. Cihat eden kişinin ecri Allah katında ne kadar çok ise anne ve babasına bakan kişinin ecride ona eşittir. Hatta kişi Allah yolunda cihad etmeyi anne ve babası izin vermesi durumunda yapabilir. İzin vermezlerse kişi Allah yolunda cihat edemez.

Allah yolunda savaşmak için gelen sahabe Resûlullah’a şöyle söyledi: “ 'Allah’tan umarak hicret ve cihat etmek üzere sana biat etmek istiyorum.' Allah Resûlü sordu: ‘Annen ve babandan hayatta olan kimse var mı?’, sahabe: 'Her ikisi de sağdır.' dedi. Bunun üzerine Resûlullah: 'Allah’tan ecir kazanmak istiyor musun?' diye sordu. Sahabe: 'Evet.' dedi. Peygamberimiz 'Anne ve babana dön, onlara iyi bak.' dedi." [7]

Başka bir hadis de Resûlullah cihat için gelen kimseye: “Annen ve baban sana izin verirlerse cihad et. Aksi halde onlara itaat et ve ihsanda bulun.” [8] buyurmuştur.

Değerli kardeşim!

Buraya kadar yazdıklarımızın üzerinde tefekkür edersek Kur'an-ı Kerim Allah’ın haklarından sonra anne ve baba hakkına çok önem göstermiştir ve kişinin cennete girmesini anne babasının rızasına bağlamıştır. Müslüman olarak anne baba hakkını (anne baban müşrik hatta İslama savaş açanda olsa) yerine getirmeli ve bu sorumluluğuna titizlilikle dikkat etmen gerekir.

Anne Babaya Her Alanda İtaat Yoktur

Son olarak şunu da belirtmek istiyoruz; anne ve babaya olan itaatimiz, saygımız, sevgimiz kısacası onlara karşı olan sorumluluklarımız mutlak değildir. Bilakis bu sorumluluğun sınırları vardır ve bu vahiy tarafından belirlenmiştir. Bu sınırı aşmak doğru değildir.

Annemiz veya babamız bizlere şirki, haramı, isyanı emrettiklerinde onlara itaat edemeyiz. Anne-babaya itaat farzdır deyip kesinlikle şirke ve harama bulaşamayız. Bu geçerli bir mazeret değildir. Unutmamak gerekir ki asıl razı edeceğimiz ve kendisine kulluk edeceğimiz kişi Allah’tır. Ve sonuç olarak dönüşümüz yine Allah’adır.

Anne babaya iyi davranmayı ve itaat etmeyi emreden Rabbimiz Lokman suresinde bunun sınırlarını şöyle anlatır:

“Bilgin olmayan şeyi bana ortak koşman için seni zorlarlarsa onlara itaat etme. (Ama) dünyada onlarla iyilikle geçin. Bana yönelenlerin yoluna uy! Sonra dönüşünüz banadır ve yaptıklarınızı size haber vereceğim.” [9]

Kıymetli kardeşim!

Rabbim bizleri anne ve babamıza iyi davranmaya ve onlar sebebi ile cennete girmeye muvaffak kılsın. Rabbim bizleri hem kendisine hem anne babamıza teşekkür eden kullarından eylesin. Allahumme amin.

Davamızın sonu âlemlerin Rabbine hamd etmektir.

Bir sonraki yazımıızda görüşme ümidi ile…

 

 

[1]        .     17/İsra, 23

 

[2]        .     31/Lokman, 14

 

[3]        .     17/İsra, 23

 

[4]        .     Nesai

 

[5]        .     Tirmizi

 

[6]        .     Müslim

 

[7]        .     Buhari

 

[8]        .     Ebu Davud

 

[9]        .     31/Lokman, 15

Bu Sayfayı Paylaş :