Loader
Küfrün Karanlıklarından, Vahyin Aydınlığına...

"La" Dememe İzin Ver 15-04-2019 Sayfa : 43-45 / Yazar : Psikolog Aysun TUNÇ

"Çocuk İnsanın" Mahremiyeti Üzerine

Markette alışveriş yaparken herhangi biri yanınıza yaklaşıp sizi sıkıştırsa, öpse ve çikolata uzatıp "Hadi sen de beni bir kere öp" dese şaşırır mıydınız?

Veya bir toplu taşıma aracında ayaktaysanız, "Ortalık kalabalık, gel bakalım kucağıma." diye bir hışımla birinin kucağına oturtulsanız?

Veya kıyafetinizin çok ıslak olduğu gerekçesiyle birçok kişinin bulunduğu bir alanda (evde, parkta, piknikte vs.) herhangi biri tarafından pat diye üstünüz başınız çıkartılsa? "O senin kardeşin, bir şey olmaz." dense!

Bir yetişkin olarak bu hadiseleri yaşamadığınızı düşünüyorum. Peki, ya bir çocuk olarak?

Bu sorular herkesin zihninde olumlu/olumsuz demlenedursun. Biz de konuyu detaylıca ele alalım.

■■■

3. sayfa haberi olarak okumaya alıştığımız vakalar, artık hayatın tam içinde. Okulda, parkta, asansörde, evlerimizde...

Her birimiz yeni bir kavramla tanıştık/tanıştırıldık: "Çocuk İstismarı!"

Her yıl on binlerce çocuk cinsel istismara uğruyor. Dahası bu sayı her geçen gün artıyor. Sadece 2014-2016 yılları arasında saptanabilmiş %33'lük bir artış var.1 Hâli hazırda doların yükselişi kadar dikkat çekmese de artık üstü örtülemez bir gerçeklik var karşımızda...

Duyarlı insanlar problemin farkında. Konu farklı mecralarda tartışılıyor. Fakat istismar yani sonuç konuşuluyor. İstismara giden süreç üzerinde durulmuyor. Şunu kastediyorum:

Birçok yerde çocuk istismarının temeli olan ihmal, duygusal ve fiziksel istismar (ihlal) konuları atlanıp çocuk istismarının sadece cinsel boyutu konuşuluyor. Konu yanlış yerden konuşulunca üretilen çözümler de yanlış oluyor.

İstismarın aktörü çocukmuş gibi, "Buralar özel bölgelerin, kimseye dokundurtma…" ya da "Biri şöyle yaparsa çığlık at." deniyor.

Oysa özel bölgelere dokundurtmama ve çığlık atma buz dağının görünen kısmı. Keşke mesele bu kadar basit olsa.

Asıl mesele, çocuğun ihmale ve ihlale uğramaması, kişilik ve onurunun istismar edilmemesidir. İhtiyaç duyduğunda ihmal edilen, bir "çocuk insan" olarak saygı gösterilmeyip ihlal edilen çocuk, bir takım duygusal zedelenmeler yaşar. Bu zedelenmeleri yaşayan çocuk ise istismara açık hâle gelir.

İsterseniz burayı biraz daha açalım:

Yeryüzünün halifesi olarak yaratılan onurlu/değerli/izzetli2 insanı, kimlik başlangıcı açısından iki evrede inceleyebiliriz:

1. 0-18 ay dönemi

Anabakım veren kişiyle, annesiyle, kişilik olarak bir bütünlük içerisinde hissettiği, kendisini henüz bağımsızlık bir varlık olarak düşünemediği dönem.

2. 18 ay ve sonrası

Yeryüzüne gözünü açışı daha 18 ay olmuş "çocuk insan", bambaşka bir sürece girer, -evet hepimiz bu sürece girmiştik :) - kendi varlığının başka bir insandan veya nesneden bağımsız olarak var olduğunu anlamaya başlar. Mesela, 18. aydan önce yapmadığı bir davranışı yapar, burnuna kırmızı bir nokta konan bebek artık aynaya değil, kendi burnuna dokunmaya başlar. Literatürde "selfcognition/öz farkındalık" denir. İşte bu öz farkındalıkla beraber 2 yaşa doğru, "La dönemi" olarak adlandırdığım (sendrom olmayanından) varlığını ortaya koyma dönemi başlar. "Benim bir ruhum, benim bir bedenim, benim bir amacım var." hâli... Sonsuzluğun sonlu sınavına nasıl da tatlı bir başlangıç provası değil mi?

Mühim olan bu dönem ve bu dönemde çocuğa saygı duyarak, onu bir birey olarak kabul ederek, ona güven verebilmektir. Başta ebeveyn olmak üzere, çevresiyle güvenli bağ kurmasını sağlamaktır. Bu da ihmalden ve ihlalden kaçınmakla mümkündür.

İhtiyacı olduğu hâlde onunla ilgilenmiyor, fizikî ve duygusal ihtiyaçlarını karşılamıyorsanız, onu ihmal ediyorsunuzdur. Ya ihlal? İstismarın önünü açan bu büyük suçu örneklerle açıklamak istiyorum:

"Ama ne kadar ayıp! Bak seni görmeye gelmiş teyze, hadi git sarıl." gibi cümlelerle sarılması için ısrarcı olmak.

Çocuğun pek de gönlü olmadığı bir zamanda izinsiz şapur şupur kıstırarak öpmeye kalkışmak. Özellikle de ebeveyni olmadığımız bir çocuğu.

Öpme/sarılma yapmadığında araya mesafe koymak veya "Gene kendini korumaya aldı haha!", "Bu da pek çekingen." gibi çirkin cümleler kurmak.

Kamuya açık bir alanda hiçbir rahatsızlık duymadan kıyafetlerini değiştirmek vb. gibi.

Hayata dair algısının şekillendiği yıllarda, yıllarca, bir değil birçok kez bu sirkülasyon içerisinde kalmak, mahremiyete dair iç dinamiklere dinamit koymak oluyor.

Meselenin nihayete erdiği yer aslında şurası oluyor: Sevginin içinde saygı yok ise o sevgi karşısındaki kişiye yarar değil zarar vermeye başlayabiliyor. Yaşanan bu hadiselerde en sıkıcı durum, "sıklıkla" ve "saygısızca" çocuğun itiraz edebilme hakkının baskılanıp bir yetişkinin iradesine bir şekilde boyun eğme konumuna getirilmesi. Nitekim yapılan araştırmalar da bunu kanıtlar nitelikte. Türkiye vakasında yapılan bir araştırmada3, çocuğun bedenine dair yapılmış o iğrenç olaylarda, çocukların yaklaşık %60'ının bu duruma karşı gelmediğini, kendisinin bir direnç göstermediğini, durumu kabullendiğini çok can acıtıcı şekilde önümüze seriyor.

Neden Çocuk İstismara Karşı Koymuyor? Niçin Çığlık Atmıyor?

Çünkü yıllar içinde sayısız defa ihlal edilmiş. Bedenine izinsiz dokunulmuş, sıkıştırılıp öpülmüş, insan içinde kıyafetleri değiştirilmiş, insanların kucağına oturtulmuş. İtiraz etse ya da rahatsızlığını belli etse alaya alınmış, azarlanmış, "Ama o teyze, ama o amca." denerek duyguları ve kişiliği yok sayılmış.

Mesele çok su götürür fakat yazıyı kalbi(m)nize küçük notlar bırakarak sonlandırmak istiyorum:

Çocukların sahibi değil emanetçisiyiz.

Onlar birer "kamu malı" değil. İstediğimiz gibi kullanamayız ve birilerinin hatırı kalacak diye kullandırtamayız.

İçinde yaşadığımız dönem ve toplumun ahvalini görüp buna göre bir tedbir almamız gerekir.

Bir şeyleri düzene koymanın her zaman daha mahrem (özel) ve daha şefkatli bir yolu vardır.

Hatalar yapabiliriz, en önemlisi hatalarda ısrarcı olmamak gerektiğidir.

Bu tarz konularda sıkıntılar yaşıyorsak belki de en çok kendimizin kendimize sarılmaya ihtiyacı vardır.

Allah'ın izniyle şefkat ve saygı, tarifi zor, muazzam birer iyileştiricidir.

Yaralı Müslim çocukların alınlarından "izinleri olursa" öperim.

Hamd Âlemlerin Rabbine, salât ve selam Resûlü'ne, varlığım Allah'ın dinine armağan olsun.

1 . İmdat.org, Çocuk İstismarı Raporu, 2017

 

2 . 17/İsra, 40; 2/Bakara, 30; 10/Yûnus, 14; 27/Neml, 62, 6/En'âm, 165 vb.

 

3 . Analyses of Child Sex Abuses Cases in Turkey, 2015, Sibel Küçük.

 

Bu Sayfayı Paylaş :