Loader
Küfrün Karanlıklarından, Vahyin Aydınlığına...

Yoldaki İşaretler Ömer AKDUMAN

2018-03-16

Kitap: Yoldaki İşaretler

Yazar: Seyyid Kutub

Yayınevi: Beka

'Yoldaki İşaretler' kitabı son asırda tevhidi uyanışın önderlerinden sayılan Seyyid Kutub'a rahimehullah ait olan bir şaheserdir. Aynı zamanda Seyyid Kutub'un meşhur 'Fi Zilali'l Kur'an' ile beraber zikredilen önemli bir kitabıdır. Müellif, bu kitabı son dönemlerinde ele almış ve İslami esasları, günümüzde ters yüz edilmiş olan hakikatleri izah etmiştir.

Fi Zilali'l Kur'an tefsirinin özeti mahiyetinde olan bu kitap, müellifi ve düşünce yapısını anlamak isteyenler için bir kaynaktır. Kitabın içeriğini yazarın şu ifadelerinde bulmak mümkündür:

'… Böyle bir kararlılık ile yola koyulacak söz konusu öncü cemaate, yüklenmiş olduğu misyonun tabiatını, vazifesinin hakikatini, amacının asaletini, uzun yolculuğunun başlangıç noktasını ve yeryüzünün her yanına çöreklenmiş olan cahiliye akımına karşı tutumunu belirleyecek olan yol işaretleri lazımdır. Bu öncü cemaat, insanlar ile hangi noktada birleşip hangi noktalarda ayrılacak, kendisini ve etrafını çevreleyen cahiliyenin özellikleri nelerdir, cahiliye ehline İslam'ın dili ile nasıl hitap edecek ve onları hangi konularda muhatap alacaktır? Bunun yanı sıra bu cemaat, bu konularda hangi kaynaktan nasıl bilgi alacağını da bilmek durumundadır…

İşte 'Yoldaki İşaretler'i sabırsızlıkla beklenen bu öncü cemaat için kaleme aldım.' 1

Kitap, Beka Yayınları'nın 2017 baskısı olarak 223 sayfa ve 12 başlıktan oluşmaktadır. Her bir başlık altında İslam cemaati için bazı yol işaretleri çizmiştir Seyyid Kutub. 'Örnek Bir Kur'an Nesli' başlığında Kur'an'a karşı yaklaşımımız hususunda onu sahabenin anlayışı üzere anlamanın önemini anlatmıştır. İslam'ın ilk muhatapları olan o seçkin insanların cahiliyenin kapılarının eşiğinde bıraktıklarına dikkat çekmiştir.

'Kur'an Metodunun Tabiatı' başlığında akide vurgusu yapmış ve İslam'ın akideden ayrılmaz bir bütün olduğunu, akidenin de inançtan ibaret bir vicdan meselesi olmadığını şu cümleleri ile izah etmiştir: 'İslam akidesi ifadesini, pratik bir nizamda, dinamik vicdanlarda, canlı bir toplumda ve muhatap olduğu insanların gerek vicdanlarında kümelenen gerekse de etraflarını saran cahiliye kalıntıları ile savaşa tutuşan bir harekette bulmak ister…' 2

Rasûlullah'ın sallallahu aleyhi ve sellem siretine baktığımızda, o, çevresindeki müşrik fert ve kabilelere karşı, merhalelerin farklılığına göre farklı tutumlar sergilemiştir. Allah yolunda cihad başlığında bu kısım açıklanmıştır.

Batılı toplumların aksine İslam medeniyeti, ahlaktan yoksun, aile kurumunun tarumar edildiği ve ekonominin ahlakı belirlediği bir toplum oluşturmak istemez. Aksine dünyayı ve dünyalığı ancak belirlenmiş olan ilkeler ve ölçüler ışığında kabul eder.

İslam düşüncesi ve kültüre yaklaşım konusu insanların genelde karıştırdıkları bir noktadır. Hangi ilim kimden öğrenilebilir? Öğrenmek isteyenler ilgili başlıktan tafsilatı ile okuyabilirler.

Seyyid Kutub rahimehullah bize on bir başlıkta İslam'ı ve modern cahiliyyenin gerçek yüzünü anlatıp, önümüze İslam'ın işaret levhalarını koyduktan sonra okuyucularını sarsmak istemiş gibi. 'Bu, İslam'ın muhteşem düzenidir. Ancak haktır diye herkesin önünüzde diz kırıp hakkı öğreneceğini, boyun eğeceğini mi sanırsınız? Tam aksine, karşı çıkıp yıldırmaya çalışacaklar' dercesine 'İşte Yol Budur' başlığının hemen altında Buruc Suresi'nin ayetlerini vermiş. Ardından izah etmiş yolun sıkıntılarını, çilelerini, ayrılıkları… Adeta 'Sadece anlatanlardandır, yaşayanlardan değil' deneceğini düşünmüş ve bu kitabı yazdıktan kısa süre sonra bir şahit ve şehit olarak ebedi yolcuğuna çıkmış… Allah ona rahmeti ile muamele etsin.

Son olarak, yazar ve kitapları muhafazakâr demokratlar tarafından dahi kabul görmüştür. Artık 'Dalalettesiniz!' diye haykıran vicdanlarını bir tevhid önderini sahiplenerek sakinleştirmeye çalışırlar. Oysa müellif şu ifadeleri, onlar gibi sapıklık kapılarının bekçilerine yazmıştır: 'Tüm beşeri düzenler, İslami yöntemin haricindeki bir yöntem ile gerçekleştirilebilirler. Ama bu yabancı yöntemler bizim nizamımızı asla gerçekleştiremezler. İslami hareketlerin tümünde meşru yönteme uymak, akideye ve nizama uymak kadar mecburidir.' 3

Âlemlerin Rabbi olan Allah'a hamd olsun.

 

1 . S. 14-15

2 . S. 50

3 . S. 56

Bu Sayfayı Paylaş :